Yetkili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yetkili etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2010 Pazar

EMO Yetkin/Yetkili/Uzman Mühendislik Kavram ve Uygulamaları Kurultayı Sonuç Bildirgesi



ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI YETKİN / YETKİLİ / UZMAN MÜHENDİSLİK KAVRAM VE UYGULAMALARI KURULTAYI SONUÇ BİLDİRGESİ

Yetkin / Yetkili / Uzman Mühendislik Kavram ve Uygulamaları Kurultayı 24-25 Ekim 2009 tarihlerinde İstanbul‘da Yıldız Teknik Üniversitesi Oditoryum Salonu‘nda gerçekleştirilmiştir. EMO 41. Olağan Genel Kurulu‘nda alınan kararın gereği olarak düzenlenen Kurultaya, iki gün boyunca 158 kişi EMO üyesi, 86 kişi EMO-Genç üyesi ve 31 kişi konuk olarak katılmıştır.

Kurultay‘da gerek EMO içerisinde gerekse TMMOB bünyesinde tartışılan ve farklı uygulama şekilleri bulunan yetkin, yetkili ve uzman mühendislik kavramlarının, EMO örgütlülüğünde sağlıklı bir şekilde tartışılmasını sağlamak ve bu tartışma sonucunda EMO örgütlülüğünde bir karar birlikteliğine varabilmek amaçlanmıştır.

Kurultay hazırlıkları kapsamında 9 ilde yerel etkinlikler yapılmıştır. Sırası ile 14 Şubat 2009 tarihinde Ankara, 14 Mart 2009 tarihinde Kocaeli, 21 Mart 2009 tarihinde Bursa, 18 Nisan 2009 tarihinde İstanbul, 16 Mayıs 2009 tarihinde Mersin, 20 Mayıs 2009 tarihinde Denizli, 23 Mayıs 2009 tarihinde İzmir, 30 Mayıs 2009 tarihinde Adana ve 6 Haziran 2009 tarihinde Samsun yerellerinde yapılan panel ve forumlar ile Kurultay kapsamındaki konuların en geniş üye tabanı ile tartıştırılması hedeflenmiştir. 9 ilde yürütülen bu çalışmalardan çıkan sonuçlar Kurultaya taşınmıştır.

Kurultay kapsamında gerek EMO örgütlülüğü içersinde bu konu çerçevesinde tartışılan kavramların, gerekse TMMOB örgütlülüğü içerisinde yapılan uygulamaların tartışılması hedeflenmiştir. Bu amaçla tartışmalar;

• Yetkin/Yetkili/Uzman Mühendislik

• AB uyum yasaları ve GATS süreci

YÖK ve diploma unvanları, mühendislik eğitimindeki güncel durum ve Akreditasyon

Belgelendirme ve mesleki yeterlilik

TMMOB içerisindeki uygulamalar

Türkiye‘deki yasal düzenlemeler (Mesleki Yeterlilik Kurumu, Yabancı Mühendislerin Çalışması Hakkındaki kanun vs.)

• Nasıl bir meslek içi eğitim uygulaması olmalı

ana başlıkları altında gerçekleştirilmiştir.

Kurultay programı içerisinde 4 adet oturum ve bir adet de forum gerçekleştirilmiştir. Bu oturumlar,

1) AB Uyum Yasaları, GATS Süreci ve Türkiye‘deki Yasal Düzenlemeler

2) Mühendislik Eğitimi, Akreditasyon, YÖK ve Diploma Unvanları

3) Yetkin / Yetkili / Uzman Mühendislik, Belgelendirme, Mesleki Yeterlilik, Meslek İçi Eğitim ve TMMOB İçi Uygulamalar

4) Sonuç Bildirgesinin Görüşülmesi

başlıkları altında gerçekleştirilmiştir. Kurultay‘da kararlar yürütülen tartışmalar çerçevesinde ortaklaşma yöntemi ile alınmıştır, oylama yapılmamıştır.

Yetkin / Yetkili / Uzman Mühendislik Kavram ve Uygulamaları Kurultayı ikinci günü üçüncü oturumunda verilen önerge ile Kurultay Sonuç Bildirgesi Komisyonu oluşturulmasına karar verilmiştir. Kurultay Forum bölümü ile dördüncü oturum olan "Sonuç Bildirgesinin Görüşülmesi" oturumları birleştirilmiş ve forum bölümü bitiminde kurultay sürecinde ortaklaşılan ve ortaklaşılamayan konular kürsüden özetlenmiş, EMO-Genç‘in talepleri alınmış ve genel bir çerçeve çizilmiştir. Sonuç bildirgesinin yazılması için oluşturulan komisyonun bu çerçeve kapsamında en kısa sürede toplanması kararlaştırılmıştır. Komisyon Kurultay‘da görüşülen konuların bant çözümleri, EMO-Genç talepleri ve yerel etkinliklerin sonuçlarından yararlanarak Sonuç Bildirgesi‘ne son halini vermiştir.

Kurultayda yürütülen tartışmalar sonucunda ortaklaşılan görüşler;

1- Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) gündeminde Yetkin Mühendislik uygulaması yoktur. EMO‘da yetkin mühendislik kavram ve uygulamaları savunulmamaktadır. EMO statü belirlemeye dönük sınıflandırma ve hiyerarşik adlandırmalarla meslektaşlarımız arasında eşitsizlik ve emek sömürüsü yaratacak yetkin mühendisliğe ilişkin uygulamalara ve girişimlere karşı durur.

2- EMO; AB, GATS ve DTÖ‘den gelen mühendislik meslek alanlarının düzenlenmesine yönelik tüm uyumlaştırma dayatmalarına karşı durur, bu yönde geliştirilen politika ve uygulamalar ile mücadele eder.

3- EMO mühendislik eğitiminde, üniversitelerde yeni bölüm açılmasında, bölüm kontenjanlarının belirlenmesinde söz hakkı talep etmeli ve müdahale etme araçlarının geliştirilmesini sağlamalıdır. Akademik eğitim sorgulanmalı, eğitim sisteminden kaynaklı sorunlar eğitim sistemi içinde çözülmelidir.

4- EMO gerici ve ezberci eğitim sistemine karşı parasız, bilimsel, özerk ve demokratik üniversiteyi savunmaktadır. Bir ülkenin eğitim politikaları, bilim, teknoloji ve sanayi politikalarından ayrı düşünülemez. Türkiye‘deki eğitim ve mühendislik eğitimi toplum çıkarlarına göre değil, uluslararası iş bölümünün bir sonucu olarak şekillenmektedir. EMO, yeniden yapılandırılan üniversite eğitim sürecine (Danışma Kurulları v.b.) karşı durmalı ve mücadele etmelidir.

5- Mühendislik eğitimi veren bölümler arasında; öğretim elemanı sayısına dayalı, müfredat farklılıklarına dayalı, laboratuar ve test olanaklarına dayalı farklılıklar vardır. Mezunlar arasında ciddi bir şekilde unvan ve yetki karmaşası yaşanmaktadır. Bu çelişki ve farklılıklar mezuniyetten itibaren meslektaşlarımız arasında ciddi bir eşitsizlik ve dengesizlik yaratmaktadır. Ayrıca ülkemizde istihdam ile eğitim arasında ciddi bir uyumsuzluk mevcuttur. Bazı alanlarda eleman eksikliği varken bazı alanlarda da istihdam fazlası vardır. EMO mühendislik eğitiminde yaşanan olumsuzluklar karşısında taraf olmalı ve baskı oluşturmalıdır.

6- Meslektaşlarımızın bilimsel ve teknik formasyonlarını geliştiren, bilgi ve birikimlerin paylaşılarak üretim süreçlerine aktarılmasını sağlayan Meslek içi Eğitim faaliyetlerinin; EMO‘ya bağlı bütün meslek disiplinlerinin ihtiyaçlarına cevap verebilecek kapsamlı bir düzeye getirilmesi gerekmektedir. EMO, Meslek içi Eğitim faaliyetlerinin kendi giderlerini karşılayacak biçimde sürdürülmesini ve bu hizmetlerin ticarileştirilmemesi için gerekli tedbirlerin alınmasını sağlar.

7- Diplomaların değersizleştirilmesine dönük uygulamalara karşı çıkılmalıdır. EMO diplomalara ünvan yazılmaması konusunda hukuki süreci başlatmalı, Yüksek Öğrenim Kurulunun bu kararına karşı dava açmalı ve TMMOB‘nin de davaya müdahil olmasını talep etmelidir.

Kurultay hazırlık sürecinde ve Kurultay süresince yürütülen tartışmalarda Belgelendirme ve Akreditasyon konularında karar birlikteliğine varılamamıştır. Bu konular ile ilgili tartışmaların EMO örgütlülüğü içerisinde sürdürülmesine ihtiyaç olduğuna karar verilmiştir.

Kaynak: http://www.tmmob.org.tr

30 Ekim 2009 Cuma

EMO Yetkin/Yetkili/Uzman Mühendislik Kavram ve Uygulamaları Kurultayı Yapıldı

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) adına EMO İstanbul Şubesi’nin düzenlediği Yetkin/Yetkili/Uzman Mühendislik Kavram ve Uygulamaları Kurultay’ı 24-25 Ekim tarihlerinde Yıldız Teknik Üniversitesi Oditoryum Salonunda gerçekleştirildi.

Kurultay‘ın amacı, gerek EMO içerisinde gerekse TMMOB bünyesinde tartışılan ve farklı uygulama şekilleri bulunan yetkin, yetkili ve uzman mühendislik kavramlarının, EMO içerisinde sağlıklı bir şekilde tartışılmasını sağlamak ve bu tartışma sonucunda EMO örgütlülüğünde bir karar birlikteliğine varabilmek olarak açıklansa da, Kurultay’da karar almaya dönük bir düzenleme olmaması katılımcılar tarafından bu amacın sorgulanmasına yol açtı.

İki gün süren Kurultay her bir oturum ayrı bir forum şeklinde olmak üzere, 4 oturum ve 1 forum şeklinde düzenlendi. EMO ve EMO-Genç üyelerinin çok büyük bir kısmını oluşturduğu yaklaşık 250 katılımcı kurultaya katıldı. Kurultay, açılış konuşmaları ve yerel etkinliklerin bilgilendirmeleri ile başladı. Kurultay öncesi 9 ilde gerçekleştirilen yerel etkinliklerin sunumundan sonra, ilk oturum “AB Uyum Yasaları, GATS süreci ve Türkiye’deki Yasal Düzenlemeler” başlığı altında gerçekleştirildi. İlk günün son oturumu ise “Mühendislik Eğitimi, Akreditasyon, YÖK ve Diploma Unvanları” başlığını taşıyordu. Her iki oturum da Kurultay Düzenleme Kurulu’ndan bir üyenin çerçeve sunumu ile başladı. Kurultay hazırlık sürecinde yaşanan sorunlar ve Kurultay’ın formatının dışına çıkarılarak karar alma sürecinin engellemesi ile yaşanan gerginlik ilk günkü oturumlara yansıdı. İlk günkü oturumlarda somut önerilerden çok polemikler ön plana çıktı. Ayrıca Kurultay’da EMO ve EMO-Genç üyelerinin eşit söz hakkı olması kararlaştırılmış olmasına karşın ilk günkü oturumlarda, EMO-genç üyelerinin söz kullanımı ile ilgili de sorunlar yaşandı.

Kurultayın ikinci günü, “Yetkin/Yetkili/Uzman Mühendislik Belgelendirme, Mesleki Yeterlilik, Meslek İçi Eğitim ve TMMOB İçi Uygulamalar” oturumu ile başladı. Tartışma şekli ve söz kullanımı ile ilgili ilk gün yaşanan sorunlar, ikinci gün aşılabildi. Kurultayda karar alınamadığından, ortaklaşılan ve ortaklaşılamayan konularda Kurultay Sonuç Bildirgesi’ni oluşturmak üzere bir komisyon kuruldu. Çok sayıda EMO ve EMO-Genç üyesinin söz aldığı ikinci gün somut önerilerin tartışıldığı bir ortam sağlanabildi.

Kurultay katılımcılarının kürsüden yoğun olarak dile getirdiği görüşler;

  • Mühendislik eğitiminin, mühendislik mesleğini uygulamaya yeterli olmadığını düşünen ve akademik eğitim sonrası zorunlu çalışma ve sınavlarla yeni bir süreç tanımlayan yetkin mühendislik gibi uygulamalara karşı çıkılmalıdır.

  • AB-GATS sürecine ve bu sürecin mühendislik-mimarlık alanında içinde bulunduğu bütün meslek alanlarına dönük saldırılarına karşı çıkılmalıdır.

  • Yetkin mühendislik, belgelendirme ve akreditasyon konuları AB-GATS sürecinin yansımalarıdır.

  • YÖK’ün 2005 yılında aldığı diplomalara unvan yazılmama kararına karşı EMO ve TMMOB olarak dava açılmalıdır.

  • Eğitimin niteliksizleştirilmesine karşı, demokratik üniversite talebi ile parasız, bilimsel, anadilde eğitim mücadelesi verilmelidir.

  • EMO ve TMMOB, mühendislik eğitimine müdahil olmalıdır, yetersiz akademik kadro ve yetersiz altyapı ile açılan mühendislik fakültelerine karşı çıkılmalıdır.

  • Mühendislik mesleğinin icrasında yaşanan sorunların çözümü kamusal denetim ile sağlanabilir.

  • Meslek içi eğitim mühendislerin ihtiyacı olan mesleki ve teknik bilgilerin geliştirilmesi amacı ile yapılmalı fakat meslek içi eğitimde belgelendirme, sınav, iş yapma yetkisi gibi zorunluluklara karşı çıkılmalıdır.

  • Üniversite eğitiminin ticarileştirilmesine, Bologna süreci ile başlayan üniversitelerin dönüşüm sürecine, üniversitelerin sermaye lehine yeniden yapılandırılmasına karşı çıkılmalıdır. Bu amaçla öğrenciler ve akademisyenlerle ortak çalışmalar yapılmalıdır.

  • AB-GATS süreci, ülkede yapılan düzenlemeler (mesleki yeterlilik kurumu, YÖK, yabancı mühendislerin çalışması hakkındaki kanun), sermayenin nitelikli emek gücünü ucuza istihdam etme isteği, üniversite eğitiminde yaşanan ticarileşme süreci bütünlüklü ele alınmalıdır ve bütünlüklü bir karşı çıkış sağlanmalıdır.

Kurultay, hazırlık sürecinde yaşanan tüm olumsuzluklara ve karar almaya dönük bir düzenleme olmamasına rağmen, özellikle İvme Dergisi’nin Yetkin Mühendislik sayısında dile getirilen görüşlerin, Kurultay katılımcılarının büyük bir kısmı tarafından kürsüden ifade edilmesi ve en azından Yetkin Mühendislik uygulaması karşısında bir mutabakat sağlanmış olması açılarından önemli sonuçlar üretmiştir.

Kurultay, sonuç bildirgesi komisyonundan bir üyenin taslak metni kurultay katılımcılarının onayına sunması ile son buldu.

Sonuç bildirgesinde ortaklaşılan görüşlerden bazıları,

  1. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) gündeminde Yetkin Mühendislik uygulaması yoktur. EMO’da Yetkin Mühendislik savunulmamaktadır. EMO bu konuda yapılacak tüm girişimlere karşı mücadele eder.

  2. AB-GATS ve DTÖ den gelen tüm uyumlaştırma dayatmalarına EMO karşı durur.

  3. Üniversite Eğitimi ile ilgili önerilerimiz TMMOB II. Mühendislik Mimarlık Kurultayında “Mesleki yeterlilik – Mesleki YetkinlikMesleki Eğitim” başlığı altında yer alan Üniversite Eğitimi ile ilgili aldığı kararlardan yararlanır ve bunları yukarıdaki mantıkla güncelleştirir.

  4. Meslektaşlarımızın bilimsel ve teknik formasyonlarını geliştirici Meslek içi Eğitim ticarileştirilmeden sürdürülmelidir.

  5. TMMOB EMO mühendislik eğitiminde, üniversitelerde yeni bölüm açılmasında, bölüm kontenjanlarının belirlenmesinde söz hakkı talep etmeli ve müdahale etme araçlarının geliştirilmesini sağlamalıdır.

  6. TMMOB EMO gerici ve ezberci eğitim sistemine karşı parasız, bilimsel, özerk ve demokratik üniversiteyi savunmalıdır.

  7. Diplomalara unvan yazılmaması konusunda EMO hukuki süreci başlatmalıdır, Yükseköğretim Kurulu’nun bu kararına karşı dava açmalıdır ve TMMOB’nin de davaya müdahil olmasını talep etmelidir.

Kurultay katılımcılarının çok büyük bir kısmı akreditasyon konusunun, üniversitelerin yeniden yapılandırılması, ticarileştirilmesi ve tek tipleştirilmesi sürecinin bir parçası olduğunu belirtmesine rağmen, akreditasyon sonuç bildirgesinde ortaklaşılamayan konular arasında yer aldı.

Belgelendirme konusunda da Kurultay katılımcılarının çok büyük bir kısmı, belgelendirmenin nitelikli emek gücünün sınıflandırılmasına ve değersizleştirilmesine yol açacağını, belgelendirmenin yetkilendirmenin bir şekli olduğunu ve yetkin mühendislik tartışmasından ayrı değerlendirilemeyeceğini belirtmesine karşın, belgelendirme de sonuç bildirgesinde ortaklaşılamayan konular arasında yer aldı.

Kurultay sonuç bildirgesinin en kısa sürede açıklanacağı belirtilerek Kurultay bitirildi.

13 Aralık 2008 Cumartesi

Açıklama No:7 Yetkin-Yetkili Mühendislik Uygulamasını Durdurduk


İnşaat Mühendisleri Odası tarafından başlatılan Yetkin Mühendislik uygulaması Danıştay kararıyla durduruldu

Türkiye’yi yönetenlerin GATS anlaşmasına 1995 yılında imza atması ve ardından gelişen AB uyum süreci ile gündeme gelen YETKİN MÜHENDİSLİK uygulamasına karşı İVME adına inşaat mühendisi bir meslektaşımız tarafından Danıştay’da açılan davanın ilk raundunu İVME kazandı.

Bilindiği gibi, ulusal teknik gücümüzün tasfiyesine yol açacak olan yetkin-yetkili mühendislik uygulaması TMMOB’deki etkin yönetim anlayışı tarafından sahiplenilmiş ve bununla da kalınmayarak AKP Hükümeti siparişiyle TMMOB yöneticileri tarafından bir YETKİLİ MÜHENDİSLİK YASA TASARISI hazırlanarak AKP hükümetine sunulmuştu.

Buna bağlı gelişen süreçte, ileride özellikle genç meslektaşlarımızın sırtından oluşacak pastadan pay kapma yarışına giren İMO, MMO, HKMO, JFMO, PMO uzman ve yetkin mühendis yönetmeliklerini birbiri ardına yayınladılar. Bunlardan, ABD’de uygulanan “professional engineering” yönetmeliklerinden kopyalanarak İMO tarafından hazırlanan YETKİN İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ YÖNETMELİĞİ, yasayla tanımlanmamış bir unvanın kullanılması ve meslektaşlar arası eşitsiz iş ilişkisi yaratması gibi boyutlarıyla mevcut yaslarla da aykırı hükümler de içermekteydi.

Bu yönetmeliğe karşı dergimiz adına İnş. Müh. Ercan Atalay tarafından, 2006/5860 esas sayı ile açılan davada, Danıştay 8. Dairesi 6 Kasım 2007 tarihinde oybirliği ile yürütmeyi durdurma kararı verdi. Kararın gerekçesinde şöyle denilmektedir:

Dava konusu Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği İnşaat Mühendisleri Odası Yetkin İnşaat Mühendisliği Yönetmeliği ile “meslek bilgisi, deneyimi birikimi ve etik anlayışla belli bir olgunluk düzeyine erişmiş olan inşaat mühendislerinin tespitini ve belgelenmesini amaçlayan bir yetkin inşaat mühendisliği düzeninin oluşturulması ve bu düzenin işleyiş ilkelerini belirleme” amaçlanmış ise de; mühendislik mesleğinin niteliği, mühendis ve yüksek mühendis gibi unvanların neler olduğu ve bunların kimler tarafından kullanılacağı, ayrıca meslek alanında lisans eğitimi sonrasındaki yüksek lisans, doktora, doçentlik, profesörlük gibi aşamalar ilgili düzenlemelerin yukarıda açıklanan 3458 ve 2547 sayılı Yasalarda düzenlenmiş olması karşısında anılan Yasa hükümlerinin verdiği açık bir yetkiye dayanmayan ve anılan yasal düzenleme yer alan tanımları aşar bir şekilde yeni tanımlar ve düzenleme getiren dava konusu yönetmelikte yetki yönünden hukuka uyanık bulunmamaktadır.

Bu karar, dergimiz tarafından bugüne kadar savunulan “mühendislik eğitiminde belgelendirme üniversiteler tarafından yapılmalı, odaların yapması gereken ise, kimin neyi bildiğini ölçmek yerine üretilen mühendislik hizmetinin kalitesini denetlemek olmalı” şeklindeki İVME görüşünün de haklılığını ortaya koydu.

Davanın bu ilk aşamasında İMO tarafından davaya karşı verilen savunma dilekçesi ise bir başka gerçeği ortaya koymuş durumdadır. Dergimiz tarafından yöneltilen emperyalist bir projenin savunuculuğu suçlaması karşısında, TMMOB etkin yönetim anlayışı, yetkin-yetkili mühendislik uygulamasının ülkemizin gereksinimi olduğunu savunmuşlar ve öte yandan da “biz yapmazsak başkaları yapacak” demişlerdi. Oysa İMO tarafından yapılan savunmada, bu uygulamanın AB sürecinin zorunlu bir uygulaması olduğu iddia edilmiştir. Bu durum, TMMOB etkin yönetim anlayışının öznel niyeti ne olursa olsun, nesnel olarak AB hizmet tekelleri karşısında meslektaşlarımızın tasfiyesi ile sonuçlanacak bir sürece dahil olduklarını belgelemiştir.

Bir başka sonuç ise, TMMOB etkin yönetim anlayışı tarafından bu sürecin kaçınılmaz bir süreç olduğu savına karşı, asıl olanın mücadele etmek olduğunu ve hiçbir sürecin kaçınılmaz olmadığı sonucudur.

Meslektaşlarımızı uluslararası hizmet tekellerinin ucuz iş gücü yapacak olan yetkin-yetkili mühendislik uygulamalarına karşı mücadelemiz sürecektir.

Açıklama No:6 TMMOB’deki Etkin Yönetim Anlayışı Anti-Demokratik Uygulamalarında Sınır Tanımıyor


TMMOB’deki etkin anlayış bu kez de, Mühendislik, İstihdam ve Ücretlendirme Sempozyumunda sunmak istediğimiz bildirilerimizi sansürledi…”

TMMOB içi muhalefete karşı, benzeri görülmemiş bir baskı politikası izleyen TMMOB’deki etkin yönetim anlayışı bu kez de, muhalefeti susturabilmek için kendi oluşturduğu kurul ve kuralları bile çiğneyerek Mühendislik, İstihdam ve Ücretlendirme Sempozyumunu bilim dışı bir organizasyon haline getirdi.
Bilindiği gibi, dönem başında Mühendislik, İstihdam ve Ücretlendirme Sempozyumun TMMOB adına MMO tarafından düzenleneceği duyurulmuş ve birinci duyuru broşürüyle konuyla ilgili bildiri özetlerinin 30.04.07 tarihine kadar iletilmesi istenmişti. Bildiri verecek kişi veya kuruluşlar için ise bir kısıtlama getirilmemişti. 27.04.07 tarihinde +İvme Dergisi adına sunulacak, “GATS ve AB Sürecinde Yetkin/Yetkili Mühendislik” ve “Mühendislikte Asgari Ücret” başlıklı iki bildiri özeti Sempozyum Düzenleme Kuruluna iletildi. Sempozyum duyurusunda, sunumu kabul edilecek bildirilerin 13.07.07 tarihine kadar Düzenleme Kuruluna iletilmesi isteniyordu.

Bildiri içerikleriyle ilgili konuları, 2.06.07 tarihinde düzenlenen sempozyumla ilgili İstanbul Bölge toplantısındaki tartışma ortamına taşımamıza ve bu toplantıda bildirilerin kabul ve reddiyle ilgili bilgi istememize karşın 10.09.2007 tarihine kadar tarafımıza yazılı olarak bir bilgi verilmedi. Fakat, TMMOB yönetiminin, bildirilerin değerlendirilmesinde Düzenleme Kurulunu devre dışı bıraktığı öğrenildi.

10.09.07 tarihinde ise, düzenleme kurulu bir yazıyla, “GATS ve AB Sürecinde Yetkin/Yetkili Mühendislik” bildirisinin ret edildiğini, “Mühendislikte Asgari Ücret” bildirisinin ise sempozyumda sunumu yapılmaksızın bildiriler kitabında basılabileceğini bildirdi.
TMMOB’nin getirildiği nokta açısından ibret verici böyle bilimsel etik dışı teklifin TMMOB adına nasıl yapılabildiği bizi hayrete düşürdü.

Bilindiği gibi, sempozyumlar bilimsel etkinliklerdir ve tezlerin tartışmaya açılması, tartışmalar sonucunda bu tezlerin geçerliliğinin kanıtlanması amacıyla düzenlenirler. Tartışmalarla çürütülen tezler ise bilimsel geçerlilik kazanamazlar. Bu nedenle, tartışmaya açılmamış veya açılmayacak bildirilerin, bildiriler kitabında yayınlanması bile düşünülemez. Bu çerçevede bakıldığında, bu teklif bilime aykırı ve etik olmayan bir tekliftir ve tam anlamıyla bir skandal niteliğindedir.

TMMOB’deki etkin yönetim anlayışının 12 Eylül dönemini anımsatan bu tutumu, tam anlamıyla bir sansür uygulamasıdır. Bu anlayış, kendisine muhalif olduğunu düşündüğü her kişi ve grubu baskı altına almaya çalışmakta ve örgüt içi muhalefeti yok etmeyi hedeflemektedir. Fakat anlayamadığımız, böyle bir anlayışa sahip olmadığını düşündüğümüz bazı Düzenleme Kurulu üyelerinin, bu anti demokratik uygulamaları içlerine sindiriyor olabilmeleridir.

Elbette TMMOB’nin çok güçlü demokratik gelenekleri vardır ve bu gelenekler örgütümüz içinde kendi dinamiklerini yaratacak ve örgütümüzü bu trajik ve trajik olduğu kadar da komik uygulamalardan kurtararak yeniden demokratik bir yapıya kavuşturacaktır.

Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada

Artı İVME

Açıklama No:5 Teoman Öztürk'ü Her Gün Anmak..


Teoman Öztürk her yıl bir kez olduğu gibi, bu yıl da 13. kez mezarı başında anılacak. 1973-1980 yılları arasında yükselen TMMOB mücadelesi ile özdeşlesen bu isme karşı bu yıl da görevimizi yapmış mı olacağız?
Dünyada mücadelelerle özdeşleşmiş isimler eğer sistem için tehlikeli imgelere dönüşmüşlerse genellikle iki yönetme başvurulduğu hemen herkesçe bilinir.

Birinci yöntem bu isimlerin kitleler nezdinde itibarsızlaştırılması ve unutturulmasıdır. Bu şekilde o isimle özdeşleşmiş mücadele anlayışı da unutturulmak istenir. Fakat bazen mücadele ile özdeşleşmiş isimler o kadar güçlü karakterler haline gelir ki, ne yapılırsa yapılsın bu isim ortadan kaldırılamaz. O zaman başvurulan ikinci yöntem ise, isim ile mücadele anlayışını birbirinden ayırarak ismi tek başına içi boş bir imge haline getirmeye çalışmaktır. Bu şekilde, isim, çağrıştırdığı mücadele anlayışından kopartılarak içi boş bir medya aracına dönüştürülmek istenir. Böyle bir ismin, özdeşleştiği geçmişteki mücadele ile bağları kopartılır ve bu mücadele ile hiç alakası olmayan özellikleri ön plana çıkartılır. Örneğin ne kadar yakışıklı olduğu gibi…

Lenin için, Che için, ülkemizde Deniz Gezmiş için bu ikinci tür yöntemler sürekli gündemdedir.

1973-1980 yılları arasıda toplumsal mücadelenin bir parçası olan TMMOB ve TMMOB mücadelesinin öne çıkardığı Teoman Öztürk için de bu gün buna benzer bir süreç yaşatılmaktadır.

80 öncesi, o zamanki adıyla Avrupa Ortak Pazarına “onlar ortak biz pazar” sloganıyla karşı çıkan TMMOB’nin bugünkü yöneticileri, Ortak Pazarın bugünkü şekli olan Avrupa Birliği’ne karşı çıkamamakta ve hatta mücadele zeminini “AB giriş süreci” olarak seçmektedir. Aynı yöneticiler 364 gün bu politikaların peşinde koşarken, 365. gün ise Teoman Öztürk’ü anmayı ise ihmal etmemektedirler.

TMMOB’yi bir kitle örgütü olmaktan çıkararak ayrıcalıklı ve bir avuç “yetkin-yetkili” mühendis ve mimarın örgütü yapmaya çalışan bu yönetim anlayışını, Teoman Öztürk daha 1989 yılında uyarmaktaydı oysa…
Şimdi, 1989 yılında yapılan TMMOB Olağanüstü Tüzük Kurultayına davet edilmediği halde katılan ve delege olmadığı halde kürsüden konuşan Teoman Öztürk’e kulak verelim. O zamanlar henüz delege olmasalar da TMMOB üyelerinin kürsülerden konuşabildiğini ise not edelim.

Konuşmasında TMMOB ve birim yöneticilerini uyaran Teoman Öztürk özetle “mal, mülk iş hanı alınarak kaynakların heba edilmesi yerine, tüm kaynakların örgütlenmeye ayrılmasının” önemini anlatırken adeta 18 yıl öncesinden TMMOB’nin bu gün getirileceği yerin ne kadar vahim bir durum olacağını haber veriyordu.
Bu gün, trilyonluk bütçelere ulaşmış TMMOB birimlerinin gelir kalemleri içinde üye ödenti gelirleri yüzde birin altına düşerek binde mertebelerine inmiş, Türkiye’de mühendis ve mimar sayısı artarken çalışmalara üye katılımı gerilemiş bir TMMOB’nin yöneticileri, Teoman Öztürk’ü anıyor.

Teoman Öztürk unutturulamıyor ama ismiyle bütünleşmiş 80’li yılların TMMOB’si unutturulmak için artık TMMOB’nin toplumsal mücadeleye katılmasından değil, AB giriş sürecindeki mücadelesinden söz ediliyor.
Teoman Öztürk’ü yılda bir kez mezarı başında anarak değil, yılın her günü mücadelesinde yaşatacak bir TMMOB yönetim anlayışını yeşertmek gerekiyor.

Bunun adı artık Teoman Öztürk’ü anmak değil, Teoman Öztürk’ü TMMOB mücadelesinde yaşatmak oluyor.
Teoman Öztürk’ü mücadele anlayışıyla da yaşatacak bir TMMOB’yi yeniden kurmaya uğraşmak aynı zamanda Teoman Öztürk’ü her gün anmak demek oluyor.

Teoman Öztürk’ü her gün analım!

Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada

Artı İVME

Açıklama No:3 Adana’da “Yetkin Mühendislik” Paneli Nasıl Yapıldı?


Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada +İVME Dergisi olarak ülke genelinde “Yetkin-Yetkili Mühendislik” yasa tasarısını tartışmak ve tartıştırmak amacıyla yürüttüğümüz kampanya devam etmektedir. Kampanya çerçevesinde düzenlediğimiz panellere ilginin oldukça yoğun olması, tartışmaların canlılığı, bu konudaki doğru bilgiye olan ihtiyacın yakıcılığını da göstermektedir.

Kampanyanın henüz başında olmamıza rağmen panellerde ve çeşitli tartışma ortamlarında, mimar, mühendis ve şehir plancısı meslektaşlarımızın, yasa tasarısı ile ilgili yeterince bilgilendirilmedikleri veya özellikle yanlış bilgilendirildikleri görülmektedir.

Bu konunun TMMOB örgütlülüğü içinde tartışılması yerine, konuyu tartışmak isteyenlerin de, bazı TMMOB yöneticileri tarafından düzen kurumlarının kullandıkları yöntemlere benzer uygulamalarla engellenmeye çalışılması, TMMOB çatısı altındaki örgütlü mücadele geleneğimize zarar veren bir anlayışı yansıtmaktadır.
Aşağıda örneklerini sıralayacağımız, daha kampanya sürecinin başındaki bu engelleme girişimleri ve “Yetkin-Yetkili Mühendislik” tartışmalarını engelleme gerekçeleri, engelleyenlerin niyetlerini, kimliklerini ve yasa karşısındaki duruşlarını da ortaya koymaktadır.

Bu konuda +İVME olarak düzenlediğimiz ülke düzeyindeki panellerden ikincisi olan 4 Mart 2007 İstanbul paneline TMMOB eski yöneticisi Doç Dr. Oğuz Gündoğdu’nun katılımının engellenmesiyle başlayan süreç, Adana’da doğrudan paneli engelleme boyutuna ulaşmıştır:

Adana’da düzenlemek istediğimiz “Yetkin Mühendislik” paneli için 2007 Ocak ayı içinde Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şubesi YK ile görüşülmüş ve yazılı yapılmış başvuru sonucu şube konferans salonunun 17 Mart 07 tarihinde panel için uygun olduğu bilgisi şube yöneticileri tarafından tarafımıza bildirilmiştir.

8 Mart 07 tarihinde ise aynı şube yöneticileri, bir genel merkez etkinliği ile çakıştığı gerekçesiyle panel için yer tahsisini iptal ettiklerini bildirmişlerdir.

Bu bildirim üzerinden bir saat geçmeden aynı şube yöneticileri, bir karışıklık olduğunu belirterek yeniden panelimizin yapılabileceği bilgisini vermişlerdir.

Bu bilgilendirmeden bir gün sonra 9 Mart 2007 tarihinde ZMO Adana Şubeden bir yönetici “…üzülerek bildiriyorum ancak, panelinizi iptal ediyoruz. Nedenlerini Şube Başkanımızla görüşebilirsiniz …” açıklaması ile panel için yer tahsisini iptal etmiş olduklarını bildirmiştir.

Bu konuda 10 Mart 2007 ZMO Adana Şube Başkanı ve yöneticileri ile yapılan toplantıda, ZMO Adana Şb. Başkanı, söz konusu panelin şube salonunda yapılmasına izin verilmeme gerekçesini “yukarıdan gelen uyarı” olarak göstermiştir.

Gelişmeler bununla da kalmamıştır:
Şube Başkanının tarif ettiği “yukarısı”nın oda genel merkezi olabileceği düşünülerek doğrudan ZMO Genel Başkanı’na bu durum sorulmuş ve aşağıdaki yanıt alınmıştır:

“Bu karar Adana Şube Yönetiminin kararıdır. Bizim herhangi bir uyarımız yoktur…”

Bu açıklamalardan hangisi doğrudur ve “yukarısı” diye tarif edilen yer neresidir? ZMO Adana Şubesi bu durumu açıklığa kavuşturma sorumluluğu taşımaktadır.

Bu gelişmelerin ardından aynı gün yani 10 Mart 2007’de İnşaat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı ile görüşülmüş ve ZMO Adana Şubesi ile yaşanan süreç ve “yukarısı” diye tarif edilen yerin müdahaleleri hakkında bilgi verilerek panel için yer talebimiz iletilmiştir. İMO Adana Şube Başkanı “kendisi için bir sorun olmadığını, salonun boş olması halinde vereceklerini” söylemiştir. Bunun üzerine İMO Adana Şubesine yazılı başvurumuz da yapılmıştır.

Bu görüşmeden iki gün sonra, İMO Adana Şube Başkanı, başvuruyu yapan yayın kurulu üyemizi arayarak panel için yer verilmiş olduğunu bir kez daha teyit etmiş ve buna bağlı olarak da söz konusu panel duyurusu tüm TMMOB Adana birimlerine yapılmıştır. 13 Mart 2007 tarihinde ise bu kez İMO Adana Şubesi Personel Müdürü arayarak 100,00 YTL salon kirası bedelinin ödenmesini istemiştir.

TMMOB üyelerinden TMMOB çatısı altında yapmak istedikleri bir etkinlik için yer kirası istenmesinin Birlik tarihimizde bir örneği olmamasına karşın, gereksiz bir tartışmaya neden olmamak ve TMMOB geleneklerine aykırı da olsa, bu “nazik” sorunu aşmak için ücret talebi tarafımızdan kabul edilmiştir.

Kira talebi üzerinden beş saat geçmeden, İMO Adana Şube Başkanı, arkadaşımızı telefonla arayarak ve “siz yayınlarınızda TMMOB’ye hakaret ediyormuşsunuz.” açıklamasını yaparak verilen yerin iptal edildiğini bildirmiştir.

Yetkin-Yetkili Mühendislik” panelinin Adana’da TMMOB çatısı altında yapılmasının sürekli olarak “yukarısı” tarafından engelleneceğinin anlaşılması üzerine, panel bir hafta ertelenerek 24 Mart 2007 tarihi için Adana Eczacı Odası’ndan yer talebinde bulunulmuş, Oda Konferans Salonu tarafımıza tahsis edilmiş ve buna göre yeniden panel duyuruları yapılmıştır.

Bu kez de Eczacı Odası bilinmeyen (!) bir nedenle, yer verdikten iki gün sonra, 15 Mart 2007 tarihinde yer tahsisini iptal ettiklerini tarafımıza bildirmiştir.

Bu noktadan sonra Adana’da meslek odalarında panel yapılamayacağının anlaşılması üzerine, Kaktüs Sanat Evi salonu kiralanarak 24 Mart 2007’de panelin yapılacağı duyurusu yeniden yapıldığında, bu kez de MMO Adana Şubesi ile İMO Adana Şubesinin panel afişlerini odalarda asmama kararı aldıkları öğrenilmiştir.

Tüm bu gelişmeler, bazı TMMOB ve birim yöneticilerinin, TMMOB’nin demokratik geleneklerinin ne kadar uzağına düşmüş olduklarını ve farklı düşüncelerin örgüt içinde tartışılmasını sağlayamadıkları gibi tartışmak isteyenleri de engellemeyi doğal bir durum gibi gördüklerini göstermektedir.

Bu bir kısım yönetici bununla da kalmayıp, +İvme olarak bu güne kadar yayınladığımız üç sayımızda ve dağıttığımız bildirilerde yazılı olarak açıkladığımız görüşlerimiz ortadayken, bu düşüncelerimiz karşısında tasarısını hazırladıkları Yetkili Mühendislik Yasasını karşımıza çıkıp savunmak yerine, “TMMOB’ye hakaret ediyorlar” gibi asılsız dedikodularla dergimizi karalamaya çalışmaktadırlar.

Bu bir kısım TMMOB yöneticisinin bir başka asılsız iddiası ise, İvme dergisinin TMMOB’yi bölmek istediğidir. Ama şu iyi bilinmelidir ki, bizim TMMOB dışına çıkmak gibi bir niyetimiz olmadığı gibi, bu asılsız iddiaların amacının muhalif olan herkesi susturmak ve tecrit etmek olduğu açıktır.

Bazı TMMOB yöneticilerinin, TMMOB’yi mücadeleci geleneğinden uzaklaştırıp ne olduğu belirsiz “Sivil Toplum Örgütü” konumuna dönüştürme çabalarına karşı, bizim amacımız, geçmişinde olduğu gibi TMMOB’yi yeniden demokratik ve anti-emperyalist bir yapıya kavuşturmaktır.

Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada

Artı İVME

Açıklama No:2 Ülkemiz satılıyor! Bu yetmiyor...Ülkemizin beyin gücü "satılıyor"


Halkımızın alın teriyle seksen üç yılda yaratılmış birçok kamu kuruluşu, bu kuruluşları yönetmekten sorumlu hükümetler tarafından "iyi yönetilmiyor" gerekçesiyle tekellere satılıyor.

Ulusal olan her şeye saldırmak artık sıradanlaştı. Şimdi sıra ülkemizin beyinlerine geldi. Beyin gücümüz... Yani teknik gücümüz... Yani mühendisler, mimarlar, plancılar... Yani BİZ, HEPİMİZ SATILIYORUZ.

Yabancılara çalışma izni veren yasa bu satışın 3. perdesi. Emperyalizm ülkemize saldırırken işbirlikçiler de bu saldırıları meşrulaştıran yasa tasarıları hazırlıyorlar.

GATT ve Gümrük Birliği anlaşmaları ulusal sanayiyi tasfiye ederken, GATS ve Avrupa Birliği'ne giriş süreci de teknik gücün tasfiyesini gerektiriyor. Ulusal olan her şey tasfiye edilmeli ki, yabancı tekellerin önü açılsın, yerel rekabet ortadan kalksın ve yoksul halkımıza istedikleri fiyatla mal satsınlar.

Beyinleriz... Yani ülkemizin teknik gücü... Yani mühendisler, mimarlar, plancılar... Yani BİZ... Tasfiye edilmeliyiz ki, ABD'nin AB'nin işsiz mühendislerine ülkemizde istihdam yaratılsın.

Yabancılara çalışma izni veren yasa aslında bu tasfiye sürecinin 3. aşaması demiştik. Peki, birinci aşama neydi? Bu işin birinci aşamasını YETKİN MÜHENDİSLİK ya da YETKİLİ MÜHENDİSLİK yasa tasarısı oluşturuyor. Ve ne acıdır ki bu yasa tasarısı hükümet siparişiyle TMMOB yönetimi tarafından hazırlandı. Mühendislik gücümüzün asıl ve kapsamlı tasfiyesi bu YETKİN MÜHENDİSLİK yasasıyla gerçekleşecek. Bu yasayı hazırlamakla suyun başına da geçeceğini zanneden TMMOB yöneticileri, diplomaları geçersiz ilan ederek ve meslek icrası için açacağı sınavlarla ve para karşılığı yeniden belgelendirme yaparak teknik gücümüzü tasfiye edecek. YÖKün diplomalara mühendislik, mimarlık unvanı yazılmaması kararı da bu süreci tamamlayan 2. aşamayı oluşturuyor.

TMMOB yönetimi tarafından hazırlanan YETKİN MÜHENDİSLİK yasa tasarısı gerçekten yasalaşırsa, asıl o zaman meydan yabancılara kalacak. Çünkü AB direktifleri doğrultusunda mesleki yeterliliklerin karşılıklı tanınması zorunluluğu, AB mühendislerine ve GATS kapsamında tüm dünya mühendislerine ülkemizin kapılarını sonuna kadar açacak.

Ülkemizde çalışma hakkı, bir avuç 'yetkin ve elit', 'yerli' mühendislikle birlikte, asıl olarak 'yabancıların' olacak ve TMMOB bunların kaydını tutan bürokratik bir kuruma dönüşecek.

AB'ye giriş sürecini mücadele sürecine çevireceğini iddia eden TMMOB yönetimi, "biz olmasak da bu yasaları çıkaracaklar, bari içinde yer alalım" diyerek rant peşinde koşarken, mücadeleden ne anladığını da ortaya koymaktadır. TMMOB yönetimi, TMMOB'nin onurlu geçmişi ve üyelerinin beyinleri üzerinden rant mücadelesi yapmaktadır.

TMMOB yönetimi, hükümet tarafından hazırlanan Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanununa da kendisine beklediği rol verilmediği için karşı çıkmıştır. Aslında hem TMMOB'nin Yetkin Mühendislik Yasa Tasarısı'nın hem de hükümetin Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanunu'nun gerekçeleri aynıdır.

TMMOB yönetimi bu yasalara karşı çıkarak üyelerinin özlük haklarını savunuyor gibi yaparken aslında kaçan rantın peşinden koşmaktadır.

Öyleyse ne yapmalıyız?

Sn. TMMOB üyesi... Sevgili Meslektaşımız,

Ne yapmamız gerektiğini TMMOB'nin antiemperyalist mücadele tarihi söylüyor. Emperyalist bir birliğe girmeyi kabul edip, girerken de mücadele edeceğiz diye sahte mücadele çağrıları yapan, bu süreçte kendi üyelerini tasfiye etmeyi hedefleyen, hatta bu sürece karşı çıkan öğrenci üyelerine genel kurullarda söz hakkı vermeyen, komisyonlarını dağıtarak tasfiye eden TMMOB yöneticileri artık TMMOB'nin şanlı geçmişini temsil etmiyor.

Tüm TMMOB üyelerinin görevi gaflet içindeki TMMOB üyeleri tarafından yere düşürülen mücadele bayrağını yeniden dalgalandırmak olmalıdır.

Çünkü bu bayrak geleceğimizi ve onurumuzu temsil ediyor.

Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada

Artı İVME

Açıklama No:1 TMMOB yönetimi hükümetin "mesleki yeterlilik kurumu kanunu"na niçin karşı?


Bilindiği gibi İVME’nin birinci sayısında yetkin ya da yetkili mühendislik kavramı ayrıntılı bir şekilde ele alınmış, böyle bir uygulamanın ülkemiziçin gerekli olmadığı ve asıl sorunun ülkemizdeki üniversite eğitiminin düzeyi olduğu, mesleki yeterlilik için mühendislerin, mimarların ve şehir plancılarının , ABD uygulamaları taklit edilerek, bir de TMMOB tarafından sınavdan geçirilmesi değil, üniversitelerin geliştirilmesi gerektiği ortaya konmuştu.

AB’ye giriş sürecinde, AB’nin dayatması olarak gündeme gelen mühendislerin mezuniyet sonrası belgelendirilmesine yönelik olarak Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın siparişiyle YETKİLİ MÜHENDİS, MİMAR VE ŞEHİR PLANCILARININ BELİRLENMESİ VE BELGELENDİRİLMESİNE İLİŞKİN KANUN TASARISI’nı hazırlayarak hükümete sunan TMMOB’ye en fazla “ön büro” görevi verilebileceği tespitini yapan İVME haklı çıktı. Bu durum TMMOB geleneğini görmezden gelerek TMMOB’yi nesnel olarak sistemin bir bürokratik kurumu durumuna dönüştüren mevcut TMMOB ve birim yöneticileri karşısında İVME’nin çıkmasını da haklı çıkardı.

İVME’nin birinci sayısı henüz dağıtıma girmişti ki, hükümetin MESLEKİ YETERLİLİK KURUMU KANUNU TASARISI kamuoyunda tartışılmaya başlandı.

TMMOB yönetimi hükümeyin bu tasarısına karşı çıkmakta gecikmedi. “Ülkemizin teknik gücü devre dışı kalacak, mühendisler mimarlar işsiz kalacak” gibi hamasi ve hatta daha da ileri giderek “Mısır, Malezya gibi geri kalmış ülkelerin mühendisleri gelecek” gibi (ABD ve Almanya’dan mühendis gelse sorun yokmuş gibi) ırkçı söylemlerle hükümetin bu yasa tasarısına karşı kamuoyu oluşturma çabalarına girişildi.

Oysa TMMOB ve Hükümet tarafından hazırlanmış her iki yasa tasarısı da incelendiğinde, tasarıların özünün aynı olduğu ve her iki yasa tasarısının da ülkemizin teknik gücünün, ülke teknik yaşamından dışlanması sonucunu vereceği anlaşılmaktadır. Bunu her iki tasarının da genel gerekçe bölümünde görmek mümkündür.

TMMOB tarafından hazırlanan tasarının gerekçesinde “...3458 sayılı yasaya göre mühendis, mimar veya şehir plancısı diploması alan herkesin uygulamada herhangi bir deneyime sahip olmaksızın, bir anlamda, sınırsız mesleki yetki ile donatılması, hizmetin niteliği ve güvenilirliği bakımından zaman zaman sakıncalar yaratabilmektedir. Benzer sorunla karşılaşan birçok ülke, hizmetin verilmesi aşamasında oluşabilecek risklerin azaltılmasını sağlamak amacıyla çeşitli sistemleri uygulamaya sokmuşlardır” denilmektedir. Hükümet tasarısında ise “... Örgün ve yaygın mesleki ve teknik eğitim veren okullardan mezun olanlara verilen diploma veya belgeler, kişilerin sahip oldukları bilgi ve becerileri yeterince ve güvenilir biçimde yansıtmamakta, çoğu zaman bir kurumun vediği belge diğer kurum tarafından kabul edilmemektedir” denilmekte ve birçok ülkede üniversite dışı belgelendirme sistemi olduğuna dikkat çekmektedir.

İki yasa tasarısı arasında temel fark şudur: TMMOB tasarısında üniversite sonrası belgelendirme işlemlerinde tümüyle TMMOB’nin yetkili olması ve dolaysıyla elde edilecek rantın tümüyle TMMOB’ye kalması hedeflenirken, hükümet tasarısında TMMOB’ye yalnızca genel kurul üyeliği makamının verileceği ve TMMOB’nin “ön büro” olarak elde edeceği ranttan bile mahrum bırakacağı anlaşılmaktadır.

TMMOB yönetiminin karşı çıktığı, hükümet tasarısının özü değil, kendisinin bu işten “çırak çıkartılmasıdır”. Bu karşı çıkışın bir diğer nedeni ise İVME’nin TMMOB yönetiminin niyetini yüm çıplaklığıyla ortaya koymasının ardından bir tür “zevahir kurtarma” görüntüsü yaratma çabasıdır.

Bugüne kadar üyelerinin bilinç düzeyini hafife alarak “AB sürecinde zaten bu yasa çıkacak. Bari işin içinde yer alalım” anlayışıyla üyelerini yabancı mühendisler karşısında korumasız bırakmaya hazırlanan TMMOB yönetimi “işin içnde” yer alamayacağını anlayınca, bu kez “bu işin içinde yer alamayacağız, bari önümüzdeki dönem koltuklarımızı koruyalım” anlayışıyla hareket etmektedir.

TMMOB yönetimindeki anlayışın, artık ülkemizde TMMOB üyelerine hizmet edemeyeceği, mesleki ve ulusal çıkarlarımıza sahip çıkamayacağı ortaya çıkmıştır.

TMMOB üylerinin görevi, TMMOB’nin mücadeleci geleneğini mühendislerin beyinleri üzerinden rant mücadelesine dönüştüren TMMOB yönetimi ve aynı anlayıştaki oda yönetimlerine gereken uyarıyı yapmak olmalıdır.

TMMOB mesleki demokratik kitle örgütüdür ve mesleğin ve meslektaşın haklarını savunmakla görevlidir. Meslektaşın haklarını savunmak ise bu yasaların bir yerinde olarak meşrulaştırmayla değil, bu yasalara karşı mücadele edilerek gerçekleşecektir.

Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada

Artı İVME