Mesleki Yeterlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mesleki Yeterlilik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2010 Pazar

EMO Yetkin/Yetkili/Uzman Mühendislik Kavram ve Uygulamaları Kurultayı Sonuç Bildirgesi



ELEKTRİK MÜHENDİSLERİ ODASI YETKİN / YETKİLİ / UZMAN MÜHENDİSLİK KAVRAM VE UYGULAMALARI KURULTAYI SONUÇ BİLDİRGESİ

Yetkin / Yetkili / Uzman Mühendislik Kavram ve Uygulamaları Kurultayı 24-25 Ekim 2009 tarihlerinde İstanbul‘da Yıldız Teknik Üniversitesi Oditoryum Salonu‘nda gerçekleştirilmiştir. EMO 41. Olağan Genel Kurulu‘nda alınan kararın gereği olarak düzenlenen Kurultaya, iki gün boyunca 158 kişi EMO üyesi, 86 kişi EMO-Genç üyesi ve 31 kişi konuk olarak katılmıştır.

Kurultay‘da gerek EMO içerisinde gerekse TMMOB bünyesinde tartışılan ve farklı uygulama şekilleri bulunan yetkin, yetkili ve uzman mühendislik kavramlarının, EMO örgütlülüğünde sağlıklı bir şekilde tartışılmasını sağlamak ve bu tartışma sonucunda EMO örgütlülüğünde bir karar birlikteliğine varabilmek amaçlanmıştır.

Kurultay hazırlıkları kapsamında 9 ilde yerel etkinlikler yapılmıştır. Sırası ile 14 Şubat 2009 tarihinde Ankara, 14 Mart 2009 tarihinde Kocaeli, 21 Mart 2009 tarihinde Bursa, 18 Nisan 2009 tarihinde İstanbul, 16 Mayıs 2009 tarihinde Mersin, 20 Mayıs 2009 tarihinde Denizli, 23 Mayıs 2009 tarihinde İzmir, 30 Mayıs 2009 tarihinde Adana ve 6 Haziran 2009 tarihinde Samsun yerellerinde yapılan panel ve forumlar ile Kurultay kapsamındaki konuların en geniş üye tabanı ile tartıştırılması hedeflenmiştir. 9 ilde yürütülen bu çalışmalardan çıkan sonuçlar Kurultaya taşınmıştır.

Kurultay kapsamında gerek EMO örgütlülüğü içersinde bu konu çerçevesinde tartışılan kavramların, gerekse TMMOB örgütlülüğü içerisinde yapılan uygulamaların tartışılması hedeflenmiştir. Bu amaçla tartışmalar;

• Yetkin/Yetkili/Uzman Mühendislik

• AB uyum yasaları ve GATS süreci

YÖK ve diploma unvanları, mühendislik eğitimindeki güncel durum ve Akreditasyon

Belgelendirme ve mesleki yeterlilik

TMMOB içerisindeki uygulamalar

Türkiye‘deki yasal düzenlemeler (Mesleki Yeterlilik Kurumu, Yabancı Mühendislerin Çalışması Hakkındaki kanun vs.)

• Nasıl bir meslek içi eğitim uygulaması olmalı

ana başlıkları altında gerçekleştirilmiştir.

Kurultay programı içerisinde 4 adet oturum ve bir adet de forum gerçekleştirilmiştir. Bu oturumlar,

1) AB Uyum Yasaları, GATS Süreci ve Türkiye‘deki Yasal Düzenlemeler

2) Mühendislik Eğitimi, Akreditasyon, YÖK ve Diploma Unvanları

3) Yetkin / Yetkili / Uzman Mühendislik, Belgelendirme, Mesleki Yeterlilik, Meslek İçi Eğitim ve TMMOB İçi Uygulamalar

4) Sonuç Bildirgesinin Görüşülmesi

başlıkları altında gerçekleştirilmiştir. Kurultay‘da kararlar yürütülen tartışmalar çerçevesinde ortaklaşma yöntemi ile alınmıştır, oylama yapılmamıştır.

Yetkin / Yetkili / Uzman Mühendislik Kavram ve Uygulamaları Kurultayı ikinci günü üçüncü oturumunda verilen önerge ile Kurultay Sonuç Bildirgesi Komisyonu oluşturulmasına karar verilmiştir. Kurultay Forum bölümü ile dördüncü oturum olan "Sonuç Bildirgesinin Görüşülmesi" oturumları birleştirilmiş ve forum bölümü bitiminde kurultay sürecinde ortaklaşılan ve ortaklaşılamayan konular kürsüden özetlenmiş, EMO-Genç‘in talepleri alınmış ve genel bir çerçeve çizilmiştir. Sonuç bildirgesinin yazılması için oluşturulan komisyonun bu çerçeve kapsamında en kısa sürede toplanması kararlaştırılmıştır. Komisyon Kurultay‘da görüşülen konuların bant çözümleri, EMO-Genç talepleri ve yerel etkinliklerin sonuçlarından yararlanarak Sonuç Bildirgesi‘ne son halini vermiştir.

Kurultayda yürütülen tartışmalar sonucunda ortaklaşılan görüşler;

1- Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) gündeminde Yetkin Mühendislik uygulaması yoktur. EMO‘da yetkin mühendislik kavram ve uygulamaları savunulmamaktadır. EMO statü belirlemeye dönük sınıflandırma ve hiyerarşik adlandırmalarla meslektaşlarımız arasında eşitsizlik ve emek sömürüsü yaratacak yetkin mühendisliğe ilişkin uygulamalara ve girişimlere karşı durur.

2- EMO; AB, GATS ve DTÖ‘den gelen mühendislik meslek alanlarının düzenlenmesine yönelik tüm uyumlaştırma dayatmalarına karşı durur, bu yönde geliştirilen politika ve uygulamalar ile mücadele eder.

3- EMO mühendislik eğitiminde, üniversitelerde yeni bölüm açılmasında, bölüm kontenjanlarının belirlenmesinde söz hakkı talep etmeli ve müdahale etme araçlarının geliştirilmesini sağlamalıdır. Akademik eğitim sorgulanmalı, eğitim sisteminden kaynaklı sorunlar eğitim sistemi içinde çözülmelidir.

4- EMO gerici ve ezberci eğitim sistemine karşı parasız, bilimsel, özerk ve demokratik üniversiteyi savunmaktadır. Bir ülkenin eğitim politikaları, bilim, teknoloji ve sanayi politikalarından ayrı düşünülemez. Türkiye‘deki eğitim ve mühendislik eğitimi toplum çıkarlarına göre değil, uluslararası iş bölümünün bir sonucu olarak şekillenmektedir. EMO, yeniden yapılandırılan üniversite eğitim sürecine (Danışma Kurulları v.b.) karşı durmalı ve mücadele etmelidir.

5- Mühendislik eğitimi veren bölümler arasında; öğretim elemanı sayısına dayalı, müfredat farklılıklarına dayalı, laboratuar ve test olanaklarına dayalı farklılıklar vardır. Mezunlar arasında ciddi bir şekilde unvan ve yetki karmaşası yaşanmaktadır. Bu çelişki ve farklılıklar mezuniyetten itibaren meslektaşlarımız arasında ciddi bir eşitsizlik ve dengesizlik yaratmaktadır. Ayrıca ülkemizde istihdam ile eğitim arasında ciddi bir uyumsuzluk mevcuttur. Bazı alanlarda eleman eksikliği varken bazı alanlarda da istihdam fazlası vardır. EMO mühendislik eğitiminde yaşanan olumsuzluklar karşısında taraf olmalı ve baskı oluşturmalıdır.

6- Meslektaşlarımızın bilimsel ve teknik formasyonlarını geliştiren, bilgi ve birikimlerin paylaşılarak üretim süreçlerine aktarılmasını sağlayan Meslek içi Eğitim faaliyetlerinin; EMO‘ya bağlı bütün meslek disiplinlerinin ihtiyaçlarına cevap verebilecek kapsamlı bir düzeye getirilmesi gerekmektedir. EMO, Meslek içi Eğitim faaliyetlerinin kendi giderlerini karşılayacak biçimde sürdürülmesini ve bu hizmetlerin ticarileştirilmemesi için gerekli tedbirlerin alınmasını sağlar.

7- Diplomaların değersizleştirilmesine dönük uygulamalara karşı çıkılmalıdır. EMO diplomalara ünvan yazılmaması konusunda hukuki süreci başlatmalı, Yüksek Öğrenim Kurulunun bu kararına karşı dava açmalı ve TMMOB‘nin de davaya müdahil olmasını talep etmelidir.

Kurultay hazırlık sürecinde ve Kurultay süresince yürütülen tartışmalarda Belgelendirme ve Akreditasyon konularında karar birlikteliğine varılamamıştır. Bu konular ile ilgili tartışmaların EMO örgütlülüğü içerisinde sürdürülmesine ihtiyaç olduğuna karar verilmiştir.

Kaynak: http://www.tmmob.org.tr

13 Aralık 2008 Cumartesi

Açıklama No:7 Yetkin-Yetkili Mühendislik Uygulamasını Durdurduk


İnşaat Mühendisleri Odası tarafından başlatılan Yetkin Mühendislik uygulaması Danıştay kararıyla durduruldu

Türkiye’yi yönetenlerin GATS anlaşmasına 1995 yılında imza atması ve ardından gelişen AB uyum süreci ile gündeme gelen YETKİN MÜHENDİSLİK uygulamasına karşı İVME adına inşaat mühendisi bir meslektaşımız tarafından Danıştay’da açılan davanın ilk raundunu İVME kazandı.

Bilindiği gibi, ulusal teknik gücümüzün tasfiyesine yol açacak olan yetkin-yetkili mühendislik uygulaması TMMOB’deki etkin yönetim anlayışı tarafından sahiplenilmiş ve bununla da kalınmayarak AKP Hükümeti siparişiyle TMMOB yöneticileri tarafından bir YETKİLİ MÜHENDİSLİK YASA TASARISI hazırlanarak AKP hükümetine sunulmuştu.

Buna bağlı gelişen süreçte, ileride özellikle genç meslektaşlarımızın sırtından oluşacak pastadan pay kapma yarışına giren İMO, MMO, HKMO, JFMO, PMO uzman ve yetkin mühendis yönetmeliklerini birbiri ardına yayınladılar. Bunlardan, ABD’de uygulanan “professional engineering” yönetmeliklerinden kopyalanarak İMO tarafından hazırlanan YETKİN İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ YÖNETMELİĞİ, yasayla tanımlanmamış bir unvanın kullanılması ve meslektaşlar arası eşitsiz iş ilişkisi yaratması gibi boyutlarıyla mevcut yaslarla da aykırı hükümler de içermekteydi.

Bu yönetmeliğe karşı dergimiz adına İnş. Müh. Ercan Atalay tarafından, 2006/5860 esas sayı ile açılan davada, Danıştay 8. Dairesi 6 Kasım 2007 tarihinde oybirliği ile yürütmeyi durdurma kararı verdi. Kararın gerekçesinde şöyle denilmektedir:

Dava konusu Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği İnşaat Mühendisleri Odası Yetkin İnşaat Mühendisliği Yönetmeliği ile “meslek bilgisi, deneyimi birikimi ve etik anlayışla belli bir olgunluk düzeyine erişmiş olan inşaat mühendislerinin tespitini ve belgelenmesini amaçlayan bir yetkin inşaat mühendisliği düzeninin oluşturulması ve bu düzenin işleyiş ilkelerini belirleme” amaçlanmış ise de; mühendislik mesleğinin niteliği, mühendis ve yüksek mühendis gibi unvanların neler olduğu ve bunların kimler tarafından kullanılacağı, ayrıca meslek alanında lisans eğitimi sonrasındaki yüksek lisans, doktora, doçentlik, profesörlük gibi aşamalar ilgili düzenlemelerin yukarıda açıklanan 3458 ve 2547 sayılı Yasalarda düzenlenmiş olması karşısında anılan Yasa hükümlerinin verdiği açık bir yetkiye dayanmayan ve anılan yasal düzenleme yer alan tanımları aşar bir şekilde yeni tanımlar ve düzenleme getiren dava konusu yönetmelikte yetki yönünden hukuka uyanık bulunmamaktadır.

Bu karar, dergimiz tarafından bugüne kadar savunulan “mühendislik eğitiminde belgelendirme üniversiteler tarafından yapılmalı, odaların yapması gereken ise, kimin neyi bildiğini ölçmek yerine üretilen mühendislik hizmetinin kalitesini denetlemek olmalı” şeklindeki İVME görüşünün de haklılığını ortaya koydu.

Davanın bu ilk aşamasında İMO tarafından davaya karşı verilen savunma dilekçesi ise bir başka gerçeği ortaya koymuş durumdadır. Dergimiz tarafından yöneltilen emperyalist bir projenin savunuculuğu suçlaması karşısında, TMMOB etkin yönetim anlayışı, yetkin-yetkili mühendislik uygulamasının ülkemizin gereksinimi olduğunu savunmuşlar ve öte yandan da “biz yapmazsak başkaları yapacak” demişlerdi. Oysa İMO tarafından yapılan savunmada, bu uygulamanın AB sürecinin zorunlu bir uygulaması olduğu iddia edilmiştir. Bu durum, TMMOB etkin yönetim anlayışının öznel niyeti ne olursa olsun, nesnel olarak AB hizmet tekelleri karşısında meslektaşlarımızın tasfiyesi ile sonuçlanacak bir sürece dahil olduklarını belgelemiştir.

Bir başka sonuç ise, TMMOB etkin yönetim anlayışı tarafından bu sürecin kaçınılmaz bir süreç olduğu savına karşı, asıl olanın mücadele etmek olduğunu ve hiçbir sürecin kaçınılmaz olmadığı sonucudur.

Meslektaşlarımızı uluslararası hizmet tekellerinin ucuz iş gücü yapacak olan yetkin-yetkili mühendislik uygulamalarına karşı mücadelemiz sürecektir.

Açıklama No:2 Ülkemiz satılıyor! Bu yetmiyor...Ülkemizin beyin gücü "satılıyor"


Halkımızın alın teriyle seksen üç yılda yaratılmış birçok kamu kuruluşu, bu kuruluşları yönetmekten sorumlu hükümetler tarafından "iyi yönetilmiyor" gerekçesiyle tekellere satılıyor.

Ulusal olan her şeye saldırmak artık sıradanlaştı. Şimdi sıra ülkemizin beyinlerine geldi. Beyin gücümüz... Yani teknik gücümüz... Yani mühendisler, mimarlar, plancılar... Yani BİZ, HEPİMİZ SATILIYORUZ.

Yabancılara çalışma izni veren yasa bu satışın 3. perdesi. Emperyalizm ülkemize saldırırken işbirlikçiler de bu saldırıları meşrulaştıran yasa tasarıları hazırlıyorlar.

GATT ve Gümrük Birliği anlaşmaları ulusal sanayiyi tasfiye ederken, GATS ve Avrupa Birliği'ne giriş süreci de teknik gücün tasfiyesini gerektiriyor. Ulusal olan her şey tasfiye edilmeli ki, yabancı tekellerin önü açılsın, yerel rekabet ortadan kalksın ve yoksul halkımıza istedikleri fiyatla mal satsınlar.

Beyinleriz... Yani ülkemizin teknik gücü... Yani mühendisler, mimarlar, plancılar... Yani BİZ... Tasfiye edilmeliyiz ki, ABD'nin AB'nin işsiz mühendislerine ülkemizde istihdam yaratılsın.

Yabancılara çalışma izni veren yasa aslında bu tasfiye sürecinin 3. aşaması demiştik. Peki, birinci aşama neydi? Bu işin birinci aşamasını YETKİN MÜHENDİSLİK ya da YETKİLİ MÜHENDİSLİK yasa tasarısı oluşturuyor. Ve ne acıdır ki bu yasa tasarısı hükümet siparişiyle TMMOB yönetimi tarafından hazırlandı. Mühendislik gücümüzün asıl ve kapsamlı tasfiyesi bu YETKİN MÜHENDİSLİK yasasıyla gerçekleşecek. Bu yasayı hazırlamakla suyun başına da geçeceğini zanneden TMMOB yöneticileri, diplomaları geçersiz ilan ederek ve meslek icrası için açacağı sınavlarla ve para karşılığı yeniden belgelendirme yaparak teknik gücümüzü tasfiye edecek. YÖKün diplomalara mühendislik, mimarlık unvanı yazılmaması kararı da bu süreci tamamlayan 2. aşamayı oluşturuyor.

TMMOB yönetimi tarafından hazırlanan YETKİN MÜHENDİSLİK yasa tasarısı gerçekten yasalaşırsa, asıl o zaman meydan yabancılara kalacak. Çünkü AB direktifleri doğrultusunda mesleki yeterliliklerin karşılıklı tanınması zorunluluğu, AB mühendislerine ve GATS kapsamında tüm dünya mühendislerine ülkemizin kapılarını sonuna kadar açacak.

Ülkemizde çalışma hakkı, bir avuç 'yetkin ve elit', 'yerli' mühendislikle birlikte, asıl olarak 'yabancıların' olacak ve TMMOB bunların kaydını tutan bürokratik bir kuruma dönüşecek.

AB'ye giriş sürecini mücadele sürecine çevireceğini iddia eden TMMOB yönetimi, "biz olmasak da bu yasaları çıkaracaklar, bari içinde yer alalım" diyerek rant peşinde koşarken, mücadeleden ne anladığını da ortaya koymaktadır. TMMOB yönetimi, TMMOB'nin onurlu geçmişi ve üyelerinin beyinleri üzerinden rant mücadelesi yapmaktadır.

TMMOB yönetimi, hükümet tarafından hazırlanan Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanununa da kendisine beklediği rol verilmediği için karşı çıkmıştır. Aslında hem TMMOB'nin Yetkin Mühendislik Yasa Tasarısı'nın hem de hükümetin Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanunu'nun gerekçeleri aynıdır.

TMMOB yönetimi bu yasalara karşı çıkarak üyelerinin özlük haklarını savunuyor gibi yaparken aslında kaçan rantın peşinden koşmaktadır.

Öyleyse ne yapmalıyız?

Sn. TMMOB üyesi... Sevgili Meslektaşımız,

Ne yapmamız gerektiğini TMMOB'nin antiemperyalist mücadele tarihi söylüyor. Emperyalist bir birliğe girmeyi kabul edip, girerken de mücadele edeceğiz diye sahte mücadele çağrıları yapan, bu süreçte kendi üyelerini tasfiye etmeyi hedefleyen, hatta bu sürece karşı çıkan öğrenci üyelerine genel kurullarda söz hakkı vermeyen, komisyonlarını dağıtarak tasfiye eden TMMOB yöneticileri artık TMMOB'nin şanlı geçmişini temsil etmiyor.

Tüm TMMOB üyelerinin görevi gaflet içindeki TMMOB üyeleri tarafından yere düşürülen mücadele bayrağını yeniden dalgalandırmak olmalıdır.

Çünkü bu bayrak geleceğimizi ve onurumuzu temsil ediyor.

Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada

Artı İVME

Açıklama No:1 TMMOB yönetimi hükümetin "mesleki yeterlilik kurumu kanunu"na niçin karşı?


Bilindiği gibi İVME’nin birinci sayısında yetkin ya da yetkili mühendislik kavramı ayrıntılı bir şekilde ele alınmış, böyle bir uygulamanın ülkemiziçin gerekli olmadığı ve asıl sorunun ülkemizdeki üniversite eğitiminin düzeyi olduğu, mesleki yeterlilik için mühendislerin, mimarların ve şehir plancılarının , ABD uygulamaları taklit edilerek, bir de TMMOB tarafından sınavdan geçirilmesi değil, üniversitelerin geliştirilmesi gerektiği ortaya konmuştu.

AB’ye giriş sürecinde, AB’nin dayatması olarak gündeme gelen mühendislerin mezuniyet sonrası belgelendirilmesine yönelik olarak Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın siparişiyle YETKİLİ MÜHENDİS, MİMAR VE ŞEHİR PLANCILARININ BELİRLENMESİ VE BELGELENDİRİLMESİNE İLİŞKİN KANUN TASARISI’nı hazırlayarak hükümete sunan TMMOB’ye en fazla “ön büro” görevi verilebileceği tespitini yapan İVME haklı çıktı. Bu durum TMMOB geleneğini görmezden gelerek TMMOB’yi nesnel olarak sistemin bir bürokratik kurumu durumuna dönüştüren mevcut TMMOB ve birim yöneticileri karşısında İVME’nin çıkmasını da haklı çıkardı.

İVME’nin birinci sayısı henüz dağıtıma girmişti ki, hükümetin MESLEKİ YETERLİLİK KURUMU KANUNU TASARISI kamuoyunda tartışılmaya başlandı.

TMMOB yönetimi hükümeyin bu tasarısına karşı çıkmakta gecikmedi. “Ülkemizin teknik gücü devre dışı kalacak, mühendisler mimarlar işsiz kalacak” gibi hamasi ve hatta daha da ileri giderek “Mısır, Malezya gibi geri kalmış ülkelerin mühendisleri gelecek” gibi (ABD ve Almanya’dan mühendis gelse sorun yokmuş gibi) ırkçı söylemlerle hükümetin bu yasa tasarısına karşı kamuoyu oluşturma çabalarına girişildi.

Oysa TMMOB ve Hükümet tarafından hazırlanmış her iki yasa tasarısı da incelendiğinde, tasarıların özünün aynı olduğu ve her iki yasa tasarısının da ülkemizin teknik gücünün, ülke teknik yaşamından dışlanması sonucunu vereceği anlaşılmaktadır. Bunu her iki tasarının da genel gerekçe bölümünde görmek mümkündür.

TMMOB tarafından hazırlanan tasarının gerekçesinde “...3458 sayılı yasaya göre mühendis, mimar veya şehir plancısı diploması alan herkesin uygulamada herhangi bir deneyime sahip olmaksızın, bir anlamda, sınırsız mesleki yetki ile donatılması, hizmetin niteliği ve güvenilirliği bakımından zaman zaman sakıncalar yaratabilmektedir. Benzer sorunla karşılaşan birçok ülke, hizmetin verilmesi aşamasında oluşabilecek risklerin azaltılmasını sağlamak amacıyla çeşitli sistemleri uygulamaya sokmuşlardır” denilmektedir. Hükümet tasarısında ise “... Örgün ve yaygın mesleki ve teknik eğitim veren okullardan mezun olanlara verilen diploma veya belgeler, kişilerin sahip oldukları bilgi ve becerileri yeterince ve güvenilir biçimde yansıtmamakta, çoğu zaman bir kurumun vediği belge diğer kurum tarafından kabul edilmemektedir” denilmekte ve birçok ülkede üniversite dışı belgelendirme sistemi olduğuna dikkat çekmektedir.

İki yasa tasarısı arasında temel fark şudur: TMMOB tasarısında üniversite sonrası belgelendirme işlemlerinde tümüyle TMMOB’nin yetkili olması ve dolaysıyla elde edilecek rantın tümüyle TMMOB’ye kalması hedeflenirken, hükümet tasarısında TMMOB’ye yalnızca genel kurul üyeliği makamının verileceği ve TMMOB’nin “ön büro” olarak elde edeceği ranttan bile mahrum bırakacağı anlaşılmaktadır.

TMMOB yönetiminin karşı çıktığı, hükümet tasarısının özü değil, kendisinin bu işten “çırak çıkartılmasıdır”. Bu karşı çıkışın bir diğer nedeni ise İVME’nin TMMOB yönetiminin niyetini yüm çıplaklığıyla ortaya koymasının ardından bir tür “zevahir kurtarma” görüntüsü yaratma çabasıdır.

Bugüne kadar üyelerinin bilinç düzeyini hafife alarak “AB sürecinde zaten bu yasa çıkacak. Bari işin içinde yer alalım” anlayışıyla üyelerini yabancı mühendisler karşısında korumasız bırakmaya hazırlanan TMMOB yönetimi “işin içnde” yer alamayacağını anlayınca, bu kez “bu işin içinde yer alamayacağız, bari önümüzdeki dönem koltuklarımızı koruyalım” anlayışıyla hareket etmektedir.

TMMOB yönetimindeki anlayışın, artık ülkemizde TMMOB üyelerine hizmet edemeyeceği, mesleki ve ulusal çıkarlarımıza sahip çıkamayacağı ortaya çıkmıştır.

TMMOB üylerinin görevi, TMMOB’nin mücadeleci geleneğini mühendislerin beyinleri üzerinden rant mücadelesine dönüştüren TMMOB yönetimi ve aynı anlayıştaki oda yönetimlerine gereken uyarıyı yapmak olmalıdır.

TMMOB mesleki demokratik kitle örgütüdür ve mesleğin ve meslektaşın haklarını savunmakla görevlidir. Meslektaşın haklarını savunmak ise bu yasaların bir yerinde olarak meşrulaştırmayla değil, bu yasalara karşı mücadele edilerek gerçekleşecektir.

Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada

Artı İVME