Bilindiği gibi İVME’nin birinci sayısında yetkin ya da yetkili mühendislik kavramı ayrıntılı bir şekilde ele alınmış, böyle bir uygulamanın ülkemiziçin gerekli olmadığı ve asıl sorunun ülkemizdeki üniversite eğitiminin düzeyi olduğu, mesleki yeterlilik için mühendislerin, mimarların ve şehir plancılarının , ABD uygulamaları taklit edilerek, bir de TMMOB tarafından sınavdan geçirilmesi değil, üniversitelerin geliştirilmesi gerektiği ortaya konmuştu.
AB’ye giriş sürecinde, AB’nin dayatması olarak gündeme gelen mühendislerin mezuniyet sonrası belgelendirilmesine yönelik olarak Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın siparişiyle YETKİLİ MÜHENDİS, MİMAR VE ŞEHİR PLANCILARININ BELİRLENMESİ VE BELGELENDİRİLMESİNE İLİŞKİN KANUN TASARISI’nı hazırlayarak hükümete sunan TMMOB’ye en fazla “ön büro” görevi verilebileceği tespitini yapan İVME haklı çıktı. Bu durum TMMOB geleneğini görmezden gelerek TMMOB’yi nesnel olarak sistemin bir bürokratik kurumu durumuna dönüştüren mevcut TMMOB ve birim yöneticileri karşısında İVME’nin çıkmasını da haklı çıkardı.
İVME’nin birinci sayısı henüz dağıtıma girmişti ki, hükümetin MESLEKİ YETERLİLİK KURUMU KANUNU TASARISI kamuoyunda tartışılmaya başlandı.
TMMOB yönetimi hükümeyin bu tasarısına karşı çıkmakta gecikmedi. “Ülkemizin teknik gücü devre dışı kalacak, mühendisler mimarlar işsiz kalacak” gibi hamasi ve hatta daha da ileri giderek “Mısır, Malezya gibi geri kalmış ülkelerin mühendisleri gelecek” gibi (ABD ve Almanya’dan mühendis gelse sorun yokmuş gibi) ırkçı söylemlerle hükümetin bu yasa tasarısına karşı kamuoyu oluşturma çabalarına girişildi.
Oysa TMMOB ve Hükümet tarafından hazırlanmış her iki yasa tasarısı da incelendiğinde, tasarıların özünün aynı olduğu ve her iki yasa tasarısının da ülkemizin teknik gücünün, ülke teknik yaşamından dışlanması sonucunu vereceği anlaşılmaktadır. Bunu her iki tasarının da genel gerekçe bölümünde görmek mümkündür.
TMMOB tarafından hazırlanan tasarının gerekçesinde “...3458 sayılı yasaya göre mühendis, mimar veya şehir plancısı diploması alan herkesin uygulamada herhangi bir deneyime sahip olmaksızın, bir anlamda, sınırsız mesleki yetki ile donatılması, hizmetin niteliği ve güvenilirliği bakımından zaman zaman sakıncalar yaratabilmektedir. Benzer sorunla karşılaşan birçok ülke, hizmetin verilmesi aşamasında oluşabilecek risklerin azaltılmasını sağlamak amacıyla çeşitli sistemleri uygulamaya sokmuşlardır” denilmektedir. Hükümet tasarısında ise “... Örgün ve yaygın mesleki ve teknik eğitim veren okullardan mezun olanlara verilen diploma veya belgeler, kişilerin sahip oldukları bilgi ve becerileri yeterince ve güvenilir biçimde yansıtmamakta, çoğu zaman bir kurumun vediği belge diğer kurum tarafından kabul edilmemektedir” denilmekte ve birçok ülkede üniversite dışı belgelendirme sistemi olduğuna dikkat çekmektedir.
İki yasa tasarısı arasında temel fark şudur: TMMOB tasarısında üniversite sonrası belgelendirme işlemlerinde tümüyle TMMOB’nin yetkili olması ve dolaysıyla elde edilecek rantın tümüyle TMMOB’ye kalması hedeflenirken, hükümet tasarısında TMMOB’ye yalnızca genel kurul üyeliği makamının verileceği ve TMMOB’nin “ön büro” olarak elde edeceği ranttan bile mahrum bırakacağı anlaşılmaktadır.
TMMOB yönetiminin karşı çıktığı, hükümet tasarısının özü değil, kendisinin bu işten “çırak çıkartılmasıdır”. Bu karşı çıkışın bir diğer nedeni ise İVME’nin TMMOB yönetiminin niyetini yüm çıplaklığıyla ortaya koymasının ardından bir tür “zevahir kurtarma” görüntüsü yaratma çabasıdır.
Bugüne kadar üyelerinin bilinç düzeyini hafife alarak “AB sürecinde zaten bu yasa çıkacak. Bari işin içinde yer alalım” anlayışıyla üyelerini yabancı mühendisler karşısında korumasız bırakmaya hazırlanan TMMOB yönetimi “işin içnde” yer alamayacağını anlayınca, bu kez “bu işin içinde yer alamayacağız, bari önümüzdeki dönem koltuklarımızı koruyalım” anlayışıyla hareket etmektedir.
TMMOB yönetimindeki anlayışın, artık ülkemizde TMMOB üyelerine hizmet edemeyeceği, mesleki ve ulusal çıkarlarımıza sahip çıkamayacağı ortaya çıkmıştır.
TMMOB üylerinin görevi, TMMOB’nin mücadeleci geleneğini mühendislerin beyinleri üzerinden rant mücadelesine dönüştüren TMMOB yönetimi ve aynı anlayıştaki oda yönetimlerine gereken uyarıyı yapmak olmalıdır.
TMMOB mesleki demokratik kitle örgütüdür ve mesleğin ve meslektaşın haklarını savunmakla görevlidir. Meslektaşın haklarını savunmak ise bu yasaların bir yerinde olarak meşrulaştırmayla değil, bu yasalara karşı mücadele edilerek gerçekleşecektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder