İnşaat Mühendisleri Odası tarafından başlatılan Yetkin Mühendislik uygulaması Danıştay kararıyla durduruldu
Türkiye’yi yönetenlerin GATS anlaşmasına 1995 yılında imza atması ve ardından gelişen AB uyum süreci ile gündeme gelen YETKİN MÜHENDİSLİK uygulamasına karşı İVME adına inşaat mühendisi bir meslektaşımız tarafından Danıştay’da açılan davanın ilk raundunu İVME kazandı.
Bilindiği gibi, ulusal teknik gücümüzün tasfiyesine yol açacak olan yetkin-yetkili mühendislik uygulaması TMMOB’deki etkin yönetim anlayışı tarafından sahiplenilmiş ve bununla da kalınmayarak AKP Hükümeti siparişiyle TMMOB yöneticileri tarafından bir YETKİLİ MÜHENDİSLİK YASA TASARISI hazırlanarak AKP hükümetine sunulmuştu.
Buna bağlı gelişen süreçte, ileride özellikle genç meslektaşlarımızın sırtından oluşacak pastadan pay kapma yarışına giren İMO, MMO, HKMO, JFMO, PMO uzman ve yetkin mühendis yönetmeliklerini birbiri ardına yayınladılar. Bunlardan, ABD’de uygulanan “professional engineering” yönetmeliklerinden kopyalanarak İMO tarafından hazırlanan YETKİN İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ YÖNETMELİĞİ, yasayla tanımlanmamış bir unvanın kullanılması ve meslektaşlar arası eşitsiz iş ilişkisi yaratması gibi boyutlarıyla mevcut yaslarla da aykırı hükümler de içermekteydi.
Bu yönetmeliğe karşı dergimiz adına İnş. Müh. Ercan Atalay tarafından, 2006/5860 esas sayı ile açılan davada, Danıştay 8. Dairesi 6 Kasım 2007 tarihinde oybirliği ile yürütmeyi durdurma kararı verdi. Kararın gerekçesinde şöyle denilmektedir:
Dava konusu Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği İnşaat Mühendisleri Odası Yetkin İnşaat Mühendisliği Yönetmeliği ile “meslek bilgisi, deneyimi birikimi ve etik anlayışla belli bir olgunluk düzeyine erişmiş olan inşaat mühendislerinin tespitini ve belgelenmesini amaçlayan bir yetkin inşaat mühendisliği düzeninin oluşturulması ve bu düzenin işleyiş ilkelerini belirleme” amaçlanmış ise de; mühendislik mesleğinin niteliği, mühendis ve yüksek mühendis gibi unvanların neler olduğu ve bunların kimler tarafından kullanılacağı, ayrıca meslek alanında lisans eğitimi sonrasındaki yüksek lisans, doktora, doçentlik, profesörlük gibi aşamalar ilgili düzenlemelerin yukarıda açıklanan 3458 ve 2547 sayılı Yasalarda düzenlenmiş olması karşısında anılan Yasa hükümlerinin verdiği açık bir yetkiye dayanmayan ve anılan yasal düzenleme yer alan tanımları aşar bir şekilde yeni tanımlar ve düzenleme getiren dava konusu yönetmelikte yetki yönünden hukuka uyanık bulunmamaktadır.
Bu karar, dergimiz tarafından bugüne kadar savunulan “mühendislik eğitiminde belgelendirme üniversiteler tarafından yapılmalı, odaların yapması gereken ise, kimin neyi bildiğini ölçmek yerine üretilen mühendislik hizmetinin kalitesini denetlemek olmalı” şeklindeki İVME görüşünün de haklılığını ortaya koydu.
Davanın bu ilk aşamasında İMO tarafından davaya karşı verilen savunma dilekçesi ise bir başka gerçeği ortaya koymuş durumdadır. Dergimiz tarafından yöneltilen emperyalist bir projenin savunuculuğu suçlaması karşısında, TMMOB etkin yönetim anlayışı, yetkin-yetkili mühendislik uygulamasının ülkemizin gereksinimi olduğunu savunmuşlar ve öte yandan da “biz yapmazsak başkaları yapacak” demişlerdi. Oysa İMO tarafından yapılan savunmada, bu uygulamanın AB sürecinin zorunlu bir uygulaması olduğu iddia edilmiştir. Bu durum, TMMOB etkin yönetim anlayışının öznel niyeti ne olursa olsun, nesnel olarak AB hizmet tekelleri karşısında meslektaşlarımızın tasfiyesi ile sonuçlanacak bir sürece dahil olduklarını belgelemiştir.
Bir başka sonuç ise, TMMOB etkin yönetim anlayışı tarafından bu sürecin kaçınılmaz bir süreç olduğu savına karşı, asıl olanın mücadele etmek olduğunu ve hiçbir sürecin kaçınılmaz olmadığı sonucudur.
Meslektaşlarımızı uluslararası hizmet tekellerinin ucuz iş gücü yapacak olan yetkin-yetkili mühendislik uygulamalarına karşı mücadelemiz sürecektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder