GATS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
GATS etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ekim 2009 Cuma

EMO Yetkin/Yetkili/Uzman Mühendislik Kavram ve Uygulamaları Kurultayı Yapıldı

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) adına EMO İstanbul Şubesi’nin düzenlediği Yetkin/Yetkili/Uzman Mühendislik Kavram ve Uygulamaları Kurultay’ı 24-25 Ekim tarihlerinde Yıldız Teknik Üniversitesi Oditoryum Salonunda gerçekleştirildi.

Kurultay‘ın amacı, gerek EMO içerisinde gerekse TMMOB bünyesinde tartışılan ve farklı uygulama şekilleri bulunan yetkin, yetkili ve uzman mühendislik kavramlarının, EMO içerisinde sağlıklı bir şekilde tartışılmasını sağlamak ve bu tartışma sonucunda EMO örgütlülüğünde bir karar birlikteliğine varabilmek olarak açıklansa da, Kurultay’da karar almaya dönük bir düzenleme olmaması katılımcılar tarafından bu amacın sorgulanmasına yol açtı.

İki gün süren Kurultay her bir oturum ayrı bir forum şeklinde olmak üzere, 4 oturum ve 1 forum şeklinde düzenlendi. EMO ve EMO-Genç üyelerinin çok büyük bir kısmını oluşturduğu yaklaşık 250 katılımcı kurultaya katıldı. Kurultay, açılış konuşmaları ve yerel etkinliklerin bilgilendirmeleri ile başladı. Kurultay öncesi 9 ilde gerçekleştirilen yerel etkinliklerin sunumundan sonra, ilk oturum “AB Uyum Yasaları, GATS süreci ve Türkiye’deki Yasal Düzenlemeler” başlığı altında gerçekleştirildi. İlk günün son oturumu ise “Mühendislik Eğitimi, Akreditasyon, YÖK ve Diploma Unvanları” başlığını taşıyordu. Her iki oturum da Kurultay Düzenleme Kurulu’ndan bir üyenin çerçeve sunumu ile başladı. Kurultay hazırlık sürecinde yaşanan sorunlar ve Kurultay’ın formatının dışına çıkarılarak karar alma sürecinin engellemesi ile yaşanan gerginlik ilk günkü oturumlara yansıdı. İlk günkü oturumlarda somut önerilerden çok polemikler ön plana çıktı. Ayrıca Kurultay’da EMO ve EMO-Genç üyelerinin eşit söz hakkı olması kararlaştırılmış olmasına karşın ilk günkü oturumlarda, EMO-genç üyelerinin söz kullanımı ile ilgili de sorunlar yaşandı.

Kurultayın ikinci günü, “Yetkin/Yetkili/Uzman Mühendislik Belgelendirme, Mesleki Yeterlilik, Meslek İçi Eğitim ve TMMOB İçi Uygulamalar” oturumu ile başladı. Tartışma şekli ve söz kullanımı ile ilgili ilk gün yaşanan sorunlar, ikinci gün aşılabildi. Kurultayda karar alınamadığından, ortaklaşılan ve ortaklaşılamayan konularda Kurultay Sonuç Bildirgesi’ni oluşturmak üzere bir komisyon kuruldu. Çok sayıda EMO ve EMO-Genç üyesinin söz aldığı ikinci gün somut önerilerin tartışıldığı bir ortam sağlanabildi.

Kurultay katılımcılarının kürsüden yoğun olarak dile getirdiği görüşler;

  • Mühendislik eğitiminin, mühendislik mesleğini uygulamaya yeterli olmadığını düşünen ve akademik eğitim sonrası zorunlu çalışma ve sınavlarla yeni bir süreç tanımlayan yetkin mühendislik gibi uygulamalara karşı çıkılmalıdır.

  • AB-GATS sürecine ve bu sürecin mühendislik-mimarlık alanında içinde bulunduğu bütün meslek alanlarına dönük saldırılarına karşı çıkılmalıdır.

  • Yetkin mühendislik, belgelendirme ve akreditasyon konuları AB-GATS sürecinin yansımalarıdır.

  • YÖK’ün 2005 yılında aldığı diplomalara unvan yazılmama kararına karşı EMO ve TMMOB olarak dava açılmalıdır.

  • Eğitimin niteliksizleştirilmesine karşı, demokratik üniversite talebi ile parasız, bilimsel, anadilde eğitim mücadelesi verilmelidir.

  • EMO ve TMMOB, mühendislik eğitimine müdahil olmalıdır, yetersiz akademik kadro ve yetersiz altyapı ile açılan mühendislik fakültelerine karşı çıkılmalıdır.

  • Mühendislik mesleğinin icrasında yaşanan sorunların çözümü kamusal denetim ile sağlanabilir.

  • Meslek içi eğitim mühendislerin ihtiyacı olan mesleki ve teknik bilgilerin geliştirilmesi amacı ile yapılmalı fakat meslek içi eğitimde belgelendirme, sınav, iş yapma yetkisi gibi zorunluluklara karşı çıkılmalıdır.

  • Üniversite eğitiminin ticarileştirilmesine, Bologna süreci ile başlayan üniversitelerin dönüşüm sürecine, üniversitelerin sermaye lehine yeniden yapılandırılmasına karşı çıkılmalıdır. Bu amaçla öğrenciler ve akademisyenlerle ortak çalışmalar yapılmalıdır.

  • AB-GATS süreci, ülkede yapılan düzenlemeler (mesleki yeterlilik kurumu, YÖK, yabancı mühendislerin çalışması hakkındaki kanun), sermayenin nitelikli emek gücünü ucuza istihdam etme isteği, üniversite eğitiminde yaşanan ticarileşme süreci bütünlüklü ele alınmalıdır ve bütünlüklü bir karşı çıkış sağlanmalıdır.

Kurultay, hazırlık sürecinde yaşanan tüm olumsuzluklara ve karar almaya dönük bir düzenleme olmamasına rağmen, özellikle İvme Dergisi’nin Yetkin Mühendislik sayısında dile getirilen görüşlerin, Kurultay katılımcılarının büyük bir kısmı tarafından kürsüden ifade edilmesi ve en azından Yetkin Mühendislik uygulaması karşısında bir mutabakat sağlanmış olması açılarından önemli sonuçlar üretmiştir.

Kurultay, sonuç bildirgesi komisyonundan bir üyenin taslak metni kurultay katılımcılarının onayına sunması ile son buldu.

Sonuç bildirgesinde ortaklaşılan görüşlerden bazıları,

  1. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) gündeminde Yetkin Mühendislik uygulaması yoktur. EMO’da Yetkin Mühendislik savunulmamaktadır. EMO bu konuda yapılacak tüm girişimlere karşı mücadele eder.

  2. AB-GATS ve DTÖ den gelen tüm uyumlaştırma dayatmalarına EMO karşı durur.

  3. Üniversite Eğitimi ile ilgili önerilerimiz TMMOB II. Mühendislik Mimarlık Kurultayında “Mesleki yeterlilik – Mesleki YetkinlikMesleki Eğitim” başlığı altında yer alan Üniversite Eğitimi ile ilgili aldığı kararlardan yararlanır ve bunları yukarıdaki mantıkla güncelleştirir.

  4. Meslektaşlarımızın bilimsel ve teknik formasyonlarını geliştirici Meslek içi Eğitim ticarileştirilmeden sürdürülmelidir.

  5. TMMOB EMO mühendislik eğitiminde, üniversitelerde yeni bölüm açılmasında, bölüm kontenjanlarının belirlenmesinde söz hakkı talep etmeli ve müdahale etme araçlarının geliştirilmesini sağlamalıdır.

  6. TMMOB EMO gerici ve ezberci eğitim sistemine karşı parasız, bilimsel, özerk ve demokratik üniversiteyi savunmalıdır.

  7. Diplomalara unvan yazılmaması konusunda EMO hukuki süreci başlatmalıdır, Yükseköğretim Kurulu’nun bu kararına karşı dava açmalıdır ve TMMOB’nin de davaya müdahil olmasını talep etmelidir.

Kurultay katılımcılarının çok büyük bir kısmı akreditasyon konusunun, üniversitelerin yeniden yapılandırılması, ticarileştirilmesi ve tek tipleştirilmesi sürecinin bir parçası olduğunu belirtmesine rağmen, akreditasyon sonuç bildirgesinde ortaklaşılamayan konular arasında yer aldı.

Belgelendirme konusunda da Kurultay katılımcılarının çok büyük bir kısmı, belgelendirmenin nitelikli emek gücünün sınıflandırılmasına ve değersizleştirilmesine yol açacağını, belgelendirmenin yetkilendirmenin bir şekli olduğunu ve yetkin mühendislik tartışmasından ayrı değerlendirilemeyeceğini belirtmesine karşın, belgelendirme de sonuç bildirgesinde ortaklaşılamayan konular arasında yer aldı.

Kurultay sonuç bildirgesinin en kısa sürede açıklanacağı belirtilerek Kurultay bitirildi.

25 Eylül 2009 Cuma

AÇIKLAMA NO 29: İnşaat Mühendisleri Odası'nın Yetkinlik Uygulamasını Bir Kez Daha Durdurduk

İMO’nun Danıştay kararıyla durdurulan Yetkin İnşaat Mühendisliği Yönetmeliği’nin ardından hazırladığı Yetkinlik Belgelendirme Yönetmeliği de +İVME Dergisi’nin açtığı davayla durduruldu.

1990’lı yıllardan bu yana mühendis-mimarların ve TMMOB’nin gündeminde olan, özellikle 1999

Marmara Depremi’ndeki yıkımları ve can kayıplarını yalnızca mühendis-mimarların sırtına yükleyen bir çarpıtmayla gerekçelendirilerek hazırlıklarına hız verilen yetkin-yetkili mühendislik uygulamasıyla ilgili olarak, İnşaat Mühendisleri Odası 2006’da Yetkin İnşaat Mühendisliği Yönetmeliği’ni yayınlamış ve ilk yetkin mühendislik belgelerini dağıtmaya başlamıştı. ABD’deki profesyonel mühendislik (professional engineering) uygulamasından kopya edilerek oluşturulmuş bu yönetmelik, bir mühendisin imza yetkisi alabilmek için 5 yıl boyunca bir yetkin mühendisin gözetiminde çalışması, Oda tarafından belli bir ücret karşılığında yapılacak sınavdan geçmesi gibi kriterler getiriyordu.

Haziran 2006’da Yetkin Mühendislik başlığıyla yayınlanan ilk sayısından itibaren İvme Dergisi, meslektaşlarımızı, özellikle de yeni mezun meslektaşlarımızı sermayeye ucuz işgücü olarak sunan bu uygulamaya karşı çıkmıştır.

Öte yandan 1995 yılında imzalanan Hizmet Ticareti Genel Sözleşmesi (GATS) ile Avrupa Birliği uyum süreci de hizmetlerin serbest dolaşımı için mesleki yeterliliklerin karşılıklı tanınması kapsamında benzer bir belgelendirme sürecini öngörmektedir. Kısacası yetkin mühendislik ve belgelendirme, ülkemize gelecek olan uluslararası hizmet tekellerine de ucuz işgücü yarattığı gibi, ayrıca ulusal mühendislik gücümüzün önüne de bir “belge duvarı” çekilerek tasfiyesine yol açacaktır.

Mesleki demokratik kitle örgütü olarak üyelerinin çıkarlarını savunması gereken TMMOB ve bazı Odalar etkin yönetim anlayışları ise, üyelerini, mesleklerini icra etme yetkilerini de ellerinden alarak sermayenin sömürüsüne eli kolu bağlı terk eden yetkin mühendislik uygulamasını bizzat hayata geçirmeye çalışmışlar, 2005’te Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın siparişiyle “Yetkili Mühendis, Mimar ve Şehir Plancılarının Belirlenmesi ve Belgelendirilmesine İlişkin Kanun Tasarısı Taslağı”nı hazırlamışlardır.

Mayıs 2004’teki TMMOB GK’da “TMMOB Meslek İçi Eğitim ve Belgelendirme Yönetmeliği” kabul edilirken, yetkinlik uygulaması ise İMO tarafından 2006’da hazırlanan bir yönetmelikle hayata geçirilmiştir. Bu yönetmeliğe +İvme Dergisi yayın kurulu üyesi İnş. Müh. Ercan Atalay tarafından açılan davada Danıştay 8. Dairesi 6 Kasım 2007’de yürütmeyi durdurma, 18 Kasım 2008’de ise iptal kararı vermiştir.

İnşaat Mühendisleri Odası ise mahkeme kararını ciddiye almak yerine, yetkin mühendisliği uygulama konusundaki ısrarını sürdürmüş ve kararın etrafından dolanma çabasıyla yeni bir yönetmelik hazırlamıştır. Yetkinlik Belgelendirme Yönetmeliği adındaki bu “yeni yetkin mühendislik yönetmeliği”, bir öncekinden yalnızca isim bakımından farklıdır. Üstelik bu yalnızca bizim iddiamız da değildir; 12 Eylül 2008’de yapılan İMO 41. Dönem Danışma Kurulu’nda söz konusu yönetmelik tartışılırken bizzat yetkin mühendislik kurulu başkanı tarafından söylenen “Biz zaten daha önceden benimsediğimiz bir yönetmeliği allayıp pullayıp yeniden yürürlüğe koymak için burdayız. Herkes bu danışma kurulunun bir oyun olduğunu biliyor zaten” sözleri, iki yönetmeliğin içerik olarak birbirinden farksız olduğunun en yetkili ağızdan doğrulanmasıdır.

15 Şubat 2009’da Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren bu yeni yönetmeliğe de +İvme Dergisi adına yayın kurulu üyemiz İnş. Müh. İsmail Ozan Demirel tarafından 16 Nisan 2009 tarihinde dava açılmıştır. Danıştay 8. Dairesi ise 8 Temmuz 2009 tarihinde oybirliğiyle Yetkinlik Belgelendirme Yönetmeliği’nin yürütmesini durdurma kararı almıştır. Böylece +İvme Dergisi, İnşaat Mühendisleri Odası’nın yetkin mühendislik uygulamasını ikinci kez durdurmuştur.

Kararın gerekçesi “(...) mühendislik mesleğinin niteliği, mühendis ve yüksek mühendis gibi unvanların neler olduğu ve bunların kimler tarafından kullanılacağı, ayrıca meslek alanında lisans eğitimi sonrasındaki yüksek lisans, doktora, doçentlik, profesörlük gibi aşamalar ilgili düzenlemelerin yukarıda açıklanan 3458 ve 2547 sayılı Yasalarda düzenlenmiş olması karşısında, anılan Yasa hükümlerinin verdiği açık bir yetkiye dayanmayan ve anılan yasal düzenlemelerde yer alan tanımları aşar bir şekilde yeni tanımlar ve düzenleme getiren dava konusu Yönetmelikte yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmamaktadır” şeklinde ifade edilmiştir. Bu karar da, bir önceki yürütmeyi durdurma kararında olduğu gibi, İvme’nin savunduğu “mühendislik eğitiminde belgelendirmeyi üniversiteler yapmalı; odaların yapması gereken ise, kimin neyi bildiğini ölçmek yerine üretilen mühendislik hizmetlerini ya da bu hizmetleri denetlemesi gereken kurumları denetlemek olmalı” görüşünün haklılığını bir kez daha ortaya koymuştur.

Son olarak şunu da eklemek isteriz; bir süredir TMMOB içinde, dün yetkin mühendisliği savunanların bugün İMO’nun yetkinlik uygulamasına kendilerinin de karşı olduklarını söyledikleri duyulmaktadır. Bu kişiler bugün belgelendirmeyi savunuyor, yetkin mühendislik tartışmasının ise artık bittiğini, tüketildiğini hemen sözlerine eklemeyi unutmuyorlar. Bu durum, yetkin mühendisliğe karşı ideolojik mücadelenin kazanıldığını gösterdiği gibi, kavramlar üzerinde yeni bir bulanıklık yaratma çabasına da işaret etmektedir: Bugün birçok Odanın belgelendirme uygulamasının, mühendis emeğinin değersizleştirilmesine yol açma anlamında yetkin mühendislikten özde bir farkı yoktur.

İvme Dergisi yetkin-yetkili mühendislik başta olmak üzere meslektaşlarımızı sermayenin ucuz işgücü haline getirecek tüm uygulamalara karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürecektir.

Mühendislik Mimarlık ve Planlamada
+İVME

13 Aralık 2008 Cumartesi

Açıklama No:7 Yetkin-Yetkili Mühendislik Uygulamasını Durdurduk


İnşaat Mühendisleri Odası tarafından başlatılan Yetkin Mühendislik uygulaması Danıştay kararıyla durduruldu

Türkiye’yi yönetenlerin GATS anlaşmasına 1995 yılında imza atması ve ardından gelişen AB uyum süreci ile gündeme gelen YETKİN MÜHENDİSLİK uygulamasına karşı İVME adına inşaat mühendisi bir meslektaşımız tarafından Danıştay’da açılan davanın ilk raundunu İVME kazandı.

Bilindiği gibi, ulusal teknik gücümüzün tasfiyesine yol açacak olan yetkin-yetkili mühendislik uygulaması TMMOB’deki etkin yönetim anlayışı tarafından sahiplenilmiş ve bununla da kalınmayarak AKP Hükümeti siparişiyle TMMOB yöneticileri tarafından bir YETKİLİ MÜHENDİSLİK YASA TASARISI hazırlanarak AKP hükümetine sunulmuştu.

Buna bağlı gelişen süreçte, ileride özellikle genç meslektaşlarımızın sırtından oluşacak pastadan pay kapma yarışına giren İMO, MMO, HKMO, JFMO, PMO uzman ve yetkin mühendis yönetmeliklerini birbiri ardına yayınladılar. Bunlardan, ABD’de uygulanan “professional engineering” yönetmeliklerinden kopyalanarak İMO tarafından hazırlanan YETKİN İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ YÖNETMELİĞİ, yasayla tanımlanmamış bir unvanın kullanılması ve meslektaşlar arası eşitsiz iş ilişkisi yaratması gibi boyutlarıyla mevcut yaslarla da aykırı hükümler de içermekteydi.

Bu yönetmeliğe karşı dergimiz adına İnş. Müh. Ercan Atalay tarafından, 2006/5860 esas sayı ile açılan davada, Danıştay 8. Dairesi 6 Kasım 2007 tarihinde oybirliği ile yürütmeyi durdurma kararı verdi. Kararın gerekçesinde şöyle denilmektedir:

Dava konusu Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği İnşaat Mühendisleri Odası Yetkin İnşaat Mühendisliği Yönetmeliği ile “meslek bilgisi, deneyimi birikimi ve etik anlayışla belli bir olgunluk düzeyine erişmiş olan inşaat mühendislerinin tespitini ve belgelenmesini amaçlayan bir yetkin inşaat mühendisliği düzeninin oluşturulması ve bu düzenin işleyiş ilkelerini belirleme” amaçlanmış ise de; mühendislik mesleğinin niteliği, mühendis ve yüksek mühendis gibi unvanların neler olduğu ve bunların kimler tarafından kullanılacağı, ayrıca meslek alanında lisans eğitimi sonrasındaki yüksek lisans, doktora, doçentlik, profesörlük gibi aşamalar ilgili düzenlemelerin yukarıda açıklanan 3458 ve 2547 sayılı Yasalarda düzenlenmiş olması karşısında anılan Yasa hükümlerinin verdiği açık bir yetkiye dayanmayan ve anılan yasal düzenleme yer alan tanımları aşar bir şekilde yeni tanımlar ve düzenleme getiren dava konusu yönetmelikte yetki yönünden hukuka uyanık bulunmamaktadır.

Bu karar, dergimiz tarafından bugüne kadar savunulan “mühendislik eğitiminde belgelendirme üniversiteler tarafından yapılmalı, odaların yapması gereken ise, kimin neyi bildiğini ölçmek yerine üretilen mühendislik hizmetinin kalitesini denetlemek olmalı” şeklindeki İVME görüşünün de haklılığını ortaya koydu.

Davanın bu ilk aşamasında İMO tarafından davaya karşı verilen savunma dilekçesi ise bir başka gerçeği ortaya koymuş durumdadır. Dergimiz tarafından yöneltilen emperyalist bir projenin savunuculuğu suçlaması karşısında, TMMOB etkin yönetim anlayışı, yetkin-yetkili mühendislik uygulamasının ülkemizin gereksinimi olduğunu savunmuşlar ve öte yandan da “biz yapmazsak başkaları yapacak” demişlerdi. Oysa İMO tarafından yapılan savunmada, bu uygulamanın AB sürecinin zorunlu bir uygulaması olduğu iddia edilmiştir. Bu durum, TMMOB etkin yönetim anlayışının öznel niyeti ne olursa olsun, nesnel olarak AB hizmet tekelleri karşısında meslektaşlarımızın tasfiyesi ile sonuçlanacak bir sürece dahil olduklarını belgelemiştir.

Bir başka sonuç ise, TMMOB etkin yönetim anlayışı tarafından bu sürecin kaçınılmaz bir süreç olduğu savına karşı, asıl olanın mücadele etmek olduğunu ve hiçbir sürecin kaçınılmaz olmadığı sonucudur.

Meslektaşlarımızı uluslararası hizmet tekellerinin ucuz iş gücü yapacak olan yetkin-yetkili mühendislik uygulamalarına karşı mücadelemiz sürecektir.

Açıklama No:6 TMMOB’deki Etkin Yönetim Anlayışı Anti-Demokratik Uygulamalarında Sınır Tanımıyor


TMMOB’deki etkin anlayış bu kez de, Mühendislik, İstihdam ve Ücretlendirme Sempozyumunda sunmak istediğimiz bildirilerimizi sansürledi…”

TMMOB içi muhalefete karşı, benzeri görülmemiş bir baskı politikası izleyen TMMOB’deki etkin yönetim anlayışı bu kez de, muhalefeti susturabilmek için kendi oluşturduğu kurul ve kuralları bile çiğneyerek Mühendislik, İstihdam ve Ücretlendirme Sempozyumunu bilim dışı bir organizasyon haline getirdi.
Bilindiği gibi, dönem başında Mühendislik, İstihdam ve Ücretlendirme Sempozyumun TMMOB adına MMO tarafından düzenleneceği duyurulmuş ve birinci duyuru broşürüyle konuyla ilgili bildiri özetlerinin 30.04.07 tarihine kadar iletilmesi istenmişti. Bildiri verecek kişi veya kuruluşlar için ise bir kısıtlama getirilmemişti. 27.04.07 tarihinde +İvme Dergisi adına sunulacak, “GATS ve AB Sürecinde Yetkin/Yetkili Mühendislik” ve “Mühendislikte Asgari Ücret” başlıklı iki bildiri özeti Sempozyum Düzenleme Kuruluna iletildi. Sempozyum duyurusunda, sunumu kabul edilecek bildirilerin 13.07.07 tarihine kadar Düzenleme Kuruluna iletilmesi isteniyordu.

Bildiri içerikleriyle ilgili konuları, 2.06.07 tarihinde düzenlenen sempozyumla ilgili İstanbul Bölge toplantısındaki tartışma ortamına taşımamıza ve bu toplantıda bildirilerin kabul ve reddiyle ilgili bilgi istememize karşın 10.09.2007 tarihine kadar tarafımıza yazılı olarak bir bilgi verilmedi. Fakat, TMMOB yönetiminin, bildirilerin değerlendirilmesinde Düzenleme Kurulunu devre dışı bıraktığı öğrenildi.

10.09.07 tarihinde ise, düzenleme kurulu bir yazıyla, “GATS ve AB Sürecinde Yetkin/Yetkili Mühendislik” bildirisinin ret edildiğini, “Mühendislikte Asgari Ücret” bildirisinin ise sempozyumda sunumu yapılmaksızın bildiriler kitabında basılabileceğini bildirdi.
TMMOB’nin getirildiği nokta açısından ibret verici böyle bilimsel etik dışı teklifin TMMOB adına nasıl yapılabildiği bizi hayrete düşürdü.

Bilindiği gibi, sempozyumlar bilimsel etkinliklerdir ve tezlerin tartışmaya açılması, tartışmalar sonucunda bu tezlerin geçerliliğinin kanıtlanması amacıyla düzenlenirler. Tartışmalarla çürütülen tezler ise bilimsel geçerlilik kazanamazlar. Bu nedenle, tartışmaya açılmamış veya açılmayacak bildirilerin, bildiriler kitabında yayınlanması bile düşünülemez. Bu çerçevede bakıldığında, bu teklif bilime aykırı ve etik olmayan bir tekliftir ve tam anlamıyla bir skandal niteliğindedir.

TMMOB’deki etkin yönetim anlayışının 12 Eylül dönemini anımsatan bu tutumu, tam anlamıyla bir sansür uygulamasıdır. Bu anlayış, kendisine muhalif olduğunu düşündüğü her kişi ve grubu baskı altına almaya çalışmakta ve örgüt içi muhalefeti yok etmeyi hedeflemektedir. Fakat anlayamadığımız, böyle bir anlayışa sahip olmadığını düşündüğümüz bazı Düzenleme Kurulu üyelerinin, bu anti demokratik uygulamaları içlerine sindiriyor olabilmeleridir.

Elbette TMMOB’nin çok güçlü demokratik gelenekleri vardır ve bu gelenekler örgütümüz içinde kendi dinamiklerini yaratacak ve örgütümüzü bu trajik ve trajik olduğu kadar da komik uygulamalardan kurtararak yeniden demokratik bir yapıya kavuşturacaktır.

Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada

Artı İVME

Açıklama No:4 Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun


"Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" tasarısı 23 Mayıs 2007 gecesi Meclis Genel Kurulu'nda kabul edildi. Cumhurbaşkanı Sezer, “Türk mühendis ve mimarların aleyhine olacağı” gerekçesi ile yasayı veto etti. Ülkemizde zaten yıllardır yabancı mühendis ve mimarlara çalışma izni verilirken, son yasa değişikliği ile ne yapılmak istendi? Bunun için 2003 yılında kabul edilmiş olan 4817 sayılı YABANCILARIN ÇALIŞMA İZİNLERİ HAKKINDA KANUN’a bakmakta yarar vardır.

4817 sayılı yasanın değişiklikten önceki ve sonraki hali arasındaki en önemli fark, yabancılara izin almaksızın bir yıl süreyle çalışma hakkı verilmesi ve izin alma sırasında “kilit personel” gibi ne olduğu belli olmayan bir tanımlama ile istenilen kişilere çalışma izni alma kolaylığı getirilmiş olmasıdır.

İzin belgesini verecek makam olarak ise, yetkin-yetkili mühendislik uygulamasına paralel olarak kurulması düşünülen, halihazırda, lisans eğitimi gerektirmeyen meslekler için tanımlanmış olan “Mesleki Yeterlilik Kurulu” benzeri, mühendislerin hangilerinin yetkin olduğuna karar verecek bir kurul tarif edilmiştir. Yakın gelecekte bu kurulun yasası da meclis gündemine gelecektir. Zaten Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın siparişi üzerine TMMOB tarafından hazırlanmış bir yasa tasarısı da bulunmakta ve TMMOB yöneticileri bu işlerin kendilerine bırakılacağı hayalini kurmaktadır.

Aslında bu son değişiklik yasasından önce, 4817 sayılı yasada ulusal teknik gücümüz aleyhine daha vahim düzenlemeler zaten yapılmış durumdadır.

4817 sayılı yasanın kapsam maddesinde “Bu kanun (…) Karşılıklılık ilkesi, uluslararası hukuk ve Avrupa Birliği hukuku esasları dikkate alınarak çalışma izninden muaf tutulan yabancılar dışında, Türkiye’de bağımlı ve bağımsız olarak çalışan yabancıları, bir işveren yanında meslek eğitimi gören yabancıları ve yabancı çalıştıran gerçek ve tüzel kişileri kapsar.” denilmektedir.

Kanunun 8. maddesinde sayılan istisnalar içinde ise “e. Avrupa Birliği üyesi ülke vatandaşları ile bunların Avrupa Birliği üyesi ülkelerin vatandaşı olmayan eş ve çocuklarına (…) bu Kanunda öngörülen sürelere tabi olmaksızın çalışma izni verilebilir.” ifadesi dikkat çekmektedir.

Yani özetle, ikili anlaşmalarla ve AB uyum sürecinde yabancılara, daha doğru bir deyişle yabancı hizmet sermayesine, daha da doğrusu uluslararası hizmet tekellerine koşulsuz çalışma izinleri zaten verilmiş durumdadır.

Durum böyleyse bu son değişikliğe niçin gerek duyulmuştur?
Bunun yanıtı çok basittir. Emperyalist tekellere peşkeş çekilen ülkemiz, ikili anlaşmalar veya AB süreci kapsamına girmeyen emperyalist ülke tekellerine de GATS kapsamında sunulmaktadır. AB tekelleri karşısında haksız rekabetle karşı karşıya kaldığını düşünen diğer tekeller dikkate alınarak, ülkemizin sömürüye “adil” ve herhangi bir tekele “haksızlık” yapılmayacak şekilde açılması düzenlenmektedir.

Durum bu kadar uç noktada ve onursuz bir şekilde seyrederken, 4817 sayılı yasayı görmezden gelen TMMOB yöneticileri, AB süreci ile yaşanacak olumsuzlukların üzerinden atlayıp, “bu işin AB’ye giriş süreci ile bir ilişkisi yoktur, bu yasa Japon firmalarına verilen sözün yerine getirilmesi içindir” gibi açıklamalarla yaşanan vahim süreci gizlemeye çalışmaktadır. Çünkü TMMOB yöneticilerini ilgilendiren, mühendislik ve mimarlık hizmet alanlarının AB süreci veya ikili anlaşmalarla zaten AB hizmet tekellerinin sömürüsüne sonuna kadar açılacak olması değil; bu hizmet alanları sömürüye açılırken, ulusal mühendislik gücümüzün yerel rekabeti ortadan kaldırmak üzere tasfiyesi anlamına gelecek olan yetkin-yetkili mühendislik uygulamasında söz sahibi olabilmektir.

Sorunun özü, yabancı bir mühendisin ülkemize gelerek bir yıl izin almadan çalışması değildir. Sorunun özü, dünyada oluşturulan tekel bürokrasisinin meslek alanlarımızda şekillendirdiği düzenlemelerdir. Bu düzenlemeler, GATS ve AB uyum süreci adı altında her gün yaşantımıza yeni bir yaptırım getirmektedir.
Bu sürece “Mısırlı mühendis gelip ülkemizde bina yapacak, nasıl güvenip de oturacağız” gibi sığ ve ırkçı söylemlerle ya da yetkin-yetkili mühendislik yasaları hazırlayarak sürecin bir kısmından nemalanma olanaklarının peşinden koşmakla karşı çıkma olanağı bulunmamaktadır.

Bu sürece, yani GATS ve AB sürecine, bu süreçte oluşturulan tekel bürokrasisini ve bu bürokrasinin kurumlarını toptan reddetmekle ve bu reddedişin gerektirdiği kararlılık ve mücadele anlayışı ile karşı çıkılabilir.
Bugünkü yöneticilerince bir türlü hatırlanamayan TMMOB mücadele tarihi, gereksinim duyulan mücadele anlayışını, bu mücadeleyi yürütmek isteyenlere öğretecek deneyimlerle doludur.

Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada

Artı İVME

Açıklama No:2 Ülkemiz satılıyor! Bu yetmiyor...Ülkemizin beyin gücü "satılıyor"


Halkımızın alın teriyle seksen üç yılda yaratılmış birçok kamu kuruluşu, bu kuruluşları yönetmekten sorumlu hükümetler tarafından "iyi yönetilmiyor" gerekçesiyle tekellere satılıyor.

Ulusal olan her şeye saldırmak artık sıradanlaştı. Şimdi sıra ülkemizin beyinlerine geldi. Beyin gücümüz... Yani teknik gücümüz... Yani mühendisler, mimarlar, plancılar... Yani BİZ, HEPİMİZ SATILIYORUZ.

Yabancılara çalışma izni veren yasa bu satışın 3. perdesi. Emperyalizm ülkemize saldırırken işbirlikçiler de bu saldırıları meşrulaştıran yasa tasarıları hazırlıyorlar.

GATT ve Gümrük Birliği anlaşmaları ulusal sanayiyi tasfiye ederken, GATS ve Avrupa Birliği'ne giriş süreci de teknik gücün tasfiyesini gerektiriyor. Ulusal olan her şey tasfiye edilmeli ki, yabancı tekellerin önü açılsın, yerel rekabet ortadan kalksın ve yoksul halkımıza istedikleri fiyatla mal satsınlar.

Beyinleriz... Yani ülkemizin teknik gücü... Yani mühendisler, mimarlar, plancılar... Yani BİZ... Tasfiye edilmeliyiz ki, ABD'nin AB'nin işsiz mühendislerine ülkemizde istihdam yaratılsın.

Yabancılara çalışma izni veren yasa aslında bu tasfiye sürecinin 3. aşaması demiştik. Peki, birinci aşama neydi? Bu işin birinci aşamasını YETKİN MÜHENDİSLİK ya da YETKİLİ MÜHENDİSLİK yasa tasarısı oluşturuyor. Ve ne acıdır ki bu yasa tasarısı hükümet siparişiyle TMMOB yönetimi tarafından hazırlandı. Mühendislik gücümüzün asıl ve kapsamlı tasfiyesi bu YETKİN MÜHENDİSLİK yasasıyla gerçekleşecek. Bu yasayı hazırlamakla suyun başına da geçeceğini zanneden TMMOB yöneticileri, diplomaları geçersiz ilan ederek ve meslek icrası için açacağı sınavlarla ve para karşılığı yeniden belgelendirme yaparak teknik gücümüzü tasfiye edecek. YÖKün diplomalara mühendislik, mimarlık unvanı yazılmaması kararı da bu süreci tamamlayan 2. aşamayı oluşturuyor.

TMMOB yönetimi tarafından hazırlanan YETKİN MÜHENDİSLİK yasa tasarısı gerçekten yasalaşırsa, asıl o zaman meydan yabancılara kalacak. Çünkü AB direktifleri doğrultusunda mesleki yeterliliklerin karşılıklı tanınması zorunluluğu, AB mühendislerine ve GATS kapsamında tüm dünya mühendislerine ülkemizin kapılarını sonuna kadar açacak.

Ülkemizde çalışma hakkı, bir avuç 'yetkin ve elit', 'yerli' mühendislikle birlikte, asıl olarak 'yabancıların' olacak ve TMMOB bunların kaydını tutan bürokratik bir kuruma dönüşecek.

AB'ye giriş sürecini mücadele sürecine çevireceğini iddia eden TMMOB yönetimi, "biz olmasak da bu yasaları çıkaracaklar, bari içinde yer alalım" diyerek rant peşinde koşarken, mücadeleden ne anladığını da ortaya koymaktadır. TMMOB yönetimi, TMMOB'nin onurlu geçmişi ve üyelerinin beyinleri üzerinden rant mücadelesi yapmaktadır.

TMMOB yönetimi, hükümet tarafından hazırlanan Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanununa da kendisine beklediği rol verilmediği için karşı çıkmıştır. Aslında hem TMMOB'nin Yetkin Mühendislik Yasa Tasarısı'nın hem de hükümetin Mesleki Yeterlilik Kurumu Kanunu'nun gerekçeleri aynıdır.

TMMOB yönetimi bu yasalara karşı çıkarak üyelerinin özlük haklarını savunuyor gibi yaparken aslında kaçan rantın peşinden koşmaktadır.

Öyleyse ne yapmalıyız?

Sn. TMMOB üyesi... Sevgili Meslektaşımız,

Ne yapmamız gerektiğini TMMOB'nin antiemperyalist mücadele tarihi söylüyor. Emperyalist bir birliğe girmeyi kabul edip, girerken de mücadele edeceğiz diye sahte mücadele çağrıları yapan, bu süreçte kendi üyelerini tasfiye etmeyi hedefleyen, hatta bu sürece karşı çıkan öğrenci üyelerine genel kurullarda söz hakkı vermeyen, komisyonlarını dağıtarak tasfiye eden TMMOB yöneticileri artık TMMOB'nin şanlı geçmişini temsil etmiyor.

Tüm TMMOB üyelerinin görevi gaflet içindeki TMMOB üyeleri tarafından yere düşürülen mücadele bayrağını yeniden dalgalandırmak olmalıdır.

Çünkü bu bayrak geleceğimizi ve onurumuzu temsil ediyor.

Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada

Artı İVME