HKMO etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HKMO etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2010 Pazartesi

Çağdaş-Demokrat Harita Mühendisleri Seçim Çağrısı




HKMO İSTANBUL ŞUBESİ
21. DÖNEM ÇAĞDAŞ-DEMOKRAT HARİTA MÜHENDİSLERİ
YÖNETİM KURULU ADAYLARI

ASIL ADAYLAR
1. Yrd. Doç. Dr. M. Tevfik Özlüdemir
2. Tekin Akçapınar
3. Serap Ata Akkoca
4. Ali Hasan Bakır
5. Alişan Çalcalı
6. Mehmet Uğur Girişken
7. Mehmet Hışır

YEDEK ADAYLAR
1. Engin Kaya
2. Yük. Müh. Deniz Baş
3. Gülten Mete Baş
4. Nihat Öz
5. Prof. Dr. N. Necla Uluğtekin
6. Selahattin Avşar
7. Taylan Öcalan

+
Siz
“Özgürlük, kardeşlik ve dayanışma için biz 14+1'iz”

21. Olağan Genel Kurul
30 Ocak 2010 Cumartesi–Mecidiyeköy Kültür Merkezi, Mecidiyeköy

Seçim
31 Ocak 2010 Pazar–Özel Karagözyan İlköğretim Okulu, Şişli

Değerli Meslektaşımız,

Çağdaş-Demokrat Harita Mühendisleri olarak bizler bugüne dek hep aydınlanmadan, emekten, barıştan yana olduk. Aklın ve bilimin ışığında çağdaş değerleri savunduk; mesleki politikalarımızın geliştirilmesinde hep toplumun yararını gözettik. 1976 yılındaki kuruluşundan bu yana yönetiminde olduğumuz Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İstanbul Şubemizde bu değerlere bağlı kalarak demokratik, katılımcı, saydam ve kolektif üretime dayalı bir anlayışla çalışmalarımızı sürdürdük.

Çağdaş-Demokrat Harita Mühendisleri, İstanbul Şubesinin 20'inci Çalışma Döneminde de geçmiş yönetimlerden devraldığı geleneği sürdürdü ve tüm üyeleri kucaklayan ilkeli bir yönetim anlayışıyla, paylaşımla örülü üretken bir dönemi daha geride bıraktı.

Çağdaş-Demokrat Harita Mühendisleri, aynı çalışma anlayışını 21'inci Çalışma Döneminde de sürdürme kararlılığındadır. Siz üyelerimizi bizlere destek vermeye, 30-31 Ocak 2010 tarihlerinde gerçekleştirilecek Şube Genel Kurulumuza katılarak çağdaş değerlerimize ve yönetim anlayışımıza sahip çıkmaya davet ediyoruz.

Noktaları Özgürlükle, Çizgileri Kardeşlikle, Alanları Dayanışmayla Buluşturan Haritamızı Beraberce Çizmek İçin Adayız

Bizler; dün olduğu gibi yarın da, geçmişte olduğu gibi gelecekte de;

*
Geçmişten günümüze yarattığımız birikim ve deneyimimizle, saydam ve katılımcı bir yönetim anlayışıyla, tüm üyeleri kucaklayan tarzımızla çalışmalarımızı yürütmeyi sürdüreceğiz. Bunu yaparken örgütlenme başlığına özel olarak odaklanacağız.

*
Ülkesine ve mesleğine sahip çıkan, toplum yararını gözeten, üyesine değer veren, onların sorunlarına akılcı çözümler geliştirmeye odaklanan anlayışımızı sürdüreceğiz.

*
Üyelerimizin çoğunluğunu ücretli çalışanların oluşturduğu, işsiz meslektaşlarımızın sayısının giderek arttığı günümüz koşullarında üyelerimizin özlük haklarına sahip çıkacak, başta sendikalar olmak üzere üyelerimizin örgütlenme ve hak elde etme mücadelelerine öncülük edeceğiz.

*
İnsan toprak ilişkilerini kuran bir meslek grubu olarak topraklarımızın toplumun gereksinimleri çerçevesinde kullanılması ve bu çerçevede kamu güvencesinin korunması için mesleki ve toplumsal sorumluluklarımızın gereğini yerine getireceğiz.

*
CBS alanında, bilgininin toplumsallaştırılmasını ve planlı olarak kullanılmasını sağlama yönünde bir yasal altlığın hazırlanması sürecine katkı sunacağız.

*
Bilimin ve aklın gereği olarak kurumlardaki haritacılık hizmetlerinin tek bir çatı altında toplanmasına yönelik çabalarımızı sürdüreceğiz.

*
Haksız rekabet ve ihalelerde çok düşük bedellerle iş yüklenilmesine karşı birlikte hareket eden ve dayanışma içerisinde davranan bir sektör yaratma çabalarımızı artıracağız.

*
Teknik altyapı kadastrosunun teknik ve yasal altlığa kavuşturulması, yersel fotogrametri uygulamalarının yaygınlaştırılması, taşınmaz değerleme alanında mesleki bir inisiyatif oluşturulması, batimetrik harita üretiminin yasal altlığa kavuşturulması vb. güncel mesleki gündemler üzerinde çalışma yürüteceğiz.

*
Üniversitelerle Odamız arasındaki ilişkileri daha da güçlendirecek ve yapılacak etkinliklerde üniversitelerimizin yapacakları bilimsel katkıları verimli olarak değerlendireceğiz.

*
Çalışma bölgemizdeki kentlere sahip çıkacağız ve üçüncü köprü, rant eksenli kentsel dönüşüm projeleri, tarım havzalarını ve su kaynaklarını tehdit eden planlama süreçlerine karşı toplum yararı ekseninde mücadele etmeye devam edeceğiz.

*
Demokratik Kitle Örgütleri, Sendikalar, Meslek Kuruluşları ve yerel yönetimlerle var olan ilişkilerin güçlendirilmesi doğrultusundaki çalışmalara devam edecek, TMMOB'nin ve İstanbul İl Koordinasyon Kurulunun gerçekleştireceği etkinliklere aktif destek vereceğiz.

13 Aralık 2008 Cumartesi

Açıklama No:7 Yetkin-Yetkili Mühendislik Uygulamasını Durdurduk


İnşaat Mühendisleri Odası tarafından başlatılan Yetkin Mühendislik uygulaması Danıştay kararıyla durduruldu

Türkiye’yi yönetenlerin GATS anlaşmasına 1995 yılında imza atması ve ardından gelişen AB uyum süreci ile gündeme gelen YETKİN MÜHENDİSLİK uygulamasına karşı İVME adına inşaat mühendisi bir meslektaşımız tarafından Danıştay’da açılan davanın ilk raundunu İVME kazandı.

Bilindiği gibi, ulusal teknik gücümüzün tasfiyesine yol açacak olan yetkin-yetkili mühendislik uygulaması TMMOB’deki etkin yönetim anlayışı tarafından sahiplenilmiş ve bununla da kalınmayarak AKP Hükümeti siparişiyle TMMOB yöneticileri tarafından bir YETKİLİ MÜHENDİSLİK YASA TASARISI hazırlanarak AKP hükümetine sunulmuştu.

Buna bağlı gelişen süreçte, ileride özellikle genç meslektaşlarımızın sırtından oluşacak pastadan pay kapma yarışına giren İMO, MMO, HKMO, JFMO, PMO uzman ve yetkin mühendis yönetmeliklerini birbiri ardına yayınladılar. Bunlardan, ABD’de uygulanan “professional engineering” yönetmeliklerinden kopyalanarak İMO tarafından hazırlanan YETKİN İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ YÖNETMELİĞİ, yasayla tanımlanmamış bir unvanın kullanılması ve meslektaşlar arası eşitsiz iş ilişkisi yaratması gibi boyutlarıyla mevcut yaslarla da aykırı hükümler de içermekteydi.

Bu yönetmeliğe karşı dergimiz adına İnş. Müh. Ercan Atalay tarafından, 2006/5860 esas sayı ile açılan davada, Danıştay 8. Dairesi 6 Kasım 2007 tarihinde oybirliği ile yürütmeyi durdurma kararı verdi. Kararın gerekçesinde şöyle denilmektedir:

Dava konusu Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği İnşaat Mühendisleri Odası Yetkin İnşaat Mühendisliği Yönetmeliği ile “meslek bilgisi, deneyimi birikimi ve etik anlayışla belli bir olgunluk düzeyine erişmiş olan inşaat mühendislerinin tespitini ve belgelenmesini amaçlayan bir yetkin inşaat mühendisliği düzeninin oluşturulması ve bu düzenin işleyiş ilkelerini belirleme” amaçlanmış ise de; mühendislik mesleğinin niteliği, mühendis ve yüksek mühendis gibi unvanların neler olduğu ve bunların kimler tarafından kullanılacağı, ayrıca meslek alanında lisans eğitimi sonrasındaki yüksek lisans, doktora, doçentlik, profesörlük gibi aşamalar ilgili düzenlemelerin yukarıda açıklanan 3458 ve 2547 sayılı Yasalarda düzenlenmiş olması karşısında anılan Yasa hükümlerinin verdiği açık bir yetkiye dayanmayan ve anılan yasal düzenleme yer alan tanımları aşar bir şekilde yeni tanımlar ve düzenleme getiren dava konusu yönetmelikte yetki yönünden hukuka uyanık bulunmamaktadır.

Bu karar, dergimiz tarafından bugüne kadar savunulan “mühendislik eğitiminde belgelendirme üniversiteler tarafından yapılmalı, odaların yapması gereken ise, kimin neyi bildiğini ölçmek yerine üretilen mühendislik hizmetinin kalitesini denetlemek olmalı” şeklindeki İVME görüşünün de haklılığını ortaya koydu.

Davanın bu ilk aşamasında İMO tarafından davaya karşı verilen savunma dilekçesi ise bir başka gerçeği ortaya koymuş durumdadır. Dergimiz tarafından yöneltilen emperyalist bir projenin savunuculuğu suçlaması karşısında, TMMOB etkin yönetim anlayışı, yetkin-yetkili mühendislik uygulamasının ülkemizin gereksinimi olduğunu savunmuşlar ve öte yandan da “biz yapmazsak başkaları yapacak” demişlerdi. Oysa İMO tarafından yapılan savunmada, bu uygulamanın AB sürecinin zorunlu bir uygulaması olduğu iddia edilmiştir. Bu durum, TMMOB etkin yönetim anlayışının öznel niyeti ne olursa olsun, nesnel olarak AB hizmet tekelleri karşısında meslektaşlarımızın tasfiyesi ile sonuçlanacak bir sürece dahil olduklarını belgelemiştir.

Bir başka sonuç ise, TMMOB etkin yönetim anlayışı tarafından bu sürecin kaçınılmaz bir süreç olduğu savına karşı, asıl olanın mücadele etmek olduğunu ve hiçbir sürecin kaçınılmaz olmadığı sonucudur.

Meslektaşlarımızı uluslararası hizmet tekellerinin ucuz iş gücü yapacak olan yetkin-yetkili mühendislik uygulamalarına karşı mücadelemiz sürecektir.