ivme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ivme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ocak 2010 Pazartesi

İvme, Edirne'deki Linçlere Karşı Başlatılan Oturma Eylemine Destek Verdi



27 Aralık 2009 günü Edirne kent Meydanındaki PTT önünde basın açıklması yapan Halk Cephesi üyelerine sivil faşitler tarafından linç girişiminde bulunulmuştu. Bu linç girişimleri güvenlik güçlerinin gözleri önünde gerçekleştirilirken hiçbir müdahalede bulunulmamış linç girişimine göz yumulmuştu.

Linç saldırısının ardında polis devrimcileri "kurtarma" adına zorla arabalara bindirmişi ve gözaltına almış, gözaltında devrimcilere işkence etmişti. Ne savcılık tarafından ne de polis tarafından linç girişimi yapanlara dönük herhangi bir yaptırımda bulunulmazken, gözaltına alınan 8 devrimciden 2'si tutuklanmıştı.

Edirne'deki linç saldırılarısı ve tutuklamalara karşı basın açıklaması yapmak üzere İstanbul'dan Edirne'ye hareket eden 200 civarındaki devrimci ise Edrine gişelerde durdurulmuş ve polis ve sivil faşistler elbirliğiyle linç girişimi sürdürülmüştü. Bu saldırıları protesto için çeşitli illerde oturma eylemi başlatılmıştı.

9 Ocak Cumartesi günü İvme Dergisi üyeleri linç saldırılarına karşı Taksim Galatasaray Lisesi önündeki oturma eylemini ziyaret etti. İncirlik Üssü'nin kapatılması talepli başlatılan imza kampanyasına destek verildi. Saldırıya uğrayan arkadaşların yanında olduğumuz ifade edildi.

Gülcan Kırca: "TMMOB, Bu Yönetimle Saldırıları Püskürtemez"

İvme Dergisi Yayın Kurulu üyesi Gülcan Kırca ile Yürüyüş Dergisi'nin yaptığı röportajı yayınlıyoruz:



Devrimci Demokrat Mühendisler:
TMMOB, Bu Yönetimle Saldırıları Püskürtemez

TMMOB'da statükoculuğa karşı mücadele devam edecek!
• Şimdilik şunu söyleyebiliriz; artık devrimcilerin varlığını
kabul etmek zorunda kaldılar.

Gülcan Kırca (Makina Mühendisi, İvme Dergisi Yayın Kurulu Üyesi)

İktidarın tasfiye sürecine karşı mücadeleyi şu anki yönetim zihniyeti sürdüremez. Bu mücadeleyi bu örgütlenmenin tabanının oluşturan devrimci demokrat mühendisler sürdürebilir.

Yürüyüş: Bazı odalarda, saldırılarla birlikte, devrimci demokrat mühendisleri toplantılara almama, onlara söz hakkı vermeme gibi bir tavır gelişmişti; şu anda sorun ne aşamadadır? Tavırları sürüyor mu?

Bildiğimiz kadarıyla 4 Kasım'daki inşaat mühendisleri odaküçük kuruluna, keza 6 Aralıkta yapılan TMMOB Danışma Kurulu toplantısına İvme okuru mühendisler katıldılar, konuşmalar yaptılar. Bu neyin sonucu oldu?

Gülcan Kırca: TMMOB'deki etkin yönetim anlayışı esasen devrimci demokrat mühendisleri odalarda istemiyor. Bunun sebebi devrimcilerin varlığının yıllarca geliştirdikleri statükolarını bozmasıdır. Bu konudaki düşüncelerinde genel olarak bir değişiklik yok.

Bir önceki Danışma Kurulu'nda -10 Ekim- kürsüden İvme'ye yönelik hakaretler edilmiş, söz talep edildiğinde ise TMMOB'nin demokratik usulleri de yok sayılarak söz hakkı vermeme tavrı geliştirilmişti. 10 Ekim'deki bu Danışma Kurulu'na İvme üyeleri yaklaşık 70 kişilik bir katılım sağlamış ve hakaretlere demokratik yöntemlerle müdahale etmiş, söz haklarından geri adım atmamışlardı. Divan ise devrimci mühendislere söz hakkı vermemek için Danışma Kurulu'nu iptal etmişti.

Ancak 6 Aralık'ta gerçekleştirilen TMMOB Danışma Kurulu'ndan yola çıkarak şunları söyleyebiliriz; artık devrimcilerin varlığını kabul etmek zorunda kaldılar. 6 Aralık'taki Kurul'da gerek divan, gerekse etkin yönetim anlayışından konuşmacılar sözlerini süzgeçten geçirmişlerdi. Yine kitlesel bir katılım sağlayan İvme'ye ve devrimcilere dönük neredeyse tek bir söz bile söyleyemediler. İsteyen her İvme üyesine söz verildi. İvmecilerin dışında da birçok kişi kürsüden statükocu yönetim anlayışını eleştirdi. Bizim örgütlü tavrımız bir yandan etkin yönetim anlayışının maskesini düşürürken, öte yandan çeşitli eleştirileri olan ancak bu zamana kadar söz alamamış kişi veya kesimlerin de önünü açtı.

Geneldeki bu tabloya rağmen İMO'da yönetim aynı davranışlarını arttırarak sürdürüyor. 4 Kasım'daki İMO Ankara Şubesi Küçük Kurulu'nda içlerinde İvmecilerin de olduğu devrimci demokrat mühendisleri kurula sokmamak için özel güvenlik tutulmuştu. Ancak ısrarcılığımız ve örgütlülüğümüz sonucu Kurul toplantısına girdik ve konuşmalar yaptık. Aralık ayındaki Küçük Kurul'da ise toplantıya katılmadaki ısrarımızın sonucu olarak Küçük Kurul'u iptal ettiler.

Şu an TMMOB'de seçim sürecine girildi. Etkin yönetim anlayışı, temel tehlike olarak iktidar veya emperyalizm değil bizleri görüyorlar. Statükocu yönetim iktidarın TM-MOB'nin de içinde bulunduğu mesleki demokratik kitle örgütlerini tasfiyesinin ilk adımı olan Devlet Denetleme Kurulu raporuna karşı somut bir şey yapmıyor. Öte yandan İvmecileri oda yönetimlerine sokmayacaklarını çeşitli odalarda beyan ediyorlar. Yani tasfiye çabası oda seçimleriyle farklı bir şekil alıyor. Ancak yönetimlerde bulunulsun veya bulunulmasın emekçi mühendis, mimarların hak ve özgürlük mücadelesini büyüteceğimizi biliyoruz.

Yürüyüş: İMO'da 2 devrimci mühendise belli sürelerle meslekten men cezası verilmişti. Bu konudaki hukuki durum nedir? Cezalar uygulanacak mı, itiraz edildi mi?

Kırca: İMO Onur Kurulu tarafından 11 Hazirandaki olaylar gerekçe gösterilerek bir arkadaşımıza 15 gün, bir diğerine 6 ay meslekten men cezası verildi. Verilen cezanın hiçbir hukukiliği yoktur. İMO yönetimi, bu konuda yürüttüğü "soruşturma" yla, gericilik konusunda siyasi iktidarlarla yarışırcasına, en temel hak olan düşünce ve ifade özgürlüğünü bile tanımadığını göstermiştir. Soruşturma genel hukuk normlarına da aykırıdır. Zira olaya tanık olan arkadaşlarımız bile dinlenmemiştir. Soruşturma TMMOB'un iç hukukuna da aykırıdır. Tüm bunlardan çıkan sonuç bunun açık bir siyasi karar, aynı zamanda genel tasfiye politikalarının bir adımı olduğudur. Cezalara karşı şu anda TMMOB'nin iç hukuku işletilerek itirazlarımızı yaptık. Ceza kesinleşmeden uygulama şansları da yok.

Bu konuda şunu da belirtmek gerekir. TMMOB 40. Dönem Genel Kurulu'nda mühendis olan AKP'li bakanların Onur Kurulu'na verilmesi kabul edilmişti. Bakanları bu kararına rağmen Onur Kurulu'na vermeyip devrimci mühendisleri cezalandırmaya çalışmaları, etkin yönetimin "önceliklerini" göstermektedir.

Yürüyüş: TMMOB'deki yasakçı tutuma ve anti-demokratik zihniyete karşı mücadeleniz sürecek mi?

Kırca: İvme'nin "TMMOB'de Demokrasi" başlıklı 8. sayısında bir yazı yazmıştık. "Üretmek tüketmek ve tükenmek" başlıklı bu yazıda TMMOB'nin ve aslında birçok DKÖ'nün durumuna dair bir değerlendirme vardı. Bu yazıda 70'li yıllarda üreten bir TMMOB' 80'li yıllarda üretmeden geçmişteki değerlerini tüketen bir TMMOB ve artık 2000'li yıllara geldiğimizde tükenen bir TMMOB olduğu gözler önüne serilmişti. Birçok kişi veya çevre bu tükenişi görmesine rağmen müdahale etmiyor veya edemiyor. Aslında en kötüsü de bu duymuyorum, görmüyorum, susuyorum, hiçbir şekilde tartışmıyorum ve tartıştırmıyorum tavrıdır.

Buna karşılık TMMOB'un mücadeleci geçmişinin tüketilmesi karşısında susanlar, yönetimlerde alacakları bir iki koltuk karşılığı tükenişi görmezden gelenler de bu tükenişte pay sahibidir.

Biliyoruz ki iktidar TMMOB'ye ve mesleki demokratik kitle örgütlerine saldırıyor. Böyle bir saldırıda en önde mücadele edecek olan da biziz. Hem TMMOB'un yeniden emekten ve halktan yana bir örgüt olmasında hem iktidarın saldırılarının püskürtülmesinde ve mühendislerin mimarların hak ve özgürlüklerinin savunulmasında, örgütlenmesinde en önde bizler olacağız. Devrimci demokrat mühendisler olarak bunun bilinci ile şimdiye kadar sürdürdüğümüz mücadeleyi arttırarak sürdüreceğiz.

Yürüyüş: Saldırılara, polis zoru ile engellenmeye, siyaset yasakçılığına, kurullara alınmak istenmemenize karşı tabanda nasıl bir yaklaşım var?

Kırca: İvme'nin yürüttüğü "TMMOB'de Demokrasi İstiyoruz" kampanyası ve özellikle 15 hafta boyunca TMMOB'un önünde tutulan demokrasi nöbeti ile yönetime hakim olan bu tutum ve zihniyet üyelere teşhir edilmiştir. Sesimizi duyurabildiğimiz üyelerden, yapılan uygulamalara tepki gösteren üyeler var. Ayrıca İvme çalışması, çeşitli odalardaki anti-demokratik uygulamalardan nasibini almış, haksızlığa uğramış birçok üyenin de sorunlarını paylaştığı, birlikte nasıl mücadele edebileceğimizi tartıştığımız bir odak noktası haline geldi.

Tabanda bu konuda kıpırdanmalar var. Bunun en belirgin örneğini de TMMOB'un 30 yıl sonra üyelerinin talebi sonucunda düzenlemek zorunda kaldığı Ücretli ve İşsiz Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Kurultayı'nda yaşadık. Üyelerinin % 80'ini oluşturan ücretli ve işsiz mühendis ve mimarların sorunlarını tartışması ve çözümler üretmesi açısından çok önemli olan bu kurultayda; üyelerinin savunduğu düşüncelerden, kürsüden konuşmasından korkar hale gelen TMMOB ve oda yöneticilerinden birçoğu, kurultayı önce engellemeye çalışmış, sonrasında "biz sizin adınıza en iyi kararları alıyoruz, size gerek yok" diyerek kurultayı terk etmişlerdir. 1200'ü aşkın kişinin katıldığı kurultay resmen üyenin inisiyatifi ile sürdürülüp başarılı şekilde sonlandırılmış, TMMOB başkanı ve oda yöneticilerinin tavırları üyeler tarafından mahkum edilmiştir. Durumun bu noktaya gelmesinde elbette ki İvme'nin payı büyüktür.

Yürüyüş: Bu konudaki gelişmelere ilişkin ayrıca sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Kırca: TMMOB ve çeşitli DKÖ'lere yönelik şu dönemde Devlet Denetleme Kurulunun (DDK) yayınladığı bir rapor vardır. Rapor incelendiğinde, mesleki demokratik kitle örgütlerimize 12 Eylül darbesi sonrasındaki en büyük operasyon AKP iktidarı tarafından başlatılmak istenmektedir. DDK raporu bu operasyonun ilk adımıdır. Bu operasyonla 12 Eylül'de başlatılan örgütlenmeye dönük müdahale tamamlanırken, seçim sistemi değişiklikleri ile meslek örgütlerinde gerici örgütlenmenin önü açılmak istenmektedir. Bu rapora karşı mevcut yönetimin sergilediği tavır ise içler acısıdır. Etliye sütlüye dokunmayan bir basın açıklamasıyla konu geçiştirilmiştir. Bizler devrimci demokrat mühendisler olarak kendi örgütlülüğümüze sahip çıkma noktasında gerekli mücadeleyi her koşulda sürdüreceğiz. İktidarın tasfiye sürecine karşı mücadeleyi şu anki yönetim zihniyeti sürdüremez. Bu mücadeleyi, bu örgütlenmenin tabanını oluşturan devrimci demokrat mühendisler sürdürebilir. Bizler önümüzdeki sürecin bu tasfiye hareketine karşı bir örgütlenme süreci olması gerektiğinin bilinciyle, bu saldırıya karşı başlattığımız kampanya ile mücadelemize devam edeceğiz

Basın Açıklamasına Çağrı: TMMOB'yi Savunalım




Siyasal İktidar Saldırıyor
TMMOB'Yİ SAVUNALIM

28 Eylül 2009 tarihinde Cumhurbaşkanlığı'na bağlı Devlet Denetleme Kurulu (DDK) tarafından, içerisinde TMMOB'nin de bulunduğu Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları ile ilgili bir rapor yayınlanmıştır.

Ekleriyle birlikte 1861 sayfalık bu rapor, meslek örgütlerinin ülke ve dünya gündemi ile ilgili politika üretmelerinin ve anayasal yetkilerinin tehlike olarak görüldüğünü ortaya koymaktadır.

Siyasal iktidar, bu raporla Mesleki Demokratik Kitle Örgütlerimizi tasfiye etmeyi amaçlamakta; sistemin ihtiyaçları ve tekellerin çıkarları doğrultusunda odaları dönüştürmeyi hedeflemektedir.

Siyasal iktidarın TMMOB'ye ve mesleki demokratik kitle örgütlerine yönelik bu saldırısına karşı devrimci demokrat mühendis, mimarlar olarak düzenleyeceğimiz basın açıklamasına tüm halkımız davetlidir.

Yer: Taksim Tramvay Durağı / İstanbul

Tarih: 09 Ocak 2010 Cumartesi

Saat: 13.00
Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada
Artı İVME

28 Aralık 2009 Pazartesi

İvme 2010 Yılı Masa Takvimi Çıktı


























İvme Dergisi'nin 2010 yılı için hazırladığı masa takvimi çıktı.

TMMOB tarihindeki ve ülkemizdeki önemli olayların, mücadelede yitirdiğimizi mühendis-mimarlara derlendiği çalışmada TMMOB'nin unutulmaz başkanı Teoman Öztürk'ün bugüne de ışık tutacak sözlerine yer veriliyor.

İvme'nin 2010 yılı masa takvimini aşağıdaki irtibat adres ve telefonlarından edinebilirsiniz:

İstanbul: Abide-i Hürriyet Cad. Yasemni Apt. No:283/15 Şişli - 0212 219 84 67 - 0507 242 72 54

Ankara: Kocatepe Mah. İnkılap2 Sok. Devrim Apt. No: 24/14 Kızılay - 0312 417 87 01 - 0535 622 68 21

8 Aralık 2009 Salı

"AKP Elini TMMOB'den Çek" Basın Açıklaması Yapıldı

5 Aralık Cumartesi günü Ankara Yüksel Caddesi'nde Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu'nun TMMOB'nin de içinde yer aldığı mesleki demokratik kitle örgütleri hakkındaki raporu yapılan basın açıklamasıyla protesto edildi. Saat 12.30'da başlayan açıklamaya yaklaşık 40 mühendis, mimar ve şehir plancısı katıldı. "Mühendisiz, Mimarız Haklıyız Kazanacağız", "AKP Elini TMMOB'den Çek", "Yaşasın TMMOB Örgütlülüğümüz", "AKP Saldırganlığına Son" sloganlarının atıldığı açıklamada raporun mesleki demokratik kitle örgütlerinin tasfiyesinin ilk adımı olduğu belirtilirken buna karşı tek yolun mücadele olduğunun altı çizildi.

Basın açıklaması metnine sitemizden erişebilirsiniz.

Ankara İvme Yaratıcı Drama Eğitimi Başlıyor

Tarih:
09.12.2009 - 19:00 - 21:00

İvme Dergisi Ankara'nın mühendis mimar ve şehir plancılara yönelik düzenlediği yaratıcı drama eğitimi her salı saat 19:00'da Ankara İvme Bürosunda başlıyor...

10 Kasım 2009 Salı

İMO ANKARA ŞUBESİ KÜÇÜK KURULU'NA GİRDİK!

İMO ANKARA ŞUBESİ’NDE BİR REZALET DAHA YAŞANDI. ŞUBE YÖNETİMİ KÜÇÜK KURUL İÇİN ÖZEL GÜVENLİK TUTTU. ÖZEL GÜVENLİK KİMLİK KONTROLÜ YAPARAK DEVRİMCİ MÜHENDİSLERİN ODALARINA GİRMELERİNİ ENGELLEMEYE ÇALIŞTI.


İÇLERİNDE YAYIN KURULU ÜYELERİMİZİN DE BULUNDUĞU DEVRİMCİ MÜHENDİSLER FİZİKİ ENGELLEMELERE RAĞMEN KÜÇÜK KURULA GİRDİ
.

İMO Öğrenci Kurultayı’nda öğrencilere fiziki ve sözlü saldırıda bulunan; ardından yapılan Küçük Kurullarda devrimci-demokrat mühendislere hakaretler eden; 11 Haziran’daki Küçük Kurul’da önce dışarıdan getirdikleri eli bıçaklı güruhla devrimci mühendislere saldırı düzenleten, ardından da polis barikatı arkasında toplantı yaparak yayın kurulu üyelerimizi odaya almama kararı alan; 13 Temmuz tarihinde de ikisi İstanbul’da biri Libya’da ikamet eden 5 yayın kurulu üyemize dönük sıkıyönetim savcılarını aratmayacak soruşturmalar açan İMO yönetimi anti-demokratik uygulamalarında sınırlarının olmadığını bir kez daha göstermiştir. İMO yöneticileri 4 Kasım’daki Küçük Kurul’a devrimci mühendisleri sokmamak için özel güvenlik görevlileri tutmuş, bu özel güvenlik görevlileri ise kimlik kontrolü yaparak ellerindeki listede ismi bulunmayanların odaya girmelerini engellemeye çalışmıştır. Bu yanıyla “TMMOB’de Demokrasi” sayımızda kullandığımız “muhaliflere kimlik kontrolü” karikatürümüz ne yazık ki gerçek olmuştur. 4 Kasım Küçük Kurul’unda yaşananlar şöyledir:

Tamamı İMO üyesi ve öğrenci üyesi olan Yayın Kurulu (YK) üyelerimiz Küçük Kurul’a katılmak için İMO’ya gittiğinde, önceki toplantılarda kullanılan fuaye girişinin (fuaye toplantı salonlarına açılmaktadır) kapalı olduğu, girişler için İMO’nun hizmet katlarına çıkış için kullanılan kapının açık olduğunu görülmüştür.

Odanın kapısında İMO yönetimi tarafından 4 Kasım Küçük Kurul’u için özel olarak tutulmuş, 7-8 özel güvenlik görevlisinin, yine yukarı katlarda da 3-5 güvenlik görevlisinin beklemektedir.

İMO Ankara Şubesi yönetiminde olan bir YK üyemiz Küçük Kurul salonuna girmek istediğinde özel güvenlik tarafından YK üyemize ismi sorulmuş ve önlerinde yer alan listede ismi yoksa içeri giremeyeceği söylenmiştir. YK üyemiz güvenliğe böyle bir yetkilerinin olmadığını, odanın Yönetim Kurulu üyesi olduğunu, kimseye isim söylemek zorunda olmadığını anlatmış, güvenlik şefi ise bu talimatı Yönetim Kurulu’ndan aldığını ve ne olursa olsun listede adı bulunmayanları içeri sokmayacaklarını belirtmiştir.

Bunun üzerine YK üyemiz kapıda bulunan İMO’nun kendi güvenlik personeline şube başkanını aramasını ve şube başkanına; “aralarında yönetim kurulu üyelerinin de olduğu oda üyelerinin içeri alınmamasını kabul etmediğimizi, her koşulda içeri gireceğimizi, bir an önce aşağıya gelerek bize bir açıklama yapması gerektiğini” söylemesini istemiştir. İMO’nun görevlisi şube başkanını aramış, ama başkan gelmemiştir. Bu bekleme döneminde bazı küçük kurul üyeleri kapıya gelmiş, bu duruma şahit olmuş, isimlerini güvenliğe söyleyerek içeri girmişlerdir. Yaşananlar, gelen insanlara aktarılmış bu duruma tepki gösteren, güvenlikle tartışan üyeler olmuştur.

Bekleme sırasında birçok trajikomik durum da gerçekleşmiştir. Örneğin tanımadığımız bir üye Küçük Kurul’a gelmiş ancak listede ismine rastlanmamıştır. Yukarıdaki Yönetim Kurulu üyelerinin kaş göz işaretiyle listede bulunmayan bu kişi Küçük Kurul salonuna sokulmuştur. Anlaşılan liste yasağı yalnızca devrimci demokrat mühendislere dönük uygulanmaktadır.

Hemen ardından artık İMO’da sıkça gördüğümüz bir durum tekrarlanmış, İMO binasına polis girmiştir. Polise burada ne aradıklarını, kimin isteğiyle geldiklerini sorduğumuzda; burada gerginlik olduğu gerekçesiyle şube başkanının kendilerini davet ettiğini söylemişlerdir. Gelen polisler yukarıya başkanla konuşmaya çıkmışlar, birkaç dakika sonra da geri gelmiş ve güvenlikle beraber beklemeye başlamışlardır. Daha sonra içeri rütbeli bir polis girmiş, durumu kontrol etmiş ve telsizden amiriyle konuşmuş, rapor vermiştir. Bu konuşmadan 10 dakika sonra ise polis odadan ayrılmıştır.

Bir başka trajikomik durum ise bir arkadaşımız lavaboyu kullanmak istediğinde yaşanmıştır. Güvenlik arkadaşımızı zor kullanarak engellemeye çalışmış, tepki arttırıldığında ise bir özel güvenlik görevlisinin refakatiyle arkadaşımız lavaboya gidebilmiştir.

Yine bir arkadaşımızın üst katta lokale gitmek istediğini belirtmesi üzerine (lokal girişi de aynı kapıdandır) lokalin kapalı olduğu güvenlik görevlisince belirtilmiştir. Tam o esnada iki kadın gelmiş, “Mühendis olmadıklarını, lokale yemek yemeğe geldiklerini” söylemişlerdir. İki dakika önce arkadaşlarımıza lokalin kapalı olduğunu söyleyen özel güvenlik, kadınları içeri almış çifte standartlı yaklaşımlarını bir kez daha ispatlamıştır. Bu, inanması güç ancak gerçek olayların tamamı kamera kayıtlarımızda yer almaktadır.

Avukatımız geldiğinde başkanla durumu konuşmak için yukarı çıkmak istemiştir. Güvenlik, avukatımızı önce engellemeye çalışmış, kısa bir tartışmanın ardından izin vermek zorunda kalmıştır. Avukatı çağırma gerekçemiz bir oda üyesinin odaya alınmamasını tutanak altına alması idi. Avukatımızın gelmesi ve tutanak olayını gündeme getirmemiz gerek özel güvenlikte, gerekse de yukarıda arkadaşlarımızı izleyen Yönetim Kurulu üyelerinde bir tedirginlik yaratmıştır.

Bu sırada listede isimleri olmadıkları gerekçesiyle içeri alınmayan ve dışarıda bekleyen devrimci demokrat mühendislerin sayısı 15’e ulaşmıştır. Avukatı beklerken arkadaşlarımız tarafından özel güvenliğe yönelik konuşmalar yapılmış, “her koşulda içeri gireceğimiz, ancak herhangi bir arbede istemediğimiz, hakkımız olduğu şekilde gayet sakince içeri girmek istediğimiz” belirtilmiş, zorluk çıkarmamaları istenmiştir. Avukatımızın işini tamamlamasının ardından giriş zorlanmış güvenlik aşılmıştır. Bu sırada ciddi bir arbede olmamış, güvenlik görevlileri fiziki engellemelerde bulunmuş ama başarılı olamamışlardır. İkinci katta içlerinde bir İMO Genel Merkez yöneticisinin bulunduğu 4-5 kişi yine arkadaşlarımızı içeri sokmamaya çalışsa da arkadaşlarımız içeri girmişlerdir.

Arkadaşlarımız içeri girdiğinde sakince buldukları yerlere oturmuşlardır. Bu sırada İMO’da yaşanan tüm bu antidemokratik sürecin perde arkasındaki aktörü İMO Yönetim Kurulu Saymanı daha önce yapmış olduğu gibi provokasyon yaratmaya çalışmış, ancak Küçük Kurul üyelerinde beklediği desteği görememiştir. Arkadaşlarımız “Provokasyon yapmamasını, buraya kavga çıkarmaya veya sorun yaratmaya gelmediğimizi, buranın bir parçası olduğumuzu, istemiyorsa kendisinin gidebileceğini” söylemişlerdir. Ardından Küçük Kurul Başkanı olarak söz almış ve İvmecileri odada görmek istemediklerini belirtmiştir.

Bunun üzerine arkadaşlarımız tarafından söz alınmış ve Küçük Kurul’da bulunma hakkımız olduğu, burasının demokrat tüm üyelere açık olduğu ifade edilmiştir. Kapalı kapılar ardında, polis barikatıyla yapılan ve bizim alınmadığımız toplantılarda bizle ilgili karar alamayacakları belirtilmiştir. Ayrıca Küçük Kurul’un yönetimin bir organı değil, tüm demokratların platformu olduğu, 5-10 kişi istemiyor diye kimseyi Küçük Kurul’dan atamayacakları, bizim de buranın bileşeni olduğumuz hatırlatılmıştır. Küçük Kurul’u devrimci-demokratların iradesi olarak gördüğümüz, buraya yönelik olumsuz bir tavırlarımızın olmadığı, bu platformu sahiplendiğimiz belirtilmiştir. Ayrıca, bırakın Küçük Kurulu, Yönetim Kurulu üyesi olan arkadaşlarımızın İMO Ankara Şubesi’nin tuvaletine ve lokaline bile polis ve özel güvenlik zoruyla alınmadığı ama buna boyun eğmeyeceğimiz, isterlerse çevik kuvvet-özel harekât vs.. bile çağırabilecekleri söylenmiştir. İMO’nun şu anki yönetiminin İMO ve TMMOB tarihinde ilklere imza attığı, kendi üyelerini kolluk kuvvetlerini kullanarak engelledikleri, hâlâ oda ağalığından vazgeçmedikleri belirtilmiştir.

Daha sonra iki Küçük Kurul üyesi söz almış ve arkadaşlarımızı sahiplenmişlerdir. Söz alanlar, Küçük Kurul’un demokratik bir mekanizma olduğunu, yaşanan olayların geçmişte kalması gerektiğini, arkadaşlarımızı dışarı atma gibi bir karar alamayacaklarını, burada arkadaşlarımızın da bulunma hakkı olduğunu söylemişlerdir. Bu konuşmadan sonra divan başkanı toplantıyı bitirmiştir. Toplantının bitirilmesinin ardından toplantıya katılan yaklaşık 100 kişiden yarısı salonda kalmış ve süreci arkadaşlarımızdan dinlemiş ve desteklerini ifade etmişlerdir.

Sonuç olarak İMO’da Mart ayından itibaren yaşanan ve mevcut yönetim anlayışı tarafından fiziki saldırı ve hakaretlerle başlayıp, polis barikatı arkasında toplantı düzenleme, soruşturma açma ve son olarak özel güvenlik görevlileri tutarak devrimci demokrat mühendisleri odadan tasfiye ve tecrit etmeye dönük çabalarına karşı önemli bir mevzi kazanılmış, İMO Küçük Kurulu’na girilmiş, söz alınmıştır. Devrimci demokrat mühendisler odalardaki antidemokratik uygulamalarına, baskı ve şiddete boyun eğmeyeceklerini 4 Kasım’daki Küçük Kurul’da bir kez daha göstermişlerdir.

30 Ekim 2009 Cuma

Adana'da Devrimci Mühendis Hasan Balıkçı Anması

18 Ekim 2002 de Şanlıurfa'da halk düşmanları tarafından yapılan bir organizasyon sonucu katledilen devrimci mühendis Hasan Balıkçı, 7. ölüm yıldönümünde doğduğu köy Kayışlı’da devrimci arkadaşları, sevenleri ve ailesi tarafından saygıyla anıldı.

Anmada +İvme dergisi yayın kurulu üyesi Ayhan Tuğcu, Adana Halk Cephesi adına Şemsettin Kalkan ve Adana Özgürlükler Derneği başkanı Mehmet Bıldırcın'ın yaptığı konuşmalarda Hasan Balıkçı’nın devrimci kişiliği ve hırsızlığa, soyguna ve namussuzlara karşı yaptığı mücadele anlatıldı. Devrimci, onurlu mücadelesinin sahiplendiğine vurgu yapılarak okunan şiir ve "Bize Ölüm Yok" marşı ile anma sonlandırıldı.

Her yıl Elektrik Mühendisleri Odası ile ortaklaşa yapılan anma bu yıl birlikte yapılamadı. EMO Adana Şubesi, 15-16 Ekim'de yaptığı İletişim Teknolojisi Sempozyumu nedeniyle "Adana'ya gelen misafirleri" neden göstererek Hasan Balıkçı anmasını 16 Ekim'de yaptı. Bu anma kararından Hasan Balıkçı'nın devrimci arkadaşları son dakikada bilgilendirilmiş ve anma saati habersiz bir şekilde daha erken bir saate alınmıştır. Bu tutum nedeniyle iki ayrı anma gerçekleştirilmek zorunda kalındı.

Bu yıl EMO'suz yapılan anmada yine bir ilk yaşandı. Anma boyunca jandarma tarafından kamera çekimi yapılarak anmaya gelen insanlar tedirgin edilmek istendi. Bu duruma karşı Hasan Balıkçı’nın yakın arkadaşlarından Ayhan Tuğcu ve Hasan’ın kardeşi Bahri jandarmanın yanına gidip tepki göstererek Hasan'ın katillerini ve işbirlikçilerini cezalandırmayan devletin; Hasan’ı sahiplenen devrimcileri ve ailesini tedirgin etmeye hakkı olmadığı hatırlatıldı.

29 Ekim 2009 Perşembe

Açıklama No.32: TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı TMMOB Danışma Kurulu'nu İptal Etti.

ivme

Dergimize kürsüden hakaret eden Oda yöneticilerine cevap verme hakkımızı, demokratik kuralları işleterek kullandırtmak yerine

TMMOB BAŞKANI MEHMET SOĞANCI
TMMOB DANIŞMA KURULUNU İPTAL ETTİ

TMMOB yapısında danışma kurulları 70’li yıllarda kurulmaya başlanmış ve TMMOB ve odaların demokratik işleyişinin temelini oluşturmuştur. 12 Eylül sonrasında, darbe günlerinde bir gizli örgüt muamelesi görmemek için, danışma kurullarının tüzüksel olarak da tanımlanması zorunlu duruma gelmiştir. Tüzüksel yazımda, “demokrat üye” tanımı da yapılamadığından resmi bir üye tarifi yapılmıştır.

Mevcut etkin yönetim anlayışı TMMOB’yi ele geçirinceye kadar tüm TMMOB üyelerinin katılımına açık olan TMMOB Danışma Kurulu toplantılarında üyelerin konuşması esas alınmıştır. Çünkü temsili demokrasi üzerine kurulmuş TMMOB yapısında, üye görüş, öneri ve eleştirilerinin alınacağı başka bir mekanizma bulunmadığından, TMMOB yönetimine üye katılımının temel mekanizmasını, TMMOB Danışma Kurulu oluşturmuştur. TMMOB Danışma Kurulu bu demokratik işleyişiyle, örgüt içi demokratik işleyişin de güvencesi olarak görülmüştür.
Daha sonraki yıllarda, 70’li yıllarda oluşturulan yönetim anlayışını terk etmeye başlayan TMMOB yöneticileri TMMOB’yi, yasasında tanımlandığı ve sistemin istediği şekilde yeniden sistemin bürokratik bir kurumuna dönüştürmeye başlamış ve TMMOB Danışma Kurulu da üye katılımına kapatılmıştır.

“Hiyerarşiye” dayanan yeni bir “demokrasi” tarifi yapan mevcut TMMOB yönetimi, 4 Nisan 2009’da yapılan Danışma Kurulu toplantısında da aynı yöntemi kullanarak, birim yöneticilerine taşıdıkları unvanın önem sırasına göre söz vermiş, yönetim kurulu yedek üyelerini Danışma Kurulu üyesi saymamış, söz isteyen TMMOB üyelerine ise toplantı sonunda söz vererek göstermelik bir demokrasi anlayışı sergilenmiştir. Buna karşın söz alan üyeler TMMOB içinde yaşanan antidemokratik işleyiş sorununu gündeme getirerek, özellikle İMO’da yöneticilerin, öğrenci üyelere yönelttikleri sözlü ve fiziki saldırıların yaratacağı tehlikelere dikkat çekmişlerdir. Bu uyarılara kulaklarını tıkayan TMMOB ve oda yönetimlerinin bir kısmı, 3 Haziran 2009 tarihinde İMO Ank. Şb. Küçük Kurulu’nda yaşanan arbede sonrasında bu kez dergimize karşı topyekun saldırıya geçmiştir. 11 Haziran 2009 tarihinde ise İMO Küçük Kurulu’na katılmak isteyen devrimci-demokrat üyeler önce eli bıçaklı sokak serserileri desteğinde İMO’ya sokulmamak istenmiş, bunda başarılı olunamayınca da polis barikatı ile devrimci-demokrat üyelerin Küçük Kurul’a katılımı engellenmiştir. Bu olaylarda TMMOB ve MMO başkanlarının, İMO’ya gelerek doğrudan taraf olduğu gözlenmiştir.

Bu gelişmelere ve TMMOB yapısında artık üyelerin can güvenliğini tehdit eden boyuta ulaşmış antidemokratik uygulamalara karşı, dergimiz tarafından 27 Haziran 2009 tarihinde TMMOB önünde, ilk Danışma Kurulu tarihine kadar sürdürülmek üzere “TMMOB’de DEMOKRASİ İSTİYORUZ” talebiyle demokrasi nöbeti başlatılmıştır.

Bu talebimizi dikkate almak yerine, İMO yöneticileri, İMO üyesi yayın kurulu üyelerimiz hakkında disiplin soruşturması başlatarak demokrasi talebimize yanıt vermiş ve İstanbul’da ve hatta yurtdışında yaşayan yayın kurulu üyelerimizi onur kuruluna sevk etmişlerdir. Bu gelişmeler üzerine İMO önünde de demokrasi nöbeti tutulmaya başlanmıştır.

Demokrasi nöbetimiz TMMOB Danışma Kurulu gününe kadar haftada beş güne çıkartılmıştır. Kendini ülkemizdeki demokrasi mücadelesinin bir bileşeni olarak tarif eden bir örgütte, demokrasi talebinin gündem yapılması beklentisiyle dergimiz yayın kurulu üyeleri ve dergimiz okurları disiplinli bir şekilde ve TMMOB örgüt disiplinine uyarak 10 Ekim 2009 tarihinde yapılan TMMOB Danışma Kurulu’na katılmışlardır.

Açış konuşmasını yapan Mehmet Soğancı, TMMOB çalışmaları hakkında bilgi verdikten sonra, yaşanan ekonomik krize değinmiştir. Soğancı, krizin sorumlusunun kapitalist sistem olduğunu vurguladığı, esas olanın sisteme karşı sınıf mücadelesi olduğunu belirttiği konuşmasını siyasal bir partinin sloganlarına dayandırmıştır.

TMMOB’de son dönemde oluşturulan “hiyerarşik demokrasi” anlayışına karşı çıkmak ve tüm TMMOB üyelerine eşit koşullarda söz verilmesi talebini iletmek üzere usul hakkında söz isteyen Danışma Kurulu üyesi bir yayın kurulu üyemizi, TMMOB YK Başkanı “TMMOB usulleri bellidir” diyerek susturmuştur.

Ardından salondan söz talebi alınmadan, önceden kurgulanmış bir şekilde MMO YK Başkanı’na söz verilmiştir. MMO YK Başkanı konuşmasının sonunda, dergimizin adını vererek “TMMOB’de Demokrasi İstiyoruz” kampanyamızı hakaretamiz bir şekilde eleştirmiş ve dergimizi kınadığını belirtmiştir. Bunun üzerine toplantıyı yöneten divana, hem siyasi üslupla bağdaşmayan eleştirilere yanıt verme hakkımızı kullanma talebimiz ve hem de demokratik usullere uygun söz verilmesi doğrultusunda usul hakkında konuşma talebimiz bu kez yazılı olarak iletilmiştir.
TMMOB YK Başkanı Soğancı, yazılı taleplerimizi dikkate bile almayarak, toplantı öncesinde kurguladıkları şekilde bu kez İMO YK Başkanı’na söz vermiştir. İMO YK Başkanı konuşmasını tamamladıktan sonra, divana, söz hakkı verilip verilmeyeceği bu kez salondan sözlü olarak sorulmuş, divanı yöneten Soğancı ise bu sorulara yanıt vermek yerine, EMO YK Başkanı’na söz vermiştir. Bu arada söz verilip verilmeyeceği sorusu ısrarla sorulmuş buna karşı Soğancı ise yalnızca DK’nın resmi üyelerine söz verileceğini özellikle ve ısrarla vurgulamıştır. Bu sırada konuşmasını sürdüren EMO YK Başkanı kürsüden dergimize yönelik hakaretlere başlayınca, salondaki dergimiz okurları alkışlı protestoya başlamıştır. Protestolar altında konuşmasını tamamlamaya çalışan EMO YK Başkanı’nın ardından bu kez Şehir Plancıları Odası YK Başkanı’na söz verilmiştir. O da konuşmasında dergimize yönelik hakaretleri sürdürünce, alkışlı protesto sürmüştür. Protestolar altında ŞPO YK Başkanı’nın “konuşmasını tamamladığını” söyleyerek kürsüden inmesinin ardından, protestoların sürdüğünü gören Soğancı, toplantıya ara vermek zorunda kalmıştır.

Verilen bu ara sırasında, salonda bulunan başta TMMOB 2. Başkanı olmak üzere diğer TMMOB ve oda yöneticilerine, “amacımızın toplantıyı engellemek olmadığı, ancak yapılan eleştiri ve hakaretlere yanıt hakkı verilmesinin en basit ve temel demokratik işleyişin gereği olduğu” anlatılmıştır. Ayrıca verilecek bu söz hakkının çok dikkatli şekilde ve toplantıyı germek yerine, yatıştırıcı bir üslupta kullanılacağı konusunda da güvence verilmiştir. Buna karşın, toplantının bundan sonraki aşamasında ise, divan olarak cevap hakkı doğuracak konuşmalara müdahale etmeleri gerektiği talebimiz kendilerine iletilmiştir.

Bu konuşmalar sırasında, bazı oda yöneticileri, toplantının “resmi” olduğu hatırlatmış ve resmi üyeler dışındaki TMMOB üyelerine söz verilmesinin yönetmeliğe göre mümkün olmadığı ileri sürülmüştür. Buna karşı ise, esas olanın demokratik işleyiş olduğu, tüzük, demokratik işleyişe aykırı ise, TMMOB’nin demokratik geçmişinin örnek alınmasının zorunlu olduğu bu kişilere anlatılmıştır. Ayrıca daha önceki dönemlerde TMMOB Danışma Kurulları’nda öncelikli olarak üyelere söz hakkı verildiğine de dikkat çekilmiştir. Öte yandan, bu resmi bir toplantı ise, TMMOB’nin de devlet tarafından yasayla kurulmuş bir sistem organı olduğu ve yasasında TMMOB YK Başkanı’na kapitalist sisteme karşı “şimdi sınıf savaşı zamanı” diyerek bir sınıf mücadelesi çağrısı yapma görevi verilmediği hatırlatılmıştır. Buna karşın TMMOB YK Başkanı toplantı açılışında böyle bir konuşma yapabiliyorsa - ki konuşma içeriğine katılmasak da doğrusu budur ve TMMOB, sistemin verdiği görevi reddederek, yeniden emekten ve halktan yana bir örgüt olmalıdır - toplantının “resmiyetinden” de söz edilemeyeceği ve tüm TMMOB üyelerine eşit koşullarda söz hakkı verilmesi talebinin meşru bir talep olduğu belirtilmiştir.
TMMOB 2. Başkanı, bu taleplerimize olumsuz yanıt vermemiş ve salon dışında durumu değerlendiren yönetim kuruluna bu taleplerimizi götüreceğini bildirmiştir.

Buna karşın, toplantıyı yeniden başlatan Soğancı, hiçbir şey olmamış gibi ve üstelik daha önce dergimize hakaretler ederek konuşan ve konuşmasını tamamladığını belirterek kürsüden inen ŞPO YK Başkanı’na ikinci kez söz vererek keyfi yönetimini sürdürmüştür. Bunun üzerine yeniden cevap hakkı verilip verilmeyeceğinin sorulması üzerine Soğancı yeniden, yalnızca resmi üyelere söz vereceği vurgusunu yaparak toplantıyı sürdürmek istemiştir. Bu durumun demokrasiye aykırı olduğu uyarıları da dikkate alınmayınca salonda tartışmalar büyümüştür. Bu sırada, salondan bazı kişilerin yayın kurulu üyelerimize provokatif sözler ve davranışlarla sataştığı, bazı şahısların yayın kurulu üyelerimizin yakın plan fotoğraflarını çektiği gözlenmiştir. Yine bazı kişilerin sahneden yayın kurulu üyelerimiz üzerine saldırdığı (video kayıtlarımızda mevcuttur) saptanmıştır.

Tüm bunlara karşın, provokasyona gelmeyen yayın kurulu üyelerimiz ve dergi okurlarımız, sözlü tartışmalara girseler de, yapılan hakaretlere aynı düzeyde yanıt vermeyerek sakinliklerini korumuşlardır.

Bu gelişmelerin ardından, TMMOB Danışma Kurulu’nda demokrasiyi işletmek ve en temel hak olan demokratik cevap hakkını kullandırtmak yerine, Mehmet Soğancı toplantıyı iptal etmeyi tercih etmiştir. Soğancı’nın demokratik işleyişe karşı bu katı tutumu aynı zamanda, TMMOB Danışma Kurulu'na katılan TMMOB üyelerinin tümünün ifade özgürlüğünü de ortadan kaldırmıştır.

Bu durum, TMMOB’nin getirildiği noktanın ne kadar vahim olduğunu, yöneticilerinin söylemi ile eylemi arasındaki zıtlığın had safhaya ulaştığını ve sağduyulu üyelere ne kadar büyük görevler düştüğünü ortaya koymuştur.

Dünyanın hiçbir yerinde demokratik haklar egemenlerin yazdığı kurallara boyun eğerek kazanılmamıştır. Tam tersine, yasalarda ve yönetmeliklerde ne yazarsa yazsın, yaşamın her alanında demokrasi talebi meşru bir taleptir. Ne pahasına olursa olsun bu talep dile getirilir ve bunun için mücadele edilir. TMMOB yönetimi disiplin soruşturmalarıyla ve onur kurullarıyla bizi yıldıramayacak, tam tersine sergiledikleri baskıcı tutumlarla tarihe geçeceklerdir.

TMMOB’DE DEMOKRASİ İSTİYORUZ talebi de meşru bir taleptir. Bedeli ne olursa olsun bunun için mücadele edilecek ve mücadelemiz yeni biçimleriyle sürdürülecektir.

YAŞASIN TMMOB ÖRGÜTLÜLÜĞÜ

Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada
Artı İVME

TMMOB ve İMO Önündeki Demokrasi Nöbetimizi 5 Güne Çıkardık

28 Eylül TMMOB Önü Basın Açıklaması 1

+ İvme Dergisi 27 Haziran' da başlatmış olduğu "TMMOB' de Demokrasi İstiyoruz" kampanyasını bir adım daha ileriye taşıdı.
27 Haziran günü TMMOB önünde yapılan basın açıklaması ile başlatılan ''TMMOB' de Demokrasi İstiyoruz '' kampanyası üç ay'ı aşkın bir süredir devam ediyor. 28 Eylül günü yapılan basın açıklamasıyla da her pazartesi ve çarşamba TMMOB , her salı İMO önünde tutulan ve haftada üç gün olan ''Demokrasi Nöbeti '' beş güne çıkarıldı.

Üç ayı aşan kampanya süresi boyunca TMMOB' den olumlu bir cevap alamayan İvme Dergisi; bu süre içerisinde demokrasi mücadelesini büyüttü ve kamuoyuna taşımaya çalıştı. TMMOB'deki tüm tasfiye hareketlerine karşı demokratik bütün platformlarda haklarını arayan ve devamında demokratik taleplerle kampanya başlatan +İvme Dergisi, TMMOB önünde verdikleri mücadeleye devam edeceklerini 28 Eylül'de yaptıkları basın açıklaması ile tekrar dile getirdiler.

TMMOB önünde yapılan, +İvme Dergisi Yayın Kurulu üyeleri ve okurlarının katıldığı basın açıklamasında ''TMMOB'da Demokrasi İstiyoruz'' pankartı açıldı. 20 kişinin katıldığı 28 Eylül tarihli basın açıklamasında "Soruşturma Terörüne Son", "Baskılar Bizi Yıldıramaz", "Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz", "TMMOB'de Demokrasi İstiyoruz", "İMO' da Demokrasi İstiyoruz", ''TMMOB' da Adalet İstiyoruz", "İMO ' da Adalet İstiyoruz" sloganları atıldı. Basın açıklamasının ardından 9:00'da başlayan Demokrasi Nöbeti'ne 18:00' a kadar devam edildi.

Açıklamada okunan metin şu şekildedir:

TMMOB’DE ÖRGÜT İÇİ DEMOKRASİ TALEBİMİZİ YÜKSELTİYORUZ
Bundan 14 hafta önce dergimize ve yayın kurulu üyelerimize dönük yürütülen tasfiye çabalarına, yalan ve iftiraya dayalı politik linçe, TMMOB ve bazı oda başkanlarının da bulunduğu bir ortamda gerçekleştirilmeye çalışılan fiziksel linç girişimine karşı başlattığımız “TMMOB’de Demokrasi İstiyoruz” kampanyamız başladığımız günkü inanç ve coşkuyla devam ediyor.

Geçen zaman TMMOB içinde demokrasi talebimizin doğruluğunu kanıtlamaya devam ediyor. İMO yönetimi tamamı düşünce ve düşünceyi ifade özgürlüğüne aykırı olarak hazırlanan, +İvme Dergisi' nin tüzel kişiliğine dönük bir saldırı metni niteliğindeki soruşturmaları onur kuruluna sevk ederek önceden aldığı sonuçlara ulaşmaya bir adım daha yaklaştı. Soruşturmalara yanıt olarak yayınladığımız metinde belirttiğimiz “ortaya çıkardığınız bu sorunların çözüm yeri demokratların kendi aralarında oluşturdukları hukuk zemininde yapılacak toplantılardır” talebi ise karşılıksız kaldı. İMO Yönetimi İvmecilerden gizli almayı alışkanlık haline getirdiği Küçük Kurul toplantısını katılımın az olması(!) nedeniyle iptal ederek tartışma platformlarından kaçmadaki kıvraklığını sergiledi. Bizler ise gerçekleri açığa çıkartma yolunda bundan sonra yapılacak bütün küçük kurullara katılıp devrimci demokrat mühendisler olarak sözümüzü söyleyeceğimizi yineledik.

Geçen 14 hafta gösterdi ki TMMOB ve İMO yönetimi;

  • +İvme Dergisi Yayın Kurulu üyelerinin ve İvme' yi olumladığı bilinen çevrenin çağırılmayıp oda üyesi olmayan, eli bıçaklı adamların bulunduğu kalabalık bir güruhun çağırıldığı, İvmecilerin polis barikatıyla engellenip alınmadığı bir toplantıyı sahiplenmektedir.
  • Kendisiyle uyumlu çalışacağı söylediği seçilemeyen öğrenci üyelerin temsilci olarak atandığı, bildiri dağıtan muhalif öğrencilerin ise ana-avrat küfürler edilip şiddet kullanılarak engellendiği, üstüne yönetim kurulu kararıyla öğrenci üyelikten atıldığı bir öğrenci üye çalışmasını sahiplenmektedir.
  • 3 Haziran İMO Ankara Şube Küçük Kurulu’nda yaşanan olaylardan sonra küçük kurula katılan mühendislerin ve binada sürekli çekim yapan güvenlik kameralarının önünde İvmecilere sopayla saldıran, biri İMO Ankara Şube Yedek Yönetim Kurulu Üyesi iki kişinin ellerindeki sopaları İvmeciler kullandı diyerek çarpıtarak İvmeciler sopalarla saldırdı yalanını + İvme' ye karşı bir politik linç malzemesi yapan bir anlayışı sahiplenmektedir.
  • Gerçekler bilinçli bir şekilde çarpıtılarak başlatılan bu siyasal linci derinleştirmeye çalışırken, +İvme’yi “terör örgütü” olarak gösteren bir açıklamayı biz tekzip çekene kadar internet sitelerinde yayınlayıp rezil bir ihbarcı anlayışı sahiplenmektedir.

TMMOB ve İMO Yönetimi anlamalıdır ki demokrasi söylemlerinizle arasındaki açı gittikçe açılan pratiğinizin özeleştirisini vermeden, yalan ve iftirayla dolu bilgilerle çarpıttığınız gerçekleri açığa çıkartmadan, TMMOB tarihinde kara bir leke olarak anılacak saldırı, küfür, hakaret ve linç girişimlerini TMMOB zemininde mahkûm etmeden durmayacağız. Bizi ne hakkımızda yürüttüğünüz politik linç, ne de demokrasi mücadelemiz karşısında bulabildiğiniz tek çözüm yolu olan soruşturmalar durdurabilir.

Haklı mücadelemizde bugüne kadar haftada 3 güne kadar çıkarttığımız demokrasi nöbetimizi bundan sonra haftada 5 güne çıkarıyoruz. Emekten, halktan, adaletten yana, direnen, mücadeleci bir TMMOB’nin yaratılması yolunda kararlı ve inançlıyız.

Taleplerimiz,

  • İMO’ daki tüm süreçle ilgili tarafsız bir araştırma komisyonu kurulsun,
  • Bu süreçle ilgili gerçeklerin tüm devrimci demokrat kamuoyuna açıklansın,
  • Örgüt içi demokrasiyi tartışmak üzere TMMOB demokrat üye toplantısı yapılsın.
Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada
+İVME DERGİSİ

27 Ekim 2009 Salı

TMMOB ve İMO Önündeki Demokrasi Nöbeti 11. Haftasında

7 Eylül TMMOB Önü Demokrasi Nöbeti - İvme

İMO ve TMMOB önündeki demokrasi nöbeti 11. haftasına girdi. 11 hafta boyunca yaşadıkları anti-demokratik süreci mühendis ve mimarlarla paylaşan, talepleri doğrultusunda imza toplayan İvme dergisi okurları haklılıklarına olan inançlarıyla demokrasi mücadelesini sürdürüyorlar. İnşaat Mühendisleri Odası' nda yaşatılan anti-demokratik sürece kendini devrimci ve demokrat olarak nitelendiren tüm mühendis ve mimarların duyarlı olması gerektiğini savunan İvme dergisi okurları bu haftada seslerini duyurmaya devam ettiler.

7 Eylül TMMOB Önü Demokrasi Nöbeti - İvme

İMO Küçük Kurulu'na Katılıyoruz

İMO KÜÇÜK KURULU YİNE BAZI DEMOKRAT İNŞAAT MÜHENDİSLERİNE HABER VERİLMEDEN GİZLİCE YAPILIYOR.

TÜM DEVRİMCİ DEMOKRAT İNŞAAT MÜHENDİSLERİNİN KURULU OLAN KÜÇÜK KURUL’A KATILACAĞIZ.
TÜM DEVRİMCİ DEMOKRAT MÜHENDİS, MİMAR ve ŞEHİR PLANCILARINI BU KÜÇÜK KURULU İZLEMEYE DAVET EDİYORUZ.
11 Haziran Perşembe günü İMO Küçük Kurul toplantısında TMMOB tarihinde bir ilk yaşanmıştı. TMMOB ve İMO etkin yönetim anlayışının hedef göstermelerinin bir sonucu olarak İMO Küçük Kurul üyesi olan ve Küçük Kurul’a katılmak isteyen yayın kurulu üyelerimiz ve Genç İMO üyeleri bir linç girişimine maruz kalmışlardı.
Aynı Küçük Kurul’da yine TMMOB tarihinde ilk kez, TMMOB YK başkanının da katıldığı bir toplantı, demokrat üyeleri engellemeye dönük polis barikatı arkasında gerçekleştirilmişti. İMO etkin yönetim anlayışı bu Küçük Kurul’da İvme Dergisi yayın kurulu üyelerini Küçük Kurul’a almama kararı almıştı.
İvme Dergisi olarak; muhaliflerin polis barikatıyla engellenip alınmadığı bir Küçük Kurul’u hiçbir şekilde meşru görmüyoruz.
Bugün İMO yönetimi İvme okurlarını dışlayarak bir Küçük Kurul çağrısı daha yapmıştır.
Buradan bir kez daha söylüyoruz:
Küçük Kurul bazı İMO yöneticilerinin söylemlerinin aksine kimsenin tapulu malı değildir. Küçük Kurul bugüne kadar devrimci ve demokratların mücadeleleri sonucunda oluşturulan, yönetimlerin icraatlarının masaya yatırıldığı, yöneticilerin demokrat üyelere hesap verdiği ve demokrat yönetim adaylarının belirlendiği bir kürsüdür. Oysa bugün bu gelenek bozularak, yalnızca etkin yönetim anlayışını destekleyenlerin bulunduğu, muhalif hiçbir sesin çıkmadığı bir Küçük Kurul tarifi yapılmak istenmektedir.
İvme Dergisi olarak bu gibi antidemokratik dayatmaların karşısında bulunacağız. 9 Eylül Çarşamba (bugün) Saat: 19.00’da yapılacak olan Küçük Kurul toplantısına katılacak ve devrimci demokrat mühendisleri tecrit ve odalardan tasfiye etmeye dönük çabalara izin vermeyeceğiz.
Öte yandan İvme’ye dönük bir siyasi linç girişiminin yaşandığı bir ortamda tüm Oda ve Şube Yönetim Kurullarına da görev düşmektedir. Bizimle aynı düşüncelere sahip olsun veya olmasın, kendisine devrimciyim, demokratım diyen kimsenin böyle bir süreçte tavırsız kalması mümkün değildir. Bugüne kadar yaşanan gelişmeler İMO Küçük Kurulu’na gözlemci olarak katılma görevini sizlere yüklemiş durumdadır. Yeniden kulaktan kulağa fısıldanan bilgilerle açıklama yapmak durumuna düşmek istemiyorsanız, bu akşam İMO etkin yönetim anlayışının demokrasi anlayışına yerinde tanık olmanız gerekmektedir.

Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada
Artı İVME

TMMOB Önündeki Demokrasi Nöbeti 10. Haftasında

İvme Dergisi okurları Her pazartesi ve çarşamba TMMOB, her Salı İMO önünde nöbetlerini sürdürüyor.
TMMOB'de "Örgüt İçi Demokrasi İstiyoruz" talebini 10 hafta boyunca devrimci - demokrat mühendis ve mimarlara ulaştırmaya çalışan İvme Dergisi okurları, mücadelelerine olan inaçları ile demokrasi nöbetlerine devam ediyorlar.