EMO etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
EMO etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2010 Salı

EMO İstanbul Şube'de 37. Genel Kurul Gerçekleştirildi



EMO İSTANBUL ŞUBE'DE 37.GENEL KURUL GERÇEKLEŞTİRİLDİ


EMO
İstanbul Şube'de 37. Genel Kurul ve yönetim kurulu seçimleri 20 – 21
Şubat tarihlerinde gerçekleştirildi.


Katılımı
Düşük Genel Kurul


20
Şubat Cumartesi günü PERPA Ticaret Merkezi'nde gerçekleştirilen genel
kurula katılım ve ilgi beklenenin altındaydı. Ankara'da TEKEL işçileri
için yapılan eylemle aynı güne denk gelen 37. Genel Kurul'a 126 delege
kayıt yaptırdı.


EMO
İstanbul Şubesi 36.Dönem Yönetim Kurulu Başkanı Erhan Karaçay'ın açılış
konuşmasıyla başlayan genel kurulda, divan seçimlerinin yapılması ve
misafir konuşmacıların konuşmalarının akabinde Faaliyet raporu ve Mali
raporlar sunuldu. Mali raporun sunumunun ardından kurulun oturumuna ara
verildi.


Meslekte
Birlik
Provakasyonları


37.
Genel Kurul'un öğleden sonra yapılan oturumu, ağırlıklı olarak faaliyet
raporu üzerine yapılan “konuşmalar” bölümüyle geçti. Katılımcıların söz
alarak odayı değerlendirdikleri bu bölümde yirmiyi aşkın konuşmacı söz
aldı. AKP yandaşı “meslekte birlik” grubunun gelenekselleşen provokatif
konuşmalarına ve demokrat mühendislerin bu konuşmalara verdikleri
yanıtların yer aldığı bu bölümün ardından yapılan oylamada 36. Dönem
Yönetim Kurulu oy birliği ile aklandı. 36. Dönem Yönetim Kurulu adına
teşekkür konuşmasının Erhan Karaçay tarafından yapılmasının ardından,
dilek ve temenniler okundu ve 37.Genel kurul sonlandı.


“Kararsız”
Genel Kurul


Genel
Kurulun öğleden sonra yapılan oturumunun en önemli tartışması ise genel
kurula sunulan önergeler üzerineydi. EMO İstanbul Şube Ücretli Çalışan
ve İşsiz Mühendisler
Komisyonu'ndan genel kurula karara bağlanmak üzere
taşınan önergeler, odalardaki etkin yönetim anlayışı tarafından “önerge
komisyonlarının kurulmamış olması” bahanesiyle engellenmeye çalışıldı.
Usule dair yapılan tartışmaların ardından, yönetmelikler gereği, 36.
Dönem faaliyet raporuyla ilgili olan önergelerin divan tarafından
oylamaya sunulması, faaliyet raporu ile ilgili olmayan önergelerin ise
“dilek ve temenniler” bölümüne aktarılması konusunda görüş birliğine
varıldı. Ancak, bu görüş birliği de genel kurulun sonlarına doğru
“zamanın yetmemesi” bahanesiyle yok sayıldı. Komisyon tarafından genel
kurula getirilmiş olan önergelerin hepsi EMO Merkez Genel Kuruluna
götürülmek üzere “dilek ve temenniler” bölümüne aktarıldı. Böylelikle,
yaklaşık sekiz saat süren 37. Genel Kurul örgütle ilgili tek bir karar
alınmadan bitirilmiş olundu.


Seçimin
Galibi “Mavi Liste”


Elektrik
Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi seçimleri ise 21 Şubat 2010 Pazar
günü Karagözyan İlköğretim Okulu'nda yapıldı. EMO İstanbul Şubesi üyesi
2910 kişinin oy kullandığı seçimleri 1057 oya karşılık 1820 oy ile
seçime “mavi liste” ile katılan Demokrat Mühendisler kazandı.


Seçim
sonucunda 37. Dönem Yönetim Kurulu Asıl Üyeler şu isimlerden oluştu:
Erhan Karaçay, Beyza Metin, Nevzat Çeltek, Uğur Ateş Koç, Tigin Öztürk,
Özkan Karataş, İsa Güngör. Yönetim Kurulu Yedek Üyeler ise şu isimlerden
oluştu: Boran Başak Koç, Nihal Türüt, Mehmet Tirgil, Kazım Topaloğlu,
Özgür Sertaç Günay, Cenk Göçer, Nusret Gerçek.


İvme
Dergisi

2 Mart 2010 Salı

TMMOB Kadın Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Kurultayı Sonuç Bildirgesi




TMMOB KADIN MÜHENDİS, MİMAR VE ŞEHİR PLANCILARI KURULTAYI SONUÇ BİLDİRGESİ

TMMOB 40. Dönem Genel Kurulu‘nda kadın üyelerin önergesiyle karar altına alınan, sekretaryası Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İstanbul Şubesi tarafından yürütülen ve 55 yıllık TMMOB tarihinde ilk kez düzenlenmiş olan TMMOB I. Kadın Kurultayının amacı; TMMOB‘nin bir kadın politikası oluşturmasını sağlamak, beşte birini oluşturan kadın üyelerin dayanışmasını, örgütlenmesini ve temsiliyetini daha güçlü hale getirmek, TMMOB ve bağlı odalarında kadın üyelerin çalışmalara nitelik ve nicelik olarak daha etkin katılabilmelerini sağlamak, mesleki ve sosyal açıdan kendilerini geliştirerek ifade edebilecekleri mekanizmaları yaratabilmek, gerek örgütsel gerek toplumsal gelişmede potansiyel kadın enerjisini harekete geçirmek, yönetim kurullarında ve diğer kurullarda kadın temsiliyetini artırabilmek, kadın komisyonlarının yaygınlaştırılmasında etkin olabilmek, diğer kadın ve emek örgütleri, üniversiteler ve ayrımcılık karşıtı platformlarla iletişim ve dayanışma içinde olmak, çalışma hayatı içinde kadın mühendis, mimar ve şehir plancısı meslektaşlarımızın karşılaştığı sorunları belirleyerek çözüm önerileri geliştirmek ve bu çözüm önerilerinin uygulanması için mücadele etmektir.

Bu amaçla 21-22 Kasım 2009 tarihinde İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi Oditoryumu‘nda düzenlenen TMMOB Kadın Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Kurultay‘ına 307 Mühendis, Mimar ve Şehir Plancı (MMŞP), 31 konuk ve 51 öğrenci üye olmak üzere toplam 389 kadın katılmış ve Kadın Mühendis, Mimar ve Şehir Plancılarının, gerek çalışma hayatında, gerek TMMOB örgütlülüğü içinde yaşadığı sorunların ancak kadın üyelerin katılımı ile değerlendirilmesi, sorunu yaşayanın çözümde özne olması hedeflenmiştir.

Kurultay‘a hazırlık sürecinde, Kadın Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları‘nın katkılarını sağlamak, TMMOB organları içinde etkin olarak var olabilmenin önünü açacak örgütlenme modelleri oluşturmak için, Kurultay programı ana başlıklarını kapsayan forum ve bölgesel çalıştaylar;

  • 7 Haziran 2009‘da, İstanbul‘da, 76 MMŞP katılımıyla Marmara Bölgesi‘nde;
  • 27 Eylül 2009‘da, Adana‘da, 40 MMŞP katılımıyla Akdeniz Bölgesi‘nde;
  • 4 Ekim 2009‘da, İzmir‘de, 92 MMŞP katılımıyla Ege Bölgesi‘nde;
  • 11 Ekim 2009 da, Samsun‘da,45 MMŞP katılımıyla Karadeniz Bölgesi‘nde;
  • 18 Ekim 2009 da, Ankara‘da, 71 MMŞP katılımıyla İç Anadolu Bölgesi‘nde;
  • 1 Kasım 2009‘da Diyarbakır‘da, 40 MMŞP katılımıyla Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yapılmıştır.

Kurultay hazırlık aşamasında ve örgütlenme süreci olarak ele alınan bölgesel çalıştaylar sonucunda İstanbul, İzmir, Ankara, Diyarbakır, Bursa ve Adana illerinde TMMOB İl Koordinasyon Kurulu Kadın Komisyonları kurulmuştur. Yine birçok ilde bu konuda çalışma başlatılmıştır.

Çalıştaylar ve Kurultay; Eğitimde Cinsiyet Ayrımcılığı, Cinsiyetçi İşbölümü ve İşyeri Pratikleri, Kapitalist Kriz ve Kadınlar, TMMOB‘de Kadın Örgütlenmesi olmak üzere dört ana başlıkta yapılmıştır. Bu başlıklar kapsamında TMMOB Kadın Mühendis Mimar ve Şehir Plancıları Kurultayında çıkan sonuçlar şu şekildedir;

Üniversite öncesi eğitimde ve bunu besleyen toplumsal yapıda cinsiyet ayrımcılığı söz konusudur. Ders kitaplarında kullanılan dil ve tanımlanan roller cinsiyetçi bir nitelik göstermektedir. Bu durum, lisans eğitiminden başlayarak, meslek seçimi süreci ve lisans eğitimini kapsayacak şekilde cinsiyet ayrımcılığının olağanlaşmasına ve meslek yaşamımızda karşılaştığımız ayrımcılık temelli problemlerin kanıksanmasına yol açmaktadır. Ayrıca, cinsiyetçilik kadın öğrencilerin, eğitim sürecinde (özellikle laboratuar, staj, arazi gibi ortamlarda ya da barınma ortamlarında) mesleki güvenlerini ve kişisel bütünlüklerini zedeleyecek söylem ve eylemlerle karşılaşmalarına yol açmaktadır. Meslek seçiminde ve mesleğe hazırlıkta belirleyici olan cinsiyetçi iş bölümü ve toplumsal kabullerin değişimi için, eğitim süreçlerinde cinsiyet ayrımcılığının ortadan kaldırılmasına yönelik eğitimin her aşamasında kullanılan cinsiyetçi dil ve bakışın değiştirilmesi gerekmektedir. Toplumsal cinsiyet ile ilgili bilinçlendirme çalışmaları ile birlikte, talep edilen meslek seçiminin yapılabileceği bir eğitim sistemi için, toplumda, "kadın işi", "erkek işi" ön yargılarının giderilmesi için, eğitimin her döneminde akademisyenleri de kapsayacak şekilde, toplumun cinsiyet eşitliği konusunda bilinçlenmesine katkı sağlayacak çalışmalar yapılmalıdır.

Yaşanan ekonomik kriz ve artan eğitim giderleri sonucunda aileler, erkek öğrencilerin eğitim görmesini tercih etmekte, bu durum kadınların eğitim almasının önünde büyük bir engel oluşturmaktadır. Oysa, parasız eğitimin temel bir hak olmasından hareketle; TMMOB, üniversiteler ve emek örgütleri ile birlikte, eğitimin herkes için parasız olarak ve eşit koşullarda erişilebilirliğine yönelik mücadele etmelidir.

Toplumumuzda aileden başlayarak çocuğun yetiştiği tüm evrelerde karşılaştığı rol modeller, cinsiyetçi işbölümüyle oluşmakta ve baskıya dönüşmektedir. Mühendislik, mimarlık, şehir plancılığı mesleklerinin öteden beri çoğunlukla erkek mesleği olduğu konusunda önyargılar oluşmuştur. Bunun sonucu olarak da, işe alımlarda erkekler tercih edilmekte, bu da kadın mühendis, mimar ve şehir plancılarının işe girme şanslarını ciddi oranda düşürmektedir. Çalışma ortamında kadınlar, istedikleri işleri değil, kadın olmalarından ötürü kendileri için önceden belirlenmiş seçenekler içinden tercih yapmak zorunda kalmaktadırlar. Erkek egemen toplumda, toplumsal cinsiyete bağlı iş bölümü sonucu; teknik, yönetim ve bütünleme gerektiren işlerde kadınlara karşı vize uygulanmaktadır.

Meslek sahibi diğer kadınlar gibi mühendis, mimar ve şehir plancıları kadınların da "kurtulmuş" oldukları varsayımı toplumda yaygın olarak kabul görmektedir. Bu nedenle kadın mühendis, mimar ve şehir plancıların cinsel, fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddete uğrayabilecekleri gerçeği görmezden gelinmektedir. İşini kaybetme kaygısı ya da diğer nedenlerle çoğunlukla gizli kalan bu saldırılardan dolayı kadınlar zarar görmekte ve çözüm konusunda yalnız kalmaktadır.

Aile içindeki cinsiyetçi işbölümü, iş hayatındaki iş bölümüne paralel olarak işlemekte ve birbirlerini beslemektedir. Çocuk, hasta, yaşlı, engelli bakım işleri ve tüm ev içi işlerinden yalnız kadınların sorumlu tutulması, kadınların istihdama ve toplumsal yaşama katılmalarının önünde engel oluşturmaktadır.

Bakım hizmetlerinin toplumsallaşması amacıyla, bebek bakım üniteleri, kreş ve anaokulları, yaşlı ve hasta bakım evleri, gündüz ve gece bakım evleri ve bakım destek birimleri gibi hizmetler kamusal olarak verilmelidir. İşyerlerinde kreş açılması için yalnız kadın sayısı değil, tüm çalışan sayısı dikkate alınmalıdır. Yasalarda bulunan anne ve baba için ücretli doğum izni ve emzirme izninin ihtiyaçlara göre artırılması ve yine anne ve baba için ebeveyn izninin yasalarla düzenlenmesi, kadınların doğum izni sırasındaki ücretlerinin ve primlerinin tam ve eksiksiz ödenmesi için mücadele edilmelidir.

TMMOB, bağlı oda ve şubelerinin çalışmalarında, toplantılarında, yazılı ve görsel her türlü yayında cinsiyet ayrımcılığı yapılmamasını sağlamalıdır. Ayrıca kadınların iş hukuku ve kamusal alandaki haklarının neler olduğu konusunda çalışmalar yapmalı ve toplumsal cinsiyet farkındalık eğitimleri düzenlemelidir.

Yeni liberal ekonomi politikalarının hayata geçirilmesiyle birlikte, kazanılmış haklar gasp edilmeye, kamu kurumları özelleştirilmeye, olduğu kadarıyla bile fazla görülerek sosyal devlet anlayışından uzaklaşılmaya, iş güvencesini ve sosyal güvenlik hakkını ortadan kaldırmaya yönelik düzenlemeler hayata geçirilmeye başlanmıştır. Kriz bahanesi ile eğitim, sağlık, sosyal güvenlik gibi hak gaspları meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Başta kadınlar olmak üzere, çalışanlar işten çıkartılmakta ya da ücret kesintilerine, güvencesiz çalışmaya, kreşlerinin kapatılmasına, servislerinin kaldırılmasına razı edilmek istenmektedir. Bunlarla birlikte, kadın olmaktan dolayı toplumsal cinsiyetçi işbölümüne maruz kalmakta ve daha düşük ücretle çalıştırılmaktadırlar. Önümüzdeki dönem sermayenin krizi atlatmak için öne sürdüğü mekanizma, emeğin daha esnekleştirilmesini getirecektir. Ücretlerin düşürüldüğü, daha esnek çalışma şartlarının getirildiği, denetimsiz, sendikal hakların ortadan kaldırıldığı bir işgücü piyasası hedeflenmektedir.

Kapitalist krizin kadınlar üzerindeki etkisi işsizlik ve yoksullukla sınırlı değildir. Artan yoksulluk ve işsizlik, aile içi şiddeti artırmaktadır. Toplumda şiddet eğiliminin, ekonomik krizle birlikte tırmandığı görülmekte ve şiddetten zarar görenlerin başında kadınlar gelmektedir.

TMMOB üyesi kadınların sorunları, toplumdaki diğer emekçi kesimlerin ve kadınların sorunlarından ayrılamaz bir bütündür. Mühendis, mimar, şehir plancısı kadınlar da giderek daha fazla hak kaybına uğramakta, yasal haklarını kullanmalarının önüne engeller çıkarılmaktadır. Ezici çoğunluğun sendikasız olduğundan hareketle, TMMOB‘nin, üyelerinin haklarını koruması ve üyelerinin örgütlenmesini teşvik etmeye yönelik çalışmalar yapması en temel görevlerindendir.

TMMOB, emek örgütleri ile birlikte, çalışanlar arasında bölünme, rekabet yaratan ve iş güvencesini yokeden taşeron çalışma sisteminin yasaklanması, kadın istihdamını, kadının çalışma hayatındaki konumunu, sosyal hak ve güvenceyi olumsuz etkileyen özelleştirmelerin iptal edilmesi, esnek çalışmaya karşı, tam zamanlı, sigortalı, sendikalı çalışma, sigorta primlerinin gerçek maaş üzerinden ödenmesi ve tamamını işverenin ödemesi, krize karşı istihdamı artırmak için iş saatlerinin azaltılması, haftalık çalışma süresinin 35 saate indirilmesi ve mezarda emeklilik dayatmasının son bulması, kadınlarla erkekler arasındaki ücret farklılığının engellenmesi için eşit (eşdeğer) işe eşit ücret, işsizlik maaşının artırılması ve süresinin uzatılması, daha çok işsizin yararlanabilmesi için kapsamının genişletilmesi, işten çıkarılmaların yasaklanması, iş güvencesi, fazla mesai yapma koşullarının daraltılması ve çalışma saatlerinin azaltılmasına paralel olarak fazla mesai saatlerinin de düşürülmesi, bunun çalışanın isteğine bağlı olması ve karşılığının ödenmesi, işyerlerinde gündüz ve özellikle gece çalışmalarında yönetmeliklere uygun servis hizmeti verilmesi, kıdem tazminatı hakkının korunması, "Özel İstihdam Büroları" adı altında kurulmak istenen, kiralık işçi simsarlığının engellenmesi, parasız eğitim, parasız sağlık, tüm çalışan ve emekli üyelerinin maaşlarının, özel hizmet tazminatları ve diğer özlük haklarının, gördükleri eğitimi (lisans, yüksek lisans, doktora) ve çalışma risklerini yansıtacak şekilde düzenlenmesi için mücadele etmelidir.

Bir taraftan demokratik siyasetin alanını genişletmeye yönelik çabalar sürdürülürken, TMMOB gibi demokratik ve eşitlikçi yaklaşımı olan bir örgütte, TMMOB ve bağlı oda, şube yönetim kurulları, genel kurul delegasyonu ve diğer tüm organlarında kadın temsiliyetini artırabilmek amacıyla, pozitif destek politikaları üreterek, minimum yüzde 35 kadın kotası uygulanmalıdır. TMMOB kadın üyeleriyle ilgili istatistiki bilgiler toplamalı ve bununla ilgili veri tabanı oluşturmalıdır. TMMOB ve bağlı odalarında, bu çalışmaların yürütülmesi için bütçe oluşturmalıdır.

Kadına yönelik her türlü şiddet ve ayrımcılığın yasa ve yönetmelikler çerçevesinde cezai karşılığının bulunması zorunludur. TMMOB, kadına yönelik suçların yaptırımını sağlamak amacı ile TMMOB Ana Yönetmeliği, Disiplin Yönetmeliği, Onur Kurulu Yönetmeliği‘nde, vb. gerekli düzenlemeleri yapmalıdır.

TMMOB‘de kadın hareketinin örgüt içinde güçlü ve sürdürülebilir olabilmesi, yatay ve dikey ilişkilerinin kurulabilmesi ve bütün bu çalışmaların sağlıklı yürütülebilmesi için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. TMMOB bünyesinde kurulmuş "Kadın Üye Çalışma Grubu" merkezi bir kadın örgütlülüğü olarak aktif hale getirilmeli, bu grup TMMOB kadın politikalarını üreterek hayata geçirilmesinden sorumlu olmalıdır. Kadın Üye Çalışma Grubu; İKK kadın komisyonları, oda ve şube kadın komisyonlarında çalışan gönüllü kadınlar ve komisyon olmayan odalardan gönüllü kadınlardan oluşur. TMMOB 40. Olağan Genel Kurulu‘nda kabul edilen fakat hayata geçmeyen Cinsiyet Ayrımcılığı Takip Sekreteryası bu grubun bünyesinde oluşturulmalıdır. Sekreterya, başvuruların yapılabileceği, ayrımcılığın, taciz ve mobbingin takip edileceği, hukuki ve psikolojik destek vererek çözümlerin üretileceği bir birim haline getirilmelidir.

TMMOB‘li kadınlar, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi‘nde arazi şartlarında daha güvenli ve verimli çalışma koşullarının sağlanması, mayınlı arazilerin ulusal kaynaklarla temizlenerek tarım reformu yapılıp organik tarım için bölge halkının kullanımına açılması, kültürlerin, dillerin ve inançların eşit ve özgür olması özlemiyle, Kürt sorununun demokratik bir şekilde çözüme kavuşturulması ve barışın sağlanması için aktif rol üstlenecektir.

Kadınlar; mühendislik, mimarlık, şehir plancılığı mesleğini yürütürken, kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması ve yaşanabilir bir çevre için, bu değerlerin tahribine yönelik tüm politika ve projeleri reddeder.

Sonuç olarak; TMMOB‘li kadınlar, TMMOB Kadın MMŞP Kurultayı ile birlikte ortak hareket etme ve dayanışma konusunda büyük mesafe almışlardır. Kadınlar, TMMOB‘da toplumsal cinsiyet bilincinin örgüt geneline yayılması ve kurultay kararlarının örgütün tümü tarafından benimsenmesi için çalışacaklardır.

Bu kurultay ile TMMOB‘da kadın politikalarının, kadın örgütlenme modelinin oluşturulması ve örgütlülüğünün güçlendirilmesi doğrultusunda önemli bir adım atılmıştır. Bu politikaların hayata geçmesi ancak kadınların örgütlülüğü ve dayanışmasıyla mümkün olacaktır.

KADINLAR ÖRGÜTLÜ TMMOB DAHA GÜÇLÜ

Kaynak: http://www.tmmob.org.tr

14 Şubat 2010 Pazar

TMMOB Kadın Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Kurultayı Sonuç Bildirgesi



TMMOB KADIN MÜHENDİS, MİMAR VE ŞEHİR PLANCILARIKURULTAYI SONUÇ BİLDİRGESİ


TMMOB
40. Dönem Genel Kurulu'nda kadın üyelerin önergesiyle karar altına
alınan, sekretaryası Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İstanbul Şubesi
tarafından yürütülen ve 55 yıllık TMMOB tarihinde ilk kez düzenlenmiş
olan TMMOB I. Kadın Kurultayının amacı;TMMOB'nin bir kadın
politikası oluşturmasını sağlamak, beşte birini oluşturan kadın
üyelerin dayanışmasını, örgütlenmesini ve temsiliyetinidaha
güçlü hale getirmek, TMMOB ve bağlı odalarında kadın üyelerin
çalışmalara nitelik ve nicelik olarak daha etkin katılabilmelerini
sağlamak, mesleki ve sosyal açıdan kendilerini geliştirerek ifade
edebilecekleri mekanizmaları yaratabilmek, gerek örgütsel gerek
toplumsal gelişmede potansiyel kadın enerjisini harekete geçirmek,
yönetim kurullarında ve diğer kurullarda kadın temsiliyetini
artırabilmek, kadın komisyonlarının yaygınlaştırılmasında etkin
olabilmek, diğer kadın ve emek örgütleri, üniversiteler ve ayrımcılık
karşıtı platformlarla iletişim ve dayanışma içinde olmak, çalışma
hayatı içinde kadın mühendis, mimar ve şehir plancısı
meslektaşlarımızın karşılaştığı sorunları belirleyerek çözüm önerileri
geliştirmek ve bu çözüm önerilerinin uygulanması için mücadele etmektir.


Bu
amaçla 21-22 Kasım 2009 tarihinde İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi
Oditoryumu'nda düzenlenen TMMOB Kadın Mühendis, Mimar ve Şehir
Plancıları Kurultay'ına 307 Mühendis, Mimar ve Şehir Plancı (MMŞP), 31
konuk ve 51 öğrenci üye olmak üzere toplam 389 kadın katılmış ve Kadın
Mühendis
, Mimar ve Şehir Plancılarının, gerek çalışma hayatında, gerek
TMMOB örgütlülüğü içinde yaşadığı sorunların ancak kadın üyelerin
katılımı ile değerlendirilmesi, sorunu yaşayanın çözümde özne olması
hedeflenmiştir.


Kurultay'a
hazırlık sürecinde, Kadın Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları'nın
katkılarını sağlamak, TMMOB organları içinde etkin olarak var
olabilmenin önünü açacak örgütlenme modelleri oluşturmak için, Kurultay
programı ana başlıklarını kapsayan forum ve bölgesel çalıştaylar;


7 Haziran 2009'da, İstanbul'da, 76 MMŞP katılımıyla Marmara Bölgesi'nde;27 Eylül 2009'da, Adana'da, 40 MMŞP katılımıyla Akdeniz Bölgesi'nde;4 Ekim 2009'da, İzmir'de, 92 MMŞP katılımıyla Ege Bölgesi'nde;11 Ekim 2009 da, Samsun'da,45 MMŞP katılımıyla Karadeniz Bölgesi'nde;18 Ekim 2009 da, Ankara'da, 71 MMŞP katılımıyla İç Anadolu Bölgesi'nde;1 Kasım 2009'da Diyarbakır'da, 40 MMŞP katılımıyla Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yapılmıştır.

Kurultay
hazırlık aşamasında ve örgütlenme süreci olarak ele alınan bölgesel
çalıştaylar sonucunda İstanbul, İzmir, Ankara, Diyarbakır, Bursa ve
Adana illerinde TMMOB İl Koordinasyon Kurulu Kadın Komisyonları
kurulmuştur. Yine birçok ilde bu konuda çalışma başlatılmıştır.


Çalıştaylar
ve Kurultay; Eğitimde Cinsiyet Ayrımcılığı, Cinsiyetçi İşbölümü ve
İşyeri Pratikleri, Kapitalist Kriz ve Kadınlar, TMMOB'de Kadın
Örgütlenmesi olmak üzere dört ana başlıkta yapılmıştır. Bu başlıklar
kapsamında TMMOB Kadın Mühendis Mimar ve Şehir Plancıları Kurultayında
çıkan sonuçlar şu şekildedir;


Üniversite
öncesi eğitimde ve bunu besleyen toplumsal yapıda cinsiyet ayrımcılığı
söz konusudur. Ders kitaplarında kullanılan dil ve tanımlanan roller
cinsiyetçi bir nitelik göstermektedir. Bu durum, lisans eğitiminden
başlayarak, meslek seçimi süreci ve lisans eğitimini kapsayacak şekilde
cinsiyet ayrımcılığının olağanlaşmasına ve meslek yaşamımızda
karşılaştığımız ayrımcılık temelli problemlerin kanıksanmasına yol
açmaktadır. Ayrıca, cinsiyetçilik kadın öğrencilerin, eğitim sürecinde
(özellikle laboratuar, staj, arazi gibi ortamlarda ya da barınma
ortamlarında) mesleki güvenlerini ve kişisel bütünlüklerini zedeleyecek
söylem ve eylemlerle karşılaşmalarına yol açmaktadır. Meslek seçiminde
ve mesleğe hazırlıkta belirleyici olan cinsiyetçi iş bölümü ve
toplumsal kabullerin değişimi için, eğitim süreçlerinde cinsiyet
ayrımcılığının ortadan kaldırılmasına yönelik eğitimin her aşamasında
kullanılan cinsiyetçi dil ve bakışın değiştirilmesi gerekmektedir.
Toplumsal cinsiyet ile ilgili bilinçlendirme çalışmaları ile birlikte,
talep edilen meslek seçiminin yapılabileceği bir eğitim sistemi için,
toplumda, "kadın işi", "erkek işi" ön yargılarının giderilmesi için,
eğitimin her döneminde akademisyenleri de kapsayacak şekilde, toplumun
cinsiyet eşitliği konusunda bilinçlenmesine katkı sağlayacak çalışmalar
yapılmalıdır.


Yaşanan
ekonomik kriz ve artan eğitim giderleri sonucunda aileler, erkek
öğrencilerin eğitim görmesini tercih etmekte, bu durum kadınların
eğitim almasının önünde büyük bir engel oluşturmaktadır. Oysa, parasız
eğitimin temel bir hak olmasından hareketle; TMMOB, üniversiteler ve
emek örgütleri ile birlikte, eğitimin herkes için parasız olarak ve
eşit koşullarda erişilebilirliğine yönelik mücadele etmelidir.


Toplumumuzda
aileden başlayarak çocuğun yetiştiği tüm evrelerde karşılaştığı rol
modeller, cinsiyetçi işbölümüyle oluşmakta ve baskıya dönüşmektedir.
Mühendislik, mimarlık, şehir plancılığı mesleklerinin öteden beri
çoğunlukla erkek mesleği olduğu konusunda önyargılar oluşmuştur. Bunun
sonucu olarak da, işe alımlarda erkekler tercih edilmekte, bu da kadın
mühendis
, mimar ve şehir plancılarının işe girme şanslarını ciddi
oranda düşürmektedir. Çalışma ortamında kadınlar, istedikleri işleri
değil, kadın olmalarından ötürü kendileri için önceden belirlenmiş
seçenekler içinden tercih yapmak zorunda kalmaktadırlar. Erkek egemen
toplumda, toplumsal cinsiyete bağlı iş bölümü sonucu; teknik, yönetim
ve bütünleme gerektiren işlerde kadınlara karşı vize uygulanmaktadır.


Meslek
sahibi diğer kadınlar gibi mühendis, mimar ve şehir plancıları
kadınların da "kurtulmuş" oldukları varsayımı toplumda yaygın olarak
kabul görmektedir. Bu nedenle kadın mühendis, mimar ve şehir
plancıların cinsel, fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddete
uğrayabilecekleri gerçeği görmezden gelinmektedir. İşini kaybetme
kaygısı ya da diğer nedenlerle çoğunlukla gizli kalan bu saldırılardan
dolayı kadınlar zarar görmekte ve çözüm konusunda yalnız kalmaktadır.


Aile
içindeki cinsiyetçi işbölümü, iş hayatındaki iş bölümüne paralel olarak
işlemekte ve birbirlerini beslemektedir. Çocuk, hasta, yaşlı, engelli
bakım işleri ve tüm ev içi işlerinden yalnız kadınların sorumlu
tutulması, kadınların istihdama ve toplumsal yaşama katılmalarının
önünde engel oluşturmaktadır.


Bakım
hizmetlerinin toplumsallaşması amacıyla, bebek bakım üniteleri, kreş
ve anaokulları, yaşlı ve hasta bakım evleri, gündüz ve gece bakım
evleri ve bakım destek birimleri gibi hizmetler kamusal olarak
verilmelidir. İşyerlerinde kreş açılması için yalnız kadın sayısı
değil, tüm çalışan sayısı dikkate alınmalıdır. Yasalarda bulunan anne
ve baba için ücretli doğum izni ve emzirme izninin ihtiyaçlara göre
artırılması ve yine anne ve baba için ebeveyn izninin yasalarla
düzenlenmesi, kadınların doğum izni sırasındaki ücretlerinin ve
primlerinin tam ve eksiksiz ödenmesi için mücadele edilmelidir.


TMMOB,
bağlı oda ve şubelerinin çalışmalarında, toplantılarında, yazılı ve
görsel her türlü yayında cinsiyet ayrımcılığı yapılmamasını
sağlamalıdır. Ayrıca kadınların iş hukuku ve kamusal alandaki
haklarının neler olduğu konusunda çalışmalar yapmalı ve toplumsal
cinsiyet farkındalık eğitimleri düzenlemelidir.


Yeni
liberal ekonomi politikalarının hayata geçirilmesiyle birlikte,
kazanılmış haklar gasp edilmeye, kamu kurumları özelleştirilmeye,
olduğu kadarıyla bile fazla görülerek sosyal devlet anlayışından
uzaklaşılmaya, iş güvencesini ve sosyal güvenlik hakkını ortadan
kaldırmaya yönelik düzenlemeler hayata geçirilmeye başlanmıştır. Kriz
bahanesi ile eğitim, sağlık, sosyal güvenlik gibi hak gaspları
meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Başta kadınlar olmak üzere,
çalışanlar işten çıkartılmakta ya da ücret kesintilerine, güvencesiz
çalışmaya, kreşlerinin kapatılmasına, servislerinin kaldırılmasına razı
edilmek istenmektedir. Bunlarla birlikte, kadın olmaktan dolayı
toplumsal cinsiyetçi işbölümüne maruz kalmakta ve daha düşük ücretle
çalıştırılmaktadırlar. Önümüzdeki dönem sermayenin krizi atlatmak için
öne sürdüğü mekanizma, emeğin daha esnekleştirilmesini getirecektir.
Ücretlerin düşürüldüğü, daha esnek çalışma şartlarının getirildiği,
denetimsiz, sendikal hakların ortadan kaldırıldığı bir işgücü piyasası
hedeflenmektedir.


Kapitalist
krizin kadınlar üzerindeki etkisi işsizlik ve yoksullukla sınırlı
değildir. Artan yoksulluk ve işsizlik, aile içi şiddeti artırmaktadır.
Toplumda şiddet eğiliminin, ekonomik krizle birlikte tırmandığı
görülmekte ve şiddetten zarar görenlerin başında kadınlar gelmektedir.


TMMOB
üyesi kadınların sorunları, toplumdaki diğer emekçi kesimlerin ve
kadınların sorunlarından ayrılamaz bir bütündür. Mühendis, mimar, şehir
plancısı kadınlar da giderek daha fazla hak kaybına uğramakta, yasal
haklarını kullanmalarının önüne engeller çıkarılmaktadır. Ezici
çoğunluğun sendikasız olduğundan hareketle, TMMOB'nin, üyelerinin
haklarını koruması ve üyelerinin örgütlenmesini teşvik etmeye yönelik
çalışmalar yapması en temel görevlerindendir.


TMMOB,
emek örgütleri ile birlikte, çalışanlar arasında bölünme, rekabet
yaratan ve iş güvencesini yokeden taşeron çalışma sisteminin
yasaklanması, kadın istihdamını, kadının çalışma hayatındaki konumunu,
sosyal hak ve güvenceyi olumsuz etkileyen özelleştirmelerin iptal
edilmesi, esnek çalışmaya karşı, tam zamanlı, sigortalı, sendikalı
çalışma, sigorta primlerinin gerçek maaş üzerinden ödenmesi ve tamamını
işverenin ödemesi, krize karşı istihdamı artırmak için iş saatlerinin
azaltılması, haftalık çalışma süresinin 35 saate indirilmesi ve mezarda
emeklilik dayatmasının son bulması, kadınlarla erkekler arasındaki
ücret farklılığının engellenmesi için eşit (eşdeğer) işe eşit ücret,
işsizlik maaşının artırılması ve süresinin uzatılması, daha çok işsizin
yararlanabilmesi için kapsamının genişletilmesi, işten çıkarılmaların
yasaklanması, iş güvencesi, fazla mesai yapma koşullarının daraltılması
ve çalışma saatlerinin azaltılmasına paralel olarak fazla mesai
saatlerinin de düşürülmesi, bunun çalışanın isteğine bağlı olması ve
karşılığının ödenmesi, işyerlerinde gündüz ve özellikle gece
çalışmalarında yönetmeliklere uygun servis hizmeti verilmesi, kıdem
tazminatı hakkının korunması, "Özel İstihdam Büroları" adı altında
kurulmak istenen, kiralık işçi simsarlığının engellenmesi, parasız
eğitim, parasız sağlık, tüm çalışan ve emekli üyelerinin maaşlarının,
özel hizmet tazminatları ve diğer özlük haklarının, gördükleri eğitimi
(lisans, yüksek lisans, doktora) ve çalışma risklerini yansıtacak
şekilde düzenlenmesi için mücadele etmelidir.


Bir
taraftan demokratik siyasetin alanını genişletmeye yönelik çabalar
sürdürülürken, TMMOB gibi demokratik ve eşitlikçi yaklaşımı olan bir
örgütte, TMMOB ve bağlı oda, şube yönetim kurulları, genel kurul
delegasyonu ve diğer tüm organlarında kadın temsiliyetini artırabilmek
amacıyla, pozitif destek politikaları üreterek, minimum yüzde 35 kadın
kotası uygulanmalıdır. TMMOB kadın üyeleriyle ilgili istatistiki
bilgiler toplamalı ve bununla ilgili veri tabanı oluşturmalıdır. TMMOB
ve bağlı odalarında, bu çalışmaların yürütülmesi için bütçe
oluşturmalıdır.


Kadına
yönelik her türlü şiddet ve ayrımcılığın yasa ve yönetmelikler
çerçevesinde cezai karşılığının bulunması zorunludur. TMMOB, kadına
yönelik suçların yaptırımını sağlamak amacı ile TMMOB Ana Yönetmeliği,
Disiplin Yönetmeliği, Onur Kurulu Yönetmeliği'nde, vb. gerekli
düzenlemeleri yapmalıdır.


TMMOB'de
kadın hareketinin örgüt içinde güçlü ve sürdürülebilir olabilmesi,
yatay ve dikey ilişkilerinin kurulabilmesi ve bütün bu çalışmaların
sağlıklı yürütülebilmesi için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. TMMOB
bünyesinde kurulmuş "Kadın Üye Çalışma Grubu" merkezi bir kadın
örgütlülüğü olarak aktif hale getirilmeli, bu grup TMMOB kadın
politikalarını üreterek hayata geçirilmesinden sorumlu olmalıdır. Kadın
Üye Çalışma Grubu; İKK kadın komisyonları, oda ve şube kadın
komisyonlarında çalışan gönüllü kadınlar ve komisyon olmayan odalardan
gönüllü kadınlardan oluşur. TMMOB 40. Olağan Genel Kurulu'nda kabul
edilen fakat hayata geçmeyen Cinsiyet Ayrımcılığı Takip Sekreteryası bu
grubun bünyesinde oluşturulmalıdır. Sekreterya, başvuruların
yapılabileceği, ayrımcılığın, taciz vemobbingin takip edileceği, hukuki ve psikolojik destek vererek çözümlerin üretileceği bir birim haline getirilmelidir.


TMMOB'li
kadınlar, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde arazi şartlarında daha
güvenli ve verimli çalışma koşullarının sağlanması, mayınlı arazilerin
ulusal kaynaklarla temizlenerek tarım reformu yapılıp organik tarım
için bölge halkının kullanımına açılması, kültürlerin, dillerin ve
inançların eşit ve özgür olması özlemiyle, Kürt sorununun demokratik
bir şekilde çözüme kavuşturulması ve barışın sağlanması için aktif rol
üstlenecektir.


Kadınlar;
mühendislik, mimarlık, şehir plancılığı mesleğini yürütürken, kültürel
mirasın gelecek nesillere aktarılması ve yaşanabilir bir çevre için,
bu değerlerin tahribine yönelik tüm politika ve projeleri reddeder.


Sonuç
olarak; TMMOB'li kadınlar, TMMOB Kadın MMŞP Kurultayı ile birlikte
ortak hareket etme ve dayanışma konusunda büyük mesafe almışlardır.
Kadınlar, TMMOB'da toplumsal cinsiyet bilincinin örgüt geneline
yayılması ve kurultay kararlarının örgütün tümü tarafından benimsenmesi
için çalışacaklardır.


Bu
kurultay ile TMMOB'da kadın politikalarının, kadın örgütlenme modelinin
oluşturulması ve örgütlülüğünün güçlendirilmesi doğrultusunda önemli
bir adım atılmıştır. Bu politikaların hayata geçmesi ancak kadınların
örgütlülüğü ve dayanışmasıyla mümkün olacaktır.


KADINLAR ÖRGÜTLÜ TMMOB DAHA GÜÇLÜ


Kaynak: http://www.tmmob.org.tr

8 Şubat 2010 Pazartesi

Emekten Yana Mühendislerin Turuncu Liste Adayları



Emekten Yana Mühendisler'in TURUNCU LİSTE Adayları


EMO İstanbul Şube'de Demokrat Mühendisler Yönetim Kurulu adaylarını ön seçim ile belirleyecek. 7 Şubat Pazar günü yapılacak EMO İstanbul Şube ön seçiminde Emekten Yana Mühendisler'in TURUNCU LİSTEsini desteklemeye çağırıyoruz.
ASIL

YEDEK
Mehmet MAZMANOĞLU

Erhan DENİZERİ
Cem ERKANLI

Cenk GÖÇER
Kurtuluş KAYA

Özgür GÜNAY
Nursemin YILDIZ

Özgül ÇALIŞKAN
Tigin ÖZTÜRK

Taylan YETİL
Dilek ÜSTÜNALAN

Yeşim ÇELİKKOL
Özkan KARATAŞ

Mustafa UĞURLAR

Neden Ön Seçim?

Emekten Yana Mühendisler ön seçimi demokratların Genel Kurullara tek liste ve ortak çalışma programı ile katılabilmesinin bir yolu olarak görmekle beraber, bu yöntemin son çare olarak değerlendirilmesi gerekliliğini savunmaktadır. Bu bakış açısı ile, ÖN SEÇİM olmadan tüm demokratları kapsayacak ortak bir çalışma programı etrafında ortak bir liste oluşturmanın kanalları tarafımızca sonuna kadar zorlanmıştır. Fakat tüm bu çabalarımıza rağmen istenilen sonuç alınamamıştır.

Neden Emekten Yana Mühendisler?

İşsizliğin ve güvencesizliğin yaygınlaştığı, yasadışı çalışma koşullarının dayatıldığı günümüzde mühendislerin mesleki ve ekonomik sorunları her geçen gün artmaktadır. Meslek alanlarımızdaki örgütsüzlük de bu tabloya eklenince emekten yana, üyelerinin haklarını savunacak, üyelerinin sorunlarının ülkenin sorunlarından ayrı olmadığından hareketle çalışmalarını yürütecek bir EMO'ya ve TMMOB'ye ihtiyaç da artmaktadır. Mevcut Oda örgütlülüklerinin yapısı ve çalışma anlayışları bu konuda ciddi eksiklikler içermektedir.

Bizler, EMO İstanbul Şube'den başlayarak EMO örgütlülüğü içerisinde, Oda süreçlerine ortak ilkeler ve çalışma anlayışı çerçevesinde müdahil olarak, meslektaş ve toplum ihtiyaçlarına uygun, üyelerinin haklarını savunan, meslek alanlarına giren konularda toplumsal bakış açısı ile faaliyet yürütecek bir EMO'yu oluşturabilmek için bir araya geliyoruz.

Bizler mesleki demokratik kitle örgütü olarak Odaların üyelerinin mesleki ve özlük sorunlarına sahip çıkan bir anlayış ile şekillenmesini, Oda yapısının mesleğin uygulayıcısı, emeği ile geçinen mühendisleri temel alacak şekilde oluşturulmasını ve EMO yapısında demokratik bir değişim yaratılarak mühendislerin öz örgütünün yeniden inşa edilmesi gerektiğini savunuyoruz.

Çalışma anlayışımızı,

*

Odaya emek ve katkı koyan tüm meslektaşlarımızın en geniş birlikteliğinin sağlanması,
*

Üyelerin kapsanacağı katılım ve karar mekanizmalarının oluşturulması, var olanların bu perspektifle yeniden düzenlenmesi,
*

Bu sayede, Şube yönetiminin üyesinin demokratik katılımına dayanan, hesap veren ve şeffaf bir tarzda oluşması ilkeleri belirleyecektir.

Birlikte Yönetmeye Çağırıyoruz

18 Kasım 2009 Çarşamba

Ücretli ve İşsiz Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Kurultayı Gerçekleştirildi

TMMOB Ücretli ve İşsiz Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Kurultayı 14-15 Kasım Cumartesi- Pazar günleri İTÜ Maçka Kampüsü Mustafa Kemal Amfisi'nde 800'ü aşkın kişinin katılımıyla gerçekleştirildi.

Kurultay, ücretli çalışan mühendis, mimar ve şehir plancılarının çalışma yaşamını belirleyen yasalar, çalışma koşulları, çalışma yaşamında karşılaşılan diğer sorunlar ve çözüm önerileri ve örgütlenme başlıklı dört oturumdan oluştu.

Kurultayın açılış bölümü tartışmalara sahne oldu

Kurultayın açılışında, sırasıyla; Düzenleme Kurulu Başkanı ve EMO İstanbul Şube Yönetim Kurulu Başkanı Erhan Karaçay, TTB Merkez Konseyi Başkanı Gençay Gürsoy, KESK Genel Başkanı Sami Evren, DİSK Genel Sekreteri Tayfun Görgün, EMO Yönetim Kurulu Başkanı Musa Çeçen ve TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı konuştu. EMO YK Başkanı ve TMMOB YK Başkanları’nın yaptıkları konuşma hiçbir açılış konuşmasında görülmemiş nitelikteydi.

Örneğin EMO YK Başkanı Musa Çeçen sanki TMMOB’deki katılım sorunu yalnızca bu kurultayla ilgiliymiş gibi –ki bu kurultayın katılımı da göreceli olarak gayet yüksek gerçekleşmiştir- güzel söylemlerin yaşam bulmadığından bahsederek "TMMOB bir çağrı yaptığında 350 bin üyesinden 100 binini toplayabiliyor mu?” diye sordu.

Öte yandan Mehmet Soğancı ise “Ayrıca buraya getirilen ve Yürütme Kurulunca hazırlandığı ifade edilen karar önerilerinin bazılarına baktığımızda TMMOB‘nin iç dinamikleri ve odaları ile oluşturduğu dilin gerisine düştüğü, TMMOB‘nin bugüne kadar yarattığı değerlerin gerisinde olduğu gözlenmektedir. 2007 yılında TMMOB ortamında yine İstanbul‘da Makina Mühendisleri Odamızın sekreteryalığında gerçekleştirdiğimiz TMMOB Mühendislik, İstihdam ve Ücretlendirme Sempozyumu‘nun sonuç bildirisinden daha geride olan karar önerileri maalesef Kurultay katılımcılarının önüne getirilmiştir. Bunlar yanlıştır. Buradaki karar önerilerinin gerekçelerinin olmaması da başlı başına bir handikaptır. Ben burada size 2007 yılında düzenlediğimiz sempozyumunda söylenenleri aktarmak durumundayım. Bu kurultayda bu sonuç bildirisinden daha geride bir dili olan karar önerileri oylanamaz, oylanmamalıdır, kabul edilmemelidir." diyerek açıkça kurultayı sabote etmeye çalıştı.

2007 yılında bildirilerin sansürlendiği, üyeye söz hakkı tanınmadığı, soruların bile yazılı olarak alınıp bir sansürden geçirildikten sonra sorulduğu Mühendislik İstihdam ve Ücretlendirme Sempozyumu’nun sonuç bildirgesini okuyarak "TMMOB‘nin dili budur ve bu Kurultayda hiçbir karar TMMOB‘nin dilini daha geriye düşürecek bir dil olamaz." diyen Soğancı kurultaya yerellerden gelen kadın mühendis ve mimarların sorunlarıyla ilgili, TMMOB bünyesinde çalışan teknik görevlilerin sendikalaşması ile ilgili ve yetkin mühendislik ve belgelendirme ile ilgili karar önergelerinde eğilim oluşturmaya çalıştı.

Soğancı’nın konuşmasının ardından usule ilişkin söz alan 15 üyenin büyük bir çoğunluğu Soğancı’yı eleştirirken, “kurultayın karar alma organı olduğu, bu gibi konuşmalarla kurultayın baskı altına alınmaya çalışıldığı” vurgulandı. Katılımcılar tarafından büyük alkış alan bu konuşmalar üyenin kendi kurultayına sahip çıktığının da kanıtıydı.

Birinci gün, ücretli mühendis, mimar ve plancıların çalışma yaşamını belirleyen yasalar, çalışma koşulları, özlük hakları, kapitalizmin dünyadaki krizi ve özlük haklarına etkisi, mühendis-mimarlarda işsizlik, özelleştirmenin mühendis-mimarlara etkisi başlıklarında 20’yi aşkın önerge tartışıldı. Önergelerle ilgili birçok üyenin söz alması ve görüşlerini belirtmesi, özellikle son yıllarda genel kurullarda, danışma kurullarında, küçük kurullarda söz hakkı kısıtlanan üyeler açısından tam bir demokrasi şöleniydi.

Verilen “dilekçe” tepki topladı

İkinci gün toplantının başında kurultay divanına verilen “dilekçe” yine tartışmalara yol açtı. İlk günkü TMMOB YK Başkanı’nın konuşması paralelinde yazılmış 74 isimin altına yazıldığı bu “dilekçe”de özetle “kurultaydaki birçok kararın 2/3’lük karar yeter sayısına ulaşmadan alındığı, öğrencilere delege kartı dağıtıldığı ve öğrencilerin oy kullandığı” gerekçeleriyle kurultay gayri meşru ilan ediliyor ve bu 74 kişinin kurultayda oy kullanmayacağı belirtiliyordu.

Kurultay divanı ise kararların tamamında 2/3 oy çokluğu kuralına uyduğu ve yerellerden iletilmiş olan kimi listelerde öğrenci üyelerin “üye” olarak gösterildiğini, yerellerin yapmış olduğu bu hataların sonucunda da kimi öğrenci üyelere üye kart verildiğini ancak kendi öğrencilerimize güvenmemiz gerektiğini belirtti. Ayrıca divan, verilen “dilekçe”nin altında ismi bulunan bazı kişilerin isimlerinin o kişilere sorulmaksızın yazılmış olduğunun tespit edildiğini ve isimlerin dışında herhangi bir imza bulunmadığını belirterek “dilekçe”yi reddettiğini duyurdu. Kurultaya yapılan bir başka sabotaj da ücretli ve işsiz mühendis mimar ve plancıların alkışlarıyla boşa çıkarılmış oldu.

İkinci gün 30’u aşkın karar önergesinin tartışıldığı kurultayda birçok önemli karar alındı. Yetkin mühendislik ve belgelendirmeye karşı, TMMOB bünyesinde çalışan teknik görevlilerin sendikalaşmasına dönük verilen önergelerin kabul edilmesi yanıyla büyük önem taşıyan kurultay saat 20.00’de sona erdi.

İvme’nin de birçok önergesiyle sürece müdahale ettiği ve aktif rol aldığı kurultay TMMOB’nin işleyişinin demokratikleşmesi, yüzünü ücretli çalışan ve işsiz mühendis mimarlara dönmesi, örgütlenmesinin önünün açılması anlamında büyük öneme sahiptir. Öte yandan kurultay, örgütüne sahip çıkan tabanın TMMOB’deki statükocu anlayıştan ne kadar güçlü olduğunu göstermesi açısından da önemlidir.

30 Ekim 2009 Cuma

EMO Yetkin/Yetkili/Uzman Mühendislik Kavram ve Uygulamaları Kurultayı Yapıldı

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) adına EMO İstanbul Şubesi’nin düzenlediği Yetkin/Yetkili/Uzman Mühendislik Kavram ve Uygulamaları Kurultay’ı 24-25 Ekim tarihlerinde Yıldız Teknik Üniversitesi Oditoryum Salonunda gerçekleştirildi.

Kurultay‘ın amacı, gerek EMO içerisinde gerekse TMMOB bünyesinde tartışılan ve farklı uygulama şekilleri bulunan yetkin, yetkili ve uzman mühendislik kavramlarının, EMO içerisinde sağlıklı bir şekilde tartışılmasını sağlamak ve bu tartışma sonucunda EMO örgütlülüğünde bir karar birlikteliğine varabilmek olarak açıklansa da, Kurultay’da karar almaya dönük bir düzenleme olmaması katılımcılar tarafından bu amacın sorgulanmasına yol açtı.

İki gün süren Kurultay her bir oturum ayrı bir forum şeklinde olmak üzere, 4 oturum ve 1 forum şeklinde düzenlendi. EMO ve EMO-Genç üyelerinin çok büyük bir kısmını oluşturduğu yaklaşık 250 katılımcı kurultaya katıldı. Kurultay, açılış konuşmaları ve yerel etkinliklerin bilgilendirmeleri ile başladı. Kurultay öncesi 9 ilde gerçekleştirilen yerel etkinliklerin sunumundan sonra, ilk oturum “AB Uyum Yasaları, GATS süreci ve Türkiye’deki Yasal Düzenlemeler” başlığı altında gerçekleştirildi. İlk günün son oturumu ise “Mühendislik Eğitimi, Akreditasyon, YÖK ve Diploma Unvanları” başlığını taşıyordu. Her iki oturum da Kurultay Düzenleme Kurulu’ndan bir üyenin çerçeve sunumu ile başladı. Kurultay hazırlık sürecinde yaşanan sorunlar ve Kurultay’ın formatının dışına çıkarılarak karar alma sürecinin engellemesi ile yaşanan gerginlik ilk günkü oturumlara yansıdı. İlk günkü oturumlarda somut önerilerden çok polemikler ön plana çıktı. Ayrıca Kurultay’da EMO ve EMO-Genç üyelerinin eşit söz hakkı olması kararlaştırılmış olmasına karşın ilk günkü oturumlarda, EMO-genç üyelerinin söz kullanımı ile ilgili de sorunlar yaşandı.

Kurultayın ikinci günü, “Yetkin/Yetkili/Uzman Mühendislik Belgelendirme, Mesleki Yeterlilik, Meslek İçi Eğitim ve TMMOB İçi Uygulamalar” oturumu ile başladı. Tartışma şekli ve söz kullanımı ile ilgili ilk gün yaşanan sorunlar, ikinci gün aşılabildi. Kurultayda karar alınamadığından, ortaklaşılan ve ortaklaşılamayan konularda Kurultay Sonuç Bildirgesi’ni oluşturmak üzere bir komisyon kuruldu. Çok sayıda EMO ve EMO-Genç üyesinin söz aldığı ikinci gün somut önerilerin tartışıldığı bir ortam sağlanabildi.

Kurultay katılımcılarının kürsüden yoğun olarak dile getirdiği görüşler;

  • Mühendislik eğitiminin, mühendislik mesleğini uygulamaya yeterli olmadığını düşünen ve akademik eğitim sonrası zorunlu çalışma ve sınavlarla yeni bir süreç tanımlayan yetkin mühendislik gibi uygulamalara karşı çıkılmalıdır.

  • AB-GATS sürecine ve bu sürecin mühendislik-mimarlık alanında içinde bulunduğu bütün meslek alanlarına dönük saldırılarına karşı çıkılmalıdır.

  • Yetkin mühendislik, belgelendirme ve akreditasyon konuları AB-GATS sürecinin yansımalarıdır.

  • YÖK’ün 2005 yılında aldığı diplomalara unvan yazılmama kararına karşı EMO ve TMMOB olarak dava açılmalıdır.

  • Eğitimin niteliksizleştirilmesine karşı, demokratik üniversite talebi ile parasız, bilimsel, anadilde eğitim mücadelesi verilmelidir.

  • EMO ve TMMOB, mühendislik eğitimine müdahil olmalıdır, yetersiz akademik kadro ve yetersiz altyapı ile açılan mühendislik fakültelerine karşı çıkılmalıdır.

  • Mühendislik mesleğinin icrasında yaşanan sorunların çözümü kamusal denetim ile sağlanabilir.

  • Meslek içi eğitim mühendislerin ihtiyacı olan mesleki ve teknik bilgilerin geliştirilmesi amacı ile yapılmalı fakat meslek içi eğitimde belgelendirme, sınav, iş yapma yetkisi gibi zorunluluklara karşı çıkılmalıdır.

  • Üniversite eğitiminin ticarileştirilmesine, Bologna süreci ile başlayan üniversitelerin dönüşüm sürecine, üniversitelerin sermaye lehine yeniden yapılandırılmasına karşı çıkılmalıdır. Bu amaçla öğrenciler ve akademisyenlerle ortak çalışmalar yapılmalıdır.

  • AB-GATS süreci, ülkede yapılan düzenlemeler (mesleki yeterlilik kurumu, YÖK, yabancı mühendislerin çalışması hakkındaki kanun), sermayenin nitelikli emek gücünü ucuza istihdam etme isteği, üniversite eğitiminde yaşanan ticarileşme süreci bütünlüklü ele alınmalıdır ve bütünlüklü bir karşı çıkış sağlanmalıdır.

Kurultay, hazırlık sürecinde yaşanan tüm olumsuzluklara ve karar almaya dönük bir düzenleme olmamasına rağmen, özellikle İvme Dergisi’nin Yetkin Mühendislik sayısında dile getirilen görüşlerin, Kurultay katılımcılarının büyük bir kısmı tarafından kürsüden ifade edilmesi ve en azından Yetkin Mühendislik uygulaması karşısında bir mutabakat sağlanmış olması açılarından önemli sonuçlar üretmiştir.

Kurultay, sonuç bildirgesi komisyonundan bir üyenin taslak metni kurultay katılımcılarının onayına sunması ile son buldu.

Sonuç bildirgesinde ortaklaşılan görüşlerden bazıları,

  1. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) gündeminde Yetkin Mühendislik uygulaması yoktur. EMO’da Yetkin Mühendislik savunulmamaktadır. EMO bu konuda yapılacak tüm girişimlere karşı mücadele eder.

  2. AB-GATS ve DTÖ den gelen tüm uyumlaştırma dayatmalarına EMO karşı durur.

  3. Üniversite Eğitimi ile ilgili önerilerimiz TMMOB II. Mühendislik Mimarlık Kurultayında “Mesleki yeterlilik – Mesleki YetkinlikMesleki Eğitim” başlığı altında yer alan Üniversite Eğitimi ile ilgili aldığı kararlardan yararlanır ve bunları yukarıdaki mantıkla güncelleştirir.

  4. Meslektaşlarımızın bilimsel ve teknik formasyonlarını geliştirici Meslek içi Eğitim ticarileştirilmeden sürdürülmelidir.

  5. TMMOB EMO mühendislik eğitiminde, üniversitelerde yeni bölüm açılmasında, bölüm kontenjanlarının belirlenmesinde söz hakkı talep etmeli ve müdahale etme araçlarının geliştirilmesini sağlamalıdır.

  6. TMMOB EMO gerici ve ezberci eğitim sistemine karşı parasız, bilimsel, özerk ve demokratik üniversiteyi savunmalıdır.

  7. Diplomalara unvan yazılmaması konusunda EMO hukuki süreci başlatmalıdır, Yükseköğretim Kurulu’nun bu kararına karşı dava açmalıdır ve TMMOB’nin de davaya müdahil olmasını talep etmelidir.

Kurultay katılımcılarının çok büyük bir kısmı akreditasyon konusunun, üniversitelerin yeniden yapılandırılması, ticarileştirilmesi ve tek tipleştirilmesi sürecinin bir parçası olduğunu belirtmesine rağmen, akreditasyon sonuç bildirgesinde ortaklaşılamayan konular arasında yer aldı.

Belgelendirme konusunda da Kurultay katılımcılarının çok büyük bir kısmı, belgelendirmenin nitelikli emek gücünün sınıflandırılmasına ve değersizleştirilmesine yol açacağını, belgelendirmenin yetkilendirmenin bir şekli olduğunu ve yetkin mühendislik tartışmasından ayrı değerlendirilemeyeceğini belirtmesine karşın, belgelendirme de sonuç bildirgesinde ortaklaşılamayan konular arasında yer aldı.

Kurultay sonuç bildirgesinin en kısa sürede açıklanacağı belirtilerek Kurultay bitirildi.

İşten Atılan ENTES İşçisi EMO İst. Şb. Önünde Eylem Yaptı

160 gündür direnişte olan Entes işçisi Gülistan Kobatan, 20 Ekim 2009 Salı günü Beşiktaş’taki Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İstanbul Şubesi önünde basın açıklaması yaptı.

Yaklaşık 30 kişilik grup EMO İstanbul Şubesi önünde yaptığı basın açıklamasında;”… sermaye sınıfının özellikle krizin patlak verdiği süreçte işçi sınıfının kanı canı pahasına mücadelelerle elde ettiği kazanımlara çok daha planlı ve kapsamlı bir şekilde azgınca saldırdığını vurgulayarak, sermaye sınıfının yalnızca işçi sınıfının kazanımı olan haklara değil, aynı zamanda bu mücadelenin yan ürünleri olan tüm demokratik hak ve özgürlüklere, örgütlülüklere ve kurumlara da saldırıyor.” denirken, EMO önünde basın açıklama yapma nedeni olarak, Entes Elektronik fabrikasında onlarca işçiyi işten atarak açlığa ve sefalete mahkum eden ve EMO’nun bir dönem yönetim Kurulu Başkanlığını yapmış ve halen EMO üyesi olan Ahmet Tarık Uzunkaya’nın tutumuna karşı sessizliğe bürünen EMO’yu emekten yana tutum almaları için gerçekleştirdiklerini ifade etmişlerdir.
Basın açıklamasını; “…Anlaşılan o ki EMO, Ahmet Tarık Uzunkaya’nın nüfuzu karşısında toplumsal duyarlılığına kilit vurabilmeyi göze almıştır. Şu anki durum her ne olursa olsun, EMO esas olarak bir emek örgütüdür. Bu yüzden safı emekçiden yana olmalıdır. Esasına ve özüne uygun olarak tavrını belirlemeli ve bu suskunluğuna bir son vermelidir” sözleriyle sonlandıran grup “Entes işçisi yalnız değildir!”, “Zafer direnen emekçinin olacak!”, “Direne direne kazanacağız!”, “Yaşasın Entes direnişimiz!”, “Yaşasın sınıf dayanışması!”, “Direnen Entes işçisi kazanacak!”, “Krizin faturası patronlara!”, “EMO safını belirle!”, “EMO direnişe sahip çık!”, “Kahrolsun ücretli kölelik düzeni!”, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz!” sloganlarını atmıştır.

Basın açıklaması sonrası bir EMO İstanbul Şube YK üyesi Gülistan'ı şubeye davet ederek görüşme yapmıştır.

Adana'da Devrimci Mühendis Hasan Balıkçı Anması

18 Ekim 2002 de Şanlıurfa'da halk düşmanları tarafından yapılan bir organizasyon sonucu katledilen devrimci mühendis Hasan Balıkçı, 7. ölüm yıldönümünde doğduğu köy Kayışlı’da devrimci arkadaşları, sevenleri ve ailesi tarafından saygıyla anıldı.

Anmada +İvme dergisi yayın kurulu üyesi Ayhan Tuğcu, Adana Halk Cephesi adına Şemsettin Kalkan ve Adana Özgürlükler Derneği başkanı Mehmet Bıldırcın'ın yaptığı konuşmalarda Hasan Balıkçı’nın devrimci kişiliği ve hırsızlığa, soyguna ve namussuzlara karşı yaptığı mücadele anlatıldı. Devrimci, onurlu mücadelesinin sahiplendiğine vurgu yapılarak okunan şiir ve "Bize Ölüm Yok" marşı ile anma sonlandırıldı.

Her yıl Elektrik Mühendisleri Odası ile ortaklaşa yapılan anma bu yıl birlikte yapılamadı. EMO Adana Şubesi, 15-16 Ekim'de yaptığı İletişim Teknolojisi Sempozyumu nedeniyle "Adana'ya gelen misafirleri" neden göstererek Hasan Balıkçı anmasını 16 Ekim'de yaptı. Bu anma kararından Hasan Balıkçı'nın devrimci arkadaşları son dakikada bilgilendirilmiş ve anma saati habersiz bir şekilde daha erken bir saate alınmıştır. Bu tutum nedeniyle iki ayrı anma gerçekleştirilmek zorunda kalındı.

Bu yıl EMO'suz yapılan anmada yine bir ilk yaşandı. Anma boyunca jandarma tarafından kamera çekimi yapılarak anmaya gelen insanlar tedirgin edilmek istendi. Bu duruma karşı Hasan Balıkçı’nın yakın arkadaşlarından Ayhan Tuğcu ve Hasan’ın kardeşi Bahri jandarmanın yanına gidip tepki göstererek Hasan'ın katillerini ve işbirlikçilerini cezalandırmayan devletin; Hasan’ı sahiplenen devrimcileri ve ailesini tedirgin etmeye hakkı olmadığı hatırlatıldı.

29 Ekim 2009 Perşembe

Adana'da Devrimci Mühendis Hasan Balıkçı Anması

18 Ekim 2002 de Şanlıurfa'da halk düşmanları tarafından yapılan bir organizasyon sonucu katledilen devrimci mühendis Hasan Balıkçı, 7. ölüm yıldönümünde doğduğu köy Kayışlı’da devrimci arkadaşları, sevenleri ve ailesi tarafından saygıyla anıldı.

Anmada +İvme dergisi yayın kurulu üyesi Ayhan Tuğcu, Adana Halk Cephesi adına Şemsettin Kalkan ve Adana Özgürlükler Derneği başkanı Mehmet Bıldırcın'ın yaptığı konuşmalarda Hasan Balıkçı’nın devrimci kişiliği ve hırsızlığa, soyguna ve namussuzlara karşı yaptığı mücadele anlatıldı. Devrimci, onurlu mücadelesinin sahiplendiğine vurgu yapılarak okunan şiir ve "Bize Ölüm Yok" marşı ile anma sonlandırıldı.

Her yıl Elektrik Mühendisleri Odası ile ortaklaşa yapılan anma bu yıl birlikte yapılamadı. EMO Adana Şubesi, 15-16 Ekim'de yaptığı İletişim Teknolojisi Sempozyumu nedeniyle "Adana'ya gelen misafirleri" neden göstererek Hasan Balıkçı anmasını 16 Ekim'de yaptı. Bu anma kararından Hasan Balıkçı'nın devrimci arkadaşları son dakikada bilgilendirilmiş ve anma saati habersiz bir şekilde daha erken bir saate alınmıştır. Bu tutum nedeniyle iki ayrı anma gerçekleştirilmek zorunda kalındı.

Bu yıl EMO'suz yapılan anmada yine bir ilk yaşandı. Anma boyunca jandarma tarafından kamera çekimi yapılarak anmaya gelen insanlar tedirgin edilmek istendi. Bu duruma karşı Hasan Balıkçı’nın yakın arkadaşlarından Ayhan Tuğcu ve Hasan’ın kardeşi Bahri jandarmanın yanına gidip tepki göstererek Hasan'ın katillerini ve işbirlikçilerini cezalandırmayan devletin; Hasan’ı sahiplenen devrimcileri ve ailesini tedirgin etmeye hakkı olmadığı hatırlatıldı.

Açıklama No.32: TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı TMMOB Danışma Kurulu'nu İptal Etti.

ivme

Dergimize kürsüden hakaret eden Oda yöneticilerine cevap verme hakkımızı, demokratik kuralları işleterek kullandırtmak yerine

TMMOB BAŞKANI MEHMET SOĞANCI
TMMOB DANIŞMA KURULUNU İPTAL ETTİ

TMMOB yapısında danışma kurulları 70’li yıllarda kurulmaya başlanmış ve TMMOB ve odaların demokratik işleyişinin temelini oluşturmuştur. 12 Eylül sonrasında, darbe günlerinde bir gizli örgüt muamelesi görmemek için, danışma kurullarının tüzüksel olarak da tanımlanması zorunlu duruma gelmiştir. Tüzüksel yazımda, “demokrat üye” tanımı da yapılamadığından resmi bir üye tarifi yapılmıştır.

Mevcut etkin yönetim anlayışı TMMOB’yi ele geçirinceye kadar tüm TMMOB üyelerinin katılımına açık olan TMMOB Danışma Kurulu toplantılarında üyelerin konuşması esas alınmıştır. Çünkü temsili demokrasi üzerine kurulmuş TMMOB yapısında, üye görüş, öneri ve eleştirilerinin alınacağı başka bir mekanizma bulunmadığından, TMMOB yönetimine üye katılımının temel mekanizmasını, TMMOB Danışma Kurulu oluşturmuştur. TMMOB Danışma Kurulu bu demokratik işleyişiyle, örgüt içi demokratik işleyişin de güvencesi olarak görülmüştür.
Daha sonraki yıllarda, 70’li yıllarda oluşturulan yönetim anlayışını terk etmeye başlayan TMMOB yöneticileri TMMOB’yi, yasasında tanımlandığı ve sistemin istediği şekilde yeniden sistemin bürokratik bir kurumuna dönüştürmeye başlamış ve TMMOB Danışma Kurulu da üye katılımına kapatılmıştır.

“Hiyerarşiye” dayanan yeni bir “demokrasi” tarifi yapan mevcut TMMOB yönetimi, 4 Nisan 2009’da yapılan Danışma Kurulu toplantısında da aynı yöntemi kullanarak, birim yöneticilerine taşıdıkları unvanın önem sırasına göre söz vermiş, yönetim kurulu yedek üyelerini Danışma Kurulu üyesi saymamış, söz isteyen TMMOB üyelerine ise toplantı sonunda söz vererek göstermelik bir demokrasi anlayışı sergilenmiştir. Buna karşın söz alan üyeler TMMOB içinde yaşanan antidemokratik işleyiş sorununu gündeme getirerek, özellikle İMO’da yöneticilerin, öğrenci üyelere yönelttikleri sözlü ve fiziki saldırıların yaratacağı tehlikelere dikkat çekmişlerdir. Bu uyarılara kulaklarını tıkayan TMMOB ve oda yönetimlerinin bir kısmı, 3 Haziran 2009 tarihinde İMO Ank. Şb. Küçük Kurulu’nda yaşanan arbede sonrasında bu kez dergimize karşı topyekun saldırıya geçmiştir. 11 Haziran 2009 tarihinde ise İMO Küçük Kurulu’na katılmak isteyen devrimci-demokrat üyeler önce eli bıçaklı sokak serserileri desteğinde İMO’ya sokulmamak istenmiş, bunda başarılı olunamayınca da polis barikatı ile devrimci-demokrat üyelerin Küçük Kurul’a katılımı engellenmiştir. Bu olaylarda TMMOB ve MMO başkanlarının, İMO’ya gelerek doğrudan taraf olduğu gözlenmiştir.

Bu gelişmelere ve TMMOB yapısında artık üyelerin can güvenliğini tehdit eden boyuta ulaşmış antidemokratik uygulamalara karşı, dergimiz tarafından 27 Haziran 2009 tarihinde TMMOB önünde, ilk Danışma Kurulu tarihine kadar sürdürülmek üzere “TMMOB’de DEMOKRASİ İSTİYORUZ” talebiyle demokrasi nöbeti başlatılmıştır.

Bu talebimizi dikkate almak yerine, İMO yöneticileri, İMO üyesi yayın kurulu üyelerimiz hakkında disiplin soruşturması başlatarak demokrasi talebimize yanıt vermiş ve İstanbul’da ve hatta yurtdışında yaşayan yayın kurulu üyelerimizi onur kuruluna sevk etmişlerdir. Bu gelişmeler üzerine İMO önünde de demokrasi nöbeti tutulmaya başlanmıştır.

Demokrasi nöbetimiz TMMOB Danışma Kurulu gününe kadar haftada beş güne çıkartılmıştır. Kendini ülkemizdeki demokrasi mücadelesinin bir bileşeni olarak tarif eden bir örgütte, demokrasi talebinin gündem yapılması beklentisiyle dergimiz yayın kurulu üyeleri ve dergimiz okurları disiplinli bir şekilde ve TMMOB örgüt disiplinine uyarak 10 Ekim 2009 tarihinde yapılan TMMOB Danışma Kurulu’na katılmışlardır.

Açış konuşmasını yapan Mehmet Soğancı, TMMOB çalışmaları hakkında bilgi verdikten sonra, yaşanan ekonomik krize değinmiştir. Soğancı, krizin sorumlusunun kapitalist sistem olduğunu vurguladığı, esas olanın sisteme karşı sınıf mücadelesi olduğunu belirttiği konuşmasını siyasal bir partinin sloganlarına dayandırmıştır.

TMMOB’de son dönemde oluşturulan “hiyerarşik demokrasi” anlayışına karşı çıkmak ve tüm TMMOB üyelerine eşit koşullarda söz verilmesi talebini iletmek üzere usul hakkında söz isteyen Danışma Kurulu üyesi bir yayın kurulu üyemizi, TMMOB YK Başkanı “TMMOB usulleri bellidir” diyerek susturmuştur.

Ardından salondan söz talebi alınmadan, önceden kurgulanmış bir şekilde MMO YK Başkanı’na söz verilmiştir. MMO YK Başkanı konuşmasının sonunda, dergimizin adını vererek “TMMOB’de Demokrasi İstiyoruz” kampanyamızı hakaretamiz bir şekilde eleştirmiş ve dergimizi kınadığını belirtmiştir. Bunun üzerine toplantıyı yöneten divana, hem siyasi üslupla bağdaşmayan eleştirilere yanıt verme hakkımızı kullanma talebimiz ve hem de demokratik usullere uygun söz verilmesi doğrultusunda usul hakkında konuşma talebimiz bu kez yazılı olarak iletilmiştir.
TMMOB YK Başkanı Soğancı, yazılı taleplerimizi dikkate bile almayarak, toplantı öncesinde kurguladıkları şekilde bu kez İMO YK Başkanı’na söz vermiştir. İMO YK Başkanı konuşmasını tamamladıktan sonra, divana, söz hakkı verilip verilmeyeceği bu kez salondan sözlü olarak sorulmuş, divanı yöneten Soğancı ise bu sorulara yanıt vermek yerine, EMO YK Başkanı’na söz vermiştir. Bu arada söz verilip verilmeyeceği sorusu ısrarla sorulmuş buna karşı Soğancı ise yalnızca DK’nın resmi üyelerine söz verileceğini özellikle ve ısrarla vurgulamıştır. Bu sırada konuşmasını sürdüren EMO YK Başkanı kürsüden dergimize yönelik hakaretlere başlayınca, salondaki dergimiz okurları alkışlı protestoya başlamıştır. Protestolar altında konuşmasını tamamlamaya çalışan EMO YK Başkanı’nın ardından bu kez Şehir Plancıları Odası YK Başkanı’na söz verilmiştir. O da konuşmasında dergimize yönelik hakaretleri sürdürünce, alkışlı protesto sürmüştür. Protestolar altında ŞPO YK Başkanı’nın “konuşmasını tamamladığını” söyleyerek kürsüden inmesinin ardından, protestoların sürdüğünü gören Soğancı, toplantıya ara vermek zorunda kalmıştır.

Verilen bu ara sırasında, salonda bulunan başta TMMOB 2. Başkanı olmak üzere diğer TMMOB ve oda yöneticilerine, “amacımızın toplantıyı engellemek olmadığı, ancak yapılan eleştiri ve hakaretlere yanıt hakkı verilmesinin en basit ve temel demokratik işleyişin gereği olduğu” anlatılmıştır. Ayrıca verilecek bu söz hakkının çok dikkatli şekilde ve toplantıyı germek yerine, yatıştırıcı bir üslupta kullanılacağı konusunda da güvence verilmiştir. Buna karşın, toplantının bundan sonraki aşamasında ise, divan olarak cevap hakkı doğuracak konuşmalara müdahale etmeleri gerektiği talebimiz kendilerine iletilmiştir.

Bu konuşmalar sırasında, bazı oda yöneticileri, toplantının “resmi” olduğu hatırlatmış ve resmi üyeler dışındaki TMMOB üyelerine söz verilmesinin yönetmeliğe göre mümkün olmadığı ileri sürülmüştür. Buna karşı ise, esas olanın demokratik işleyiş olduğu, tüzük, demokratik işleyişe aykırı ise, TMMOB’nin demokratik geçmişinin örnek alınmasının zorunlu olduğu bu kişilere anlatılmıştır. Ayrıca daha önceki dönemlerde TMMOB Danışma Kurulları’nda öncelikli olarak üyelere söz hakkı verildiğine de dikkat çekilmiştir. Öte yandan, bu resmi bir toplantı ise, TMMOB’nin de devlet tarafından yasayla kurulmuş bir sistem organı olduğu ve yasasında TMMOB YK Başkanı’na kapitalist sisteme karşı “şimdi sınıf savaşı zamanı” diyerek bir sınıf mücadelesi çağrısı yapma görevi verilmediği hatırlatılmıştır. Buna karşın TMMOB YK Başkanı toplantı açılışında böyle bir konuşma yapabiliyorsa - ki konuşma içeriğine katılmasak da doğrusu budur ve TMMOB, sistemin verdiği görevi reddederek, yeniden emekten ve halktan yana bir örgüt olmalıdır - toplantının “resmiyetinden” de söz edilemeyeceği ve tüm TMMOB üyelerine eşit koşullarda söz hakkı verilmesi talebinin meşru bir talep olduğu belirtilmiştir.
TMMOB 2. Başkanı, bu taleplerimize olumsuz yanıt vermemiş ve salon dışında durumu değerlendiren yönetim kuruluna bu taleplerimizi götüreceğini bildirmiştir.

Buna karşın, toplantıyı yeniden başlatan Soğancı, hiçbir şey olmamış gibi ve üstelik daha önce dergimize hakaretler ederek konuşan ve konuşmasını tamamladığını belirterek kürsüden inen ŞPO YK Başkanı’na ikinci kez söz vererek keyfi yönetimini sürdürmüştür. Bunun üzerine yeniden cevap hakkı verilip verilmeyeceğinin sorulması üzerine Soğancı yeniden, yalnızca resmi üyelere söz vereceği vurgusunu yaparak toplantıyı sürdürmek istemiştir. Bu durumun demokrasiye aykırı olduğu uyarıları da dikkate alınmayınca salonda tartışmalar büyümüştür. Bu sırada, salondan bazı kişilerin yayın kurulu üyelerimize provokatif sözler ve davranışlarla sataştığı, bazı şahısların yayın kurulu üyelerimizin yakın plan fotoğraflarını çektiği gözlenmiştir. Yine bazı kişilerin sahneden yayın kurulu üyelerimiz üzerine saldırdığı (video kayıtlarımızda mevcuttur) saptanmıştır.

Tüm bunlara karşın, provokasyona gelmeyen yayın kurulu üyelerimiz ve dergi okurlarımız, sözlü tartışmalara girseler de, yapılan hakaretlere aynı düzeyde yanıt vermeyerek sakinliklerini korumuşlardır.

Bu gelişmelerin ardından, TMMOB Danışma Kurulu’nda demokrasiyi işletmek ve en temel hak olan demokratik cevap hakkını kullandırtmak yerine, Mehmet Soğancı toplantıyı iptal etmeyi tercih etmiştir. Soğancı’nın demokratik işleyişe karşı bu katı tutumu aynı zamanda, TMMOB Danışma Kurulu'na katılan TMMOB üyelerinin tümünün ifade özgürlüğünü de ortadan kaldırmıştır.

Bu durum, TMMOB’nin getirildiği noktanın ne kadar vahim olduğunu, yöneticilerinin söylemi ile eylemi arasındaki zıtlığın had safhaya ulaştığını ve sağduyulu üyelere ne kadar büyük görevler düştüğünü ortaya koymuştur.

Dünyanın hiçbir yerinde demokratik haklar egemenlerin yazdığı kurallara boyun eğerek kazanılmamıştır. Tam tersine, yasalarda ve yönetmeliklerde ne yazarsa yazsın, yaşamın her alanında demokrasi talebi meşru bir taleptir. Ne pahasına olursa olsun bu talep dile getirilir ve bunun için mücadele edilir. TMMOB yönetimi disiplin soruşturmalarıyla ve onur kurullarıyla bizi yıldıramayacak, tam tersine sergiledikleri baskıcı tutumlarla tarihe geçeceklerdir.

TMMOB’DE DEMOKRASİ İSTİYORUZ talebi de meşru bir taleptir. Bedeli ne olursa olsun bunun için mücadele edilecek ve mücadelemiz yeni biçimleriyle sürdürülecektir.

YAŞASIN TMMOB ÖRGÜTLÜLÜĞÜ

Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada
Artı İVME