Kadın Mühendisler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kadın Mühendisler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2010 Salı

100.Yılında Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü



8 Mart 1857 yılında Amerika'nın New York eyaletinde kölelik
koşullarındaki çalışma yaşamını protesto etmek için 40 bin kadın dokuma
işçisinin başlattığı greve müdahale eden Amerikan polisi, patronların
da işbirliği ile fabrika kapılarını kilitleyerek içerde bulunan 129
kadın işçiyi katletmiştir.


1910 yılında düzenlenen Sosyalist Enternasyonal'in 2.toplantısında
devrimci kadın önderlerden Clara Zetkin'in önerisiyle, öldürülen kadın
işçilerin anısına 8 Mart 'Dünya Emekçi Kadınlar Günü' olarak ilan
edilmiştir. O gün direnerek haklarını isteyen emekçi kadınlar bugün de
dünyada ve ülkemizde eşleri ve çocuklarıyla birlikte hak mücadelesine
devam ediyorlar; Novamed ve Tekel'de olduğu gibi.


Kamuda ve özel sektörde ücretli çalışan ve işsiz mühendis,mimar ve
şehir planlamacılarının çalışma yaşamındaki sorunların tek kaynağının
sömürü düzeni olduğunu düşünen biz +İvme Dergisi emekçileri
mühendis,mimar ve şehir planlamacıları ve öğrencileri olarak
sınıfsal,ulusal,sosyal ve cinsel sömürüye karşı mücadele edenlerin
yanındayız.


8 Mart'ın emekçi kadınların mücadele günü olarak ilan edilişinin
100.yılında bu direnişi yaratanlara ve bu mücadeleyi bugünlere
taşıyanlara selam olsun...


Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü!


Sınıfsal,Ulusal, Sosyal Ve Cinsel Sömürüye Son!


Mühendisiz, Mimarız Haklıyız Kazanacağız!



Tarih: 7 Mart 2010/Pazar


Saat: 11:30


Yer: Sakarya Meydanı/ANKARA

14 Şubat 2010 Pazar

TMMOB Kadın Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Kurultayı Sonuç Bildirgesi



TMMOB KADIN MÜHENDİS, MİMAR VE ŞEHİR PLANCILARIKURULTAYI SONUÇ BİLDİRGESİ


TMMOB
40. Dönem Genel Kurulu'nda kadın üyelerin önergesiyle karar altına
alınan, sekretaryası Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İstanbul Şubesi
tarafından yürütülen ve 55 yıllık TMMOB tarihinde ilk kez düzenlenmiş
olan TMMOB I. Kadın Kurultayının amacı;TMMOB'nin bir kadın
politikası oluşturmasını sağlamak, beşte birini oluşturan kadın
üyelerin dayanışmasını, örgütlenmesini ve temsiliyetinidaha
güçlü hale getirmek, TMMOB ve bağlı odalarında kadın üyelerin
çalışmalara nitelik ve nicelik olarak daha etkin katılabilmelerini
sağlamak, mesleki ve sosyal açıdan kendilerini geliştirerek ifade
edebilecekleri mekanizmaları yaratabilmek, gerek örgütsel gerek
toplumsal gelişmede potansiyel kadın enerjisini harekete geçirmek,
yönetim kurullarında ve diğer kurullarda kadın temsiliyetini
artırabilmek, kadın komisyonlarının yaygınlaştırılmasında etkin
olabilmek, diğer kadın ve emek örgütleri, üniversiteler ve ayrımcılık
karşıtı platformlarla iletişim ve dayanışma içinde olmak, çalışma
hayatı içinde kadın mühendis, mimar ve şehir plancısı
meslektaşlarımızın karşılaştığı sorunları belirleyerek çözüm önerileri
geliştirmek ve bu çözüm önerilerinin uygulanması için mücadele etmektir.


Bu
amaçla 21-22 Kasım 2009 tarihinde İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi
Oditoryumu'nda düzenlenen TMMOB Kadın Mühendis, Mimar ve Şehir
Plancıları Kurultay'ına 307 Mühendis, Mimar ve Şehir Plancı (MMŞP), 31
konuk ve 51 öğrenci üye olmak üzere toplam 389 kadın katılmış ve Kadın
Mühendis
, Mimar ve Şehir Plancılarının, gerek çalışma hayatında, gerek
TMMOB örgütlülüğü içinde yaşadığı sorunların ancak kadın üyelerin
katılımı ile değerlendirilmesi, sorunu yaşayanın çözümde özne olması
hedeflenmiştir.


Kurultay'a
hazırlık sürecinde, Kadın Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları'nın
katkılarını sağlamak, TMMOB organları içinde etkin olarak var
olabilmenin önünü açacak örgütlenme modelleri oluşturmak için, Kurultay
programı ana başlıklarını kapsayan forum ve bölgesel çalıştaylar;


7 Haziran 2009'da, İstanbul'da, 76 MMŞP katılımıyla Marmara Bölgesi'nde;27 Eylül 2009'da, Adana'da, 40 MMŞP katılımıyla Akdeniz Bölgesi'nde;4 Ekim 2009'da, İzmir'de, 92 MMŞP katılımıyla Ege Bölgesi'nde;11 Ekim 2009 da, Samsun'da,45 MMŞP katılımıyla Karadeniz Bölgesi'nde;18 Ekim 2009 da, Ankara'da, 71 MMŞP katılımıyla İç Anadolu Bölgesi'nde;1 Kasım 2009'da Diyarbakır'da, 40 MMŞP katılımıyla Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yapılmıştır.

Kurultay
hazırlık aşamasında ve örgütlenme süreci olarak ele alınan bölgesel
çalıştaylar sonucunda İstanbul, İzmir, Ankara, Diyarbakır, Bursa ve
Adana illerinde TMMOB İl Koordinasyon Kurulu Kadın Komisyonları
kurulmuştur. Yine birçok ilde bu konuda çalışma başlatılmıştır.


Çalıştaylar
ve Kurultay; Eğitimde Cinsiyet Ayrımcılığı, Cinsiyetçi İşbölümü ve
İşyeri Pratikleri, Kapitalist Kriz ve Kadınlar, TMMOB'de Kadın
Örgütlenmesi olmak üzere dört ana başlıkta yapılmıştır. Bu başlıklar
kapsamında TMMOB Kadın Mühendis Mimar ve Şehir Plancıları Kurultayında
çıkan sonuçlar şu şekildedir;


Üniversite
öncesi eğitimde ve bunu besleyen toplumsal yapıda cinsiyet ayrımcılığı
söz konusudur. Ders kitaplarında kullanılan dil ve tanımlanan roller
cinsiyetçi bir nitelik göstermektedir. Bu durum, lisans eğitiminden
başlayarak, meslek seçimi süreci ve lisans eğitimini kapsayacak şekilde
cinsiyet ayrımcılığının olağanlaşmasına ve meslek yaşamımızda
karşılaştığımız ayrımcılık temelli problemlerin kanıksanmasına yol
açmaktadır. Ayrıca, cinsiyetçilik kadın öğrencilerin, eğitim sürecinde
(özellikle laboratuar, staj, arazi gibi ortamlarda ya da barınma
ortamlarında) mesleki güvenlerini ve kişisel bütünlüklerini zedeleyecek
söylem ve eylemlerle karşılaşmalarına yol açmaktadır. Meslek seçiminde
ve mesleğe hazırlıkta belirleyici olan cinsiyetçi iş bölümü ve
toplumsal kabullerin değişimi için, eğitim süreçlerinde cinsiyet
ayrımcılığının ortadan kaldırılmasına yönelik eğitimin her aşamasında
kullanılan cinsiyetçi dil ve bakışın değiştirilmesi gerekmektedir.
Toplumsal cinsiyet ile ilgili bilinçlendirme çalışmaları ile birlikte,
talep edilen meslek seçiminin yapılabileceği bir eğitim sistemi için,
toplumda, "kadın işi", "erkek işi" ön yargılarının giderilmesi için,
eğitimin her döneminde akademisyenleri de kapsayacak şekilde, toplumun
cinsiyet eşitliği konusunda bilinçlenmesine katkı sağlayacak çalışmalar
yapılmalıdır.


Yaşanan
ekonomik kriz ve artan eğitim giderleri sonucunda aileler, erkek
öğrencilerin eğitim görmesini tercih etmekte, bu durum kadınların
eğitim almasının önünde büyük bir engel oluşturmaktadır. Oysa, parasız
eğitimin temel bir hak olmasından hareketle; TMMOB, üniversiteler ve
emek örgütleri ile birlikte, eğitimin herkes için parasız olarak ve
eşit koşullarda erişilebilirliğine yönelik mücadele etmelidir.


Toplumumuzda
aileden başlayarak çocuğun yetiştiği tüm evrelerde karşılaştığı rol
modeller, cinsiyetçi işbölümüyle oluşmakta ve baskıya dönüşmektedir.
Mühendislik, mimarlık, şehir plancılığı mesleklerinin öteden beri
çoğunlukla erkek mesleği olduğu konusunda önyargılar oluşmuştur. Bunun
sonucu olarak da, işe alımlarda erkekler tercih edilmekte, bu da kadın
mühendis
, mimar ve şehir plancılarının işe girme şanslarını ciddi
oranda düşürmektedir. Çalışma ortamında kadınlar, istedikleri işleri
değil, kadın olmalarından ötürü kendileri için önceden belirlenmiş
seçenekler içinden tercih yapmak zorunda kalmaktadırlar. Erkek egemen
toplumda, toplumsal cinsiyete bağlı iş bölümü sonucu; teknik, yönetim
ve bütünleme gerektiren işlerde kadınlara karşı vize uygulanmaktadır.


Meslek
sahibi diğer kadınlar gibi mühendis, mimar ve şehir plancıları
kadınların da "kurtulmuş" oldukları varsayımı toplumda yaygın olarak
kabul görmektedir. Bu nedenle kadın mühendis, mimar ve şehir
plancıların cinsel, fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddete
uğrayabilecekleri gerçeği görmezden gelinmektedir. İşini kaybetme
kaygısı ya da diğer nedenlerle çoğunlukla gizli kalan bu saldırılardan
dolayı kadınlar zarar görmekte ve çözüm konusunda yalnız kalmaktadır.


Aile
içindeki cinsiyetçi işbölümü, iş hayatındaki iş bölümüne paralel olarak
işlemekte ve birbirlerini beslemektedir. Çocuk, hasta, yaşlı, engelli
bakım işleri ve tüm ev içi işlerinden yalnız kadınların sorumlu
tutulması, kadınların istihdama ve toplumsal yaşama katılmalarının
önünde engel oluşturmaktadır.


Bakım
hizmetlerinin toplumsallaşması amacıyla, bebek bakım üniteleri, kreş
ve anaokulları, yaşlı ve hasta bakım evleri, gündüz ve gece bakım
evleri ve bakım destek birimleri gibi hizmetler kamusal olarak
verilmelidir. İşyerlerinde kreş açılması için yalnız kadın sayısı
değil, tüm çalışan sayısı dikkate alınmalıdır. Yasalarda bulunan anne
ve baba için ücretli doğum izni ve emzirme izninin ihtiyaçlara göre
artırılması ve yine anne ve baba için ebeveyn izninin yasalarla
düzenlenmesi, kadınların doğum izni sırasındaki ücretlerinin ve
primlerinin tam ve eksiksiz ödenmesi için mücadele edilmelidir.


TMMOB,
bağlı oda ve şubelerinin çalışmalarında, toplantılarında, yazılı ve
görsel her türlü yayında cinsiyet ayrımcılığı yapılmamasını
sağlamalıdır. Ayrıca kadınların iş hukuku ve kamusal alandaki
haklarının neler olduğu konusunda çalışmalar yapmalı ve toplumsal
cinsiyet farkındalık eğitimleri düzenlemelidir.


Yeni
liberal ekonomi politikalarının hayata geçirilmesiyle birlikte,
kazanılmış haklar gasp edilmeye, kamu kurumları özelleştirilmeye,
olduğu kadarıyla bile fazla görülerek sosyal devlet anlayışından
uzaklaşılmaya, iş güvencesini ve sosyal güvenlik hakkını ortadan
kaldırmaya yönelik düzenlemeler hayata geçirilmeye başlanmıştır. Kriz
bahanesi ile eğitim, sağlık, sosyal güvenlik gibi hak gaspları
meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır. Başta kadınlar olmak üzere,
çalışanlar işten çıkartılmakta ya da ücret kesintilerine, güvencesiz
çalışmaya, kreşlerinin kapatılmasına, servislerinin kaldırılmasına razı
edilmek istenmektedir. Bunlarla birlikte, kadın olmaktan dolayı
toplumsal cinsiyetçi işbölümüne maruz kalmakta ve daha düşük ücretle
çalıştırılmaktadırlar. Önümüzdeki dönem sermayenin krizi atlatmak için
öne sürdüğü mekanizma, emeğin daha esnekleştirilmesini getirecektir.
Ücretlerin düşürüldüğü, daha esnek çalışma şartlarının getirildiği,
denetimsiz, sendikal hakların ortadan kaldırıldığı bir işgücü piyasası
hedeflenmektedir.


Kapitalist
krizin kadınlar üzerindeki etkisi işsizlik ve yoksullukla sınırlı
değildir. Artan yoksulluk ve işsizlik, aile içi şiddeti artırmaktadır.
Toplumda şiddet eğiliminin, ekonomik krizle birlikte tırmandığı
görülmekte ve şiddetten zarar görenlerin başında kadınlar gelmektedir.


TMMOB
üyesi kadınların sorunları, toplumdaki diğer emekçi kesimlerin ve
kadınların sorunlarından ayrılamaz bir bütündür. Mühendis, mimar, şehir
plancısı kadınlar da giderek daha fazla hak kaybına uğramakta, yasal
haklarını kullanmalarının önüne engeller çıkarılmaktadır. Ezici
çoğunluğun sendikasız olduğundan hareketle, TMMOB'nin, üyelerinin
haklarını koruması ve üyelerinin örgütlenmesini teşvik etmeye yönelik
çalışmalar yapması en temel görevlerindendir.


TMMOB,
emek örgütleri ile birlikte, çalışanlar arasında bölünme, rekabet
yaratan ve iş güvencesini yokeden taşeron çalışma sisteminin
yasaklanması, kadın istihdamını, kadının çalışma hayatındaki konumunu,
sosyal hak ve güvenceyi olumsuz etkileyen özelleştirmelerin iptal
edilmesi, esnek çalışmaya karşı, tam zamanlı, sigortalı, sendikalı
çalışma, sigorta primlerinin gerçek maaş üzerinden ödenmesi ve tamamını
işverenin ödemesi, krize karşı istihdamı artırmak için iş saatlerinin
azaltılması, haftalık çalışma süresinin 35 saate indirilmesi ve mezarda
emeklilik dayatmasının son bulması, kadınlarla erkekler arasındaki
ücret farklılığının engellenmesi için eşit (eşdeğer) işe eşit ücret,
işsizlik maaşının artırılması ve süresinin uzatılması, daha çok işsizin
yararlanabilmesi için kapsamının genişletilmesi, işten çıkarılmaların
yasaklanması, iş güvencesi, fazla mesai yapma koşullarının daraltılması
ve çalışma saatlerinin azaltılmasına paralel olarak fazla mesai
saatlerinin de düşürülmesi, bunun çalışanın isteğine bağlı olması ve
karşılığının ödenmesi, işyerlerinde gündüz ve özellikle gece
çalışmalarında yönetmeliklere uygun servis hizmeti verilmesi, kıdem
tazminatı hakkının korunması, "Özel İstihdam Büroları" adı altında
kurulmak istenen, kiralık işçi simsarlığının engellenmesi, parasız
eğitim, parasız sağlık, tüm çalışan ve emekli üyelerinin maaşlarının,
özel hizmet tazminatları ve diğer özlük haklarının, gördükleri eğitimi
(lisans, yüksek lisans, doktora) ve çalışma risklerini yansıtacak
şekilde düzenlenmesi için mücadele etmelidir.


Bir
taraftan demokratik siyasetin alanını genişletmeye yönelik çabalar
sürdürülürken, TMMOB gibi demokratik ve eşitlikçi yaklaşımı olan bir
örgütte, TMMOB ve bağlı oda, şube yönetim kurulları, genel kurul
delegasyonu ve diğer tüm organlarında kadın temsiliyetini artırabilmek
amacıyla, pozitif destek politikaları üreterek, minimum yüzde 35 kadın
kotası uygulanmalıdır. TMMOB kadın üyeleriyle ilgili istatistiki
bilgiler toplamalı ve bununla ilgili veri tabanı oluşturmalıdır. TMMOB
ve bağlı odalarında, bu çalışmaların yürütülmesi için bütçe
oluşturmalıdır.


Kadına
yönelik her türlü şiddet ve ayrımcılığın yasa ve yönetmelikler
çerçevesinde cezai karşılığının bulunması zorunludur. TMMOB, kadına
yönelik suçların yaptırımını sağlamak amacı ile TMMOB Ana Yönetmeliği,
Disiplin Yönetmeliği, Onur Kurulu Yönetmeliği'nde, vb. gerekli
düzenlemeleri yapmalıdır.


TMMOB'de
kadın hareketinin örgüt içinde güçlü ve sürdürülebilir olabilmesi,
yatay ve dikey ilişkilerinin kurulabilmesi ve bütün bu çalışmaların
sağlıklı yürütülebilmesi için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. TMMOB
bünyesinde kurulmuş "Kadın Üye Çalışma Grubu" merkezi bir kadın
örgütlülüğü olarak aktif hale getirilmeli, bu grup TMMOB kadın
politikalarını üreterek hayata geçirilmesinden sorumlu olmalıdır. Kadın
Üye Çalışma Grubu; İKK kadın komisyonları, oda ve şube kadın
komisyonlarında çalışan gönüllü kadınlar ve komisyon olmayan odalardan
gönüllü kadınlardan oluşur. TMMOB 40. Olağan Genel Kurulu'nda kabul
edilen fakat hayata geçmeyen Cinsiyet Ayrımcılığı Takip Sekreteryası bu
grubun bünyesinde oluşturulmalıdır. Sekreterya, başvuruların
yapılabileceği, ayrımcılığın, taciz vemobbingin takip edileceği, hukuki ve psikolojik destek vererek çözümlerin üretileceği bir birim haline getirilmelidir.


TMMOB'li
kadınlar, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde arazi şartlarında daha
güvenli ve verimli çalışma koşullarının sağlanması, mayınlı arazilerin
ulusal kaynaklarla temizlenerek tarım reformu yapılıp organik tarım
için bölge halkının kullanımına açılması, kültürlerin, dillerin ve
inançların eşit ve özgür olması özlemiyle, Kürt sorununun demokratik
bir şekilde çözüme kavuşturulması ve barışın sağlanması için aktif rol
üstlenecektir.


Kadınlar;
mühendislik, mimarlık, şehir plancılığı mesleğini yürütürken, kültürel
mirasın gelecek nesillere aktarılması ve yaşanabilir bir çevre için,
bu değerlerin tahribine yönelik tüm politika ve projeleri reddeder.


Sonuç
olarak; TMMOB'li kadınlar, TMMOB Kadın MMŞP Kurultayı ile birlikte
ortak hareket etme ve dayanışma konusunda büyük mesafe almışlardır.
Kadınlar, TMMOB'da toplumsal cinsiyet bilincinin örgüt geneline
yayılması ve kurultay kararlarının örgütün tümü tarafından benimsenmesi
için çalışacaklardır.


Bu
kurultay ile TMMOB'da kadın politikalarının, kadın örgütlenme modelinin
oluşturulması ve örgütlülüğünün güçlendirilmesi doğrultusunda önemli
bir adım atılmıştır. Bu politikaların hayata geçmesi ancak kadınların
örgütlülüğü ve dayanışmasıyla mümkün olacaktır.


KADINLAR ÖRGÜTLÜ TMMOB DAHA GÜÇLÜ


Kaynak: http://www.tmmob.org.tr

18 Kasım 2009 Çarşamba

Kadın Mühendislerin Sorunları ve TMMOB

TMMOB Kadın Mühendis, Mimar, Şehir Plancı Kurultayı Afişi


KADIN MÜHENDİSLERİN SORUNLARI VE TMMOB [*]

Kısaca kapitalizmin kadın emeği sömürüsü

Kadınların iş yaşamına kitlesel olarak girmeleri, sanayi devrimiyle birlikte, fabrikalarda ucuz işgücüne duyulan ihtiyacı karşılamak üzere olmuştur. Seri üretim mantığının eğitim gerektirmeyen, işlevi parça söküp takmaya indirgenen, üretim hattının bir parçası olan vasıfsız işçi tipini beraberinde getirmesi ve kapitalistlerin kendi aralarında ve dünya pazarındaki rekabetleri nedeniyle emek maliyetlerini olabildiğince düşürmeye çalışması bu durumun nedenlerini oluşturmuştur.

O günden bugüne dünyanın her yerinde, kadınlar erkeklerden daha düşük ücretler karşılığında ve sosyal haklardan daha yoksun biçimde çalışmaktadır. Düşük ücret ve güvencesiz çalışmanın kadınlara dayatılmasının altında, kadın emeğinin “ikincil” emek olarak görülmesi vardır. Bir evin geçimini sağlayanın erkek olduğunu düşünen, kadın emeğini küçümseyen, değersiz gören bu yaklaşım nedeniyle her zaman işten ilk çıkarılanlar kadınlar olmaktadır.

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de toplam işgücünün yaklaşık % 30’unu kadınlar oluşturur. Kadının işgücüne katılım oranı kentlerde % 15’lerde iken kırsal kesimde bu oran yaklaşık % 40’tır. Kayıt dışı çalışan kadın oranı Türkiye’de çok yüksektir. Yıllardır “eşit işe eşit ücret” talebiyle mücadele eden kadınlar, 2001 yılı SSK verilerine göre, aynı iş için erkekten ortalama %12 daha az ücret almaktadır (Kaynak: Kapitalist Küreselleşmenin Kadın Emeğine Etkileri, KESK Kadın Kurultayı Atölye Çalışması, 1 Kasım 2004).

Malların, hizmetlerin ve her tür sermayenin ülkeler arasında serbestçe dolaşmasının altyapısını düzenlemekte olan kapitalist-emperyalist sistem, çalışma yaşamını da bu serbestleşmenin gereklerine göre yeniden biçimlendirmektedir. Üretimin merkezsizleştirilmesi, yani azalan kâr oranlarının yükseltilmesi için üretimin emeğin ucuz, bol ve örgütsüz olduğu yerlere kaydırılması ve kısmi süreli çalışma, taşeron hizmet üretimi, ev eksenli çalışma, çağrıya göre çalışma gibi esnek çalışma biçimleri geliştirilmesi bu çabanın adımlarıdır. Emek-yoğun sektörlerde kadınlar daha çok istihdam edildiğinden, merkezsizleşen üretim yoğun kadın emeği sömürüsünü beraberinde getirmiştir. Hem ücret kaybına hem de ücretli doğum izni vb. hakların kaybına yol açan esnek çalışma da aynı şekilde kadını vurmuştur. Özgürlükmüş gibi gösterilen esnek çalışma yöntemi, parça başı iş gibi ev eksenli çalışmanın özendirilmesi, “kadının yeri evidir” biçimindeki ataerkil geleneklerle de beslenerek kadın emeği sömürüsünün artarak sürmesinin aracı olmuştur.

Toplumun gözünde genel olarak en yüksek vasıflar olarak kabul edilen analık ve doğurganlık, çalışma yaşamında kadın için en büyük engellerden biri olmuştur. İş görüşmelerinde kadınlar özel yaşamlarının en ayrıntılı noktalarına varıncaya dek terbiyesizce sorgulanmakta, işe alımda tercihler evlilik, doğurma olasılığı sınıflandırmalarına göre yapılmakta, kimi işyerleri kadından belli bir süre doğum yapmayacağına dair taahhüt almaya varan uygulamalara başvurmaktadır.

Kadın mühendislerin sorunları


Çalışma yaşamının cinsiyetçi bir şekillenişi olduğu hem meslek alanlarına göre kadın-erkek dağılımına hem de meslek içi kademelerde kadın erkek dağılımına bakılarak anlaşılabilir. Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2007 Ekim verilerine göre, yönetim ve kanuni karar vericilerin %10’u, profesyonel mesleklerin %36’sı, yardımcı profesyonel mesleklerinin %30’u, büro işleri ve müşteri hizmetlerinin %43’ü, tarım işçilerinin %36’sı, tesisat ve makine işlerinin %11’i ve nitelik gerektirmeyen işlerin %27'sini kadınlar oluşturmaktadır. Yönetim kademelerinde ise kadınların oranı yalnızca %1’dir.

Mühendislik de bu cinsiyetçi çalışma dünyasında erkek işi olarak nitelenen mesleklerdendir. Öğretmenlik, hemşirelik, sekreterlik gibi meslek dalları kadınlara yakıştırılırken, mühendislik erkeklere uygun bir alan olarak dayatılmaktadır. TMMOB verilerine göre kadın mühendislerin erkek mühendislere oranı 1/6’dır. Erkek meslektaşlarıyla aynı eğitimi almış, aynı staj deneyimlerini geçirmiş olan mühendis kadınlar, mesleklerini icra ederken erkek meslektaşlarına uygulanmayan bir profesyonellik sorgulamasına maruz kalmakta, kadın olmaktan gelen kimi niteliklerin “objektif, mantıklı, inisiyatif almaya ve iş yürütmeye uygun” olmadığı önyargılarıyla cinsiyet ayrımcılığına uğramakta ve kendilerine uygun görülen alanlarda çalışmaya yönlendirilmektedir.

Kadının mühendislerin meslek yaşamlarında karşılaştıkları bu ayrımcılık, işe alımlarda ve çalışma ortamında olmak üzere iki başlık altında toplanabilir.

Kadın mühendislerin işe girerken karşılaştığı problemler

Kadın mühendislere yönelik ayrımcılık daha iş ilanlarından başlamaktadır. Kadını meta olarak gören anlayış nedeniyle kadın mühendisin pazarlama, satış gibi alanlarda çalışması uygun görülmekte ve üretim dallarında çalışması kısıtlanmaktadır. MMO’ da 400 kadınla yapılan bir anket, kadınların şantiye ve üretimden uzak, proje, tasarım ve satış bölümlerinde çalıştıklarını göstermiştir. Kadınların şantiyelerde çalışamayacağına yönelik ifadeler İnşaat Mühendisleri Odası’nın düzenlediği bir etkinlikte de dile getirilmiş, bununla da kalınmayarak etkinlik kitabına bile alınmıştır. Kadın Mühendisler, Mimarlar, Şehir Plancılar, Fen Bilimciler ve Teknik Elemanlar Grubu’nun gösterdiği tepki sonucu Oda yönetimi, kitabın basımını durdurmuş ve kitabı toplatma kararı almıştır.

Özel sektörün her alanında, cinsiyet ayrımcılığı içeren iş ilanlarına rastlamak sıradanlaşmışken, Birleşmiş Milletler' e göre 1979’da kabul edilen “Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi”ne (CEDAW) 1985 yılından bu yana taraf olan ülkemizin kamu sektöründe de durum çok farklı değildir. Örneğin Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’ne alınacak kadrolarda ilgili olarak, çalışma koşullarındaki arazi zorlukları gerekçe gösterilerek cinsiyetçi bir ayrım yapılmış, 75 jeoloji mühendisliği kadrosu için erkek olma şartına karşılık 5 jeoloji mühendisi kadrosu kadın mühendislere uygun görülmüştür. Bu ayrımcılık anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu gibi, yine anayasada herkese tanınan çalışma hakkının kısıtlanmasının da bir örneğidir. TMMOB'nin “cinsiyeti erkek olmak” ibaresi içeren düzenlemenin iptali için açtığı dava kazanılmıştır. Benzer şekilde, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı da işe alımlarında 32 meslek grubunun 23’ü için erkek olma koşulu aramış, TMMOB’nin açtığı davadan yine yürütmeyi durdurma kararı çıkmıştır.

Kadın mühendislerin çalışma ortamında karşılaştığı problemler


Kadın mühendisler çalışma yaşamında mesleki eğitim fırsatlarından daha az yararlanmaktadır. Erkek mühendisler eğitim fırsatlarından daha fazla yararlandırılmakta, bu durum erkek mühendise avantaj olarak geri dönmekte, kariyerinde daha hızlı yükselme olanağı sağlamaktadır.

İşyerlerinde özellikle kadınların daha fazla maruz kaldığı yıldırmalardan (cinsel taciz, mobbing) kadın mühendisler de payını almaktadır. Kadın mühendis, neden mühendislik mesleğini seçtiğiyle ilgili sorgulamalardan tutun, fiziksel işleri beceremeyeceği iddiası ve sekreter olarak görülme önyargılarıyla her an mücadele etmek zorundadır. Bu önyargıyı silebilmek için her seferinde kendini ispatlamak zorunda bırakılan kadın mühendis, kendini kabul ettirebilmek için erkek meslektaşlarından iki kat fazla çalışmak zorunda kalmaktadır.

Kadın mühendisler ve TMMOB

Çalışma yaşamının böylesine ayrımcı ve adaletsiz şekillendiği bir toplumsal yapıda kadın mühendis, tüm bu ayrımcı, antidemokratik uygulamalara karşı durabilmek için üyelerinin haklarını savunan bir demokratik kitle örgütlenmesi içinde olmalıdır. Ülkemizde bu görev doğal olarak TMMOB’ye düşmektedir.
TMMOB’nin 2006 yıl sonu itibariyle üye profilini veren araştırma, kimi odaların verilerinde eksikler olmasına karşın, toplam üye sayısı içinde kadın üyelerin oranının en az % 15 ile % 20 arasında olduğu sonucunu kabaca göstermektedir. Dergimizin TMMOB Örgütlülüğü ve Mücadele Anlayışı başlıklı yazısında grafik olarak da sunulduğu gibi, kadınların 47 şubede yönetimlerde temsiliyeti ise ancak % 7 oranındadır. Bu durum genel çalışma yaşamında var olan, kadının yönetim kademelerinde temsiliyeti sorununun TMMOB’de de sürdüğünü göstermektedir.

TMMOB’ye bağlı odaların seçimlerinde yönetime aday listelerin sunduğu çalışma programlarının çoğunda kadın mühendislerle ilgili bölümlerin son derece yüzeysel olduğu, somut bir program ortaya koymadığı genel bir saptamadır.

Kadın mühendislerin bireysel çabalarla TMMOB içinde kadın konusunda duyarlılığın artması yönünde çabaları olmaktadır. Bunlardan biri CEDAW uyarınca TMMOB’de bir cinsiyet ayrımcılığını takip sekretaryası kurma talebidir. Bu talep ilk olarak 2004’te yönetime sunulmuştur. Yine 14 Haziran 2006 tarihinde Beyhan Tayat (Endüstri Müh.), Özdeş Bodur (Gıda Müh.) ve Ayşen Hadimioğlu (Jeoloji Müh.) imzasıyla TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı’ya sunulan dilekçede iş yaşamındaki ayrımcılığın önlenmesine yönelik talepler şöyle sıralanmıştır:

- Odaların cinsiyet belirten iş ilanlarını yayımlamaması ve üyelerine iletmemesi kararının alınması ve TMMOB’ye bağlı odalar bünyesinde denetim yapılması
- TMMOB’nin özel sektör tarafından verilen ilanların yasal takipçisi olması
- TMMOB’nin TCK 122. maddeye dayalı iş yaşamında ayrımcılık üzerine dava açması
- Cinsiyet ayrımcılığını takip sekretaryası kurulması
- TMMOB bünyesinde odalarda kadın komisyonu kurulmasının özendirilmesi
- TMMOB’nin kadın çalışmalarında gerekli olan fiziki altyapıyı imkanları ölçüsünde sunması
- TMMOB bültenlerinde düzenli kadın sayfalarının bulunması ve bu sayfalar üzerinden iş yaşamında kadınların karşılaştığı sorunlara karşı bilinç oluşturulması
- TMMOB’nin oda yönetimlerinde kadın sayısının arttırması ve bunun sağlanması için belirli bir kadın yönetici kotası uygulamasına gitmesi
- TMMOB bünyesinde bir ‘Etik Kurul’ kurulması ve bu kurulun, ev içi ve dışı şiddet uygulayanlara yaptırım uygulaması
- TMMOB’nin her yıl düzenli olarak yapılan anket sistemiyle cinsiyet temelli istatistik oluşturması ve kadın üyelerin eskiye dayalı borçlandırılması olmaksızın üye kayıtlarının yapılması
- TMMOB’nin cinsiyet ayrımcılığına dayalı ücret eşitsizliği ile ilgili özel sektörü denetleyen bir mekanizma geliştirmesi
- TMMOB’nin kadın mühendislere yönelik bilgilendirme ve eğitim toplantıları düzenlemesi

Bu dilekçede dile getirilen talepler sümenaltı edilmiş durmaktadır.

22-23 Eylül 2007 tarihinde düzenlenen TMMOB Mühendislik, İstihdam ve Ücretlendirme Sempozyumu, TMMOB’nin kadın mühendislerin sorunlarına yaklaşımının pek güven ve ümit verici olmadığının göstergelerinden bir başkası olmuştur. TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı’nın açılış konuşmasında kadın meslektaşların sorunlarına özel bir vurgu yapılacağını söylediği sempozyum, bildiri sunmak isteyen kadın mühendislerinin bildirilerinin kabul edilmediği bir sempozyumdur. Anlaşılan sempozyum düzenleme kurulu “Kadın mühendislerin sorunlarına vurgu yapmak icabediyorsa, onu da erkek yöneticilerimiz yapar” demiştir. Sonra söz konusu sempozyumun sonuç bildirgesinde “Sempozyumda kadın meslektaşlarımızın genel sorunları yanında cinsiyet ayrımcılığından kaynaklanan sorunlarına da özel bir vurgu yapılmıştır” yazılmıştır. Bu durum TMMOB’nin başka etkinliklerinde de karşılaşılan, yöneticilerin açılış konuşmalarıyla sonuç bildirgeleri arasındaki esrarengiz aynılığın örneklerinden biridir. Demek TMMOB etkinliklerinde söz alan insanların yöneticilerden farklı bir görüşleri olmamaktadır ya da bir etkinliğin sonuç bildirgesinde o etkinlikte yaşananlara yer vermeye gerek duyulmamaktadır. Söz konusu sempozyumun sonuç bildirgesinde kadın mühendislerin bu yazı kapsamında anlatılan sorunlarına da değinilmiştir. Yer verilen saptamalar elbette doğrudur ve olumludur, ancak uygulamayla söylem arasındaki uçurum TMMOB’nin kadın üyelerine sorunlarını özgürce tartışma ve çözüm üretme olanağı sağlayacağı konusunda iyimser olmaya izin vermemektedir. Bu anlayışla varılabilecek tek sonuç, sümenaltı edilerek raflarda tozlanmaya bırakılan talep dilekçelerinin giderek çoğalması, bir sonraki 8 Mart’ta yöneticilerimizin kadın sorununa “özel bir vurgu yapan” bir açıklama daha yayımlaması ama sorunlarımızın hiç iyileşmeden aynı kalması olacaktır.

Kadın mühendislerin kendi sorunlarına kendileri çözüm aramak üzere oda kadın komisyonlarında bir araya gelerek çalışmaları, TMMOB ve bağlı odalar yönetimlerinin örgütte iyice yükselmeye başlayan kadın üyelerin seslerine daha fazla sağır kalmamalarını sağlayacaktır.

[*] Bu yazı, 2008 yılında yayınlamış olan ''TMMOB'' sayımızdan alınmıştır.

Kaynakça

1. www.sendika.org - (TMMOB Mühendislik, İstihdam ve Ücretlendirme Sempozyumu'na sunulan yazı) - Kadın mühendislerin sorunları 10 Ekim 2007
2. www.tmmob.org.tr - KADIN MÜHENDİSLER, MİMARLAR, ŞEHİR PLANCILARI PLATFORMU TMMOB'Yİ ZİYARET ETTİ Haz 14, 2006
3. http://www.kenthaber.com/Arsiv/Haberler/2006/Mayis/07/Haber (Hürriyet IK Yayın Tarihi 7 Mayıs 2006 Pazar)
4. “Vay Be! Kadına Bak; Mühendis…” Fatma Bentli-Elektrik Elektronik Mühendisi
fatma.bentli@emo.org.tr, elektrik mühendisliği, 430. sayı, nisan 2007 121

30 Ekim 2009 Cuma

Tülin Aydın, aramızdan ayrılışının 10.Yılında mezarı başında anıldı



23 Ekim 1999 yılında kaybettiğimiz Tülin Aydın, aramızdan ayrılışının 10.Yılında mezarı başında anıldı. İvme Dergisi'nin "Kadriye Tülin Aydın Ölümsüzdür" ve EMO İstanbul Şubesi'nin "Mücadelemize Işık Tutuyorlar" yazılı pankartlarının açıldığı etkinliğe Tülin Aydın'ın akrabaları, İvme Dergisi Yayın Kurulu üyeleri, EMO İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyeleri, EMO İstanbul Şubesi Üyeleri ve mücadele arkadaşlarından oluşan yaklaşık 45 kişi katıldı.
Halıcıoğlu Tokmaktepe Mezarlığı’ndaki mezarı başındaki anma başta Tülin olmak üzere tüm devrim şehitleri için yapılan bir dakikalık saygı duruşu ile başladı. Saygı duruşu sonrasında ailesi adına konuşan kardeşi Timur Aydın ve EMO İstanbul Şubesi adına Selami Yılmaz Tülin’in hayata dair düşüncelerinden ve mücadeleci yapısından bahsettikleri kısa dokunaklı konuşmalarından sonra + İvme Dergisi adına mücadele arkadaşı Mehmet GÖÇEBE Tülin’i hiç tanımayanlar için onun devrimci kişiliği, hayata bakışı, hayattaki konumlanışı ve mücadele anlayışına değindi.Yorum Korosu’nun anmaya katılanlarında eşlik ettiği Tülin’in en sevdiği “Bekle Bizi İstanbul” eserini seslendirmesiyle anma sonlandırıldı.
+ İvme Dergisi adına konuşan Mehmet Göçebe tarafından okunan konuşma metni :
“Bugün burada ölümünün 10. yılında yoldaşları ve dostları olarak bir kavga insanı olan Tülin’i anıyoruz.
Bazı insanların bıraktığı boşluk ne yaparsanız yapın hiçbir zaman doldurulamaz. İşte boşluğu doldurulamayanlardan biriydi TÜLİN.
Onun adı mücadele ile anılır. Çünkü; kaliteli kısacık yaşamı bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesi içinde geçmiştir. Bir gün orada bir gün burada bir gün bir başka yerde, zamanı bir an olsun boşa geçirmeden kavgaya, mücadeleye yeni olanaklar yaratmanın telaşı içindedir o. Gülen gözlerinde halk için, halkın kurtuluşu için mücadelenin ışığı okunur.
Onun adı inançla anılır. Çünkü, yürüdüğü yolda kararlı ve iddialıdır. Haklılığını içleştiren her insan gibi mücadelede tavizsiz ve engel tanımayandır. Kafamızın içindeki engelin yüreğimizdeki korkudan kaynaklandığını en iyi bilenlerdendir TÜLİN. Onun kafası da yüreği de mücadelede çok nettir. O mücadelenin adıdır.
Onun adı bilinçle anılır. Çünkü; sınıfını bilen, tanıyan, sınıfının kurtuluşunun nasıl olacağını, tarihin akışının nasıl değiştirileceğini bilendir. Kendini halkın dışında tutmayan, her zaman ve her yerde halkın yanında yer alan, halkla kol kola giren, omuz, omuza mücadele verendir.
Onun adı örgütlenme ile anılır. Çünkü emekçidir o. Aynı zamanda aydın bir mühendis. Ama Emekçi kimliği mühendis kimliğinin her zaman önünde olmuştur. Tükenmeyen bir sabırla hep kitlelerin içinde öğrenen ve öğreten olmuştur.
Tülin’in adı, fedakarlıktır, dayanışmadır, yardımlaşma ve paylaşımdır.
Onun adı devrimle anılır. Çünkü; devrimcidir. Mücadelenin kime karşı ve nasıl olacağını görendir. Mücadele büyüdükçe fedakarlıkların, bedellerin de büyüyeceğini, sınıf savaşı yükseldikçe daha da öne çıkılması gerektiğini bilendir.
Onun adı, umutla, dostlukla ve yoldaşlıkla anılır. Umudu, dostluğu çevresine taşıyandır. Onuru siyah gözlerinde, yoldaşlığı yüreğinde taşıyandır.
Sen bizim için mişli geçmiş zamanda kalmadın TÜLİN. Çünkü; gelecek kokuyor senin adın. Her zaman yüreğimizde, bilincimizde bizimle berabersin. Haklılığımızı savunduğumuz her eylemde, halkın kurtuluşu için verdiğimiz bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinin her anında yanımızdasın. Mücadeleni, mücadelemiz biliyor, devrimci kişiliğin önünde saygıyla eğiliyoruz.”