8 Mart etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Mart etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2010 Salı

100.Yılında Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü



8 Mart 1857 yılında Amerika'nın New York eyaletinde kölelik
koşullarındaki çalışma yaşamını protesto etmek için 40 bin kadın dokuma
işçisinin başlattığı greve müdahale eden Amerikan polisi, patronların
da işbirliği ile fabrika kapılarını kilitleyerek içerde bulunan 129
kadın işçiyi katletmiştir.


1910 yılında düzenlenen Sosyalist Enternasyonal'in 2.toplantısında
devrimci kadın önderlerden Clara Zetkin'in önerisiyle, öldürülen kadın
işçilerin anısına 8 Mart 'Dünya Emekçi Kadınlar Günü' olarak ilan
edilmiştir. O gün direnerek haklarını isteyen emekçi kadınlar bugün de
dünyada ve ülkemizde eşleri ve çocuklarıyla birlikte hak mücadelesine
devam ediyorlar; Novamed ve Tekel'de olduğu gibi.


Kamuda ve özel sektörde ücretli çalışan ve işsiz mühendis,mimar ve
şehir planlamacılarının çalışma yaşamındaki sorunların tek kaynağının
sömürü düzeni olduğunu düşünen biz +İvme Dergisi emekçileri
mühendis,mimar ve şehir planlamacıları ve öğrencileri olarak
sınıfsal,ulusal,sosyal ve cinsel sömürüye karşı mücadele edenlerin
yanındayız.


8 Mart'ın emekçi kadınların mücadele günü olarak ilan edilişinin
100.yılında bu direnişi yaratanlara ve bu mücadeleyi bugünlere
taşıyanlara selam olsun...


Yaşasın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü!


Sınıfsal,Ulusal, Sosyal Ve Cinsel Sömürüye Son!


Mühendisiz, Mimarız Haklıyız Kazanacağız!



Tarih: 7 Mart 2010/Pazar


Saat: 11:30


Yer: Sakarya Meydanı/ANKARA

18 Kasım 2009 Çarşamba

Kadın Mühendislerin Sorunları ve TMMOB

TMMOB Kadın Mühendis, Mimar, Şehir Plancı Kurultayı Afişi


KADIN MÜHENDİSLERİN SORUNLARI VE TMMOB [*]

Kısaca kapitalizmin kadın emeği sömürüsü

Kadınların iş yaşamına kitlesel olarak girmeleri, sanayi devrimiyle birlikte, fabrikalarda ucuz işgücüne duyulan ihtiyacı karşılamak üzere olmuştur. Seri üretim mantığının eğitim gerektirmeyen, işlevi parça söküp takmaya indirgenen, üretim hattının bir parçası olan vasıfsız işçi tipini beraberinde getirmesi ve kapitalistlerin kendi aralarında ve dünya pazarındaki rekabetleri nedeniyle emek maliyetlerini olabildiğince düşürmeye çalışması bu durumun nedenlerini oluşturmuştur.

O günden bugüne dünyanın her yerinde, kadınlar erkeklerden daha düşük ücretler karşılığında ve sosyal haklardan daha yoksun biçimde çalışmaktadır. Düşük ücret ve güvencesiz çalışmanın kadınlara dayatılmasının altında, kadın emeğinin “ikincil” emek olarak görülmesi vardır. Bir evin geçimini sağlayanın erkek olduğunu düşünen, kadın emeğini küçümseyen, değersiz gören bu yaklaşım nedeniyle her zaman işten ilk çıkarılanlar kadınlar olmaktadır.

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de toplam işgücünün yaklaşık % 30’unu kadınlar oluşturur. Kadının işgücüne katılım oranı kentlerde % 15’lerde iken kırsal kesimde bu oran yaklaşık % 40’tır. Kayıt dışı çalışan kadın oranı Türkiye’de çok yüksektir. Yıllardır “eşit işe eşit ücret” talebiyle mücadele eden kadınlar, 2001 yılı SSK verilerine göre, aynı iş için erkekten ortalama %12 daha az ücret almaktadır (Kaynak: Kapitalist Küreselleşmenin Kadın Emeğine Etkileri, KESK Kadın Kurultayı Atölye Çalışması, 1 Kasım 2004).

Malların, hizmetlerin ve her tür sermayenin ülkeler arasında serbestçe dolaşmasının altyapısını düzenlemekte olan kapitalist-emperyalist sistem, çalışma yaşamını da bu serbestleşmenin gereklerine göre yeniden biçimlendirmektedir. Üretimin merkezsizleştirilmesi, yani azalan kâr oranlarının yükseltilmesi için üretimin emeğin ucuz, bol ve örgütsüz olduğu yerlere kaydırılması ve kısmi süreli çalışma, taşeron hizmet üretimi, ev eksenli çalışma, çağrıya göre çalışma gibi esnek çalışma biçimleri geliştirilmesi bu çabanın adımlarıdır. Emek-yoğun sektörlerde kadınlar daha çok istihdam edildiğinden, merkezsizleşen üretim yoğun kadın emeği sömürüsünü beraberinde getirmiştir. Hem ücret kaybına hem de ücretli doğum izni vb. hakların kaybına yol açan esnek çalışma da aynı şekilde kadını vurmuştur. Özgürlükmüş gibi gösterilen esnek çalışma yöntemi, parça başı iş gibi ev eksenli çalışmanın özendirilmesi, “kadının yeri evidir” biçimindeki ataerkil geleneklerle de beslenerek kadın emeği sömürüsünün artarak sürmesinin aracı olmuştur.

Toplumun gözünde genel olarak en yüksek vasıflar olarak kabul edilen analık ve doğurganlık, çalışma yaşamında kadın için en büyük engellerden biri olmuştur. İş görüşmelerinde kadınlar özel yaşamlarının en ayrıntılı noktalarına varıncaya dek terbiyesizce sorgulanmakta, işe alımda tercihler evlilik, doğurma olasılığı sınıflandırmalarına göre yapılmakta, kimi işyerleri kadından belli bir süre doğum yapmayacağına dair taahhüt almaya varan uygulamalara başvurmaktadır.

Kadın mühendislerin sorunları


Çalışma yaşamının cinsiyetçi bir şekillenişi olduğu hem meslek alanlarına göre kadın-erkek dağılımına hem de meslek içi kademelerde kadın erkek dağılımına bakılarak anlaşılabilir. Türkiye İstatistik Kurumu’nun 2007 Ekim verilerine göre, yönetim ve kanuni karar vericilerin %10’u, profesyonel mesleklerin %36’sı, yardımcı profesyonel mesleklerinin %30’u, büro işleri ve müşteri hizmetlerinin %43’ü, tarım işçilerinin %36’sı, tesisat ve makine işlerinin %11’i ve nitelik gerektirmeyen işlerin %27'sini kadınlar oluşturmaktadır. Yönetim kademelerinde ise kadınların oranı yalnızca %1’dir.

Mühendislik de bu cinsiyetçi çalışma dünyasında erkek işi olarak nitelenen mesleklerdendir. Öğretmenlik, hemşirelik, sekreterlik gibi meslek dalları kadınlara yakıştırılırken, mühendislik erkeklere uygun bir alan olarak dayatılmaktadır. TMMOB verilerine göre kadın mühendislerin erkek mühendislere oranı 1/6’dır. Erkek meslektaşlarıyla aynı eğitimi almış, aynı staj deneyimlerini geçirmiş olan mühendis kadınlar, mesleklerini icra ederken erkek meslektaşlarına uygulanmayan bir profesyonellik sorgulamasına maruz kalmakta, kadın olmaktan gelen kimi niteliklerin “objektif, mantıklı, inisiyatif almaya ve iş yürütmeye uygun” olmadığı önyargılarıyla cinsiyet ayrımcılığına uğramakta ve kendilerine uygun görülen alanlarda çalışmaya yönlendirilmektedir.

Kadının mühendislerin meslek yaşamlarında karşılaştıkları bu ayrımcılık, işe alımlarda ve çalışma ortamında olmak üzere iki başlık altında toplanabilir.

Kadın mühendislerin işe girerken karşılaştığı problemler

Kadın mühendislere yönelik ayrımcılık daha iş ilanlarından başlamaktadır. Kadını meta olarak gören anlayış nedeniyle kadın mühendisin pazarlama, satış gibi alanlarda çalışması uygun görülmekte ve üretim dallarında çalışması kısıtlanmaktadır. MMO’ da 400 kadınla yapılan bir anket, kadınların şantiye ve üretimden uzak, proje, tasarım ve satış bölümlerinde çalıştıklarını göstermiştir. Kadınların şantiyelerde çalışamayacağına yönelik ifadeler İnşaat Mühendisleri Odası’nın düzenlediği bir etkinlikte de dile getirilmiş, bununla da kalınmayarak etkinlik kitabına bile alınmıştır. Kadın Mühendisler, Mimarlar, Şehir Plancılar, Fen Bilimciler ve Teknik Elemanlar Grubu’nun gösterdiği tepki sonucu Oda yönetimi, kitabın basımını durdurmuş ve kitabı toplatma kararı almıştır.

Özel sektörün her alanında, cinsiyet ayrımcılığı içeren iş ilanlarına rastlamak sıradanlaşmışken, Birleşmiş Milletler' e göre 1979’da kabul edilen “Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi”ne (CEDAW) 1985 yılından bu yana taraf olan ülkemizin kamu sektöründe de durum çok farklı değildir. Örneğin Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’ne alınacak kadrolarda ilgili olarak, çalışma koşullarındaki arazi zorlukları gerekçe gösterilerek cinsiyetçi bir ayrım yapılmış, 75 jeoloji mühendisliği kadrosu için erkek olma şartına karşılık 5 jeoloji mühendisi kadrosu kadın mühendislere uygun görülmüştür. Bu ayrımcılık anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu gibi, yine anayasada herkese tanınan çalışma hakkının kısıtlanmasının da bir örneğidir. TMMOB'nin “cinsiyeti erkek olmak” ibaresi içeren düzenlemenin iptali için açtığı dava kazanılmıştır. Benzer şekilde, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı da işe alımlarında 32 meslek grubunun 23’ü için erkek olma koşulu aramış, TMMOB’nin açtığı davadan yine yürütmeyi durdurma kararı çıkmıştır.

Kadın mühendislerin çalışma ortamında karşılaştığı problemler


Kadın mühendisler çalışma yaşamında mesleki eğitim fırsatlarından daha az yararlanmaktadır. Erkek mühendisler eğitim fırsatlarından daha fazla yararlandırılmakta, bu durum erkek mühendise avantaj olarak geri dönmekte, kariyerinde daha hızlı yükselme olanağı sağlamaktadır.

İşyerlerinde özellikle kadınların daha fazla maruz kaldığı yıldırmalardan (cinsel taciz, mobbing) kadın mühendisler de payını almaktadır. Kadın mühendis, neden mühendislik mesleğini seçtiğiyle ilgili sorgulamalardan tutun, fiziksel işleri beceremeyeceği iddiası ve sekreter olarak görülme önyargılarıyla her an mücadele etmek zorundadır. Bu önyargıyı silebilmek için her seferinde kendini ispatlamak zorunda bırakılan kadın mühendis, kendini kabul ettirebilmek için erkek meslektaşlarından iki kat fazla çalışmak zorunda kalmaktadır.

Kadın mühendisler ve TMMOB

Çalışma yaşamının böylesine ayrımcı ve adaletsiz şekillendiği bir toplumsal yapıda kadın mühendis, tüm bu ayrımcı, antidemokratik uygulamalara karşı durabilmek için üyelerinin haklarını savunan bir demokratik kitle örgütlenmesi içinde olmalıdır. Ülkemizde bu görev doğal olarak TMMOB’ye düşmektedir.
TMMOB’nin 2006 yıl sonu itibariyle üye profilini veren araştırma, kimi odaların verilerinde eksikler olmasına karşın, toplam üye sayısı içinde kadın üyelerin oranının en az % 15 ile % 20 arasında olduğu sonucunu kabaca göstermektedir. Dergimizin TMMOB Örgütlülüğü ve Mücadele Anlayışı başlıklı yazısında grafik olarak da sunulduğu gibi, kadınların 47 şubede yönetimlerde temsiliyeti ise ancak % 7 oranındadır. Bu durum genel çalışma yaşamında var olan, kadının yönetim kademelerinde temsiliyeti sorununun TMMOB’de de sürdüğünü göstermektedir.

TMMOB’ye bağlı odaların seçimlerinde yönetime aday listelerin sunduğu çalışma programlarının çoğunda kadın mühendislerle ilgili bölümlerin son derece yüzeysel olduğu, somut bir program ortaya koymadığı genel bir saptamadır.

Kadın mühendislerin bireysel çabalarla TMMOB içinde kadın konusunda duyarlılığın artması yönünde çabaları olmaktadır. Bunlardan biri CEDAW uyarınca TMMOB’de bir cinsiyet ayrımcılığını takip sekretaryası kurma talebidir. Bu talep ilk olarak 2004’te yönetime sunulmuştur. Yine 14 Haziran 2006 tarihinde Beyhan Tayat (Endüstri Müh.), Özdeş Bodur (Gıda Müh.) ve Ayşen Hadimioğlu (Jeoloji Müh.) imzasıyla TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı’ya sunulan dilekçede iş yaşamındaki ayrımcılığın önlenmesine yönelik talepler şöyle sıralanmıştır:

- Odaların cinsiyet belirten iş ilanlarını yayımlamaması ve üyelerine iletmemesi kararının alınması ve TMMOB’ye bağlı odalar bünyesinde denetim yapılması
- TMMOB’nin özel sektör tarafından verilen ilanların yasal takipçisi olması
- TMMOB’nin TCK 122. maddeye dayalı iş yaşamında ayrımcılık üzerine dava açması
- Cinsiyet ayrımcılığını takip sekretaryası kurulması
- TMMOB bünyesinde odalarda kadın komisyonu kurulmasının özendirilmesi
- TMMOB’nin kadın çalışmalarında gerekli olan fiziki altyapıyı imkanları ölçüsünde sunması
- TMMOB bültenlerinde düzenli kadın sayfalarının bulunması ve bu sayfalar üzerinden iş yaşamında kadınların karşılaştığı sorunlara karşı bilinç oluşturulması
- TMMOB’nin oda yönetimlerinde kadın sayısının arttırması ve bunun sağlanması için belirli bir kadın yönetici kotası uygulamasına gitmesi
- TMMOB bünyesinde bir ‘Etik Kurul’ kurulması ve bu kurulun, ev içi ve dışı şiddet uygulayanlara yaptırım uygulaması
- TMMOB’nin her yıl düzenli olarak yapılan anket sistemiyle cinsiyet temelli istatistik oluşturması ve kadın üyelerin eskiye dayalı borçlandırılması olmaksızın üye kayıtlarının yapılması
- TMMOB’nin cinsiyet ayrımcılığına dayalı ücret eşitsizliği ile ilgili özel sektörü denetleyen bir mekanizma geliştirmesi
- TMMOB’nin kadın mühendislere yönelik bilgilendirme ve eğitim toplantıları düzenlemesi

Bu dilekçede dile getirilen talepler sümenaltı edilmiş durmaktadır.

22-23 Eylül 2007 tarihinde düzenlenen TMMOB Mühendislik, İstihdam ve Ücretlendirme Sempozyumu, TMMOB’nin kadın mühendislerin sorunlarına yaklaşımının pek güven ve ümit verici olmadığının göstergelerinden bir başkası olmuştur. TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı’nın açılış konuşmasında kadın meslektaşların sorunlarına özel bir vurgu yapılacağını söylediği sempozyum, bildiri sunmak isteyen kadın mühendislerinin bildirilerinin kabul edilmediği bir sempozyumdur. Anlaşılan sempozyum düzenleme kurulu “Kadın mühendislerin sorunlarına vurgu yapmak icabediyorsa, onu da erkek yöneticilerimiz yapar” demiştir. Sonra söz konusu sempozyumun sonuç bildirgesinde “Sempozyumda kadın meslektaşlarımızın genel sorunları yanında cinsiyet ayrımcılığından kaynaklanan sorunlarına da özel bir vurgu yapılmıştır” yazılmıştır. Bu durum TMMOB’nin başka etkinliklerinde de karşılaşılan, yöneticilerin açılış konuşmalarıyla sonuç bildirgeleri arasındaki esrarengiz aynılığın örneklerinden biridir. Demek TMMOB etkinliklerinde söz alan insanların yöneticilerden farklı bir görüşleri olmamaktadır ya da bir etkinliğin sonuç bildirgesinde o etkinlikte yaşananlara yer vermeye gerek duyulmamaktadır. Söz konusu sempozyumun sonuç bildirgesinde kadın mühendislerin bu yazı kapsamında anlatılan sorunlarına da değinilmiştir. Yer verilen saptamalar elbette doğrudur ve olumludur, ancak uygulamayla söylem arasındaki uçurum TMMOB’nin kadın üyelerine sorunlarını özgürce tartışma ve çözüm üretme olanağı sağlayacağı konusunda iyimser olmaya izin vermemektedir. Bu anlayışla varılabilecek tek sonuç, sümenaltı edilerek raflarda tozlanmaya bırakılan talep dilekçelerinin giderek çoğalması, bir sonraki 8 Mart’ta yöneticilerimizin kadın sorununa “özel bir vurgu yapan” bir açıklama daha yayımlaması ama sorunlarımızın hiç iyileşmeden aynı kalması olacaktır.

Kadın mühendislerin kendi sorunlarına kendileri çözüm aramak üzere oda kadın komisyonlarında bir araya gelerek çalışmaları, TMMOB ve bağlı odalar yönetimlerinin örgütte iyice yükselmeye başlayan kadın üyelerin seslerine daha fazla sağır kalmamalarını sağlayacaktır.

[*] Bu yazı, 2008 yılında yayınlamış olan ''TMMOB'' sayımızdan alınmıştır.

Kaynakça

1. www.sendika.org - (TMMOB Mühendislik, İstihdam ve Ücretlendirme Sempozyumu'na sunulan yazı) - Kadın mühendislerin sorunları 10 Ekim 2007
2. www.tmmob.org.tr - KADIN MÜHENDİSLER, MİMARLAR, ŞEHİR PLANCILARI PLATFORMU TMMOB'Yİ ZİYARET ETTİ Haz 14, 2006
3. http://www.kenthaber.com/Arsiv/Haberler/2006/Mayis/07/Haber (Hürriyet IK Yayın Tarihi 7 Mayıs 2006 Pazar)
4. “Vay Be! Kadına Bak; Mühendis…” Fatma Bentli-Elektrik Elektronik Mühendisi
fatma.bentli@emo.org.tr, elektrik mühendisliği, 430. sayı, nisan 2007 121

10 Eylül 2009 Perşembe

Üniversitelerde İnfaz Var! Basın Açıklamasına Çağrı

21 Mayıs Perşembe günü sabah saat 5’te ev ve yurt baskınlarıyla 14 arkadaşımız gözaltına alındı. Günlerce gözaltında tutulan arkadaşlarımıza, savcılık sorgusunda ise DİSK’in ve KESK’in düzenlediği ‘emek, barış ve demokrasi mitingi’, Alevi mitingi, 1 Mayıs, Newroz kutlamaları, ODTÜ devrim yürüyüşü ve 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlamaları gibi toplumsal meşruiyeti olan, izinli, yasal etkinliklere neden katıldıkları soruldu. 14 arkadaşımızdan içlerinde JMO öğrenci komisyonundan Seçkin Şiş, MMO öğrenci üyelerinden Kamer Doğan, Tuba Mumcu, Hacettepe Üniversitesi öğrencisi İlhan Aslan ve ODTÜ mezunu Barın Kaya tutuklandı. Bu tutuklamanın final dönemine denk getirilmesi arkadaşlarımızın eğitim haklarını gasp etmiştir.

İnsanların miting, basın açıklaması gibi eylemlere katılması, fikirleri ve hakları için örgütlenmesi temel haktır. Arkadaşlarımızın bu haklarını kullandıkları için suçlanmaları devletin barış, demokrasi, eşit yurttaşlık, insan hakları gibi taleplerimize karşı tahammülsüzlüğünü bir kez daha ortaya koymuştur.

Benzer tahammülsüzlük demokratik haklarını kullanmak isteyen KESK üyelerine de gösterilmiştir. Bu saldırıların devamının diğer demokratik kitle örgütlerine yönelmeyeceğinin garantisi yoktur.

TMMOB bugüne kadar halktan, haktan ve emekten yana tutum almış, arkadaşlarımızın sorgulanması sırasında adı geçen mitinglerin örgütleyicisi ya da destekçisi olmuştur. Bu süreçte TMMOB’ u ve demokrasi kaygısı olan tüm kurumları ve kişileri geleceklerine sahip çıkmaya ve kitlesel bir şekilde basın açıklamasına katılmaya çağırıyoruz.

Basın Açıklaması:

YER: Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı Önü

TARİH: 12.06.2009

SAAT: 18.30

TMMOB ÖĞRENCİ ÜYELERİ

18 Aralık 2008 Perşembe

TMMOB Mimar, Mühendis, Şehir Plancıları, Kadın Kurultayı Hazırlık Forumu






Kadın mühendis mimar şehir plancıları olarak sorunlarımızı paylaşmak ve beraberce çözüm üretmek için... KURULTAY HAZIRLIK FORUMUNDA BULUŞALIM

Tarih: 20 Aralık 2008
Saat: 14:00 - 18:00
Yer: TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
Adres: Dikilitaş Mah. Eren Sok. No:30 Beşiktaş/İstanbul



TMMOB çatısı altında örgütlü kadın mühendis, mimar, şehir plancıları olarak 21 Haziran 2007 tarihli ilk toplantımızla kurumsal olarak başladığımız İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Kadın Komisyonu çalışmalarımızı bugün 14 odanın İstanbul Şubelerinin kadın temsilcileriyle sürdürüyoruz.

TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu Kadın Komisyonu; TMMOB örgütlülüğü içinde kadınların etkin ve üretken olarak yer almasını sağlamak ve yaratılacak sinerjiyi toplumun diğer katmanlarına yaymak, çalışma hayatında kadın mühendis, mimar ve şehir plancılarının karşılaştığı sorunları belirleyerek, çözüm önerilerini örgütle ve kamuoyuyla paylaşmak, ülke genelinde kadınların karşılaştığı sorunlara TMMOB">TMMOB örgütlülüğü olarak bakış açısı getirebilmek, sendikalar ve diğer yapılarla işbirliği yaparak toplumda kadınların yeri ve öneminin altını çizebilmek amacıyla düzenli olarak toplantılar yapmak ve çeşitli etkinlikler düzenlemek hedefini taşımaktadır.

Bu çerçevede 29-30-31 Mayıs 1 Haziran 2008 tarihleri arasında Ankara'da yapılan TMMOB 40. Olağan Genel Kuruluna kadın delegeler tarafından sunulan önergenin kabul edilmesiyle "Mühendis, Mimar, Şehir Plancıları Kadın Kurultayı" yapılması kararı alınmıştır.

Kadın Komisyonu olarak bugüne kadar yaptığımız çeşitli etkinliklerle mühendis, mimar, şehir plancısı kadınları her zaman bir araya gelmeye çağırdık çünkü biliyoruz ki;

"Kadınız ve hepimizin söyleyecek bir sözü mutlaka var"

Kadın mühendis mimar şehir plancıları olarak sorunlarımızı paylaşmak ve beraberce çözüm üretmek için...

KURULTAY HAZIRLIK FORUMUNDA BULUŞALIM.

Tarih: 20 Aralık 2008
Saat: 14:00 - 18:00
Yer: TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi
Adres: Dikilitaş Mah. Eren Sok. No:30 Beşiktaş/İstanbul

ÇÖZÜM FARKINA VARMAKLA BAŞLAR!

KADIN KOMİSYONUMUZU GÜÇLENDİRELİM, KADIN KURULTAYIMIZI HEP BERABER ÖRGÜTLEYELİM!

SÖZÜMÜZÜ SÖYLEMEK VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİMİZİ PAYLAŞMAK İÇİN, FORUMDA BULUŞALIM!

TMMOB İSTANBUL İKK KADIN KOMİSYON

13 Aralık 2008 Cumartesi

Açıklama No:12 Alev Şahin ve tüm haksız yere tutuklananlar derhal serbest bırakılmalıdır


AKP iktidarının göstermelik demokratlığının ve hukuk savunuculuğunun bir kez daha ortaya çıktığı günler yaşıyoruz. Türban söz konusu olduğunda mağdur rolü oynayarak demokrasi havarisi kesilen, din ve vicdan özgürlüğünden, ifade özgürlüğünden bahseden AKP, muhalif tüm kişi ve kurumlara karşı ise baskı ve sindirmeyi temel yöntem olarak kullanmaktadır. AKP’nin özgürlüğü türbanla sınırlıdır. AKP’nin demokrasisi kendisine verilecek oylarla sınırlıdır. Kimilerinin görmek ve göstermek istediği gibi AKP değişmemiştir, tersine her zamanki takiye yöntemlerini kullanarak iktidarını devam ettirmeye çalışmaktadır.

Diğer taraftan AKP’nin siyasal rant amaçlı kullandığı türbana karşı oluşturulan laik cephenin durumu da farklı değildir. Onlar da laikliği rant amaçlı kullanmakta, suni gündemler oluşturarak suni bir saflaşma yaratmaktadırlar. Ne gerici AKP’nin ne de statükocu laikçilerin amaçları arasında halkın sorunlarının çözümü yoktur. Tersine halkın taleplerine karşı iki kesim de bir olmakta, hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında hatta baskı ve zulüm politikalarında birlikte davranmaktadırlar. İki kesim de emperyalizmin talan politikalarını savunmaktadır. İki kesim de sömürünün memleketin en ücra köşesine kadar yaygınlaştırılmasının, halkın açlığa, yoksulluğa ve işsizliğe mahkum edilmesinin sorumlusudurlar.

Bugün ülkemizde;

Enerji dağıtımı özelleştiriyor, nükleer santraller için ihaleler açılmakta, ülkemizin kendi kaynakları dururken alım garantili doğalgaz anlaşmalarıyla ülkemizin gelirleri dışa akıtılmaktadır.

Halkın beslenmesi genetiğiyle oynanmış gıdalar üreten uluslararası tekellere emanet edilmektedir.

Tarımsal alanda kendi kendine yetebilecek olan ülkemiz emperyalist tarım politikalarıyla dışa bağımlı kılınmakta, kırsal kesimde yaşayan insanlar yoksulluğa mahkum edilmektedir.

Orman arazileri satılmakta, madenlerimiz, yeraltı kaynaklarımız satılmakta, akarsular bile özelleştirilmekte, su parası olanın kullanabileceği bir metaya dönüştürülmektedir.

Kentsel dönüşüm projeleriyle insanlarımız evsiz bırakılmakta, boşaltılan büyük araziler tekellere paşkeş çekilmektedir.

Hizmet alanları uluslararası sözleşmeler uyarınca uluslararası tekellerin sömürüsüne açılmakta, meslek alanlarında buna uygun bir dönüşüm gerçekleştirilmektedir.

Kısacası tüm varlığımız çokuluslu şirketlerin emrine sunulmaktadır.

Bu koşullarda halkın bu saldırılar karşısında susması beklenemez. Bunun ise iktidar gözünde karşılığı baskıdır, zulmüdür, işkencedir.

Sokak ortasında dergi sattığı için kurşunlanarak sakat bırakılanlar, gözaltında işkence görenler, yürüyüşlerde kurşunlananlar, 1 Mayıs’ta İstanbul’da yaşananlar, basılan demokratik kurumlar, uydurma gerekçelerle tutuklananlar son dönemde yaşanan “demokratikleşme” örneklerinin birkaçıdır.

Yayın Kurulu üyemiz, mimar Alev Şahin de iktidarın demokratlığından nasibini alanlardan biridir. Alev Şahin 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde emekçi kadınların hakları için yürümüş ve bu eylemi suç sayılarak gece evine yapılan baskınla 24 Mart tarihinde gözaltına alınarak uzun bir gözaltı sürecinden sonra tutuklanmıştır. Saldırılar bununla da sınırlı kalmamış, cezaevi girişinde yayın kurulu üyemize saldırıda bulunulmuştur.

Alev Şahin halkının sorunlarına duyarlı, emperyalizme ve onun taşeronu iktidara karşı halkı bilinçlendirmeye çalışan, bu ülke topraklarının aydınıdır. Alev Şahin hak ve özgürlük mücadelesi veren devrimci bir mimardır. Tutuklanmasının sebebi de şu ya da bu değil, yalnızca düşünceleri ve mücadelesidir.

Ülkemizin hapishaneleri Alev Şahinlerle doludur. Hapishanelerin yarısından fazlasını henüz hüküm giymemiş tutuklular oluşturmaktadır. Yalnızca bu bile nasıl bir ülkede yaşadığımızın kanıtıdır. En temel hukuksal ifadedir: “Kişi suçu ispatlanana kadar masumdur.” Alev’in bir suçu yoktur. Bir suç iddiası varsa bile, yine de Alev Şahin’in tutuklanması gerekli değildir. Zira tutuklamanın yasal gerekçesi “delil karartma ihtimali” veya “kaçmak”tır. Oysa ortada karartılacak bir delil bulunmamaktadır. Diğer taraftan Alev Şahin, Mimarlar Odası Ankara Şubesi sekreter yardımcısıdır, ev ve iş adresi bellidir. Dolayısıyla bu koşullarda gerçekleştirilen tutuklamanın hiçbir mantıklı açıklaması yoktur.

Yalnızca son altı ay içerisinde Ankara’da, Adana’da, Sivas’ta onlarca kişi ironik gerekçelerle tutuklanmıştır. Bu gerekçeler arasında mitinge katılmaktan döviz taşımaya, mezar ziyaretine gitmekten Mahir Çayan’ın kitabını okumaya, internet sitesine girmekten karikatür sergisi yapmaya kadar ilginç gerekçeler bulunmaktadır.

İktidar “ben istediğimi yaparım, ülkeyi de satarım” derken kimsenin sesinin çıkarmamasını istemektedir. Halktan, verilenle yetinen, kaderine razı olan tebaa olması beklenmektedir.

Yıllarca AB’nin direktifleriyle, demokratikleşme paketleriyle halkın taleplerinin çözüleceği havasını yaratanlar ülkemizin bugünkü tablosuna dikkatle bakmalıdır. Alev Şahin’in tutuklanması bile tek başına bu pembe tabloları yerle bir etmektedir. Soruyoruz: Bu ülkede demokrasi var mıdır? Bu soruya olumlu yanıt vermek mümkün değildir. Bu ülkede düşünce ve ifade özgürlüğü var mıdır? Bu sorunun da yanıtı “hayır”dır.

İnsanlara bu ülkede sesini çıkaran herkes, bu kişi mimar-mühendis bile olsa, tutuklanabilir demek istenmektedir. Yapılmak istenen, kısaca, gözdağı vermektir.

Bu koşullarda özgürlük talepleri herkesin birlikte vereceği mücadelelerle kazanılacaktır. Bu noktada Alev’e sahip çıkmak kendimize, haklarımıza sahip çıkmakla eşanlamlıdır. Şu anda “hepimiz Aleviz” diyebilmek, “biz de 8 Mart’ta Alev’le birlikteydik” diyebilmek çok önemlidir.

İktidar halka dönük baskı ve saldırı politikalarına son vermelidir. Düşünce ve ifade özgürlüğü en temel haklardandır. Düşünce ve ifade özgürlüğü önündeki engeller kaldırılmalıdır. Alev Şahin ve tüm haksız yere tutuklananlar derhal serbest bırakılmalıdır.

Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada
Artı İVME

Açıklama No:11 Yayın Kurulu Üyemiz Mimar Alev ŞAHİN 8 Mart Kadın Yürüşüne Katıldığı İçin Ankara'da Tutuklandı...


“Dergimizin Yayın Kurulu üyesi ve TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi Sekreter Yardımcısı Mimar ALEV ŞAHİN, 8 Mart 2008 tarihinde Ankara’da yapılan Kadın Mitingine katılmış olması gerekçe gösterilerek 24 Mart 2008 tarihinde gözaltına alınmış ve ardından hiçbir somut delile dayanmadan 28 Mart 2008 tarihinde tutuklanarak cezaevine konmuştur.”

AKP iktidarı eliyle, ABD ve AB emperyalizminin sömürüsüne terk edilen ülkemizde, emperyalist tekellerin direktifleriyle, emekçi ve yoksul halkımızın sahip olduğu sosyal güvenlik kırıntılarının da SSGSS yasalarıyla geri alınmaya çalışıldığı bir süreçten geçmekteyiz. Siyasal iktidar her gün en temel hak ve özgürlüklerimizi yok edecek yeni bir projeyle ortaya çıkmakta, her geçen gün baskı ve sömürüyü arttırmaktadır. Kendini, aleyhine açılan kapatma davasının mağduru gibi göstererek, AB patenli yasa taslaklarını “demokratikleşme” gibi yutturmaya çalışan AKP iktidarı, diğer yandan demokratik hak ve talepler karşında gerici yüzünü sergilemekten kaçınmamaktadır.

Baskıya ve sömürüye direnenler, bağımsızlık ve demokrasi için mücadelede kararlı tutumlarını örgütlü mücadeleyle ortaya koyanlar ise sindirilmeye çalışılmaktadır. AB süreci ve demokratikleşme maskelemesiyle, devrimciler, demokratlar, yurtseverler üzerindeki baskı her geçen gün arttırılmaktadır.

Siyasal iktidarın hedefi açıktır. Baskıya ve sömürüye karşı çıkan ve bu amaçla örgütlü ve kararlı tutum sergileyen her kişi ve grup, siyasal iktidarın hedefi olmaktadır. En küçük hak talebinde bulunmak, bunun için mücadele etmek ülkemizde suç kavramı haline getirilmiş durumdadır. AKP iktidarı topluma iki seçenek sunmaktadır. Ya boyun eğeceksiniz, ya da her tülü kovuşturmanın hedefi olacaksınız.

Ülkemizde artık…

İş kazalarında ölenlerin, iş güvenliği talebi suç sayılmaktadır…
Sosyal güvence isteyenlerin talebi suç sayılmaktadır…
Barınma hakkı isteyenlerin talebi suç sayılmaktadır…
Eşit ve parasız eğitim hakkı isteyenlerin talebi suç sayılmaktadır…

Aklınıza gelebilecek her türlü hak talebi artık ülkemizde suç kavramıyla özdeşleştirilmiş durumdadır.

Yayın Kurulu üyemiz Mimar Alev Şahin de, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününde emekçi kadınların hakları için yürümüş ve bu eylemi suç sayılarak gece evine yapılan baskınla 24 Mart tarihinde gözaltına alınarak, uzun bir gözaltı süresinden sonra da tutuklanmıştır. Alev Şahin halen ne ile suçlandığı bilinmeden ve bir iddianameye dayanmadan özgürlüğünden yoksun bırakılarak cezaevinde tutulmaktadır.

Yayın Kurulu Üyemiz Alev Şahin’in tutuklanması tümüyle hukuk dışıdır. Alev Şahin, Siyasal İktidarın baskı ve yıldırma politikalarının bir yansıması olarak cezaevinde tutulmaktadır.

Alev Şahin aynı zamanda Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin bir üyesi ve çalışanıdır. Şube Sekreter Yardımcısı olan arkadaşımızın iş ve ev adresi bellidir. Bu açıdan bakıldığında arkadaşımızın tutuklanması, hukuk dışı olduğu kadar aynı zamanda mantık dışıdır.

Yayın Kurulu Üyemiz Mimar Alev Şahin’in hukuk dışı bir uygulama ile tutuklanmasını kınıyor ve derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz.

Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada
Artı İVME

Açıklama No:10 Yayın Kurulu Üyemiz Alev Şahin ve 8 Mart'a Katıldığı İçin Gözaltına Alınanlar Serbest Bırakılmalıdır


Mimarlar Odası Ankara Şubesi Sekreter yardımcısı ve + İvme Dergisi yayın kurulu üyesi Alev Şahin 25.03.2008 günü sabaha karşı evinden Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri tarafından gözaltına alınmıştır.

Gözaltına alınma gerekçesi ise, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü mitingine katılmak. Bilindiği gibi 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ülkenin birçok yerinde kutlandı, mitingler düzenlendi. Ankara’da yüzlerce kişinin katılımıyla gerçekleştirilen yasal mitinge katılan yayın kurulu üyemiz Alev Şahin iş ve ikametgah adresi biliniyor olmasına ve basit bir davetiyeyle ifadesine başvurulabilecek olmasına karşın, sabaha karşı onlarca polis tarafından evi basılarak gözaltına alınmıştır.

Yapılan anti-demokratik uygulamaların amacının toplumsal muhalefeti bastırmak, hak arama mücadelesini gerileterek egemenlerin keyfi tutum ve davranışlarının önünü açmak olduğu çok açık bir şekilde ortadadır. Bu sebeplerden ötürü yaşanan bu olaylara kayıtsız kalmayacağımızı bildirir ve haklar ve özgürlükler mücadelesini yükselten dostlarımıza sahip çıkacağımızı belirtiriz.

Yayın kurulu üyemiz ve aynı sebepten gözaltında bulunanlar derhal serbest bırakılmalı ve bu anti-demokratik uygulamaya bir an önce son verilmelidir.

Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada Artı İVME