gençlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gençlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ocak 2010 Pazartesi

İvme, Edirne'deki Linçlere Karşı Başlatılan Oturma Eylemine Destek Verdi



27 Aralık 2009 günü Edirne kent Meydanındaki PTT önünde basın açıklması yapan Halk Cephesi üyelerine sivil faşitler tarafından linç girişiminde bulunulmuştu. Bu linç girişimleri güvenlik güçlerinin gözleri önünde gerçekleştirilirken hiçbir müdahalede bulunulmamış linç girişimine göz yumulmuştu.

Linç saldırısının ardında polis devrimcileri "kurtarma" adına zorla arabalara bindirmişi ve gözaltına almış, gözaltında devrimcilere işkence etmişti. Ne savcılık tarafından ne de polis tarafından linç girişimi yapanlara dönük herhangi bir yaptırımda bulunulmazken, gözaltına alınan 8 devrimciden 2'si tutuklanmıştı.

Edirne'deki linç saldırılarısı ve tutuklamalara karşı basın açıklaması yapmak üzere İstanbul'dan Edirne'ye hareket eden 200 civarındaki devrimci ise Edrine gişelerde durdurulmuş ve polis ve sivil faşistler elbirliğiyle linç girişimi sürdürülmüştü. Bu saldırıları protesto için çeşitli illerde oturma eylemi başlatılmıştı.

9 Ocak Cumartesi günü İvme Dergisi üyeleri linç saldırılarına karşı Taksim Galatasaray Lisesi önündeki oturma eylemini ziyaret etti. İncirlik Üssü'nin kapatılması talepli başlatılan imza kampanyasına destek verildi. Saldırıya uğrayan arkadaşların yanında olduğumuz ifade edildi.

6 Kasım 2009 Cuma

İvme-Genç: Mühendislik, Mimarlık Öğrencisi Arkadaşlarımızın Yanındayız

TMMOB GENÇ ÜYESİ ARKADAŞLARIMIZIN YANINDAYIZ

24 Mayıs 2009 tarihinde, ikisi Makina Mühendisleri Odası öğrenci üyesi, biri Jeoloji Mühendisleri Odası öğrenci üyesi olan 5 kişi, katıldıkları demokratik eylem ve etkinlikler bahane edilerek tutuklanmıştır. Tutuklanma sebepleri ODTÜ’de geleneksel hale gelen, her yıl yüzlerce öğrenciyle birlikte stadyuma mumlarla ‘DEVRİM’ yazılan yürüyüşe katılmaları, KESK ve DİSK tarafından düzenlenen emek, barış ve demokrasi mitinginde bulunmaları, YÖK’ü protesto etmeleri, eşit, bilimsel, parasız, anadilde eğitim istemeleridir. ODTÜ yemekhanesinde öğrencilerin gizlice fotoğraflarını çeken JİTEM elemanının yakalanıp teşhir edilmesinden hemen sonra yapılan operasyonla tutuklanan arkadaşlarımızın duruşması 6 Kasım’dadır.

Bugün üniversitelerde devrimci-demokrat gençlik, eğitimin piyasalaştırılmasına; halkın sorunlarından kopuk, bireyci, bencil, çıkarcı, apolitik bir gençlik yaratma çabasındaki YÖK’ün politikalarına; soruşturmalara, polisin, jandarmanın, sivil faşistlerin saldırılarına karşı mücadele etmektedir. Düzene karşı verdikleri mücadelenin bedellerini de üniversitelerden atılarak, tutuklanarak ödemektedirler. 24 Mayıs’ta yaşanan tutuklama terörü de bu söylediklerimize sadece bir örnektir. TMMOB’nin mühendislik mimarlık öğrenci çalışmasında birçok eylem ve etkinlikte bir araya geldiğimiz arkadaşlarımız herhangi bir somut nedene dayanmadan tutuklanmışlardır.

Yaşanan bu tutuklama terörüne karşı Mühendislik, Mimarlık Öğrencileri bir basın açıklaması yapmış, arkadaşlarımızın serbest bırakılmasını istemiştir. Ancak öğrenci üyelerinin bütün çabalarına rağmen TMMOB, tutuklananlara sahip çıkmamış ve öğrenci üyelerini yalnız bırakmıştır. TMMOB’nin bugün sahiplendiğini söylediği mücadele geleneği, devrimci-demokrat üniversite gençliğinin mücadeleci ruhunun ve dinamizminin sonucudur. Çünkü devrimci mücadelenin yükseldiği, faşist odakların halkın mücadelesini baskı ve zulüm yöntemleriyle bastırmaya çalıştığı dönemlerde TMMOB, gelecekte üyesi olacak öğrencilerin mücadelesini sahiplenmiştir. Bu nedenle bugün de TMMOB’nin yapması gereken devrimci demokrat üyelerini aynı kararlılıkla sahiplenmektir.

İvme-Genç olarak genel kurullarda birlikte söz istediğimiz, Sinop’ta nükleer santrallere, Ankara’da kentsel dönüşüme karşı birlikte mücadele verdiğimiz, yetkin mühendisliğe karşı üniversitelerde birlikte çalışma yaptığımız, Teoman Öztürk anmalarına birlikte katıldığımız arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını istiyor, yakın bir gelecekte üyesi olacağımız TMMOB’nin de haklı mücadelemizde yanımızda olmasını bekliyoruz.

İvme-Genç

Duruşma tarihi ve zamanı: 6 Kasım 10:00 Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi

28 Ekim 2009 Çarşamba

EMO-Genç Yaz Kampı Tamamlandı

İlk EMO - Genç yaz eğitim kampı yaklaşık bir yıllık çalışmaların ardından 26 Ağustos – 2 Eylül tarihleri arasında İzmir Doğanbey'deki DEÜ Payamlı Öğrenci Eğitim ve Dinlenme Tesisleri'nde yapıldı. Teması birlik olan kampta; paneller, söyleşiler, forumlar, dinletiler, film gösterimleri ve atölyeler düzenlendi.

Kampın ilk gününde; açılış konuşmalarının ardından, yerellerde EMO-Genç çalışmalarından bahsedildi. Ayrıca EMO İzmir şubesinde Ömer Karakul'un haksız gerekçelerle işten çıkarılması, EMO-Genç üyeleri tarafından yakalara takılan “Haksız işten çıkarmalara son, Ömer Karakul işe geri alınsın” yazılı çıkartmalarla protesto edildi. Akşam TMMOB-EMO belgeseli izlendikten sonra, kamp ateşi çevresinde çekilen halaylarla birlikte ilk gün sona erdi.

İkinci gün Kocaeli EMO-Genç “TMMOB, Türkiye'de mühendislik örgütlenmesi” paneli düzenledi. Kocaeli EMO-Genç TMMOB ilkeleri ve tarihinden bahsetti. TMMOB'nin 1954'te meslek gruplarını kontrol etmek adına DP tarafından kurulduğunu belirten Kocaeli EMO-Genç, 1960'larda TMMOB'nin toplumsal muhalefeti olmadığından fakat 1968'lerde yükselen sosyal hareketin ve toplumsal muhalefetin devrimci bir TMMOB'nin oluşmasında etken olduğundan bahsetti. 1975'te TMMOB'nin tüm teknik elemanların sendikalaşması için mücadele etmesinden ve TÜTED'in kurulmasından bahseden Kocaeli EMO-Genç; şimdi ise İzmir şubede sendikalaşma sonucu gerçekleşen işten çıkarmanın, örgütün geldiği noktayı anlamak açısından iyi bir örnek olduğunu belirtti. Bu esnada konuşmacının sözünü “bilmediğiniz konular hakkında konuşmayın. ” diyerek kesen İzmir şube yönetim kurulu başkanı Sedat Gülşen EMO-Genç üyelerince uyarıldı. Daha sonra kaldığı yerden devam eden Kocaeli EMO-Genç; 1970'lerde gücünü TMMOB ilkelerinde belirtildiği gibi üyelerinden alan TMMOB'nin 1980 sonrası üye aidatı gelirlerinin sürekli olarak düştüğünü, onun yerine oda bütçelerinin ağırlıklı olarak belgelendirme ve hizmet üretimi gelirlerinden oluştuğunu da ifade etti. Bu durumu Bartın İKK'nın feshi ile örnekleyen Kocaeli EMO-Genç daha sonra GATS ve Yetkin Mühendislik konularından bahsetti. Kocaeli EMO-Gençliler sözlerini bitirdikten sonra soru-yanıt-yorum kısmına geçildi. İlk sözü alan EMO İzmir Şube yönetim kurulu başkanı Sedat Gülşen Ömer Karakul'un sendikalaştığı için işten çıkarılmadığını, sendikanın odaya dava açtığını, sürecin yargıda devam ettiğini belirtti. Fakat Ömer Karakul'un neden işten çıkarıldığına dair, soru-yanıt-yorum kısmında defalarca sorulmasına rağmen, herhangi bir açıklama yapmadı. Öğleden sonra ise Diyarbakır EMO-Genç üyeleri ile “Türkiye'de Üniversite Gençliğinin Sorunları” adlı bir söyleşi yapıldı. Söyleşinin başında İzmir şube yönetim kurulu başkanının bir önceki panelde takındığı antidemokratik tutum, Ömer Karakul'un sendikalaştığı için işten çıkarılması ve panel başlıklarının kendilerine haber verilmeden değiştirilmesi Diyarbakır EMO-Gençlilerce kınandı. Daha sonra Kürt sorununa değinen Diyarbakır EMO-Genç, bu sorunun Osmanlı döneminden bugünlere kadar devam eden bir sorun olduğunu ve takınılan inkar, asimilasyon tutumunun 40.000 insanın kaybedilmesine neden olduğunu söylediler. Ayrıca koruculuk sisteminin Kürdü, Kürde kırdırmak için kullanıldığından bölgenin tarihi, kültürel ve sosyal değerlerinin yok edilmeye çalışıldığından bahsettiler. Söyleşi tamamlandıktan sonra, birer saatlik atölye çalışması, serbest zaman ve yemeğin ardından Erdal Güney ve Ali Cenk Gedik ile müzik üzerine söyleşi yapıldı, daha sonra Erdal Güney ve arkadaşlarının müzik dinletisiyle ikinci gün de son buldu.

Üçüncü günün sabahında düzenlenen Efes gezisi EMO-Gencin bir ilki gerçekleştirerek Efes'teki antik açık hava tiyatrosunda halay çekmesiyle son buldu. Akşam ise Ahmet Haşim Köse ve Ahmet öncü ile “Sermaye ve Mühendislik” isimli söyleşiyle birlikte üçüncü gün tamamlanmış oldu.

Ertesi gün Ankara ve İzmir EMO-Genç'in ortak düzenlediği “Bilim ve teknoloji Kim için?” panelinde Ankara EMO-Genç; sanayi devriminden sonra çok hızlı yaşanan teknolojik ilerlemelerden, patent kavramından, teknoloji bağımlılığından ve en iyi silah teknolojilerine sahip olan devletlerdeki aşırı sermaye birikiminden bahsettiler. Ayrıca robotlara ve teknolojinin gelişmesiyle birçok meslek grubunun ortadan kalktığına da değinen Ankara EMO-Genç bunların dışında; mühendislik eğitimine, mühendislik fakülteleri müfredatına, YÖK'e, kariyerizme ve yetkin mühendislik, akreditasyon konularına da değindiler. Öğleden sonra ise İstanbul ve Samsun EMO-Genç'in birlikte düzenlediği “Mühendislik Eğitimi ve Üniversiteler” adlı söyleşide ilk olarak Samsun EMO-Genç söz aldı. Samsun EMO-Genç üniversitelerin ticarileştirilmesinden bahsederken, İstanbul EMO-Genç ise üniversite sanayi işbirliğine değinerek, üniversitelerin bilimsel değil, sermayenin ihtiyaçlarına yönelik çalışmalar yaptığını belirtti. Akşam ise Prof. Dr. İşaya Üşür ile “Kapitalizmin Krizi ve Toplumsal Mücadele” üzerine bir söyleşi yapıldı. Söyleşiden sonra Ali Fuat Aydın ve Cenk Güray Ege'nin iki yakasından ezgilerden oluşan hoş bir dinleti sundular.

Beşinci gün, Adana EMO-Genç ile “Özgür Yazılım Felsefesi” adlı bir söyleşi yapıldı.Öğleden sonra ise Diyarbakır, Mersin ve İzmir EMO-Genç'in ortak düzenlediği “Enerji Politikaları, Nükleer ve Çevre” isimli panelde öncelikle Diyarbakır şube bir sunum yaptı. Sunumda Hasankeyf, Allianoi gibi mirasların sular altında bırakılarak, değişik kültürlerin yok edilmek istendiği vurgusu yapıldı. Ayrıca yapılması planlanan hidroelektrik santrallerin ihtiyacı karşılamada tek çözüm olmadığı, bunlara alternatif olarak yenilenebilir temiz enerji kaynaklarının kullanılabileceği belirtildi. Mersin EMO-Genç ise nükleer santrallerin çevreye ve doğaya zararlarından bahsettiler ve Mersin Akkuyu'ya yapılması planlanan Nükleer Enerji santraline hep birlikte karşı çıkılması gerektiğini vurguladılar.

Altıncı gün İstanbul EMO-Genç ile “Mühendislik-Toplum İlişkisi” üzerine bir söyleşi yapıldı. Öğleden sonra ise “Yetkin, Yetkili Uzman Mühendislik Kavram ve Uygulamaları” forumu düzenlendi. Forumda; çoğunluk Yetkin mühendisliğe karşı olduğunu dile getirdi. Yetkin mühendisliğe benzer tartışmaların sadece mühendislik alanında yapılmadığı, hizmet alanlarının serbest dolaşıma açılmasıyla bir çok başka meslek alanında da bu gibi tartışmalar olduğu ve yetkin mühendisliğin belgelendirmenin bir ayağı olduğu ve yetkin mühendislik uygulamalarıyla mühendislerin ucuz emek gücü haline geleceği belirtildi.

Altıncı günün akşamında ise ritim atölyesi bir hafta boyunca yoğurt kovaları kaşıklar ve su şişeleri gibi aletler kullanarak hazırladıkları atölye sunumunu sundular.

Yedinci gün İzmir ve Bursa EMO-Genç tarafından gerçekleştirilecek olan “Kriz ve Mühendislik” konulu panel benzer konularda daha önce birden fazla panel ve söyleşi yapıldığı ve Bursa EMO-Genç üyelerinin kamptan ayrılması gerekçeleriyle iptal edildi. Öğleden sonra ise öğrenci forumu vardı. Öğrenci forumu üç oturumdan oluştu. İlk oturumda kamp değerlendirmesi yapıldı, söz alan EMO-Gençliler, kampın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ettiler ve eleştirilerini dile getirdiler. Genel olarak panel ve söyleşi konularının birbirine yakın olduğu, soru-yanıt-yorum kısımlarında hep aynı kişilerin söz aldığı, programın çok yoğun olduğu gibi eleştiriler dile getirilse de farklı insanlarla tanışmanın fırsatı, samimiyet ve ortaklaşmanın sağlandığı konularında hem fikir olundu.

İkinci oturumda ise “Merkezi EMO-Genç Örgütlülüğü” konusu tartışıldı. Merkezi EMO-Genç örgütlülüğünün gerekliliği, EMO-Genç'in hassas olması gereken konulara birlikte refleks geliştirmesi gerektiği, sanal ortamlarda birlikteliğin gerekliliği, EMO-Genç'in önüne somut hedefler koyması gerekliliği, yerellerdeki etkinliklerin önemi ve bu etkinliklerin diğer şubelerle paylaşılması gerekliliği gibi konular konuşuldu. Oturumun sonunda, bir merkezi EMO-Genç posta grubu kurulması, 24-25 Ekim'de düzenlenecek Yetkin Mühendislik Kurultayı'na ve Kasım ayında düzenlenecek olan Ücretli, İşsiz Mühendisler Kurultayı'na EMO-Genç olarak katılım sağlanması, yerellerdeki etkinliklerin diğer şubelerle paylaşılması, bir sonraki kampın EMO-Genç tarafından düzenlenmesi gibi kararlar alındı.

Bir önceki gün Kamp İdare Kurulu toplantısında “Bu bir oda geleneğidir” denilerek ilk ve son sözü EMO Yönetim Kurulu Başkanının alması gerektiğinin dayatılması üzerine EMO-Genç bunu reddetti. Fakat üçüncü oturumda YK Başkanının son sözü söylemesi çeşitli biçimlerde dayatılınca EMO-Genç son oturuma katılmayarak bu durumu protesto etti. Musa Çeçen'in konuşması sırasında salonda sadece görevli 6 EMO-Genç'li ve yönetim kurulu üyeleri vardı.

Yedinci günün akşamında ise tiyatro, şiir, fotoğraf, kısa film ve anadolu müziği ve kültürü atölyeleri bir haftalık çalışmalarını sundular.

10 Eylül 2009 Perşembe

Üniversitelerde İnfaz Var! Basın Açıklamasına Çağrı

21 Mayıs Perşembe günü sabah saat 5’te ev ve yurt baskınlarıyla 14 arkadaşımız gözaltına alındı. Günlerce gözaltında tutulan arkadaşlarımıza, savcılık sorgusunda ise DİSK’in ve KESK’in düzenlediği ‘emek, barış ve demokrasi mitingi’, Alevi mitingi, 1 Mayıs, Newroz kutlamaları, ODTÜ devrim yürüyüşü ve 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlamaları gibi toplumsal meşruiyeti olan, izinli, yasal etkinliklere neden katıldıkları soruldu. 14 arkadaşımızdan içlerinde JMO öğrenci komisyonundan Seçkin Şiş, MMO öğrenci üyelerinden Kamer Doğan, Tuba Mumcu, Hacettepe Üniversitesi öğrencisi İlhan Aslan ve ODTÜ mezunu Barın Kaya tutuklandı. Bu tutuklamanın final dönemine denk getirilmesi arkadaşlarımızın eğitim haklarını gasp etmiştir.

İnsanların miting, basın açıklaması gibi eylemlere katılması, fikirleri ve hakları için örgütlenmesi temel haktır. Arkadaşlarımızın bu haklarını kullandıkları için suçlanmaları devletin barış, demokrasi, eşit yurttaşlık, insan hakları gibi taleplerimize karşı tahammülsüzlüğünü bir kez daha ortaya koymuştur.

Benzer tahammülsüzlük demokratik haklarını kullanmak isteyen KESK üyelerine de gösterilmiştir. Bu saldırıların devamının diğer demokratik kitle örgütlerine yönelmeyeceğinin garantisi yoktur.

TMMOB bugüne kadar halktan, haktan ve emekten yana tutum almış, arkadaşlarımızın sorgulanması sırasında adı geçen mitinglerin örgütleyicisi ya da destekçisi olmuştur. Bu süreçte TMMOB’ u ve demokrasi kaygısı olan tüm kurumları ve kişileri geleceklerine sahip çıkmaya ve kitlesel bir şekilde basın açıklamasına katılmaya çağırıyoruz.

Basın Açıklaması:

YER: Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı Önü

TARİH: 12.06.2009

SAAT: 18.30

TMMOB ÖĞRENCİ ÜYELERİ

13 Aralık 2008 Cumartesi

Açıklama No:18 Tülin Aydın Bakır, Anıları Mücadelemizi Aydınlatıyor


Devrimci mühendis Tülin Aydın Bakır, örgütlü mücadeledeki ısrarı, ilkeli kişiliği ile mühendis mimar mücadelesinde bir bayraktır.

Tülin Aydın Bakır, 23 Şubat 1963 tarihinde Kars’ın Sarıkamış ilçesinde dünyaya geldi. Babasının astsubay olması nedeniyle çocukluğu Kars, Diyarbakır, Urfa gibi farklı illerde geçen Tülin, 1974 yılında ailesiyle birlikte İstanbul’a yerleşti.
4 çocuklu bir ailenin küçük kızı olan Tülin, ilkokulu Urfa’da Cengiz Topel İlkokulu’nda, ortaokul ve liseyi ise İstanbul Fatih Vatan Lisesi’nde okudu. 1984 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Bölümü’ne giren Aydın, 1989 yılında üniversiteden mezun oldu. Mezun olduğu yıl Ali Hasan Bakır’la evlendi. 1998 yılında kızı İdil’i dünyaya getirdi. 23 Ekim 1999 tarihinde yakalandığı amansız kanser hastalığı sonucu aramızdan ayrıldı.
Tülin’in en önemli özelliklerinden biri örgütlü kimliğiydi. Yılgınlığın hat safhada olduğu yıllarda O hep örgütlü yaşamı seçti. Üniversite yıllarında Gençlik örgütlenmesi içerisinde yer aldı. Nisan 87 büyük öğrenci direnişinin de üniversitede örgütleyicilerindendir. Okulu bitirdikten sonra ise EMEKAD (Emekçiler Kültür Araştırma ve Dayanışma Derneği) ve DEMKAD (Devrimci Mücadelede Kadınlar Derneği) içinde faaliyet yürüttü. Kadın örgütlenmesinde kadın komisyonlarının kuruluşundan, sokak eylemlerine kadar bütün eylemlerin içindeydi. Bir devlet kuruluşunda iki yıl memuriyet yaptıktan sonra, mücadelesini Elektrik Mühendisleri Odası’nda devam ettirdi. EMO İstanbul Şubesi 28. Dönem Yönetim Kurulu’nda yazman üye olarak görev aldı. EMO İstanbul Şubesi’nin bugünlere kadar aktarılan mesleki demokratik kitle örgütü çizgisinde çok büyük emekleri vardır. Anadolu yakasındaki TEK’in özelleştirilmesine karşı EMO’da büyük emek harcamış ve bunun sonucunda AKTAŞ’ın uygulamaları durdurulmuştur.
Odada profesyonel olarak da çalışan Tülin hayatı boyunca söylediğini yapan, yaptığını savunan bir kişilikti. İkna kabiliyeti yüksek olan Tülin arkadaşımıza aynı görüşten olmayan diğer insanlar bile saygı duyar, Onun söylediklerini yapardı.
1996’da Tülin’i yakalayan hastalık 1998’in Eylül’ünde tekrar ortaya çıktı. Hastalığı boyunca çevresindekilere hiçbir şey hissettirmeyen, hep gülümseyen, sorun çözücü bir insandı. Mütevazılığı, cana yakınlığı ile çevresindeki herkes tarafından sevilen bir insan olan Tülin Aydın Bakır’ın mücadeleye bağlılığı, hastalığı boyunca da devam etti. Son nefesinde de sevdikleriyle ve düşünceleriyleydi.
Çok sevdiği bir söz vardı Tülin’in: “Uzun yaşam değil kaliteli yaşam amaç olmalıdır.” Gerçekten de çok kısa ama çok kaliteli bir yaşamdı Onunki. Mücadelemize ışık tutan arkadaşımız Kadriye Tülin Aydın Bakır’ı, ölümünün 9. yıl dönümünde bir kez daha anıyor, anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.

Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada
+ İVME

24 Ekim 2008 Cuma

İvme Açıklama No18: Tülin Aydın Bakır, Anıları Mücadelemizi Aydınlatıyor


Devrimci mühendis Tülin Aydın Bakır, örgütlü mücadeledeki ısrarı, ilkeli kişiliği ile mühendis mimar mücadelesinde bir bayraktır.

Tülin Aydın Bakır, 23 Şubat 1963 tarihinde Kars’ın Sarıkamış ilçesinde dünyaya geldi. Babasının astsubay olması nedeniyle çocukluğu Kars, Diyarbakır, Urfa gibi farklı illerde geçen Tülin, 1974 yılında ailesiyle birlikte İstanbul’a yerleşti.
4 çocuklu bir ailenin küçük kızı olan Tülin, ilkokulu Urfa’da Cengiz Topel İlkokulu’nda, ortaokul ve liseyi ise İstanbul Fatih Vatan Lisesi’nde okudu. 1984 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Bölümü’ne giren Aydın, 1989 yılında üniversiteden mezun oldu. Mezun olduğu yıl Ali Hasan Bakır’la evlendi. 1998 yılında kızı İdil’i dünyaya getirdi. 23 Ekim 1999 tarihinde yakalandığı amansız kanser hastalığı sonucu aramızdan ayrıldı.
Tülin’in en önemli özelliklerinden biri örgütlü kimliğiydi. Yılgınlığın hat safhada olduğu yıllarda O hep örgütlü yaşamı seçti. Üniversite yıllarında Gençlik örgütlenmesi içerisinde yer aldı. Nisan 87 büyük öğrenci direnişinin de üniversitede örgütleyicilerindendir. Okulu bitirdikten sonra ise EMEKAD (Emekçiler Kültür Araştırma ve Dayanışma Derneği) ve DEMKAD (Devrimci Mücadelede Kadınlar Derneği) içinde faaliyet yürüttü. Kadın örgütlenmesinde kadın komisyonlarının kuruluşundan, sokak eylemlerine kadar bütün eylemlerin içindeydi. Bir devlet kuruluşunda iki yıl memuriyet yaptıktan sonra, mücadelesini Elektrik Mühendisleri Odası’nda devam ettirdi. EMO İstanbul Şubesi 28. Dönem Yönetim Kurulu’nda yazman üye olarak görev aldı. EMO İstanbul Şubesi’nin bugünlere kadar aktarılan mesleki demokratik kitle örgütü çizgisinde çok büyük emekleri vardır. Anadolu yakasındaki TEK’in özelleştirilmesine karşı EMO’da büyük emek harcamış ve bunun sonucunda AKTAŞ’ın uygulamaları durdurulmuştur.
Odada profesyonel olarak da çalışan Tülin hayatı boyunca söylediğini yapan, yaptığını savunan bir kişilikti. İkna kabiliyeti yüksek olan Tülin arkadaşımıza aynı görüşten olmayan diğer insanlar bile saygı duyar, Onun söylediklerini yapardı.
1996’da Tülin’i yakalayan hastalık 1998’in Eylül’ünde tekrar ortaya çıktı. Hastalığı boyunca çevresindekilere hiçbir şey hissettirmeyen, hep gülümseyen, sorun çözücü bir insandı. Mütevazılığı, cana yakınlığı ile çevresindeki herkes tarafından sevilen bir insan olan Tülin Aydın Bakır’ın mücadeleye bağlılığı, hastalığı boyunca da devam etti. Son nefesinde de sevdikleriyle ve düşünceleriyleydi.
Çok sevdiği bir söz vardı Tülin’in: “Uzun yaşam değil kaliteli yaşam amaç olmalıdır.” Gerçekten de çok kısa ama çok kaliteli bir yaşamdı Onunki. Mücadelemize ışık tutan arkadaşımız Kadriye Tülin Aydın Bakır’ı, ölümünün 9. yıl dönümünde bir kez daha anıyor, anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.

Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada
+ İVME