Sendika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sendika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ekim 2009 Cuma

Ücretli ve İşsiz Mühendis Mimar ve Şehir Plancıları Ankara Yerel Kurultayı Yapıldı

Ücretli ve İşsiz Mühendis Mimar ve Şehir Plancıları Ankara Yerel Kurultayı 24 Ekim 2009 Cumartesi günü yapıldı.

Kurultayın açılış konuşmasını Ücretli ve İşsiz Mühendis Mimar ve Şehir Plancıları Ankara Bölge Kurultayı Yürütme Kurulu adına Jeoloji Mühendisi F. Serap Kurt yaptı. Serap Kurt konuşmasında TMMOB'nin 40. Olağan Genel Kurulu'nda alınan karara bağlı olarak çalışmalarına başlanan kurultay kapsamında, Ankara’da yapılan çalışmaların amacından ve içeriğinden söz etti. Ankara Yerel Kurultayı'ndan çıkan tartışma ve önerilerin 14-15 Kasım'da İstanbul'da yapılacak olan ana kurultaya taşınacağını sözlerine ekledi.

Serap Kurt'un ardından söz alan TMMOB Ankara İKK Sekreteri ve EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Pektaş, TMMOB ve bağlı Odalarının siyasetle uğraşmasının bir rahatsızlık yarattığından, bu rahatsızlığı duyanların TMMOB ve odalara karşı kamuoyu oluşturmaya çalıştıklarından söz etti. Krize ve örgütlenmeye de değinen Pektaş, işçilerin, emekçilerin, mühendis, mimar ve şehir plancılarının örgütlenmesinin ve ortak mücadele etmesinin gerekliliğine dikkat çekerek, örgütlü mücadelenin krizin faturasını patronlara ödetmek için şart olduğunu belirtti. Pektaş, Ankara Bölge Kurultayı çalışmalarında yer alan ve kurultaya katılan herkese teşekkür ederek konuşmasını bitirdi.

Ardından kürsüye gelen TMMOB YK üyesi Kadir Dağhan, kurultay çalışmasında emeği geçen herkese teşekkür ederek, bu çalışmanın örnek bir çalışma olduğunu belirtti. Yaşanan tüm olumsuzluklardan kapitalist sistemin sorumlu olduğunu dile getiren Dağhan, işsizliğe, yoksulluğa, savaşlara yol açan kapitalist politikalara karşı ortak ve örgütlü bir mücadele gerektiğini söyledi.

Kurultaya konuk olarak KESK Ankara Şubeler Platformu dönem sözcüsü Tuğrul Çulfa ve DİSK Ankara Bölge Temsilciliği adına Genel İş Sendikası Koordinatörü Serhat Salihoğlu katıldı. Tuğrul Çulfa sendikal örgütlenmenin önemine değindi. Serhat Salihoğlu ise işçi sınıfını olumsuz etkileyen krizin kalıcı olduğundan bahsederek, bu krizin emeğiyle yaşayanlar üzerinde bir sosyal çöküş yarattığını, bu çöküşün işsizlik olarak emekçi kesime ödetildiğini belirtti.

Açılış konuşmalarının ardından, Ücretli ve İşsiz Mühendis Mimar ve Şehir Plancıları Ankara Yerel Kurultayı yürütmesinde yer alan EMO Ankara Şubesi YK yazman üyesi Ömürhan Soysal, kurultay kapsamında Ankara’da yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren bir sunum yaptı. Sunumda, kurultaya hazırlık yapmak üzere sekiz atölye çalışması yapıldığı, sekiz ayrı ilde toplantılar düzenlendiği belirtildi.

4 atölyenin sunum ve forum bölümünün ardından kurultaya ara verildi. İzmir Karşıyaka Belediyesi Kent A.Ş.'den atılan işçilere destek amacıyla, Ankara Yerel Kurultayı’nda oluşturulan bir heyet Abdi İpekçi Parkı’na gitti. Aynı gün KESK'in düzenlediği basın açıklamasına da katılım sağlandı.

İMO Teoman Öztürk Salonu'nda yapılacağı duyurulan Ankara Bölge Kurultayı'nın aradan sonraki bölümünde İMO, aynı salonda yapacağı bir eğitimi neden göstererek salonun boşaltılmasını istedi. Kurultay katılımcıları bu yakışıksız duruma alkışlı protestoyla tepki gösterdiler. Kurultaya İMO içinde bir başka salonda devam edilmek zorunda kalındı. Bu davranış, İMO yönetiminin ücretli ve işsiz mühendislerin sorunlarına karşı duyarlılığının derecesini ve önceliklerini gösteren önemli bir örnek oldu.

Kurultaya katılan mühendis,mimar ve şehir plancıları sınıf kavramı üzerin de bir çok kez durdular. Mühendislerin işçi sınıfı içerisinde oldukları; ücretli ve TMMOB bünyesinde çalışan mühendislerin sendikalaşması konularına değindiler.

Katılımcıların özellikle altı çizdiği konular TMMOB' un örgütlenmesi, Yetkin Mühendislik, Devlet Denetleme Kurulu'nun TMMOB'yi de kapsayan son raporu,Ücretli Mühendislerin kamu ve özel sektörde yaşadıkları sorunlar,istihdam,taşeronlaşma, yasa dışı çalıştırma,mühendislerin kapsam dışı olması gibi birçok temel sorunun üzerinde duruldu, çözüm önerileri getirildi. Atölyelerden çıkan sonuçların da tartışıldığı Yerel Kurultay'da TMMOB 'un bir sendikal yapılanma olarak değil; meslek örgütü olarak algılanması gerektiği ancak mücadele de sendikalarla birlikte ortak hareket etmesi gerektiği üzerinde duruldu.

Ücretli ve İşsiz Mühendis,Mimar ve Şehir Plancıları için yapılan bu kurultayın amacına ulaşabilmesi amacıyla alınan kararların hayata geçirilebilmesi için mücadele edilmesinin amacın sadece mühendis,mimarların sorunlarını çözmek değil bu sorunların sistemden kaynaklı olduğunun bilincinin de verilmesi gerektiği belirtildi.

TMMOB Eski Başkanı Kaya Güvenç' in de söz aldığı serbest kürsüde işçi sınıfı kavramına değindi. Mühendis ve mimarların işçi sınıfı içerisinde olduğunu ancak günümüzde bu bilincin ogiderek yitirildiğini belirtti. Mühendis ve mimarlar için yapılan bir anketin sonuçlarına değinen Güvenç; 1980 öncesi ve yakın tarihte yapılan aynı anketin sonuçlarının birbirinden çok farklı olduğunu,;mühendislerde 70'ler de var olan işçi sınıfı bilincinin ve sendikalı mühendis olma oranının günümüz de düştüğünü belirtti. TMMOB 'un giderek artan somürü düzenin de üste düşen görevin giderek arttığını belirtti.

Atölye sunumlarının ardından geçilen serbest kürsü bölümünde söz alan bir +İvme Dergisi yayın kurulu üyesi asgari ücret, sendikalaşma ve örgütlenme konularına değindi. ''Asgari ücret tüm emekçi kesimler için tek ve ortak olmalıdır. Mühendisler için ayrı bir asgari ücret tarif etmek, mühendislerin işçi sınıfı içerisinde olmadığı algısını güçlendirir. Asgari ücret emek eksenli örgütlerle birlikte yapılacak bir çalışmayla belirlenmeli ve mücadelesi verilmelidir'' dedi. TMMOB'de yalnızca serbest mühendislik hizmetleri için değil, kamu ve özel sektör çalışanları için de bir ücret politikası olması gerektiğini belirtti. 2010-2012 döneminin TMMOB tarafından örgütlenme çalışmasına ayrılması gerektiğini, bu çalışmanın bir kampanya biçiminde ele alınmasının uygun olacağını sözlerine ekledi. Atölye 8'in öneriler kısmında da yer alan ''TMMOB tarafından destekleme kararı alınmış, insan hakları ihlallerine, emekçi hak ve taleplerine, işkence mağdurlarına, devrimci tutsaklarına dönük tüm eylem ve hareketlilikler için merkezde tüm meslek odalarının temsilcileri ile yerelde İKK'lar tarafından oluşturulacak bağımsız bir çalışma komisyonu kurulmalıdır'' önerisinin ana kurultaya taşınmasının ve bu önerinin TMMOB tarafından karar altına alınmasının önemini belirtti.

İnşaat Mühendisi bir +İvme Dergisi yayın kurulu üyesi TMMOB'de sendikalı olduğu için işten atılan çalışanlar olduğunu, hem bu tür olayların hem de Bartın İKK gibi mücadele veren birimlerin kapatılmasının TMMOB örgütlülüğüne yakışmadığını, bunların eleştirilmesi gerektiğini, kendini eleştiremeyen bir yapının devamlılığının ve ilerlemesinin söz konusu olamayacağını dile getirdi.

Elektronik ve Haberleşme Mühendisi olan bir +İvme Dergisi yayın kurulu üyesi, özel sektör çalışanı olarak yaşadığı sorunlardan bahsetti. Özel sektördeki uygulamaların çalışanları sürekli baskı altında tuttuğunu, özellikle performans değerlendirmesinin çalışanları yıprattığını belirtti.

Çevre Mühendisi bir +İvme Dergisi yayın kurulu üyesi, mühendis, mimar ve şehir plancılarının işçi sınıfının bir parçası olduğunu, TMMOB'nin üyeleri arasında bu sınıf bilincinin yerleşmesi amacına dönük çalışmalar yapması gerektiğini belirtti. Birçok gencin plansız, programsız ve bilimsel çalışmadan uzak tabela üniversitelerinde okuduğundan, sistemin gençliğin hayallerini üniversiteden sonra iş beklentisiyle sömürdüğünden söz etti. TMMOB üyeleri arasında ücretli ve işsiz mühendis mimar ve plancıların oranının % 80 olduğunu, ancak bu kesimin yönetimlerde %20 oranında temsil edildiğinin altını çizerek, yönetim kademelerinde ücretli ve işsizlerin temsiliyet oranının arttırılması gerektiğini, aynı zaman da tüm şubelerde ücretli ve işsiz M. M. Ş. P. komisyonları kurulması gerektiğini dile getirdi. Üniversitelerde YÖK’ün kurmayı düşündüğü Danışma Kurulları'nda TMMOB'nin yer almasının kabul edilemeyeceğini sözlerine ekledikten sonra, TMMOB'nin üniversitelerin sermayenin ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesi uygulamalarına etkin bir biçimde karşı çıkması gerektiğini belirtti.

Kurultayın bir katılımcısı da Çağdaş Hukukçular Derneği Ankara Şube üyesi av. Duygu Demirel'di. Duygu Demirel konuşmasında meslekte değişim ve dönüşüme değindi. Mühendislikte, özellikle inşaat mühendisliğinde uygulatılmaya çalışılan Yetkin Mühendislik uygulamasının benzerinin avukatlar için de hayata geçirilmeye çalışıldığını belirten Demirel, üstelik bunu yapanın da Barolar Birliği olduğunu belirtti. Konuşmasını ücretli avukatların yazmış olduğu, aynı gün Barolar Birliği’nde de okunan ve avukatlık mesleğindeki değişim ve dönüşümü anlatan bir metinle bitirdi.

Katılımcıların birçok önergede sunduğu Ücretli ve İşsiz Mühendis Mimar ve Şehir Plancıları Ankara Yerel Kurultayı' na yaklaşık 200 kişi katıldı. Sonuç bildirgesini hazırlamak üzere bir komisyon oluşturulmasının ardından kurultay sona erdi.

IBM Çalışanları Haykırdı: “Toplu İş Sözleşmelerimizi İmzalayana Kadar Mücadeledeyiz"

IBM çalışanları sendikalaşma mücadelesini sonuna kadar devam ettireceklerini bugün (21.10.2009) yaptıkları basın açıklamasıyla bir kere daha kamuoyuna duyurdu. IBM yönetiminin sendikalaşmak isteyen çalışanlarına karşı başta sendikaya yetki itirazıyla başlattığı baskılara sendika temsilcilerini işten çıkararak devam etmişti. Son süreçlerde IBM yönetimi sendikalı çalışanlarını sendikadan istifa etmezlerse işten çıkarmakla tehdit etmişti.

Gelişmeler üzerine IBM'in bulunduğu Yapı Kredi Plazaları önünde saat 12.30'da yapılan basına açıklamasına farklı sektörlerde çalışan150'ye yakın sendikalı katıldı. Tez-Koop İş Sendikası 5 No'lu Şubesi'nin çağrısıyla gerçekleştirilen basın açıklamasını Tez-Koop İş Sendikası Genel Başkanı Gürsel Doğru yaptı. Yapılan açıklamada dava süreci ve IBM yönetiminin baskılarına ilişkin bilgiler verildi. IBM çalışanlarının yürüttüğü sendikalaşma mücadelesine toplu iş sözleşmeleri imzalanana kadar devam edileceği vurgulandı. Şubemizin de desteklediği açıklamada ‘Sendika Yoksa Barış da Yok', ‘IBM İşçisi Yalnız Değildir', ‘Direne, Direne Kazanacağız', Kurtuluş Yok Tek Başına ya Hep Beraber ya Hiç Birimiz' sloganları atıldı. Açıklamanın ardından plazaların girişine siyah çelenk bırakıldı.

http://www.emo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=71422&tipi=2&sube=6

28 Ekim 2009 Çarşamba

EMO-Genç Yaz Kampı Tamamlandı

İlk EMO - Genç yaz eğitim kampı yaklaşık bir yıllık çalışmaların ardından 26 Ağustos – 2 Eylül tarihleri arasında İzmir Doğanbey'deki DEÜ Payamlı Öğrenci Eğitim ve Dinlenme Tesisleri'nde yapıldı. Teması birlik olan kampta; paneller, söyleşiler, forumlar, dinletiler, film gösterimleri ve atölyeler düzenlendi.

Kampın ilk gününde; açılış konuşmalarının ardından, yerellerde EMO-Genç çalışmalarından bahsedildi. Ayrıca EMO İzmir şubesinde Ömer Karakul'un haksız gerekçelerle işten çıkarılması, EMO-Genç üyeleri tarafından yakalara takılan “Haksız işten çıkarmalara son, Ömer Karakul işe geri alınsın” yazılı çıkartmalarla protesto edildi. Akşam TMMOB-EMO belgeseli izlendikten sonra, kamp ateşi çevresinde çekilen halaylarla birlikte ilk gün sona erdi.

İkinci gün Kocaeli EMO-Genç “TMMOB, Türkiye'de mühendislik örgütlenmesi” paneli düzenledi. Kocaeli EMO-Genç TMMOB ilkeleri ve tarihinden bahsetti. TMMOB'nin 1954'te meslek gruplarını kontrol etmek adına DP tarafından kurulduğunu belirten Kocaeli EMO-Genç, 1960'larda TMMOB'nin toplumsal muhalefeti olmadığından fakat 1968'lerde yükselen sosyal hareketin ve toplumsal muhalefetin devrimci bir TMMOB'nin oluşmasında etken olduğundan bahsetti. 1975'te TMMOB'nin tüm teknik elemanların sendikalaşması için mücadele etmesinden ve TÜTED'in kurulmasından bahseden Kocaeli EMO-Genç; şimdi ise İzmir şubede sendikalaşma sonucu gerçekleşen işten çıkarmanın, örgütün geldiği noktayı anlamak açısından iyi bir örnek olduğunu belirtti. Bu esnada konuşmacının sözünü “bilmediğiniz konular hakkında konuşmayın. ” diyerek kesen İzmir şube yönetim kurulu başkanı Sedat Gülşen EMO-Genç üyelerince uyarıldı. Daha sonra kaldığı yerden devam eden Kocaeli EMO-Genç; 1970'lerde gücünü TMMOB ilkelerinde belirtildiği gibi üyelerinden alan TMMOB'nin 1980 sonrası üye aidatı gelirlerinin sürekli olarak düştüğünü, onun yerine oda bütçelerinin ağırlıklı olarak belgelendirme ve hizmet üretimi gelirlerinden oluştuğunu da ifade etti. Bu durumu Bartın İKK'nın feshi ile örnekleyen Kocaeli EMO-Genç daha sonra GATS ve Yetkin Mühendislik konularından bahsetti. Kocaeli EMO-Gençliler sözlerini bitirdikten sonra soru-yanıt-yorum kısmına geçildi. İlk sözü alan EMO İzmir Şube yönetim kurulu başkanı Sedat Gülşen Ömer Karakul'un sendikalaştığı için işten çıkarılmadığını, sendikanın odaya dava açtığını, sürecin yargıda devam ettiğini belirtti. Fakat Ömer Karakul'un neden işten çıkarıldığına dair, soru-yanıt-yorum kısmında defalarca sorulmasına rağmen, herhangi bir açıklama yapmadı. Öğleden sonra ise Diyarbakır EMO-Genç üyeleri ile “Türkiye'de Üniversite Gençliğinin Sorunları” adlı bir söyleşi yapıldı. Söyleşinin başında İzmir şube yönetim kurulu başkanının bir önceki panelde takındığı antidemokratik tutum, Ömer Karakul'un sendikalaştığı için işten çıkarılması ve panel başlıklarının kendilerine haber verilmeden değiştirilmesi Diyarbakır EMO-Gençlilerce kınandı. Daha sonra Kürt sorununa değinen Diyarbakır EMO-Genç, bu sorunun Osmanlı döneminden bugünlere kadar devam eden bir sorun olduğunu ve takınılan inkar, asimilasyon tutumunun 40.000 insanın kaybedilmesine neden olduğunu söylediler. Ayrıca koruculuk sisteminin Kürdü, Kürde kırdırmak için kullanıldığından bölgenin tarihi, kültürel ve sosyal değerlerinin yok edilmeye çalışıldığından bahsettiler. Söyleşi tamamlandıktan sonra, birer saatlik atölye çalışması, serbest zaman ve yemeğin ardından Erdal Güney ve Ali Cenk Gedik ile müzik üzerine söyleşi yapıldı, daha sonra Erdal Güney ve arkadaşlarının müzik dinletisiyle ikinci gün de son buldu.

Üçüncü günün sabahında düzenlenen Efes gezisi EMO-Gencin bir ilki gerçekleştirerek Efes'teki antik açık hava tiyatrosunda halay çekmesiyle son buldu. Akşam ise Ahmet Haşim Köse ve Ahmet öncü ile “Sermaye ve Mühendislik” isimli söyleşiyle birlikte üçüncü gün tamamlanmış oldu.

Ertesi gün Ankara ve İzmir EMO-Genç'in ortak düzenlediği “Bilim ve teknoloji Kim için?” panelinde Ankara EMO-Genç; sanayi devriminden sonra çok hızlı yaşanan teknolojik ilerlemelerden, patent kavramından, teknoloji bağımlılığından ve en iyi silah teknolojilerine sahip olan devletlerdeki aşırı sermaye birikiminden bahsettiler. Ayrıca robotlara ve teknolojinin gelişmesiyle birçok meslek grubunun ortadan kalktığına da değinen Ankara EMO-Genç bunların dışında; mühendislik eğitimine, mühendislik fakülteleri müfredatına, YÖK'e, kariyerizme ve yetkin mühendislik, akreditasyon konularına da değindiler. Öğleden sonra ise İstanbul ve Samsun EMO-Genç'in birlikte düzenlediği “Mühendislik Eğitimi ve Üniversiteler” adlı söyleşide ilk olarak Samsun EMO-Genç söz aldı. Samsun EMO-Genç üniversitelerin ticarileştirilmesinden bahsederken, İstanbul EMO-Genç ise üniversite sanayi işbirliğine değinerek, üniversitelerin bilimsel değil, sermayenin ihtiyaçlarına yönelik çalışmalar yaptığını belirtti. Akşam ise Prof. Dr. İşaya Üşür ile “Kapitalizmin Krizi ve Toplumsal Mücadele” üzerine bir söyleşi yapıldı. Söyleşiden sonra Ali Fuat Aydın ve Cenk Güray Ege'nin iki yakasından ezgilerden oluşan hoş bir dinleti sundular.

Beşinci gün, Adana EMO-Genç ile “Özgür Yazılım Felsefesi” adlı bir söyleşi yapıldı.Öğleden sonra ise Diyarbakır, Mersin ve İzmir EMO-Genç'in ortak düzenlediği “Enerji Politikaları, Nükleer ve Çevre” isimli panelde öncelikle Diyarbakır şube bir sunum yaptı. Sunumda Hasankeyf, Allianoi gibi mirasların sular altında bırakılarak, değişik kültürlerin yok edilmek istendiği vurgusu yapıldı. Ayrıca yapılması planlanan hidroelektrik santrallerin ihtiyacı karşılamada tek çözüm olmadığı, bunlara alternatif olarak yenilenebilir temiz enerji kaynaklarının kullanılabileceği belirtildi. Mersin EMO-Genç ise nükleer santrallerin çevreye ve doğaya zararlarından bahsettiler ve Mersin Akkuyu'ya yapılması planlanan Nükleer Enerji santraline hep birlikte karşı çıkılması gerektiğini vurguladılar.

Altıncı gün İstanbul EMO-Genç ile “Mühendislik-Toplum İlişkisi” üzerine bir söyleşi yapıldı. Öğleden sonra ise “Yetkin, Yetkili Uzman Mühendislik Kavram ve Uygulamaları” forumu düzenlendi. Forumda; çoğunluk Yetkin mühendisliğe karşı olduğunu dile getirdi. Yetkin mühendisliğe benzer tartışmaların sadece mühendislik alanında yapılmadığı, hizmet alanlarının serbest dolaşıma açılmasıyla bir çok başka meslek alanında da bu gibi tartışmalar olduğu ve yetkin mühendisliğin belgelendirmenin bir ayağı olduğu ve yetkin mühendislik uygulamalarıyla mühendislerin ucuz emek gücü haline geleceği belirtildi.

Altıncı günün akşamında ise ritim atölyesi bir hafta boyunca yoğurt kovaları kaşıklar ve su şişeleri gibi aletler kullanarak hazırladıkları atölye sunumunu sundular.

Yedinci gün İzmir ve Bursa EMO-Genç tarafından gerçekleştirilecek olan “Kriz ve Mühendislik” konulu panel benzer konularda daha önce birden fazla panel ve söyleşi yapıldığı ve Bursa EMO-Genç üyelerinin kamptan ayrılması gerekçeleriyle iptal edildi. Öğleden sonra ise öğrenci forumu vardı. Öğrenci forumu üç oturumdan oluştu. İlk oturumda kamp değerlendirmesi yapıldı, söz alan EMO-Gençliler, kampın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ettiler ve eleştirilerini dile getirdiler. Genel olarak panel ve söyleşi konularının birbirine yakın olduğu, soru-yanıt-yorum kısımlarında hep aynı kişilerin söz aldığı, programın çok yoğun olduğu gibi eleştiriler dile getirilse de farklı insanlarla tanışmanın fırsatı, samimiyet ve ortaklaşmanın sağlandığı konularında hem fikir olundu.

İkinci oturumda ise “Merkezi EMO-Genç Örgütlülüğü” konusu tartışıldı. Merkezi EMO-Genç örgütlülüğünün gerekliliği, EMO-Genç'in hassas olması gereken konulara birlikte refleks geliştirmesi gerektiği, sanal ortamlarda birlikteliğin gerekliliği, EMO-Genç'in önüne somut hedefler koyması gerekliliği, yerellerdeki etkinliklerin önemi ve bu etkinliklerin diğer şubelerle paylaşılması gerekliliği gibi konular konuşuldu. Oturumun sonunda, bir merkezi EMO-Genç posta grubu kurulması, 24-25 Ekim'de düzenlenecek Yetkin Mühendislik Kurultayı'na ve Kasım ayında düzenlenecek olan Ücretli, İşsiz Mühendisler Kurultayı'na EMO-Genç olarak katılım sağlanması, yerellerdeki etkinliklerin diğer şubelerle paylaşılması, bir sonraki kampın EMO-Genç tarafından düzenlenmesi gibi kararlar alındı.

Bir önceki gün Kamp İdare Kurulu toplantısında “Bu bir oda geleneğidir” denilerek ilk ve son sözü EMO Yönetim Kurulu Başkanının alması gerektiğinin dayatılması üzerine EMO-Genç bunu reddetti. Fakat üçüncü oturumda YK Başkanının son sözü söylemesi çeşitli biçimlerde dayatılınca EMO-Genç son oturuma katılmayarak bu durumu protesto etti. Musa Çeçen'in konuşması sırasında salonda sadece görevli 6 EMO-Genç'li ve yönetim kurulu üyeleri vardı.

Yedinci günün akşamında ise tiyatro, şiir, fotoğraf, kısa film ve anadolu müziği ve kültürü atölyeleri bir haftalık çalışmalarını sundular.