Oda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Oda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ocak 2010 Pazartesi

Gülcan Kırca: "TMMOB, Bu Yönetimle Saldırıları Püskürtemez"

İvme Dergisi Yayın Kurulu üyesi Gülcan Kırca ile Yürüyüş Dergisi'nin yaptığı röportajı yayınlıyoruz:



Devrimci Demokrat Mühendisler:
TMMOB, Bu Yönetimle Saldırıları Püskürtemez

TMMOB'da statükoculuğa karşı mücadele devam edecek!
• Şimdilik şunu söyleyebiliriz; artık devrimcilerin varlığını
kabul etmek zorunda kaldılar.

Gülcan Kırca (Makina Mühendisi, İvme Dergisi Yayın Kurulu Üyesi)

İktidarın tasfiye sürecine karşı mücadeleyi şu anki yönetim zihniyeti sürdüremez. Bu mücadeleyi bu örgütlenmenin tabanının oluşturan devrimci demokrat mühendisler sürdürebilir.

Yürüyüş: Bazı odalarda, saldırılarla birlikte, devrimci demokrat mühendisleri toplantılara almama, onlara söz hakkı vermeme gibi bir tavır gelişmişti; şu anda sorun ne aşamadadır? Tavırları sürüyor mu?

Bildiğimiz kadarıyla 4 Kasım'daki inşaat mühendisleri odaküçük kuruluna, keza 6 Aralıkta yapılan TMMOB Danışma Kurulu toplantısına İvme okuru mühendisler katıldılar, konuşmalar yaptılar. Bu neyin sonucu oldu?

Gülcan Kırca: TMMOB'deki etkin yönetim anlayışı esasen devrimci demokrat mühendisleri odalarda istemiyor. Bunun sebebi devrimcilerin varlığının yıllarca geliştirdikleri statükolarını bozmasıdır. Bu konudaki düşüncelerinde genel olarak bir değişiklik yok.

Bir önceki Danışma Kurulu'nda -10 Ekim- kürsüden İvme'ye yönelik hakaretler edilmiş, söz talep edildiğinde ise TMMOB'nin demokratik usulleri de yok sayılarak söz hakkı vermeme tavrı geliştirilmişti. 10 Ekim'deki bu Danışma Kurulu'na İvme üyeleri yaklaşık 70 kişilik bir katılım sağlamış ve hakaretlere demokratik yöntemlerle müdahale etmiş, söz haklarından geri adım atmamışlardı. Divan ise devrimci mühendislere söz hakkı vermemek için Danışma Kurulu'nu iptal etmişti.

Ancak 6 Aralık'ta gerçekleştirilen TMMOB Danışma Kurulu'ndan yola çıkarak şunları söyleyebiliriz; artık devrimcilerin varlığını kabul etmek zorunda kaldılar. 6 Aralık'taki Kurul'da gerek divan, gerekse etkin yönetim anlayışından konuşmacılar sözlerini süzgeçten geçirmişlerdi. Yine kitlesel bir katılım sağlayan İvme'ye ve devrimcilere dönük neredeyse tek bir söz bile söyleyemediler. İsteyen her İvme üyesine söz verildi. İvmecilerin dışında da birçok kişi kürsüden statükocu yönetim anlayışını eleştirdi. Bizim örgütlü tavrımız bir yandan etkin yönetim anlayışının maskesini düşürürken, öte yandan çeşitli eleştirileri olan ancak bu zamana kadar söz alamamış kişi veya kesimlerin de önünü açtı.

Geneldeki bu tabloya rağmen İMO'da yönetim aynı davranışlarını arttırarak sürdürüyor. 4 Kasım'daki İMO Ankara Şubesi Küçük Kurulu'nda içlerinde İvmecilerin de olduğu devrimci demokrat mühendisleri kurula sokmamak için özel güvenlik tutulmuştu. Ancak ısrarcılığımız ve örgütlülüğümüz sonucu Kurul toplantısına girdik ve konuşmalar yaptık. Aralık ayındaki Küçük Kurul'da ise toplantıya katılmadaki ısrarımızın sonucu olarak Küçük Kurul'u iptal ettiler.

Şu an TMMOB'de seçim sürecine girildi. Etkin yönetim anlayışı, temel tehlike olarak iktidar veya emperyalizm değil bizleri görüyorlar. Statükocu yönetim iktidarın TM-MOB'nin de içinde bulunduğu mesleki demokratik kitle örgütlerini tasfiyesinin ilk adımı olan Devlet Denetleme Kurulu raporuna karşı somut bir şey yapmıyor. Öte yandan İvmecileri oda yönetimlerine sokmayacaklarını çeşitli odalarda beyan ediyorlar. Yani tasfiye çabası oda seçimleriyle farklı bir şekil alıyor. Ancak yönetimlerde bulunulsun veya bulunulmasın emekçi mühendis, mimarların hak ve özgürlük mücadelesini büyüteceğimizi biliyoruz.

Yürüyüş: İMO'da 2 devrimci mühendise belli sürelerle meslekten men cezası verilmişti. Bu konudaki hukuki durum nedir? Cezalar uygulanacak mı, itiraz edildi mi?

Kırca: İMO Onur Kurulu tarafından 11 Hazirandaki olaylar gerekçe gösterilerek bir arkadaşımıza 15 gün, bir diğerine 6 ay meslekten men cezası verildi. Verilen cezanın hiçbir hukukiliği yoktur. İMO yönetimi, bu konuda yürüttüğü "soruşturma" yla, gericilik konusunda siyasi iktidarlarla yarışırcasına, en temel hak olan düşünce ve ifade özgürlüğünü bile tanımadığını göstermiştir. Soruşturma genel hukuk normlarına da aykırıdır. Zira olaya tanık olan arkadaşlarımız bile dinlenmemiştir. Soruşturma TMMOB'un iç hukukuna da aykırıdır. Tüm bunlardan çıkan sonuç bunun açık bir siyasi karar, aynı zamanda genel tasfiye politikalarının bir adımı olduğudur. Cezalara karşı şu anda TMMOB'nin iç hukuku işletilerek itirazlarımızı yaptık. Ceza kesinleşmeden uygulama şansları da yok.

Bu konuda şunu da belirtmek gerekir. TMMOB 40. Dönem Genel Kurulu'nda mühendis olan AKP'li bakanların Onur Kurulu'na verilmesi kabul edilmişti. Bakanları bu kararına rağmen Onur Kurulu'na vermeyip devrimci mühendisleri cezalandırmaya çalışmaları, etkin yönetimin "önceliklerini" göstermektedir.

Yürüyüş: TMMOB'deki yasakçı tutuma ve anti-demokratik zihniyete karşı mücadeleniz sürecek mi?

Kırca: İvme'nin "TMMOB'de Demokrasi" başlıklı 8. sayısında bir yazı yazmıştık. "Üretmek tüketmek ve tükenmek" başlıklı bu yazıda TMMOB'nin ve aslında birçok DKÖ'nün durumuna dair bir değerlendirme vardı. Bu yazıda 70'li yıllarda üreten bir TMMOB' 80'li yıllarda üretmeden geçmişteki değerlerini tüketen bir TMMOB ve artık 2000'li yıllara geldiğimizde tükenen bir TMMOB olduğu gözler önüne serilmişti. Birçok kişi veya çevre bu tükenişi görmesine rağmen müdahale etmiyor veya edemiyor. Aslında en kötüsü de bu duymuyorum, görmüyorum, susuyorum, hiçbir şekilde tartışmıyorum ve tartıştırmıyorum tavrıdır.

Buna karşılık TMMOB'un mücadeleci geçmişinin tüketilmesi karşısında susanlar, yönetimlerde alacakları bir iki koltuk karşılığı tükenişi görmezden gelenler de bu tükenişte pay sahibidir.

Biliyoruz ki iktidar TMMOB'ye ve mesleki demokratik kitle örgütlerine saldırıyor. Böyle bir saldırıda en önde mücadele edecek olan da biziz. Hem TMMOB'un yeniden emekten ve halktan yana bir örgüt olmasında hem iktidarın saldırılarının püskürtülmesinde ve mühendislerin mimarların hak ve özgürlüklerinin savunulmasında, örgütlenmesinde en önde bizler olacağız. Devrimci demokrat mühendisler olarak bunun bilinci ile şimdiye kadar sürdürdüğümüz mücadeleyi arttırarak sürdüreceğiz.

Yürüyüş: Saldırılara, polis zoru ile engellenmeye, siyaset yasakçılığına, kurullara alınmak istenmemenize karşı tabanda nasıl bir yaklaşım var?

Kırca: İvme'nin yürüttüğü "TMMOB'de Demokrasi İstiyoruz" kampanyası ve özellikle 15 hafta boyunca TMMOB'un önünde tutulan demokrasi nöbeti ile yönetime hakim olan bu tutum ve zihniyet üyelere teşhir edilmiştir. Sesimizi duyurabildiğimiz üyelerden, yapılan uygulamalara tepki gösteren üyeler var. Ayrıca İvme çalışması, çeşitli odalardaki anti-demokratik uygulamalardan nasibini almış, haksızlığa uğramış birçok üyenin de sorunlarını paylaştığı, birlikte nasıl mücadele edebileceğimizi tartıştığımız bir odak noktası haline geldi.

Tabanda bu konuda kıpırdanmalar var. Bunun en belirgin örneğini de TMMOB'un 30 yıl sonra üyelerinin talebi sonucunda düzenlemek zorunda kaldığı Ücretli ve İşsiz Mühendis, Mimar ve Şehir Plancıları Kurultayı'nda yaşadık. Üyelerinin % 80'ini oluşturan ücretli ve işsiz mühendis ve mimarların sorunlarını tartışması ve çözümler üretmesi açısından çok önemli olan bu kurultayda; üyelerinin savunduğu düşüncelerden, kürsüden konuşmasından korkar hale gelen TMMOB ve oda yöneticilerinden birçoğu, kurultayı önce engellemeye çalışmış, sonrasında "biz sizin adınıza en iyi kararları alıyoruz, size gerek yok" diyerek kurultayı terk etmişlerdir. 1200'ü aşkın kişinin katıldığı kurultay resmen üyenin inisiyatifi ile sürdürülüp başarılı şekilde sonlandırılmış, TMMOB başkanı ve oda yöneticilerinin tavırları üyeler tarafından mahkum edilmiştir. Durumun bu noktaya gelmesinde elbette ki İvme'nin payı büyüktür.

Yürüyüş: Bu konudaki gelişmelere ilişkin ayrıca sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Kırca: TMMOB ve çeşitli DKÖ'lere yönelik şu dönemde Devlet Denetleme Kurulunun (DDK) yayınladığı bir rapor vardır. Rapor incelendiğinde, mesleki demokratik kitle örgütlerimize 12 Eylül darbesi sonrasındaki en büyük operasyon AKP iktidarı tarafından başlatılmak istenmektedir. DDK raporu bu operasyonun ilk adımıdır. Bu operasyonla 12 Eylül'de başlatılan örgütlenmeye dönük müdahale tamamlanırken, seçim sistemi değişiklikleri ile meslek örgütlerinde gerici örgütlenmenin önü açılmak istenmektedir. Bu rapora karşı mevcut yönetimin sergilediği tavır ise içler acısıdır. Etliye sütlüye dokunmayan bir basın açıklamasıyla konu geçiştirilmiştir. Bizler devrimci demokrat mühendisler olarak kendi örgütlülüğümüze sahip çıkma noktasında gerekli mücadeleyi her koşulda sürdüreceğiz. İktidarın tasfiye sürecine karşı mücadeleyi şu anki yönetim zihniyeti sürdüremez. Bu mücadeleyi, bu örgütlenmenin tabanını oluşturan devrimci demokrat mühendisler sürdürebilir. Bizler önümüzdeki sürecin bu tasfiye hareketine karşı bir örgütlenme süreci olması gerektiğinin bilinciyle, bu saldırıya karşı başlattığımız kampanya ile mücadelemize devam edeceğiz

29 Ekim 2009 Perşembe

TMMOB ve İMO Önündeki Demokrasi Nöbetimizi 5 Güne Çıkardık

28 Eylül TMMOB Önü Basın Açıklaması 1

+ İvme Dergisi 27 Haziran' da başlatmış olduğu "TMMOB' de Demokrasi İstiyoruz" kampanyasını bir adım daha ileriye taşıdı.
27 Haziran günü TMMOB önünde yapılan basın açıklaması ile başlatılan ''TMMOB' de Demokrasi İstiyoruz '' kampanyası üç ay'ı aşkın bir süredir devam ediyor. 28 Eylül günü yapılan basın açıklamasıyla da her pazartesi ve çarşamba TMMOB , her salı İMO önünde tutulan ve haftada üç gün olan ''Demokrasi Nöbeti '' beş güne çıkarıldı.

Üç ayı aşan kampanya süresi boyunca TMMOB' den olumlu bir cevap alamayan İvme Dergisi; bu süre içerisinde demokrasi mücadelesini büyüttü ve kamuoyuna taşımaya çalıştı. TMMOB'deki tüm tasfiye hareketlerine karşı demokratik bütün platformlarda haklarını arayan ve devamında demokratik taleplerle kampanya başlatan +İvme Dergisi, TMMOB önünde verdikleri mücadeleye devam edeceklerini 28 Eylül'de yaptıkları basın açıklaması ile tekrar dile getirdiler.

TMMOB önünde yapılan, +İvme Dergisi Yayın Kurulu üyeleri ve okurlarının katıldığı basın açıklamasında ''TMMOB'da Demokrasi İstiyoruz'' pankartı açıldı. 20 kişinin katıldığı 28 Eylül tarihli basın açıklamasında "Soruşturma Terörüne Son", "Baskılar Bizi Yıldıramaz", "Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz", "TMMOB'de Demokrasi İstiyoruz", "İMO' da Demokrasi İstiyoruz", ''TMMOB' da Adalet İstiyoruz", "İMO ' da Adalet İstiyoruz" sloganları atıldı. Basın açıklamasının ardından 9:00'da başlayan Demokrasi Nöbeti'ne 18:00' a kadar devam edildi.

Açıklamada okunan metin şu şekildedir:

TMMOB’DE ÖRGÜT İÇİ DEMOKRASİ TALEBİMİZİ YÜKSELTİYORUZ
Bundan 14 hafta önce dergimize ve yayın kurulu üyelerimize dönük yürütülen tasfiye çabalarına, yalan ve iftiraya dayalı politik linçe, TMMOB ve bazı oda başkanlarının da bulunduğu bir ortamda gerçekleştirilmeye çalışılan fiziksel linç girişimine karşı başlattığımız “TMMOB’de Demokrasi İstiyoruz” kampanyamız başladığımız günkü inanç ve coşkuyla devam ediyor.

Geçen zaman TMMOB içinde demokrasi talebimizin doğruluğunu kanıtlamaya devam ediyor. İMO yönetimi tamamı düşünce ve düşünceyi ifade özgürlüğüne aykırı olarak hazırlanan, +İvme Dergisi' nin tüzel kişiliğine dönük bir saldırı metni niteliğindeki soruşturmaları onur kuruluna sevk ederek önceden aldığı sonuçlara ulaşmaya bir adım daha yaklaştı. Soruşturmalara yanıt olarak yayınladığımız metinde belirttiğimiz “ortaya çıkardığınız bu sorunların çözüm yeri demokratların kendi aralarında oluşturdukları hukuk zemininde yapılacak toplantılardır” talebi ise karşılıksız kaldı. İMO Yönetimi İvmecilerden gizli almayı alışkanlık haline getirdiği Küçük Kurul toplantısını katılımın az olması(!) nedeniyle iptal ederek tartışma platformlarından kaçmadaki kıvraklığını sergiledi. Bizler ise gerçekleri açığa çıkartma yolunda bundan sonra yapılacak bütün küçük kurullara katılıp devrimci demokrat mühendisler olarak sözümüzü söyleyeceğimizi yineledik.

Geçen 14 hafta gösterdi ki TMMOB ve İMO yönetimi;

  • +İvme Dergisi Yayın Kurulu üyelerinin ve İvme' yi olumladığı bilinen çevrenin çağırılmayıp oda üyesi olmayan, eli bıçaklı adamların bulunduğu kalabalık bir güruhun çağırıldığı, İvmecilerin polis barikatıyla engellenip alınmadığı bir toplantıyı sahiplenmektedir.
  • Kendisiyle uyumlu çalışacağı söylediği seçilemeyen öğrenci üyelerin temsilci olarak atandığı, bildiri dağıtan muhalif öğrencilerin ise ana-avrat küfürler edilip şiddet kullanılarak engellendiği, üstüne yönetim kurulu kararıyla öğrenci üyelikten atıldığı bir öğrenci üye çalışmasını sahiplenmektedir.
  • 3 Haziran İMO Ankara Şube Küçük Kurulu’nda yaşanan olaylardan sonra küçük kurula katılan mühendislerin ve binada sürekli çekim yapan güvenlik kameralarının önünde İvmecilere sopayla saldıran, biri İMO Ankara Şube Yedek Yönetim Kurulu Üyesi iki kişinin ellerindeki sopaları İvmeciler kullandı diyerek çarpıtarak İvmeciler sopalarla saldırdı yalanını + İvme' ye karşı bir politik linç malzemesi yapan bir anlayışı sahiplenmektedir.
  • Gerçekler bilinçli bir şekilde çarpıtılarak başlatılan bu siyasal linci derinleştirmeye çalışırken, +İvme’yi “terör örgütü” olarak gösteren bir açıklamayı biz tekzip çekene kadar internet sitelerinde yayınlayıp rezil bir ihbarcı anlayışı sahiplenmektedir.

TMMOB ve İMO Yönetimi anlamalıdır ki demokrasi söylemlerinizle arasındaki açı gittikçe açılan pratiğinizin özeleştirisini vermeden, yalan ve iftirayla dolu bilgilerle çarpıttığınız gerçekleri açığa çıkartmadan, TMMOB tarihinde kara bir leke olarak anılacak saldırı, küfür, hakaret ve linç girişimlerini TMMOB zemininde mahkûm etmeden durmayacağız. Bizi ne hakkımızda yürüttüğünüz politik linç, ne de demokrasi mücadelemiz karşısında bulabildiğiniz tek çözüm yolu olan soruşturmalar durdurabilir.

Haklı mücadelemizde bugüne kadar haftada 3 güne kadar çıkarttığımız demokrasi nöbetimizi bundan sonra haftada 5 güne çıkarıyoruz. Emekten, halktan, adaletten yana, direnen, mücadeleci bir TMMOB’nin yaratılması yolunda kararlı ve inançlıyız.

Taleplerimiz,

  • İMO’ daki tüm süreçle ilgili tarafsız bir araştırma komisyonu kurulsun,
  • Bu süreçle ilgili gerçeklerin tüm devrimci demokrat kamuoyuna açıklansın,
  • Örgüt içi demokrasiyi tartışmak üzere TMMOB demokrat üye toplantısı yapılsın.
Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada
+İVME DERGİSİ

28 Ekim 2009 Çarşamba

İMO Küçük Kurulu Katılım Azlığı Nedeniyle İptal Edildi!

İMO etkin yönetim anlayışı tarafından 9 Eylül Çarşamba akşamı, devrimci demokrat inşaat mühendislerine haber verilmeden gizlice düzenlenmeye çalışılan İMO Küçük Kurulu katılım azlığı nedeniyle iptal edilmiştir. Oysa ki Küçük Kurul'a katilmak üzere, içlerinde yayın kurulu üyelerimizin de bulunduğu yaklaşık 25 mühendis gelmiş, kurulun yapılacağı salonun önünde beklemiş ve iptal edildiğini öğrenince geri dönmek zorunda kalmıştır.
Sorulması gereken soru; küçük kurulun yapılması için gereken mühendis sayısı kaçtır? Eğer böyle bir sayı şartı yoksa 25 mühendisin geldiği kurul neden iptal edilmiştir? Eğer iptalin nedenleri arasında yayın kurulu üyelerimizin kurula katılmak istemesi varsa, buradan bir kez daha söylüyoruz ki bu ve bundan sonra yapacağınız bütün küçük kurullarda bu Odann devrimci demokrat mühendisleri olarak sözümüzü söylemek için yer alacağız. Hiç bir tecrit ve tasfiye çabası bizi sözümüzü söylemekten alıkoyamayacaktır.

14 Eylül 2009 Pazartesi

TMMOB Önündeki Demokrasi Nöbeti 4. Haftasında

TMMOB Önünde Demokrasi Nöbeti 4. Hafta - 1

3 Haziran'da gerçekleştirilen İMO Küçük Kurulu'nda yaşananlar çarptılarak TMMOB etkin yönetiminin yönlendiriciliğinde İvme'ye dönük siyasi bir linç girişimi başlatılmış, bu siyasi linç 11 Haziran'daki Küçük Kurul'da fiziki linçe dönüşmüştü. 11 Haziran'da çoğunluğunu mühendis olmayanların oluşturduğu yaklaşık 100 kişilik bir grup Küçük Kurul üyesi 10 arkadaşımıza saldırmış, bu grup tarafında bıçakların da kullanıldığı saldırıda arkadaşlarımız yaralanmıştı. TMMOB YK başkanının da gözleri önünde gerçeklşetirilen ve kendisinin de müdahale etmediği bu saldırının ardından İMO etkin yönetim anlayışı polis barikatı arkasında bir Küçük Kurul toplantısı yaparak TMMOB tarihinde bir ilke imza atmıştı.

TMMOB ve İMO etkin yönetim anlayışlarının İvme'ye dönük -ve aynı zamanda tüm devrimci, demokrat, muhalif unsurlara dönük olduğunu düşündüğümüz- tecrit ve tasfiye girşimlerine karşı başlatmış olduğumuz "Demokrasi Nöbeti" 4. haftasına girdi. 20 Temmuz Pazartesi'de TMMOB önünde bulunan yayın kurulu üyelerimiz "Gerçekler Açıklansın, Adalet İstiyoruz" başlıklı İvme'nin 27 nolu açıklamasını dağıtırken,
"-İMO'daki tüm bu süreçle ilgili tarafsız bir araştırma komisyonu kurulsun
-Bu süreçle ilgili gerçekler tüm devrimci demokrat kamuoyuna açıklansın
-Örgüt içi demokrasiyi tartıçmak üzere TMMOB demokraT üye toplantısı yapılsın"
talepli imza kampanyasını sürdürdü.

Demokrasi Nöbeti 4. haftasını bitirirken TMMOB etkin yönetim anlayışının suskunluğu ise devam ediyor. Yazın en sıcak günlerinde kapısının önünde demokrasi talebiyle bekleyen üyelerini görmezden gelen etkin yönetim anlayışı sorunun çözülmesine dönük en ufak bir adım atmamakta ısrar ediyor.

Odalardan maddi ya da sosyal herhangi bir rant beklentisi olmayan, TMMOB içinde ilkeli politikalar adına muhalefet yapan devrimci, demokrat mühendisler, kendilerine yöneltilen hakaret, küfür ve şiddete boyun eğmeyecek, geri adım atmayacak ve bu yok sayma tavrına karşı gerçekleri tüm kamuoyuna yayma görevlerini yerine getireceklerdir.

TMMOB Önünde Demokrasi Nöbeti 4. Hafta - 2

5 Haziran 2009 Cuma

İVME Açıklama 25: Yalan, İftira ve Demagojileriniz Gerçekleri Gizlemeye Yetmeyecek

İnşaat Mühendisleri Odası’nın Küçük Kurul’da yaşananlara ilişkin açıklaması ve onun paralelindeki tüm açıklamalar TMMOB etkin yönetim anlayışının devrimci demokrat mühendislere dönük şiddet ve tasfiye politikalarını gizlemek ve +İVME Dergisi’ni karalamak amacındadır.

İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi 2008-2010 çalışma döneminin başından bu yana Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada Artı İvme dergisi yayın kurulu üyesi ve okuru inşaat mühendisi arkadaşlarımıza yönelik antidemokratik, provokatif ve saldırgan tutumlar içindedir. Gelişmeleri kısaca özetlersek;

1. İvme Dergisi yayın kurulu üyesi iki arkadaşımız aynı zamanda İMO Ankara Şubesi yönetim kurulu yedek üyeleridir. İvme Dergisi’nin Yetkin İnşaat Mühendisliği uygulamasına karşı sürdürdüğü muhalefeti hazmedemeyen kimi yönetim kurulu üyeleri önce yönetim toplantılarında arkadaşlarımıza her fırsatta sataşmışlardır. Ardından 9 ay boyunca YK yedek üyeleriyle toplanmış olan Ankara Şube yönetim kurulu bir anda yedekler alınmadan yönetim toplantıları yapma kararı vermişlerdir. İvme yayın kurulu üyesi olan bu iki seçilmiş üyeyi yönetim toplantılarına almamak için verilmiş bu karar, karar defterine bile yazamadıkları, gayrimeşru bir karardır.
2. Genç İMO’nun üniversite öğrenci temsilcilerinin seçilmesi sırasında İMO Ankara Şubesi yönetimi, öğrencilerin oylarıyla seçilen ODTÜ temsilcilerini değil, seçilemeyen kendi adamlarını atamışlardır. Bu nedenle Genç İMO üyeleri İMO Ankara Şubesi yönetimini mahkemeye vermişlerdir. Öğrencilerin iradesini çiğneyen bu antidemokratik tutum, öğrenci örgütlülüğü içinde İvme Dergisi üyeleri ve okurlarının ağırlıklı olarak bulunmasından kaynaklanmaktadır.
3. 14 Mart Cumartesi günü Ankara’da gerçekleştirilen İnşaat Mühendisleri Odası 2. Öğrenci Üye Kurultayı’nda kararlarının çiğnenmesini bildiri dağıtarak teşhir eden öğrenci üyeler, İMO Genel Merkez ve Ankara Şubesi’nden bazı yöneticilerin önce sözlü, ardından fiziki saldırısına uğramışlardır. Bu saldırgan yöneticiler öğrencilere ağza alınmayacak ana avrat küfürler etmiş, onları Amerikan ajanlığıyla suçlamış, ardından tekme ve tokatlarla darp etmişlerdir. Bu saldırı esnasında öğrenciler fiziksel bir karşı saldırıda bulunmamışlar, sonrasında saldırıyı protesto eden bildiriler dağıtmış ve konuşmalar yapmışlardır.
4. 1 Nisan 2009’da yapılan İMO Ankara Şb. Küçük Kurulu’na katılan İnşaat Mühendisi yayın kurulu üyelerimiz ve Genç İMO’lu öğrenciler saldırganların özür dilemelerini talep etmişlerdir. Ancak bu talepleri karşılık bulmamıştır, zira saldırganların hiçbirisi o gün orada değildir.
5. 4 Nisan 2009 tarihindeki TMMOB Danışma Kurulu’nda yayın kurulu üyelerimiz ve öğrenciler tarafından kürsüde küfür ve dayak olayı yine gündeme getirilmiş ve aynı talep tekrarlanmıştır. Ne var ki öğrencilerin talebine İMO yöneticilerinden yanıt gelmediği gibi bugün toplu halde şiddet karşıtı kesilen TMMOB ve diğer Odalar yöneticilerinden de bu şiddeti kınayan hiçbir açıklama yapılmamıştır. İMO Öğrenci Kurultayı’nda yapılan saldırı TMMOB Danışma kurulunda teşhir ve mahkum edilmiştir.
6. TMMOB Danışma’da bu konuda ağzını bıçak açmayan bazı İMO yöneticileri Mayıs ayında gerçekleştirilen İMO Ankara Şb. Küçük Kurulu’nda hakaretlerini ve kabadayılıklarını sürdürmüşler ve İvme Dergisi üyelerine yönelik faşist, Aydınlıkçı gibi sözlerle saldırmışlardır. Öğrencilere uyguladıkları şiddeti savunmaya devam ettikleri gibi, her fırsatta da provokasyon yapan bu yöneticilerin çirkin saldırıları karşısında, İvme üyesi mühendisler ve öğrenciler örgüt içi demokratik işleyişin kurallarını hatırlatarak hakaret etmemeleri konusunda kendilerini uyarmış, ancak saldırganlar aynı tavırlarını Küçük Kurul boyunca sürdürmüşlerdir.
7. 3 Haziran 2009 tarihinde yapılan İMO Küçük Kurulu’nda söz alan İVME Dergisi yayın Kurulu üyesinin, devrimci, demokrat, yurtsever mühendislere hakaret edilemeyeceği şeklindeki görüş açıklamasına tahammül edemeyen İMO merkez ve Ankara Şb. yöneticilerinin sözlü saldırı başlatmalarının ardından Küçük Kurul’da kavga çıkmıştır. Saldırgan İMO yöneticileri, bu saldırıyla da yetinmeyip, güvenlikten sağladıkları sopalarla devrimci, demokrat, yurtsever mühendisleri darp etmek istemişlerdir. Bu saldırı karşısında, devrimci, demokrat, yurtsever mühendisler kendilerini korumak zorunda kalmışlar ve saldırganları geri püskürtmüşlerdir.

Olayların gelişimi bu şekildeyken ve herkes tarafından böylece bilinmekteyken, İMO Genel Merkez ve Ankara Şubesi yönetimleri, yavuz hırsız ev sahibini bastırır misali dergimize yönelik iftira dolu açıklamalar yayınlayarak mağdur rolüne bürünmüşlerdir. TMMOB yönetimi, kimi Odalar ve Politeknik grubu da bu yalan ve hakaret dolu kampanyaya İMO’nun açıklamaları paralelinde katılmışlardır.

Yalan 1: Olayın gerçekleştiği toplantı İMO Ankara Şube Olağan Üye Toplantısı değil, İMO Ankara Şube Küçük Kurul toplantısıdır.

Yalan 2: İMO’nun açıklamasında yazıldığı gibi “bir grup saldırganın üye toplantısını sopalarla basması” sözkonusu değildir. İMO Küçük Kurul üyesi olan İvme Dergisi üye ve okurları (yaklaşık 50 kişilik Küçük Kurul katılımı içinde 9 kişi) kurulda söz almış, hiç kimsenin devrimcilere hakaret edemeyeceğini belirtmişlerdir. Merkez yöneticilerinden biri ise konuşmaya müdahale ederek her zamanki provokatif tavrıyla kavga çıkmasına yol açmıştır.

Yalan 3: İvme Dergisi üye ve okurlarının sopa kullanması gibi bir şey kesinlikle yoktur. Aksine, sopalarla İvmecilere saldıran İMO Ankara Şb. YK yedek üyelerinden ismi bizde saklı olan biri ve bir oda çalışanıdır. Saldırganlar ellerinden sopalar alınarak durdurulmuştur. Hiçbir İvme üyesi bu sopaları kullanmamıştır.

Yalan 4: İMO’nun açıklamasında geçen “sokak kabadayılığı” ifadesi, Öğrenci Kurultayı günü tüm öğrencilerin önünde "burası benim malım, benden izinsiz bir şey yapamazsınız, sizi odaya sokmam" diyerek öğrencileri tehdit eden, politik muhaliflerine “faşist” diyerek saldıran İMO yöneticilerine yakışmaktadır.

Yalan 5: İMO'nun açıklamasındaki “İMO, farklı görüş ve yaklaşımların kendisini hiçbir baskı altında hissetmeyeceği demokratik bir işleyişe sahiptir” cümlesinin neden yalan olduğunu yukarıda anlatılanlar yeterince örneklemektedir. Kaldı ki İMO yönetim anlayışının Küçük Kurullarda kendisinden farklı düşünenlere yönelik ilk saldırısı bu da değildir. Bundan birkaç yıl önce bir başka muhalif grup Küçük Kurul’da İMO yönetiminin “demokrat şiddetinden” nasibini almıştır.

Yalan 6: İMO’nun açıklamasındaki "Saldırının devrimci demokrat mühendislere yönelmesi, onların şahsında bir bütün olarak İMO ve TMMOB örgütlülüğünü hedef alması" ifadesi tamamiyle ortalığı bulandırarak hedef saptırmaya ve kendi suçlarını gizlemeye yöneliktir.

İMO’nun ve İMO paralelinde açıklamalar yapan diğer Odalar’ın sözlerinde teşhir edilmesi gereken yalanlar yazmakla bitecek gibi olmadığından burada kesiyoruz. Söz konusu açıklamaların bazılarında Küçük Kurul’da yaşananların AKP’nin Odalara ve TMMOB’ye yönelik baskıları ve son günlerde Ankara’da devrimcilere yönelik faşist saldırılarla ilişkilendirilmeye çalışılması parmak ısırtan bir demagojidir. Yukarıda anlatıldığı gibi olay, İMO etkin yönetim anlayışının aylardır süren kışkırtmaları sonucu yaşanmıştır. Küçük Kurul’u iptal ederek ya da erteleyerek üyeleri Kızılay’daki protestoya çağırma hassasiyetini göstermeyen İMO yönetimi (İvme Dergisi’nin Küçük Kurul’a katılmamış olan üyeleri aynı saatlerde Kızılay’dadır oysa) gerçekleri gizlemek için sol duyarlılıkları malzeme olarak kullanmaktadır.

Bundan üç ay önce öğrencilere uygulanan şiddeti mahkum etmeyenlerin bugünkü şiddet karşıtlığı söylemi inandırıcı değildir.

İMO’yu kendi malları olarak gören, muhalif tavır alanları baskı, küfür ve şiddet uygulayarak sindirmeyi ve susturmayı bir alışkanlık haline getiren İMO etkin yönetim anlayışı, TMMOB’nin demokrat geçmişinden ve demokratik geleneklerinden ders çıkartmalı ve bugüne kadarki davranışlarının özeleştirisini vermelidir.

Devrimci demokratlar arası ilişkiler açısından asıl kara leke olan, gerçekler bu kadar somut ve açık olarak ortadayken, Odalardan sağladıkları çıkarlar gereği bu gerçekleri çarpıtmaktan utanmayanlardır.

İMO’da bir süredir sürdürülen şiddet politikalarına ses çıkarmayan başta TMMOB Başkanı olmak üzere, TMMOB, İMO ve diğer bazı Odalar’ın yönetim anlayışları ile destekçileri Politeknik Grubu’nu bu davranış tarzından vazgeçmeye çağırıyoruz.

TMMOB etkin yönetim anlayışı tarafından sahiplenilen bu antidemokratik şiddet politikasının başta TMMOB örgütlülüğüne zarar verdiğini bu çevrelerin kısa sürede kavramasını ve bu politikalarına son vermesini diliyoruz.

Odalardan maddi ya da sosyal herhangi bir rant beklentisi olmayan, TMMOB içinde ilkeli politikalar adına muhalefet yapan devrimci, demokrat mühendisler, kendilerine yöneltilen hakaret, küfür ve şiddete boyun eğmeyecek ve geri adım atmayacaklardır.


Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada
Artı İVME

http://www.ivmedergisi.com/ivme-aciklama-25-yalan-iftira-ve-demagojileriniz-gercekleri-gizlemeye-yetmeyecek.html

13 Aralık 2008 Cumartesi

Açıklama No:16 Makina Mühendisleri Odası ve İnşaat Mühendisleri Odası Yöneticileri TMMOB Genel Kurul Kararlarını Tanımıyor


Mayıs 2008 de yapılan TMMOB 40. Genel Kurulu, 60. Hükümetin AKP’li beş mühendis bakanının üyeleri oldukları odaların onur kurullarına sevk edilmesine karar vermişti. TMMOB Genel Kurul kararın tam metni aşağıdadır:

"60. Cumhuriyet Hükümeti‘nin mühendis kökenli Bakanlarından, Metalurji Mühendisi Hilmi Güler (Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı), İnşaat Mühendisi Faruk Nafiz Özak (Bayındırlık ve İskan Bakanı), Gemi Mühendisi Binali Yıldırım (Ulaştırma Bakanı), Makina Mühendisi Mehmet Zafer Çağlayan (Sanayi ve Ticaret Bakanı) ve İnşaat Mühendisi Veysel Eroğlu (Çevre ve Orman Bakanı) Bakanlık görevlerini yürütürken, doğal kaynaklarımızın ve doğal varlıklarımızın korunması, geliştirilmesi ve bu alanda kamusal ve toplumsal yararın öne çıkarılması yerine, bilime, tekniğe, mühendisliğin evrensel ilke ve doğrularına ve meslek etiğine aykırı uygulamaları ile doğal kaynaklarımızın yönetimi ve işletiminde, doğal varlıklarımızın, çevrenin, tarihi değerlerin ve kültürel mirasın korunması, geliştirilmesi ve gelecek kuşaklara taşınması süreçlerinde, tam anlamı ile bir yağma ve tahrip etme döneminin önünü açan karar ve uygulamaların öznesi olmuşlardır. Bu noktada ve konumda bulunan, yukarıda isimleri ve meslekleri belirtilen mühendis kökenli Bakanların, TMMOB Yasası ve TMMOB‘nin ilgili Yönetmelikleri gereğince, üyesi bulundukları Oda‘ların Onur Kurulları‘na, ODA‘LARINDAN İHRAÇ talebi ile sevk edilmeleri hususunda 40. Dönem TMMOB Yönetim Kuruluna görev verilmesine,”

TMMOB Genel Kurul kararı bu kadar açık bir şekildeyken, İMO ve MMO yöneticileri, birbirinin adeta karbon kopyası olarak kaleme alınmış yönetim kurulu kararlarıyla bu genel kurul kararını uygulamayacaklarını ilan etmişlerdir. Bunu yaparken de TMMOB Disiplin Yönetmeliğinin 12. maddesine sığınmaya çalışmışlardır. TMMOB Disiplin Yönetmeliğinin 12 maddesi ise aşağıdaki şekildedir:


"Madde 12 - Disiplin işlemleri soruşturma ve kovuşturma olarak iki bölümdür. Disiplin kovuşturmasına yer olmadığına ya da Onur Kuruluna sevk edilmesine karar verilebilmesi için Oda Yönetim Kurulu tarafından ilk incelemenin ya da soruşturmanın yapılmış olması gerekir. Disiplin soruşturma ve kovuşturmalarında ilgiliye, kendisine yöneltilen suçun açık ve yazılı olarak bildirilmesi, yazılı savunmasının istenmesi ve bu savunma için 15 (on beş) günlük bir süre tanınması zorunludur."

Disiplin yönetmeliği, oda yönetimine bir üyeyle ilgili bir şikayet gelmesi veya bir üyenin mesleki konuda yönetmeliklere aykırı davranması durumunda, bu konu hakkında bir ilk inceleme yapması ve onur kuruluna sevk edilip edilmemesine karar vermesi yetkisi vermektedir. Oysa genel kurula gelen önergeler çerçevesinde yapılan tartışmalar sonrasında adı geçen mühendis beş bakanın onur kurullarına sevki zaten karar altına alınmış durumdadır. Oda yönetim kurulları bu kararları tartışamadan uygulamak zorundadırlar. Bu aşamadan sonra bir disiplin cezasına gerek olup olmadığına karar verecek olan organ onur kurulunun kendisidir. Ayrıca, oda yönetim kurulları bir ilk inceleme veya soruşturma yapmaya kendilerini yetkili görseler bile, ilgiliye kendisine yöneltilen suçun bildirilmesinin ve yazılı savunma istenmesinin zorunlu olduğu yönetmelikte açıkça ifade edilmiştir.
Genel Kurul kararı ve disiplin yönetmeliğinin 12. maddesi bu kadar açık ve net olarak ortadayken, İMO ve MMO yönetim kurulları, yönetmelikteki ön inceleme tanımlaması arkasına gizlenerek, fakat adı geçen bakanlardan savunma istemeyip 12. maddeyi de ihlal ederek, AKP’li bakanlar adına adeta savunma kaleme almışlardır.
Bu İMO ve MMO yöneticilerine göre, AKP’li bakanlar, 1950’lerden beri uygulanan ve ülkemizi ve kaynaklarımızı emperyalist sömürüye açan politikaların yalnızca “masum” uygulayıcısıdırlar. Yani bu politikaları, ilk bu AKP’li bakanlar yürürlüğe koymadıkları ve bu gün “çaresiz” durumda bu politikaları uyguladıkları için, ülke kaynaklarımızın emperyalist tekellere peşkeş çekilmesinden sorumlu tutulamazlar. İMO ve MMO yöneticilerine göre, bu tür suçlamalar bu “masum” beş bakan için “abartılı” suçlamalardır.
İMO ve MMO yöneticileri mantık sınırını öyle bir zorlamışlardır ki, onların mantığına göre, ülkemizi talana ve halkımızı yoksulluğa mahkum eden politikalardan bugün için herhangi bir politikacıyı suçlamak dahi mümkün değildir. Bir adım daha ileri gidilse, sorumlusu ortada olmayan bu politikalara dahil olmakta da bir sakınca yoktur. Nasılsa sorumlular ta 50–60 yıl öncesinin politikacılarıdır. O halde, nasılsa bu politikalar yürürlükte olduğuna göre, AB projeleri içinde yer alınabilir, hatta bu projeler için AB fonlarından bile yararlanılabilinir. Ve hatta henüz yeni sömürüye açılan mühendislik hizmet alanlarında da, yetkinlik, uzmanlık veya yetkili mühendislik gibi projelerle bu politikaların bir bileşeni bile olunabilir. Bu mantığa göre, sistemin tüm kurumları da “masum” kabul edilebilir ve bu kurumların iftar yemeklerinde de boy göstermekte sakınca yoktur.
Tüm bunlar yapılırken de, bunların Teoman Öztürk’ün çizgisinin devamı olduğu iddia edilebilir. Emperyalist sömürüye karşı çıkanlar ise, İMO karar metninde yazıldığı gibi, “1970’ler ve özellikle de Teoman ÖZTÜRK döneminden beri TMMOB’nin izlediği geleneksel çizgiden ciddi bir sapma olarak” değerlendirilebilir.
İMO yöneticilerinin karar metinlerinde yazmış oldukları gibi, “Bu Genel Kurulda gerek TMMOB’nin iç yaşamı gerekse izlediği geleneksel toplumcu, devrimci, demokrat, yurtsever bağımsız çizgide bir iç “kırılma” yaşanmıştır.”
Fakat bu kırılma, TMMOB genel Kurul kararını uygulamak yerine, “ilk inceleme” adı altında AKP’li bakanlar adına savunma metinleri yazan ve TMMOB’yi sistemin bürokratik bir kurumu durumuna getirmeye çalışan ve ne yazık ki şu anda etkin bir şekilde yönetimlerde bulunan anlayış ile; devrimci, demokrat, yurtsever mühendis, mimar kitlesi arasında yaşanmıştır.
Şimdi bu konu İMO ve MMO Onur Kurullarının görev alanına girmiş durumadır. TMMOB Disiplin Yönetmeliğinin 6/b maddesine göre İMO ve MMO onur kurulları, TMMOB’nin devrimci, demokrat, yurtsever tabanının konuya ilişkin itirazını ele almak zorundadır.
Devrimci, demokrat ve yurtsever mühendislerin sesi olan + İVME dergisi olarak konunun takipçisi olacağımızı ve TMMOB’yi geri bir çizgiye çekmeye çalışanlardan TMMOB platformlarında hesap soracağımızı ilan ediyor, tüm sağduyulu TMMOB üyelerini göreve çağırıyoruz.

Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada
+ İVME

21 Ekim 2008 Salı

AÇIKLAMA NO.16: Makina Mühendisleri Odası ve İnşaat Mühendisleri Odası Yöneticileri TMMOB Genel Kurul Kararlarını Tanımıyor


Mayıs 2008 de yapılan TMMOB 40. Genel Kurulu, 60. Hükümetin AKP’li beş mühendis bakanının üyeleri oldukları odaların onur kurullarına sevk edilmesine karar vermişti. TMMOB Genel Kurul kararın tam metni aşağıdadır:

"60. Cumhuriyet Hükümeti‘nin mühendis kökenli Bakanlarından, Metalurji Mühendisi Hilmi Güler (Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı), İnşaat Mühendisi Faruk Nafiz Özak (Bayındırlık ve İskan Bakanı), Gemi Mühendisi Binali Yıldırım (Ulaştırma Bakanı), Makina Mühendisi Mehmet Zafer Çağlayan (Sanayi ve Ticaret Bakanı) ve İnşaat Mühendisi Veysel Eroğlu (Çevre ve Orman Bakanı) Bakanlık görevlerini yürütürken, doğal kaynaklarımızın ve doğal varlıklarımızın korunması, geliştirilmesi ve bu alanda kamusal ve toplumsal yararın öne çıkarılması yerine, bilime, tekniğe, mühendisliğin evrensel ilke ve doğrularına ve meslek etiğine aykırı uygulamaları ile doğal kaynaklarımızın yönetimi ve işletiminde, doğal varlıklarımızın, çevrenin, tarihi değerlerin ve kültürel mirasın korunması, geliştirilmesi ve gelecek kuşaklara taşınması süreçlerinde, tam anlamı ile bir yağma ve tahrip etme döneminin önünü açan karar ve uygulamaların öznesi olmuşlardır. Bu noktada ve konumda bulunan, yukarıda isimleri ve meslekleri belirtilen mühendis kökenli Bakanların, TMMOB Yasası ve TMMOB‘nin ilgili Yönetmelikleri gereğince, üyesi bulundukları Oda‘ların Onur Kurulları‘na, ODA‘LARINDAN İHRAÇ talebi ile sevk edilmeleri hususunda 40. Dönem TMMOB Yönetim Kuruluna görev verilmesine,”

TMMOB Genel Kurul kararı bu kadar açık bir şekildeyken, İMO ve MMO yöneticileri, birbirinin adeta karbon kopyası olarak kaleme alınmış yönetim kurulu kararlarıyla bu genel kurul kararını uygulamayacaklarını ilan etmişlerdir. Bunu yaparken de TMMOB Disiplin Yönetmeliğinin 12. maddesine sığınmaya çalışmışlardır. TMMOB Disiplin Yönetmeliğinin 12 maddesi ise aşağıdaki şekildedir:


"Madde 12 - Disiplin işlemleri soruşturma ve kovuşturma olarak iki bölümdür. Disiplin kovuşturmasına yer olmadığına ya da Onur Kuruluna sevk edilmesine karar verilebilmesi için Oda Yönetim Kurulu tarafından ilk incelemenin ya da soruşturmanın yapılmış olması gerekir. Disiplin soruşturma ve kovuşturmalarında ilgiliye, kendisine yöneltilen suçun açık ve yazılı olarak bildirilmesi, yazılı savunmasının istenmesi ve bu savunma için 15 (on beş) günlük bir süre tanınması zorunludur."

Disiplin yönetmeliği, oda yönetimine bir üyeyle ilgili bir şikayet gelmesi veya bir üyenin mesleki konuda yönetmeliklere aykırı davranması durumunda, bu konu hakkında bir ilk inceleme yapması ve onur kuruluna sevk edilip edilmemesine karar vermesi yetkisi vermektedir. Oysa genel kurula gelen önergeler çerçevesinde yapılan tartışmalar sonrasında adı geçen mühendis beş bakanın onur kurullarına sevki zaten karar altına alınmış durumdadır. Oda yönetim kurulları bu kararları tartışamadan uygulamak zorundadırlar. Bu aşamadan sonra bir disiplin cezasına gerek olup olmadığına karar verecek olan organ onur kurulunun kendisidir. Ayrıca, oda yönetim kurulları bir ilk inceleme veya soruşturma yapmaya kendilerini yetkili görseler bile, ilgiliye kendisine yöneltilen suçun bildirilmesinin ve yazılı savunma istenmesinin zorunlu olduğu yönetmelikte açıkça ifade edilmiştir.
Genel Kurul kararı ve disiplin yönetmeliğinin 12. maddesi bu kadar açık ve net olarak ortadayken, İMO ve MMO yönetim kurulları, yönetmelikteki ön inceleme tanımlaması arkasına gizlenerek, fakat adı geçen bakanlardan savunma istemeyip 12. maddeyi de ihlal ederek, AKP’li bakanlar adına adeta savunma kaleme almışlardır.
Bu İMO ve MMO yöneticilerine göre, AKP’li bakanlar, 1950’lerden beri uygulanan ve ülkemizi ve kaynaklarımızı emperyalist sömürüye açan politikaların yalnızca “masum” uygulayıcısıdırlar. Yani bu politikaları, ilk bu AKP’li bakanlar yürürlüğe koymadıkları ve bu gün “çaresiz” durumda bu politikaları uyguladıkları için, ülke kaynaklarımızın emperyalist tekellere peşkeş çekilmesinden sorumlu tutulamazlar. İMO ve MMO yöneticilerine göre, bu tür suçlamalar bu “masum” beş bakan için “abartılı” suçlamalardır.
İMO ve MMO yöneticileri mantık sınırını öyle bir zorlamışlardır ki, onların mantığına göre, ülkemizi talana ve halkımızı yoksulluğa mahkum eden politikalardan bugün için herhangi bir politikacıyı suçlamak dahi mümkün değildir. Bir adım daha ileri gidilse, sorumlusu ortada olmayan bu politikalara dahil olmakta da bir sakınca yoktur. Nasılsa sorumlular ta 50–60 yıl öncesinin politikacılarıdır. O halde, nasılsa bu politikalar yürürlükte olduğuna göre, AB projeleri içinde yer alınabilir, hatta bu projeler için AB fonlarından bile yararlanılabilinir. Ve hatta henüz yeni sömürüye açılan mühendislik hizmet alanlarında da, yetkinlik, uzmanlık veya yetkili mühendislik gibi projelerle bu politikaların bir bileşeni bile olunabilir. Bu mantığa göre, sistemin tüm kurumları da “masum” kabul edilebilir ve bu kurumların iftar yemeklerinde de boy göstermekte sakınca yoktur.
Tüm bunlar yapılırken de, bunların Teoman Öztürk’ün çizgisinin devamı olduğu iddia edilebilir. Emperyalist sömürüye karşı çıkanlar ise, İMO karar metninde yazıldığı gibi, “1970’ler ve özellikle de Teoman ÖZTÜRK döneminden beri TMMOB’nin izlediği geleneksel çizgiden ciddi bir sapma olarak” değerlendirilebilir.
İMO yöneticilerinin karar metinlerinde yazmış oldukları gibi, “Bu Genel Kurulda gerek TMMOB’nin iç yaşamı gerekse izlediği geleneksel toplumcu, devrimci, demokrat, yurtsever bağımsız çizgide bir iç “kırılma” yaşanmıştır.”
Fakat bu kırılma, TMMOB genel Kurul kararını uygulamak yerine, “ilk inceleme” adı altında AKP’li bakanlar adına savunma metinleri yazan ve TMMOB’yi sistemin bürokratik bir kurumu durumuna getirmeye çalışan ve ne yazık ki şu anda etkin bir şekilde yönetimlerde bulunan anlayış ile; devrimci, demokrat, yurtsever mühendis, mimar kitlesi arasında yaşanmıştır.
Şimdi bu konu İMO ve MMO Onur Kurullarının görev alanına girmiş durumadır. TMMOB Disiplin Yönetmeliğinin 6/b maddesine göre İMO ve MMO onur kurulları, TMMOB’nin devrimci, demokrat, yurtsever tabanının konuya ilişkin itirazını ele almak zorundadır.
Devrimci, demokrat ve yurtsever mühendislerin sesi olan + İVME dergisi olarak konunun takipçisi olacağımızı ve TMMOB’yi geri bir çizgiye çekmeye çalışanlardan TMMOB platformlarında hesap soracağımızı ilan ediyor, tüm sağduyulu TMMOB üyelerini göreve çağırıyoruz.

Mühendislik, Mimarlık ve Planlamada
+ İVME